Açlığa DayanabilmeK
Özelikle diyete başladığınız zaman, tatlı gıdalara karşı duyulan özlemi bilirsiniz, insanda olağanüstü bir istek uyandırır. Bu isteği bastırmak için size beş öneride bulunacağım:
· Açlık hissini duyar duymaz hemen bir şeyler atıştırmaya kalkmayın ve on dakika bekleyiniz. Belki bu süre içinde ortaya çıkan o açlık arzusunun önüne geçmiş veya açlık durumunuz herhangi bir gıda almadan da azalmış olacaktır.
· Bu durumda hemen bir bardak su içiniz. Mideniz dolduğunda doyma refleksi sayesinde açlık hissinizi kandırmış olacaksınız. Mide dolduğu için açlığı daha iyi tolere edebilirsiniz.
· Yanınızda limon varsa bir dilim kesip suyunu içiniz.İçilen bir dilim limon suyu açlık hissini azaltacaktır.
· Büyük öğünler yerine daha sık aralıklarla az gıda yiyiniz. Doyma dorumu beyinde kontrol edilen bir merkez sayesinde yapılmaktadır. Ara öğünleri zevk alarak bekleyiniz.
· Açlık hissinden uzak durmanın diğer bir şekli ise hareket halinde olmaktır. Sadece kalorinin sınırlanması ile olan bir diyet uzun vadede başarılı olamaz. Onun için kalorinin sınırlanmasının yanı sıra aynı zamanda egzersiz yapmak ve hareket halinde olmak bir o kadar önemlidir.
Hareketlilik paralelinde verilen kilolar kalıcı olarak verilmiş olan kilolardır
Kışın çorba için!
Bazal metabolizmanın değiştiği kış aylarında, vücut ısısının normale dönmesi için alınan yüksek enerjili gıdalar, aşırı kiloya neden oluyor. En iyisi çorba içmek!
Kış aylarında havaların soğuması, vücudun bazal metabolizması üzerinde olumsuz etki yapıyor. Soğuğa karşı ısısı değişmeye başlayan vücut, normal ısı düzeyine ulaşmak ve kendisini ayarlamak için, alınanın yanı sıra fazladan enerjiye ihtiyaç duyuyor.
Konya SSK Hastanesi Diyet Uzmanı Şirin Kayhan Eser, enerjiye ihtiyaç duyulması nedeniyle kişilerin yeme isteğinin arttığını ve enerji seviyesi yüksek olan karbonhidratlı yiyeceklere yöneldiğini söyledi.
Soğuk havalarda çok yemenin yanı sıra evden ya da çalışılan yerden dışarı fazla çıkılmadığını kaydeden Eser, bunun da hareketsizliğe neden olduğunu, yenilenlerin eritilmemesine ve kilo alınmasına yol açtığını bildirdi.
KIŞ MEVSİMİNDE EN AZ 5 KİLO
Bazal metabolizmanın değiştiği kış aylarında, vücut ısısının normale dönmesi için alınan yüksek enerjili gıdalar ve hareketsizlik nedeniyle çok sayıda kişinin kış dönemini en az 5 kilo fazlalığı ile kapattığını vurgulayan Eser, vücudun kilo alma alışkanlığı kazanması durumunda tehlikeli hastalıklara yakalanma riskinin artacağını ifade etti.
Aşırı kilonun tansiyon, şeker, damar tıkanıklığı ve kalp rahatsızlıkları gibi çok sayıda hastalığa yol açabileceğini, bu nedenle dikkatli olunması gerektiğini ifade eden Eser, kış aylarında kilo almanın önüne geçebilmek için tok tutucu özelliği olan çorbanın her öğünde tüketilmesini önerdi.
Eser, hamurlu ve yağlı yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini de vurgulayarak, ”Akşamın geç saatlerinde yeme isteğine karşı iradeli davranılmalı, açlık, yiyecek yerine içeceklerle geçiştirilmelidir. Gün boyunca sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeli, hamur tatlılar yerine sütlü tatlılar tüketilmelidir” diye konuştu.
Eser, obezlerin sağlıklı yaşam sürebilmesi için fazla kilolarından kurtulmalarına yönelik diyet programları uyguladıklarını belirterek, ”Kış aylarındaki programlarımızda genelde başarılı olamıyoruz. Normalde hareketsiz olan ve yeme isteklerinin önüne geçemeyen obezler kış aylarında vermesi gereken kilo kadar daha kilo alıyor. Bu yüzden diyet uzmanları kendileri açısından oldukça zor geçen kış aylarını pek sevmezler” dedi.
Kısa süreli diyetten kaçının
Çabuk kilo verdiren diyetler neden işe yaramıyor? Dikkat ettiniz mi kısa zamanda verdiğiniz kiloları yine kısa zamanda geri alıyorsunuz. Peki nedenini düşündünüz mü?
Vücut normal temposunda çalışırken birdenbire aşırı kilo verdiren 800 - 900 kalorilik bir programa geçtiğiniz zaman vücut bunu açlık tehlikesi olarak algılıyor ve beyin vücuda ‘temponu düşür’ diyor. Bu kez vücut çalışma hızını düşürüyor.
