Ne yapsanız kilo veremiyorsanız…
January 7, 2008
Kilo kaybetmek için özel beslenme ve egzersiz programlarına başlayanlar bazen daha yolun başında pes eder! Peki ama neden?
Kilo verememenin pek çok nedeni var ama en önemlisi arzulanan kilo kaybının bir türlü sağlanamamasıdır. Eğer bir kilo kaybı programında yağlarınızdan istediğiniz hızda kurtulamıyorsanız bu yazıyı dikkatle okuyun. Mutsuz bir zayıflama yolcusu olmak istemiyorsanız anlatılanların sizinle ilgili olup olmadığına daha çok dikkat gösterin. Aklınıza takılan soruların çoğunun yanıtını da önceki başarısızlıklarınızın nedenlerini de bu yazıda bulabileceğinizi umuyorum.
Hormonlar: Gizli kilo sabotajcıları
Kilo yönetimi programına baÅŸlayan hastalarımıza neredeyse ezberletmeye çalıştığımız bir cümle var: Kilo kaybını deÄŸil yaÅŸam tarzınızı deÄŸiÅŸtirmeyi hedefleyin. EÄŸer kilo kaybına odaklanırsanız ve hele bir de yaÄŸlardan kurtulmanın aynı hızda devam edeceÄŸini sanırsanız bir süre sonra hayal kırıklığına uÄŸrarsınız. Vücudunuz özenle biriktirdiÄŸi yaÄŸlarını kaybetmekten pek hoÅŸlanmaz. Kilo almaya karşı herhangi bir direnç göstermeyen bedenimizin kilo kaybına gösterdiÄŸi tepki traji-komik bir davranıştır. Bu davranıştan “tutumlu genler”in sorumlu olduÄŸunu daha önce yazmıştık. Buzul çağındaki uzun açlık dönemlerinde insan genlerinde oluÅŸan deÄŸiÅŸikliklerin ürettiÄŸi bu tutumlu genler -herhangi bir açlık, kıtlık ihtimaline karşı- vücudun yaÄŸ kaybını engellemektedir. Vücudunuz bunu baÅŸaracak pek çok sistem ve kimyasalla donatılmıştır.
İlk yanıtı tiroit bezi veriyor
İlk yanıt tiroit hormonları aracılığıyla verilir. Siz kilo vermeye başlayınca bedeninizde üretilen T4 hormonunun T3 hormonuna dönüşmesi bozulmakta, bir tiroit hormonu yetersizliği ortaya çıkmaktadır. Tiroit hormonu yetersizliğinin daha yavaş çalışan, daha az enerji harcayan bir metabolik süreç oluşturduğunu yani metabolizmanızı tembelleştirdiğini daha önce de hatırlatmıştık. Kilo kaybı sürecinde bir süre sonra ortaya çıkan yavaşlamanın başka nedenleri de var. Bunların da çoğu hormonal savunma mekanizmalarıdır. Vücudunuz leptin, oreksin, ghrelin, insülin, kortizol gibi hormonları salgılama süreçlerinde yaptığı değişikliklerde yağ kaybını önlemeye çalışır. Kısacası eğer bir kilo kaybı süreci planlıyorsanız vücudunuzda şu veya bu şekilde yaşayacağınız metabolik ve hormonal bazı kavgalara hazır olmalısınız.
Siz de mutsuz bir “kronik diyetçi” olmayın
“Kilo kaybedemiyorum” diye üzülen hastaların yaptıkları en önemli yanlış, beslenme hatalarıdır. Kilo kaybı için uzun süre aç kalan, düzensiz yemek yiyen, besin dengelerini bozan diyetlerle metabolizmasını alt üst eden, bütün gün aç kalıp akÅŸam saatlerinde sürekli buzdolabını ziyaret eden -hatta bu ziyaretlerini gece tatlı uykusunu bölerek sürdüren-, kilo vermeye çalışmasına raÄŸmen hálá karbonhidratı fazla, ÅŸekerden zengin, besin yükü fazla besinler tüketerek, kafeinli içecekler ve diyet ürünlerle hipoglisemi nöbetlerini tetikleyen pek çok müzmin diyetçi(!) tanıdım. Her ÅŸeyi bildiklerini ve her yolu denediklerini ama kilo kaybını bir türlü beceremediklerini anlatırken bile ümitsiz ve yorgundular. Üzülerek belirtelim ki kronik diyetçilerin üretiminde onlar kadar yanlış diyet programlarının, ticari diyet merkezlerinin, kuÅŸkulu diyet ürünlerinin, tehlikeli, zararlı ve etkisiz diyet haplarının ve bu iÅŸi sadece kazanç amacıyla yapan sözde uzmanların da rolü var.
