Acıbakla Acıçiğdem Adaçayı Gece Terlemeleri Adamotu Ahlat Akdiken



TAZE FASULYENİN FAYDALARI

Yaz mevsiminin en çok tüketilen sebzesi sanırım, taze fasulye. Zeytinyağlısı veya diğer çeşitlieri, hangisi olursa olsun, son derece sağlıklı ve faydalı bir sebze. Besin değeri çok yüksek olan taze fasulye dünyanın çok yerinde bolca tüketilen önemli bir kültür bitkisidir. Orta Amerika kökenli olan bu bitki 250 yıl önce anadoluya gelmiş ve çok geniş bir alana yayılmıştır.
* Taze fasulyede A,B1,B2VE C vitaminlerince zengindir.
* Taze fasulyede vucütta biriken asidi nötralize edebilecek baz fazlalığıda mevcuttur.
*Fasulyenin hazım olabilirlik oranı %84 dür.
* Ayrıca fasulye baklalarında bulunan phasol ve phaseolin maddelerinin şeker hastalığında kullanılan insülin karekterinde olduğu ve bu yüzden kandaki şeker miktarının düşürülmesinde kullanıldığı bilinmektedir.
* Taze fasulyenin, vücudun çalışmasını, gelişmesini ve tamirini sağladığını vurgulayan uzmanlar, genç-ihtiyar herkese tavsiye ediyor.
* Uzmanlar, taze fasulyenin, pankreas bezesini, böbrekleri, karaciğeri ve kalbi kuvvetlendirdiğini, albümin ve şekerde de çok fayda verdiğini bildiriyor.
* Taze fasulye, bedeni ve zihni yorgunlukları giderir.
* Vücudun kuvvetlenmesini sağlar.

ÖMRÜ UZATAN 7 GIDA

Ömrü Uzatan 7 Gıda
Badem, kahve, tarçın, patates, sebze çorbası, zeytinyağı, çay…

Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü (AICR), 2007�ye sağlıklı bir başlangıç yapmanız için, vücudu kanser, kalp krizi, Alzheimer ve diyabet gibi ciddi rahatsızlıklara karşı koruyan besinlerin listesini açıkladı. Badem: Her gün, bir çay fincanın yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram badem yemeyi ihmal etmeyin. Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir besin olan badem, kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor. Badem böylece damar tıkanıklıklarını önleyerek, dolaşım sisteminin düzenli olarak çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor.

Kahve: Günde iki fincan kahve, özellikle orta yaşlardan sonra görülen Parkinson ve Tip-2 diyabete karşı vücudu koruyor. Kahvede bulunan kafein maddesi, diyabete yakalanma riskini yüzde 35 azaltıyor. Ayrıca ağrı kesici özelliği de bulunuyor. Ancak kahveyi mutlaka kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece kafeinin kemikleri zayıflatmasını engellemiş olursunuz.

Tarçın: Her yemekten sonra içinde bir miktar tarçın bulunan bir tatlı yemeyi unutmayın. Tatlı yemek istemiyorsanız, küçük bir çay kaşığı dolusu tarçını doğrudan suya ekleyerek içebilirsiniz. Tarçın kan şekerini düzenliyor, ayrıca sinir sistemini rahatlatıyor. Öte yandan köri baharatının içinde bulunan Tumerik adlı maddenin eklem iltihabını ve romatizmayı önlediğini unutmayın.

Patates: Antioksidanlar yönünden çok zengin. Amerikan Tarım Dairesi’ne göre en yararlı 100 besinler arasında 17. sırada yer alıyor. Akciğer kanseri, diyabet ve kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi kızartmak yerine, yağsız bir şekilde haşladıktan veya fırında pişirdikten sonra yemeyi tercih edin.

Sebze çorbası: Doyurucu ancak kalorisiz bir yiyecek olduğu için özellikle kilo vermek isteyenlerin bir numaralı tercihi. Ayrıca, özellikle sebze çorbası sodyum bakımından zengin. Bir kase sebze çorbasında 500 miligram sodyum bulunuyor. Sodyum, sinir sistemi ve kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor. Ayrıca vücuttaki sıvı miktarının dengesini düzenliyor. Ancak günde 1500 miligramdan fazla sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları konusunda tam bir ters etki yaratıyor.

Zeytinyağı: Zeytinyağı kanser riskini azaltıyor. Günde 25 ml. zeytinyağı alanların idrarlarında, hücrelere zarar veren �8oxodG� adlı maddenin seviyesinin azaldığını ortaya çıkardı. Zeytinyağı kanserin yanı sıra iyi kolesterol (HDL) oranın artmasını sağlayarak kalbi koruyor, 1 çorba kaşığı zeytin yağında 120 kalori bulunuyor. Bu nedenle günde 6 çorba kaşığını geçmeyin.