Azalan besin miktarını dengeli kullanmak istiyor. İsveç diyeti gibi rejimleri en fazla 10-15 gün uygulayabilirsiniz. Sonra normal yeme biçimine herkes geri dönüyor.
Çabuk kilo verdiren diyetlerde en büyük kilo kaybı ilk birkaç günde olur. Ancak kaybedilen genellikle yağ değil, sudur. Bu diyetler şişmanlığa ancak geçici çözümler sağlar.
Bu diyetten sonra tipik alışkanlıklarınıza, yağlı, tuzlu şekerli unlu yeme tipine geri döndüğünüzde vücudunuzun temposunu bilinçsiz bir diyetle yavaşlattığınız için artık yeni gelen yiyecekle metabolizmanız baş edemez. Eskisi gibi yeseniz de daha çok kilo almaya başlarsınız. Ayrıca bu diyetler kişide stres yaratır ve daha çok yemeye yöneltir. Kişinin ileride uygulayacağı diyet programlarında başarılı olması zorlaşır, sağlıklı diyetlere zor cevap verir. Özellikle ergenlik çağında kesinlikle yapılmamalı.
Gözünüz belinizde olsun!
Bel bölgesindeki yağlanmanın çok tehlikeli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Vedat Sansoy, “Bel kalınlığının erkeklerde 102, kadınlarda ise 88 santimetreden fazla olması, kalp hastalığı riskini 1.5 kat artırıyor. Özellikle 40 yaşından sonra” diyor
ZAYIFLARKEN sağlığınızdan olmayın - 2
AYŞEGÜL AYDOĞAN
Kilolar arttıkça, vücuttaki yağlanma bölgeleri de değişiyor. Kalça, bel, basenler yavaş yavaş genişliyor. Ancak kaç kilo alındığından ya da kaç kilo fazlanız olduğundan çok, yağın nerede ve ne kadar biriktiği artık daha önemli.
Günümüzde obezite ve kalp hastalıkları riski denince, kabul edilen parametrelerin başında bel çevresi ölçümü geliyor. Konuyla ilgili sorularımızı Haseki Hastanesi Kardiyoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Vedat Sansoy yanıtladı.
5 risk faktörü arasında
Elma ve armut tipi şişmanlık nedir?
Yağın bedenin alt bölümlerinde, basen ve kalçada toplanmasına jinoid yani armut tipi şişmanlık, yağın bel çevresinde toplanmasına ise android yani elma tipi şişmanlık diyoruz. Özellikle elma tipi şişmanların kesinlikle zayıflamasını öneriyoruz.
Bel çevresi son yıllarda neden önem kazandı?
Bel çevresi, kalp hastalıkları riskini belirleyen metabolik sendrom dediğimiz 5 risk faktöründen biri. Kolesterol, sigara gibi bilinen kalp hastalıkları nedenleri, bugün kabul edilen riskler arasında yer almıyor.
Nedir bu riskler?
Bel çevresinin erkeklerde 102, kadınlarda 88 santimetreden yüksek olması, HDL kolesterolün 40′ın altında olması, trigliserid değerinin 150′nin üzerinde olması, kan basıncının 140 - 90′ın üzerinde olması ve açlık kan şekerinin 110′un üzerinde olması. Tüm bunlar kalp hastalığı riskini artırıyor.
Kolesterol de artıyor
Beldeki yağlanma neden kalp hastalıkları riskini belirliyor?
Bel çevresindeki yağ, iç organları tutuyor. Riskli olan bu. Bel çevresi bu değerlerin üstünde çıkan kişilerde kalp ve damar hastalıkları riski 1.5 kat artıyor. Bel çevresi yüksek saptananlarda tansiyon ve kolesterol değerleri de daha yüksek.
Kimler bel çevresini ölçmeli?
Aslında herkes ölçmeli diyoruz ama özellikle 40 yaşın üstündeki kişiler mutlaka bel ölçüsünü bilmeli.
Kolesterol önemini yitirdi mi?
Önemini yitirmedi ama şöyle bir durum olabilir. Kişinin kolesterolü normal çıkabilir. Buna karşılık bel çevresinde yağlanma oranı fazladır, dolayısıyla bu kişi risk grubundadır.
Türklerin bel çevresi ne durumda?
Türk Erişkinlerinde Kalp Hastalığı ve Risk Faktörleri Sıklığı Taraması Çalışması’na göre Türkiye’de özellikle kadınların beli giderek kalınlaşıyor.
AÇ KALMADAN AYDA 10 KİLO VERİN!