Sadece “yememek” iÅŸi çözmüyor
Vücudunuzun kilo kaybına direnmesinin ikinci önemli nedeni çok önemli bir şeyin, daha aktif bir yaşam tarzı geliştirme yani daha fazla bedensel egzersizin unutulmasıdır. Hareket sürenizin yoğunluk ve sıklığını artırmadan, vücudunuzu eskisinden daha çok kalori harcayan bir araç haline getirmeden yağ kaybını başarmanız, başarsanız bile bu başarıyı istediğiniz hıza ulaştırmanız, sürdürmeniz ya da korumanız pek mümkün olmaz. Bedensel aktivite yaktığı kalorilerin yanında istirahat metabolizma hızınızı da artırarak kilo kaybınızı destekleyecektir.
Hastalıklar da kilo aldırabilir
Kilo kaybına neden olan sabotajcılar arasında bedensel sorunlar, hormonal-metabolik hastalıklar da vardır. Senelerdir kilo kaybına muvaffak olamayan “polikistik over sendrom”lu pek çok genç kız veya orta yaÅŸlı hasta tanıdım. Gözden kaçmış tiroit bezi tembelliÄŸi (hipotiroidi) sorunu çözülmediÄŸi için kilo veremeyen çok sayıda hastam oldu. Glikoz tolerans bozukluÄŸu düzeyine ulaÅŸmış “hiper-insülinemi” yani aşırı insülin üretimi ve buna hücresel cevapsızlık problemi olan ve bu nedenle hipoglisemi-hiperglisemi dalgalanmaları yaÅŸamaktan yorulan yorgun, bitkin, uykulu, unutkan, sinirli hastaları da bu gruba ekleyebilirsiniz.
Orta yaş sınırını geçince kilolar artıyor
Orta yaşlı erkeklerin veya menopoz dönemini yaşayan kadınların ortak problemlerinden biri de kilo kaybında yaşanan zorlanmalardır. Bahara girerken kış aylarında biriktirdiği 23 kiloluk kayıpları, eskiden 23 haftalık diyetler ve hafif aktivite artışlarıyla çözümlerken şimdi zorlanan 45-50 yaş kuşağı hastaların hikáyesini kilo sorununun çözümüyle uğraşan hekimlerin hepsi iyi bilir. Burada erkeklerde testosteron hormonunun kadınlarda östrojen ve diğer hormonların azalması kilo direncinin başlıca nedenleridir. Unutmayın! Vücudunuz kolay kilo almak, kolayca yağlanmak ama bunları kolay kolay bırakmamak üzere programlanmış son derece akıllı bir makinedir. Eğer kilo sorununuzu çözmek istiyorsanız o makineden gelen seslere kulak verin.
İlaçlar kilo aldırır mı?
Kilo vermekte zorlanıyorsanız kullandığınız ilaçları da şöyle bir gözden geçirmenizde fayda var. Bazı ilaçlar ne yazık ki kilo almayı kolaylaÅŸtırıyor. Bunların ilk sırasında kortizol içeren ilaçlar geliyor. Ne iyi ki hekimler de hastalar da kortizol ihtiva eden ilaçların bu riskini artık çok iyi biliyor. Åžimdi en yaygın tehlike depresyon ilaçlarının sorumsuz ve dikkatsiz kullanımı ile iliÅŸkili gibi görünüyor. Bu ilaçlara bir psikiyatri uzmanı, bu konuda deneyimli bir iç hastalıkları hekiminin önermesi olmadan baÅŸlamamak gerekiyor. Depresyon giderici ilaçlar, bırakın hekim önerisini bazı hastalar tarafından komÅŸuların önerisi ile bile kullanılır hale geldi. Anti-depresan ilaçların çoÄŸunun kilo aldırdığı doÄŸru ama tedavisi gereken bir depresyon problemi varsa bu ilaçların kullanılması da tıbbi bir zorunluluktur. Dikkat edilmesi gereken nokta bu ilaçlara baÅŸlarken bir uzman desteÄŸi almak, onları rastgele kullanmamaktır. EÄŸer “majör depresyon” tedavisi gören biriyseniz kilo alma bahanesiyle ilaçlarınızı asla kesmemeniz gerektiÄŸini de bilmelisiniz. Kilo almayı kolaylaÅŸtıran ilaçlar listesine anti- histaminikleri, bazı beta reseptör engelleyici ilaçları da ekleyebilirsiniz.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu
Bu Yazıya Yorum Yapın Fikirlerinizi Paylaşın... ?