Çay: Siyah veya yeşil olsun, çayın her türü kanser riskinin azaltılmasında etkili bir rol oynuyor. Çay, kadınlarda rahim kanserine yakalanma riskini yüzde 50 azaltıyor. Göğüs kanseri içinse bu oran yüzde 60′a kadar çıkıyor. Çay ayrıca Alzheimer ve kalp krizine karşı vücudu koruyor.


*** ACİL KİLO VERMEK İSTEYENLERE ***

Kısa sürede oldukça kilo verdiren diyet bir süredir kadınların elinde mucizevi bir iksir gibi dolaşmakta. Kimi diyetisyenler bu diyetin çok kısa sürede kilo verdirmesini sakıncalı bulsa da Amerikan Kalp Vakfı acilen kilo vermeleri gereken kalp hastalarına bu diyeti öneriyor.

Ancak 35 yaş üstü kişilerin ve sağlık problemi olanların Amerikan Kalp Vakfı’nın diyeti yapmamaları gerektiği baştan belirtiliyor. 3 günde tam 4.5 kilo verebileceğiniz bu diyeti üçüncü günün sonuda bırakmalı ve tekrar etmek istiyorsanız en az bir hafta ara vermelisiniz.

1. Gün
Kahvaltı
Yarım greyfurt
1 dilim tost ekmeği
2 çorba kaşığı fıstık ezmesi
Şekersiz çay / kahve

Öğle
Yarım porsiyon ton balığı
1 dilim tost ekmeği
Şekersiz kahve/çay/soda

Akşam
2 dilim et
1 tabak yeşil fasülye
1 küçük elma
1 tabak vanilyalı dondurma (3 top)

2. Gün
Kahvaltı
1 yumurta
Yarım muz
1 dilim tost ekmeği
Şekersiz çay/kahve

Öğle

1 tabak lor peyniri
3 tuzlu kraker

Akşam
2 sosis
1 tabak brokoli veya karnıbahar
Yarım tabak havuç
Yarım muz
Yarım tabak vanilyalı dondurma (2 top)

3. Gün
Kahvaltı
5 tuzlu kraker
1 dilim cheddar peynir
1 küçük elma
Şekersiz kahve/çay

Öğle
1 katı yumurta
1 dilim tost ekmeği

Akşam
1 tabak ton balığı
1 tabak karnıbahar
Yarım kavun
Yarım tabak vanilyalı dondurma (2 top)


HAYIRSIZIN DÖNÜŞÜ

Evet bir hayırsız daha bugün aranıza dönüyor.Biliyorum suçluyum bloğumu ve sizleri ihmal ettim.Ama suçum neyse razıyım beni affedin ve yorumlarınız esirgemeyin lütfen.Aslında yazamamamın nedenleri var.Mesela evde tadilat vardı ve ustalar bilgisayar kablolarını da kopardılar.Bende bloğumla ve sizlerle bağlarımı koparmak zorunda kaldım.Sonra kzım zatüree oldu ve hergün onu iğneye götürüp özel olarak ilgilenmek zorundaydım.Ayrıca bir kaç kere diyete başlayıp 3. günü bozdum ve eskişsinden de daha çok yedim.Bu yüzden kendimi suçlu hissettim ve bir süre yazmama cezası verdim kendi kendime.Bu kadar mazeret yetmez diyorsanız yenilerini de bulmaya hazırım.Aslında bu blog adından dolayı bir diyet bloğu olduğu için diyet yapmadıkça yazmamın da anlamı yok diye düşündüm.Ama müsadenizle buraya ben arada hayatımdan da kesitler koymak istiyorum.Bütün hayatım diyet değil ki.Üstelik bu benim ilk bloğum ve dolayısıyla da en çok sevdiğim bloğum.Bu yüzden hayatımla ilgili şeyleri en çok bu bloğa yazmayı istemem doğal sanırım.
Bu arada bu bloglarım sayesinde yıllardır görüşemediğim ve Amerika’ya gittiği için izini kaybettiğim en sevdiğim üniversite arkadaşlarımdan biri olan (diğeri Gamze ) Aybike’ciğimin de izini buldum.Google’da benim adımla arattırınca Hürriyet’te “diyet kardeşleri” adı altında çıkıp medyatik olduğumuz(?) yazıma ulaşmış ve oradan da benim bloglarıma ulaşmış.Chatboxa mesaj bırakınca ben de ona mail attım ve artık sık sık mailleşiyoruz.Hatta telefonda bile görüştük.Artık onunda bir bloğu var üstelik.Yemek yapmayı çok sevdiği için bir mutfak bloğu açmış merak ederseniz işte adresi:AYBIKE’NIN MUTFAGINDAN.Girip gezmenizi tavsiye ederim.
Bu arada geçen haftalarda blogları gezerken çok üzücü bir haberle karşılaştım.Çok sevdiğim blog arkadaşlarımdan Dalinin babası vefat etmiş.Duyunca inanamadım ve hemen kendisine ulaştım.Hüseyin amca için dualarınızı eksik etmeyin.Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun inşallah.
Bu günlük bu kadar yeter sanırım bu üzücü haberden sonra yazacak daha fazla birşey bulamıyorum.Kendinize iyi bakın. Posted by Picasa