KAHVALTI
Çay, kahve vs. (Şekersiz)
2 kibrit kutusu peynir (60 gram)
Salata
1 ince dilim ekmek (30 gram)
ÖĞLE
3 köfte kadar et, tavuk, balık (90 gram = 1 porsiyon)
Salata
1 ince dilim ekmek
Veya
1 kâse çorba
Salata
1 ince dilim ekmek
Veya
1 adet kaşarlı yağsız tost ve çay - kahve (şekersiz)
SAAT 17.00′DE
2 porsiyon meyve
veya 2 adet galeta
AKŞAM
5 - 6 yemek kaşığı sebze yemeği
Salata
1 ince dilim ekmek
Gece boyunca 2 porsiyon meyve
NOT: Bu diyetin birinci haftasında günde yarım su bardağı yoğurt istenildiği zaman yenebilir. Ayran, cacık olarak da kullanılabilir. İkinci haftada yoğurt kullanılmaz. Diyeti uygulayan erkekler günlük porsiyon miktarlarını 1/2 oranı kadar artırabilirler.
Türk kadınları obezite sınırında
Türkiye’de özellikle kadınların, Avrupa’daki hemcinslerine oranla daha şişman olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sansoy, şunları söyledi: “Beden Kitle Endeksi değerlerine göre Avrupa’daki erkeklerde yüzde 14-15 olarak saptanan obezite değerleri, Türk erkeklerinde de aynı. Ancak kadınlarda, Batı ve Kuzey Avrupa kadınlarının yüzde 13- 14′ü Güney ve Doğu Avrupa kadınlarının yüzde 25-30′u obezken, bu oran Türk kadınında yüzde 47.”
Sadece yüzde 5 kilo kaybıyla…
Kiloyla ilişkili hastalık riskini,
Kan basıncını,
Kan şekerini,
Kandaki kolesterol ve trigliseridleri,
Ve erken ölüm riskini azaltmış olursunuz.
>Belinizi düzenli olarak ölçün
BEL ÖLÇÜSÜ ERKEK (cm) KADIN (cm)
Normal 94′ten küçük 80′den küçük
Risk düzeyi orta 95 - 102 80 - 88
Risk düzeyi yüksek 102′den büyük 88′den büyük
Sişmanlık riskini en iyi ortaya koyan Beden Kitle İndeksi (BKİ), kilogram olarak vücut ağırlığının, boyun metre cinsinden karesine bölünerek hesaplanıyor. Örneğin 70 kg. ağırlığında, boyu 1.60 cm. olan birinin BKİ’si şöyle hesaplanır: 70 / (1.60 x 1.60) = 27.34 kg/m2′dir.
Zayıf 18.5 kg/m2′den küçük
Normal (Sağlıklı) 18.5 - 24.9 kg/m2
Fazla kilolu 25.0 - 29.9 kg/m2
Obez 30 - 39.9 kg/m2
Morbid obez 40 kg/m2′den büyük
Sofrada nelere dikkat etmeli?
Kızartmalardan uzak durun.
Ekmeğe tereyağı sürmeyin.
Sosları yemeğinizden ayrı olarak isteyin.
Yağsız sebzeleri tercih edin.
Kremalı soslu yiyecekleri seçmeyin.
Bol su için.
Tatlı yerine, sık yemediğiniz bir meyveyi deneyin.
Bir öğünde fazla yerseniz, bir sonraki öğünü sadece peynir ve salata ya da yoğurt ve salata ile geçiştirin.
(Roche Diyet ve Aktivite Önerileri broşüründen yararlanılmıştır.)
SAĞLIKLI YAŞAMIN SIRRI BU PİRAMİTTE
ŞEKER
Orta seçim: Pekmez, bal, reçel, marmelat, sebze ve meyveli tatlılar.
Sakınılması gereken: Çikolatalı ve tereyağı eklenmiş ağır tatlılar.
YAĞ:
En iyi seçim: Bitkisel sıvı yağlar (zeytinyağı, soya, mısırözü, ayçiçeği), zeytin. İyi seçim: Omega 3 / Omega 6 içeren margarin, fındık fıstık, ceviz.
Orta seçim: Fıstık ezmesi, soya sosu, mayonez.
Sakınılması gereken: Tereyağı, içyağ, sadeyağ, katı margarin, şekerli fındık, fıstık ezmeleri.
(1 porsiyonda olması gereken miktar: 5 adet zeytin, 1 tatlı kaşığı sıvıyağ, 1 tatlı kaşığı Omega 3 / Omega 6 içeren margarin, 5 - 6 fındık, 3 ceviz.)
SÜT - YOĞURT:
İyi seçim: Yağı alınmış veya azaltılmış süt, yoğurt, çökelek, lor, yağsız veya az yağlı sütten yapılan dondurma ve sütlü tatlılar.
Sakınılması gereken: Tam yağlı süt, yoğurt, yağlı peynirler, kremadan yapılan dondurma.
(Günde 2 - 3 porsiyon. 1 porsiyon miktarı; 1 su bardağı süt, 1 su bardağı yoğurt.)
ET - ET ÜRÜNLERİ:
En iyi seçim: Balık, tavuk, hindinin derisiz beyaz eti. İyi seçim: Tavuk ve hindinin derisiz siyah eti, yağsız kuzu eti. Sakınılması gereken: Sakatatlar, yağlı et, kızartılmış etler, tavuk derisi. (Günde 2-3 porsiyon. Porsiyon miktarı 30 gram tavuk, balık, dana, hindi eti, 30 gr. peynir.)
SEBZELER:
En iyi seçim: Yeşillikler, lahana, pırasa, karnabahar, domates.
İyi seçim: Tüm taze sebzeler.
(Günde 3 - 5 porsiyon. 1 porsiyon miktarı; 4 çorba kaşığı pişmiş sebze, 1 orta boy havuç, 4 çorba kaşığı bezelye.)
MEYVELER:
En iyi seçim: Portakal, mandalina.
İyi seçim: Avokado dışında tüm meyveler.
(Günde 3 - 4 porsiyon. 1 porsiyon miktarı; 1 küçük boy elma, 1 küçük boy armut, 1 orta boy şeftali, 1 orta boy portakal, 3 - 4 adet kayısı veya erik.)
TAHILLAR, KURUBAKLAGİLLER
İyi seçim: Kepekli ekmek, buğday unu ekmeği, çavdar ekmeği, yulaf ekmeği, bulgur pilavı, zeytinyağlı kuru baklagil, bulgur sebze karışımı yemekler. Orta seçim: Sıvıyağ
la pişmiş pirinç pilavı, makarna, mantı, beyaz ekmek, yağsız kraker. Sakınılması gereken: Yağ ve şeker içeren her türlü unlu ürünler, bisküvi, krakerler. (Günde 6 - 11 porsiyon. 1 porsiyon miktarı; 1 ince dilim kepekli ekmek, 1 kepçe çorba, 2 çorba kaşığı bulgur pilavı, 2 çorba kaşığı pirinç pilavı, 2 çorba kaşığı makarna, 4 çorba kaşığı kurubaklagil, 1/2 haşlanmış mısır, 1 küçük patates, 1 çay bardağı leblebi.)
(Türkiye Diyetisyenler Derneği’nin broşüründen alınmıştır.)
DİYET REÇETEM
Sık sık yazacağıma söz vermiştim ve sözümü tutmaya çalışıyorum.Diyetime tam olarak uyamamakla beraber yavaş yavaş bünyemi alıştırmaya çalışıyorum.>
Bugün yine üçkuyular pazarı vardı ve ben ablama gidecektim.Ablam sabah spora gideceğini ve istersem benim de gelebileceğimi söyledi ama pek canım istemedi.Ben daha sonra gittim ve beraber kahvaltı ettik.Sonra pazara indik tabii yürüyerek ama pazarda hemen yanımızdaki bir kadının cüzdanı çalınınca bütün keyfimiz kaçtı ve fazla gezmeden döndük.Bu arada 2 yastık kılıfı daha aldım.Ayrıca fıstık yeşili bir rende ve kızım ve kendime 2 body aldım.
Bugün eşimle nişanımızın yıldönümüydü ve tam teli elime alıp onu arayacaktım ki tel çaldı.Arayan eşimdi.Kullandığı arabaya geri geri giden bir otobüs çarpmış ama sadece maddi hasar varmış(Allahtan).Bütün keyfim kaçtı tabii.Eve gelince o sinirle tatlı birşeyler atıştırdım.Diyet gitti tabii.Sanırım ciddi olarak gelecek hafta başlayacağım.Hangi diyeti uygulayacağımı merak ediyorsanız daha önce uyguladığım (diyetisyenimin verdiği) menüyü sevmiştim, yine onu uygulamak istiyorum.Hatırlatmak için aşağıya tekrar yazıyorum.(Bu arada ablamlar geçen hafta yavru bir siyam kedisi almışlar o kadar tatlı ki anlatamam.Ama resimler pek hoş çıkmamış)
İşte daha önce de uygulayıp başarılı olduğum diyet reçetem:
Kahvaltı:
1 kepekli simit (veya 2 dilim kepekli ekmek)
1/2 domates ve salatalık
4 adet zeytin
20 gr. krem peynir(beyaz) veya 40 gr.yağsız beyaz peynir veya 20 gr. dil peyniri
1-2 bardak yeşil çay veya limonlu açık normal çay
arada:(açlık hissedilirse)
1 elma veya portakal
Öğlen:
90-100 gr. kadar yağsız kıymadan hazırlanmış köfte
(veya diyet ton balığı-1 küçük kutu+20 gr. light mayonez+domates,salatalık ve yeşil biberle hazırlanmış kepekli sandviç ekmeği içinde sandviç)
2 dilim kepekli tost ekmeği
domates-salatalık-biber
1 su bardağı diyet kola
arada:
meyva(yukardakinin aynı)
veya 1 light kakaolu kek vb.
çay veya az yağsız sütle hazırlanmış nescafe
akşam:
4 kaşık etli veya etsiz çok az yağla hazırlanmış sebze yemeği
2 kaşık pilav veya makarna veya kepek ekmeği
100 gr.yağsız yoğurt
gece:
meyva veya 1 bardak sahlep
Gün boyunca bol bol bitki çayı ve özel karışımlı su.Her gün en az 30-45 dk. hızlı yürüyüş, ilk ay 5-10 dk. kondisyon bisikleti
Özel karışımlı su:
1 lt. su içine 2 adet elma, kabuğu ile dilimlediğiniz 2 limon, 1 adet çubuk tarçın, 2 karanfil , 5 dk. kaynatıp gün boyunca süzerek içilecek.
SUYUN HAYATIMIZDAKİ YERİ VE SAĞLIK AÇISINDAN ÖNEMİ
KURUYEMİŞLER VE FAYDALARI
Ne yapsanız kilo veremiyorsanız…
Kilo kaybetmek için özel beslenme ve egzersiz programlarına başlayanlar bazen daha yolun başında pes eder! Peki ama neden?
Kilo verememenin pek çok nedeni var ama en önemlisi arzulanan kilo kaybının bir türlü sağlanamamasıdır. Eğer bir kilo kaybı programında yağlarınızdan istediğiniz hızda kurtulamıyorsanız bu yazıyı dikkatle okuyun. Mutsuz bir zayıflama yolcusu olmak istemiyorsanız anlatılanların sizinle ilgili olup olmadığına daha çok dikkat gösterin. Aklınıza takılan soruların çoğunun yanıtını da önceki başarısızlıklarınızın nedenlerini de bu yazıda bulabileceğinizi umuyorum.
Hormonlar: Gizli kilo sabotajcıları
Kilo yönetimi programına başlayan hastalarımıza neredeyse ezberletmeye çalıştığımız bir cümle var: Kilo kaybını değil yaşam tarzınızı değiştirmeyi hedefleyin. Eğer kilo kaybına odaklanırsanız ve hele bir de yağlardan kurtulmanın aynı hızda devam edeceğini sanırsanız bir süre sonra hayal kırıklığına uğrarsınız. Vücudunuz özenle biriktirdiği yağlarını kaybetmekten pek hoşlanmaz. Kilo almaya karşı herhangi bir direnç göstermeyen bedenimizin kilo kaybına gösterdiği tepki traji-komik bir davranıştır. Bu davranıştan “tutumlu genler”in sorumlu olduğunu daha önce yazmıştık. Buzul çağındaki uzun açlık dönemlerinde insan genlerinde oluşan değişikliklerin ürettiği bu tutumlu genler -herhangi bir açlık, kıtlık ihtimaline karşı- vücudun yağ kaybını engellemektedir. Vücudunuz bunu başaracak pek çok sistem ve kimyasalla donatılmıştır.
İlk yanıtı tiroit bezi veriyor
İlk yanıt tiroit hormonları aracılığıyla verilir. Siz kilo vermeye başlayınca bedeninizde üretilen T4 hormonunun T3 hormonuna dönüşmesi bozulmakta, bir tiroit hormonu yetersizliği ortaya çıkmaktadır. Tiroit hormonu yetersizliğinin daha yavaş çalışan, daha az enerji harcayan bir metabolik süreç oluşturduğunu yani metabolizmanızı tembelleştirdiğini daha önce de hatırlatmıştık. Kilo kaybı sürecinde bir süre sonra ortaya çıkan yavaşlamanın başka nedenleri de var. Bunların da çoğu hormonal savunma mekanizmalarıdır. Vücudunuz leptin, oreksin, ghrelin, insülin, kortizol gibi hormonları salgılama süreçlerinde yaptığı değişikliklerde yağ kaybını önlemeye çalışır. Kısacası eğer bir kilo kaybı süreci planlıyorsanız vücudunuzda şu veya bu şekilde yaşayacağınız metabolik ve hormonal bazı kavgalara hazır olmalısınız.
Siz de mutsuz bir “kronik diyetçi” olmayın
“Kilo kaybedemiyorum” diye üzülen hastaların yaptıkları en önemli yanlış, beslenme hatalarıdır. Kilo kaybı için uzun süre aç kalan, düzensiz yemek yiyen, besin dengelerini bozan diyetlerle metabolizmasını alt üst eden, bütün gün aç kalıp akşam saatlerinde sürekli buzdolabını ziyaret eden -hatta bu ziyaretlerini gece tatlı uykusunu bölerek sürdüren-, kilo vermeye çalışmasına rağmen hálá karbonhidratı fazla, şekerden zengin, besin yükü fazla besinler tüketerek, kafeinli içecekler ve diyet ürünlerle hipoglisemi nöbetlerini tetikleyen pek çok müzmin diyetçi(!) tanıdım. Her şeyi bildiklerini ve her yolu denediklerini ama kilo kaybını bir türlü beceremediklerini anlatırken bile ümitsiz ve yorgundular. Üzülerek belirtelim ki kronik diyetçilerin üretiminde onlar kadar yanlış diyet programlarının, ticari diyet merkezlerinin, kuşkulu diyet ürünlerinin, tehlikeli, zararlı ve etkisiz diyet haplarının ve bu işi sadece kazanç amacıyla yapan sözde uzmanların da rolü var.
Sadece “yememek” işi çözmüyor
Vücudunuzun kilo kaybına direnmesinin ikinci önemli nedeni çok önemli bir şeyin, daha aktif bir yaşam tarzı geliştirme yani daha fazla bedensel egzersizin unutulmasıdır. Hareket sürenizin yoğunluk ve sıklığını artırmadan, vücudunuzu eskisinden daha çok kalori harcayan bir araç haline getirmeden yağ kaybını başarmanız, başarsanız bile bu başarıyı istediğiniz hıza ulaştırmanız, sürdürmeniz ya da korumanız pek mümkün olmaz. Bedensel aktivite yaktığı kalorilerin yanında istirahat metabolizma hızınızı da artırarak kilo kaybınızı destekleyecektir.
Hastalıklar da kilo aldırabilir
Kilo kaybına neden olan sabotajcılar arasında bedensel sorunlar, hormonal-metabolik hastalıklar da vardır. Senelerdir kilo kaybına muvaffak olamayan “polikistik over sendrom”lu pek çok genç kız veya orta yaşlı hasta tanıdım. Gözden kaçmış tiroit bezi tembelliği (hipotiroidi) sorunu çözülmediği için kilo veremeyen çok sayıda hastam oldu. Glikoz tolerans bozukluğu düzeyine ulaşmış “hiper-insülinemi” yani aşırı insülin üretimi ve buna hücresel cevapsızlık problemi olan ve bu nedenle hipoglisemi-hiperglisemi dalgalanmaları yaşamaktan yorulan yorgun, bitkin, uykulu, unutkan, sinirli hastaları da bu gruba ekleyebilirsiniz.
Orta yaş sınırını geçince kilolar artıyor
Orta yaşlı erkeklerin veya menopoz dönemini yaşayan kadınların ortak problemlerinden biri de kilo kaybında yaşanan zorlanmalardır. Bahara girerken kış aylarında biriktirdiği 23 kiloluk kayıpları, eskiden 23 haftalık diyetler ve hafif aktivite artışlarıyla çözümlerken şimdi zorlanan 45-50 yaş kuşağı hastaların hikáyesini kilo sorununun çözümüyle uğraşan hekimlerin hepsi iyi bilir. Burada erkeklerde testosteron hormonunun kadınlarda östrojen ve diğer hormonların azalması kilo direncinin başlıca nedenleridir. Unutmayın! Vücudunuz kolay kilo almak, kolayca yağlanmak ama bunları kolay kolay bırakmamak üzere programlanmış son derece akıllı bir makinedir. Eğer kilo sorununuzu çözmek istiyorsanız o makineden gelen seslere kulak verin.
İlaçlar kilo aldırır mı?
Kilo vermekte zorlanıyorsanız kullandığınız ilaçları da şöyle bir gözden geçirmenizde fayda var. Bazı ilaçlar ne yazık ki kilo almayı kolaylaştırıyor. Bunların ilk sırasında kortizol içeren ilaçlar geliyor. Ne iyi ki hekimler de hastalar da kortizol ihtiva eden ilaçların bu riskini artık çok iyi biliyor. Şimdi en yaygın tehlike depresyon ilaçlarının sorumsuz ve dikkatsiz kullanımı ile ilişkili gibi görünüyor. Bu ilaçlara bir psikiyatri uzmanı, bu konuda deneyimli bir iç hastalıkları hekiminin önermesi olmadan başlamamak gerekiyor. Depresyon giderici ilaçlar, bırakın hekim önerisini bazı hastalar tarafından komşuların önerisi ile bile kullanılır hale geldi. Anti-depresan ilaçların çoğunun kilo aldırdığı doğru ama tedavisi gereken bir depresyon problemi varsa bu ilaçların kullanılması da tıbbi bir zorunluluktur. Dikkat edilmesi gereken nokta bu ilaçlara başlarken bir uzman desteği almak, onları rastgele kullanmamaktır. Eğer “majör depresyon” tedavisi gören biriyseniz kilo alma bahanesiyle ilaçlarınızı asla kesmemeniz gerektiğini de bilmelisiniz. Kilo almayı kolaylaştıran ilaçlar listesine anti- histaminikleri, bazı beta reseptör engelleyici ilaçları da ekleyebilirsiniz.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu
İştahınızı azaltmak elinizde!
Diyet yapmak isteyip, iştahına engel olamayanlara öneriler…
Uzmanlara göre, yeme isteğinin kontrol altında tutulması, atıştırma krizinden kurtulmak için sağlıklı karbonhidratlara yönelinmesi, bol bol su içilmesi, yiyeceklerin iyice çiğnenmesi ve güç gerektiren egzersizlerin yapılması gerekiyor.
Beynin, vücutta enerjinin azaldığını fark eder etmez açlık hissetmeye yol açan kimyasal maddeler salgıladığını belirten uzmanlar, “Ancak beynimizin bu kimyasal maddeleri salgılayan kısmı, aynı zamanda duyguları da kontrol ediyor. İşte, sıkıldığımız veya kendimizi kötü hissettiğimizde hemen buzdolabına koşmamızın başlıca sebebi bu. Ayrıca yemeklerin tadı, kokusu veya görüntüsü de açlık duygusuna sebep olabiliyor. Örneğin, yemek sonrasında canınız, tatlı vitrininde duran o dondurma kasesinden çekiyorsa, bunun sebebi kesinlikle aç olmanız değil, kontrolden çıkan yeme isteğinizdir. Eğer bunu aklınızdan çıkarmazsanız, tokken yediğiniz yemek miktarını en aza indirmiş olursunuz” ifadelerini kullanıyor.
Gün içinde sık ve az öğünler yemenin, iştahın kontrolden çıkmasını önlemenin en kolay yolu olduğunu kaydeden uzmanlar, şöyle devam ediyor:
“Belki yine arada bir şeyler atıştırmak isteyebilirsiniz, ama bu sefer yiyeceğiniz miktarlar az olacaktır. Böyle bir durumda atıştırmak için sağlıklı karbonhidratlara yönelin, çünkü bu besin türü, sindirim sisteminde daha uzun süre kalıyor ve şeker seviyenizi yavaşça yükselterek daha uzun süreli tokluk hissi sağlıyor. Yapılan araştırmalara göre, tat alma duyusunu değişik tatlarla tatmin etmenin, daha az miktarlarla yetinmeyi sağladığını bildiriyor. Sürekli aynı yemeği yeme, özellikle tadı hoşa gitmiyorsa, bir süre sonra tat alma mekanizmasının iptal olmasına yol açıyor. Ve bu sebeple de kendinizi sanki hiç yemek yememiş gibi hissedebiliyorsunuz. Böyle bir durumu engellemek için öğünlerinizi taze otlarla ve baharatlarla tatlandırabilirsiniz” tavsiyesinde bulunuyor.”
Su içmenin, kişinin kendisini tok hissetmesi açısından önemli olduğunun da altını çizen uzmanlar, ayrıca vücut susuz kaldığında, çoğu zaman açlık hissine benzeyen sinyaller gönderdiğini belirten uzmanlar, bol su içmenin, beden su istediği zamanlarda yemeğe yönelmeyi engelleyeceğini kaydediyor. Uzmanlar, yiyecekleri uzun süre çiğnedikten sonra yutmanın, beynin vücuda giren besinleri kaydetmesine zaman tanımak anlamına geldiğini ifade ediyor. Üstelik bu şekilde tat alma duyusunun da tatmin olduğunu vurgulayan uzmanlar, “Böylece doyduğunuzu anlamanızla, yemeye son vermeniz arasındaki zaman kısalıyor. Fazla yemekten kaynaklanan sindirim sorunlarından kurtulmanız da ayrı bir avantaj” ifadesini kullanıyor.
Uzmanlar, egzersizler zorlaştıkça vücut ısısının arttığını ve daha fazla kalori yakmaya başlandığını, bu durumun da egzersizi takip eden birkaç saat boyunca iştahın bastırılmasına sebep olduğunu bildiriyor. Böyle bir durumda normal öğün saatinden birkaç saat önce egzersiz yapmanın en mantıklısı olduğunu belirten uzmanlar, şöyle devam ediyor: “Çünkü öğün saati geldiğinde spor yapmanın verdiği etkiyle iştahınız biraz daha kapanır. Fakat asla öğün atlama hatasına düşmeyin, aksi halde hem vücudunuz zayıf düşer, hem de bir süre sonra aşırı yeme isteği duyarsınız.”
Lida daidai hua zayıflama yosun hapları… dikkat tehlike!

LİDA DAİDAİ HUA JİAO NANG… yan etkileri… zararları…
Lida daidai hua… dikkat tehlike! Kanada, Almanya, İsviçre, İrlanda, Hong Kong satışını yasaklıyor.
Lida kolay ve çabuk kilo kaybı sağlayan, Çin kökenli bitkilerden elde edilen bir besin desteği olarak takdim ediliyor. Ancak görülüyor ki, Lida Reductil ve Meridia gibi ilaçların etken maddesi olan Sibutramin içeriyor.
Sağlık için yarattığı çok önemli riskler de, kullanıcılarının Lida’nın içeriğinde bu maddenin varlığını bilmemelerinden kaynaklanıyor.
Sibutramin, açlık duygusunu azaltmak üzere merkezi sinir sistemine etki eden bir kimyasal molekül. Ancak, doktor reçetesi ile ve tıbbi kontrol altında kullanılması gereken bir ilaç, çünkü uygun olmayan bir kullanım sonucu kalp ve damar sisteminde, gastro-intestinal sistemde, merkezi sinir sisteminde, deride, duysal organlarda ağır yan etkilere yol açabiliyor.
Ve özellikle, başka ilaçlarla birlikte (bazı anti depresanlar, bazı migren ilaçları, öksürük, nezle tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar…) alındığında dikkatli ve hassas olmak gerekiyor.
Sibutramin’in önde gelen rahatsız edici etkileri, kan basıncında artış ve kalp ritminde hızlanma oluyor. Bu iki parametrenin tedavi süresince düzenli olarak kontrol edilmesi gerekiyor, özellikle Sibutramin uygulamasının ilk 3 ayı boyunca, ayda en az 2 kez kontrol öneriliyor. Kalp çarpışlarında dakikada, eskiye göre 10 sayılık bir yükseliş ya da tansiyonun 1 değerinde (örneğin 13′den 14′e) artışı Sibutramin tedavisinin sonlandırılmasını gerektiriyor.
LİDA Daidai Hua Jiao Nang eczanelerde satılmıyor, ancak İnternet’te ya da bazı dükkanlarda el altından satıldığı biliniyor.
Bir de üstelik bir süredir devam eden ateşli bir çekişme forumlarda izlenebiliyor: bazı haplar sahteymiş, yani tehlikeliymiş… orijinal kutuları bulup almak gerekirmiş… sahtelerine dikkat etmek gerekirmiş…
Herkesin kendi malını satmaya çalışırken, diğerlerini kolayca karaladığı ve bize şarlatanca ve sahte gelen bu tartışmadan akılda tutulması gereken sağlık için yaratabildiği tüm riskler göz önüne alındığında bu ürünün kullanılmamasında yarar olduğu!!!
Bilirsiniz biz hekimler (maalesef aramızdan az sayıda bazıları ot püsür pazarlamacılığına soyunsa da) hastalarımızı hep uyarırız, aman yasal ve otoritelerin kontrolünden geçmiş ilaç ve ürünler dışındakileri sağlığınız için kullanırken azami dikkat gösterin, diye. Ve bazen şaşırırız, elektrik süpürgesi alırken bunca ince eleyip sık dokuyan, insanların bazıları nasıl olur da, iş kilo kaybına gelince birden saflaşıp, neredeyse kendilerine her söylenene inanır hale gelirler, her masala kanarlar, diye.
Pek de uzaklarda değil, daha 1990′lı yıllarda yaşanan trajik “inceltici Çin bitkileri” skandalını anımsatmak isteriz. Günümüzde hâlâ uzmanların aklını kurcalayan bir konu var: acaba o günlerde satılan zayıflama kokteyllerinde, açıklanan Çin bitki tozları dışında İsomeride de (günümüzde satışı yasak olan bir amfetamin çeşidi) var mıydı, yoksa bir hata sonucu isim ve içerikleri benzeşen 2 Çin bitkisi birbirine mi karıştı?
Ama kesin olarak bilinen, bu tozları kullanan birçok Fransız, Belçikalı, İngiliz,Alman, Amerikalı… ve hatta Çinli, Japon genç kadında ağır böbrek yetmezlikleri görüldüğü. İçlerinden bazılarına böbrek grefi yapılmak zorunda kalınmış, bazıları hemodiyaliz sayesinde hayatta kalabiliyor ama bazıları ise idrar yolları kanserlerine yakalanmış ve ölümler olmuş…
Umut edelim ki, böylesi ağır ve kötü sonuçlar Lida kullanımı ile ortaya çıkmasın… Dünyanın birçok ülkesi ayağa kalkmış, yurttaşlarını uyarıyor. Bu ürünün içinde bulunan Sibutramin’in mutlaka doktor kontrolü altında kullanılması gerekiyor ve İnternet yoluyla satılan Lida sağlığınızda ağır hasarlar yol açabilir, diye. Bilmekte fayda var!!!
Alman Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı (BMAS) uyarı yayımlamış…
Santé Canada LİDA’nın ve Sibutramin ile Çin bitkileri içeren diğer iki ürünün (FAT BURNING ve REDUCE WEIGHT) kullanılmamasını tavsiye ediyor…
Swissmedic, İrlanda Tıp Konseyi (IMB) da uyarılarda bulunmuş ve sağlığa zararlı ve içinde Li Da Dai Dai Hua Jiao Nang’ın da bulunduğu birçok ürünün listesini yayımlamış…
Hong Kong Sağlık Bakanlığı Jacaranda, Queenmer FAT LOSS ve Li Da Dai Dai Hua Jiao Nang gibi Asya kökenli ürünlerin içinde Sibutramin var ve bu ürünler kayıtlı değil, diyor. Kullanmakta olanlara hemen bırakmalarını söylüyor…
Lüksemburg Sağlık Bakanlığı ve Belçika İlaçlar Genel Müdürlüğü (DMG) Li Da’nın İnternet’te satışa arzıile ilgili uyarılar yayımlamış…
Fransa Sağlık Bakanlığı kaygılarını belirtiyor ve Sibutramin’in eczanede hazırlanan preparatlarda kullanımı ile iligli soruştura kararı alıyor.
FDA (Food and Drug Administration- A.B.D.) İnternet’te Asya bitkileri kökenli tehlikeli ürünlerin serbest satışı konusunda uyarılar yayımlıyor…
Peki ya ülkemizde…
Aktarlarda, İnternet’te kolayca bu ürün satın alınabiliyor…
Aslında pek şaşırmıyoruz, çünkü reçeteli satılması gereken lisanslı, yasal zayıflama ilaçları da… kolaylıkla, örneğin apartman görevlisine “git oğlum, bana şu ilacı al” denildiğinde… ya da belki de daha kötüsü diyetisyen tavsiyesi ile satın alınıp kullanılabiliyor…
Şaşırmıyoruz… sadece üzülüyoruz…