KÖPEK BALIĞI KIKIRDAĞINDAN GELEN GENÇLİK VE GÜZELLİK

Okyanuslarda ve denizlerde insanların korkulu ruyası olan köpek balıklarının gençlik ve güzellik kaynağı olabileceği hiç aklınıza gelir miydi ? Benim gelmezdi şahsen ama birçok ünlümüzde köpek balığı kıkırdağından yağılan kozmetik ürünlerle gençliği ve güzelliği yakaladığını iddia ediyor. Denemekte yarar var bence. Avrupa ve Amerika’da kadınlar arasında büyük ilgi gören anti-aging gıda kapsülü Inversion F, Türkiye’de ünlü isimlerin de tercihi oldu. Gülay Kamaz, Semiha Yankı, Oya Başar, Eylem Şenkal, Seray Sever gibi pek çok ünlü isim içeriğinde köpekbalığı kıkırdağı da bulunan kapsüllerden kullanıyor. Inversion F, 30 ve üzeri yaş grubundaki kadınlarda, saç, cilt, tırnaklar ve vücut üzerinde kalıcı olumlu etki sağlarken, metabolik fonksiyonları hızlandırarak genç ve güzel bir görünüm kazandırıyor.
Geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye getirilen ve sadece eczanelerde satışa sunulan anti-aging ürünü “Inversion F”, saçlar, tırnaklar, cilt ve vücuda gençlik aşılarken çevresel faktörlerle vücuda zarar verebilecek olumsuz etkilerden de korunmayı sağlıyor. Inversion F, ilk günden itibaren ünlü isimlerden de ilgi gördü.
“Inversion F”, antioksidan etkisi ile serbest radikallerin cilde, saça ve tırnaklara vereceği zararlı etkilerden koruyor, yağ yakıcı etkisi ile vücudun kullandığı enerjiyi artırıyor, besleyici etkisi ile yenilik ve gelişim için gerekli besin takviyesini sağlıyor, güçlendirici etkisi ile vücudun ihtiyacı olan dinamizmi kazandırıyor. “Inversion F”, kadınlar için çok önemli olan saç, cilt, tırnaklar ve vücut üzerindeki dört etkinin bir arada gerçekleşmesini sağlayan bir formül içeriyor.
Kadınlar için geliştirilen ilk anti-aging gıda takviyesi olma özelliğine sahip “Inversion F”, gümüş ve kırmızı olmak üzere iki kapsülden oluşuyor. Omega 6, Yeşil Çay Özleri, C Vitamini, Çinko, Selenyum, Krom ve doğal bettakaroten içeren 2 adet kırmızı kapsül kahvaltı sonrasında; köpek balığı kıkırdağı, Omega 3 Balık Yağı, Üzüm Özleri, B2, B5, B6, B8 vitaminleri, bakır, demir içeren 1 adet gümüş kapsül ise akşam yemeklerinden sonra kullanılıyor.


Light gıdalara aldanmayın!

Light gıdaların kilo vermede çok da etkili olmadığını biliyor musunuz?

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Sert, yaptığı açıklamada, bisküvi ile başlayan light gıda üretiminin reçelden pirince, çikolatadan süt, yoğurt ve ekmeğe kadar her üründe uygulandığını ve bunların tezgahlarda yerini aldığını, ancak toplumun bu konuda yeterli bilgiye sahip olmadığını belirtti.

Sert, özellikle yaz aylarında tüketimi neredeyse çılgınlık boyutuna ulaşan light ürünlerin, “enerjisi azaltılmış gıda” anlamına geldiğini belirterek, şunları söyledi:

“Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’ne göre, bir ürünün light olabilmesi için, orijinal veya benzeri gıda maddesine göre, enerji değerinin en az yüzde 25 azaltılması gerekiyor. Bir ürünün üzerinde düşük kalorili yazabilmesi için de o ürünün 100 gramında 40 kaloriden az kalori bulunması şartı var.’”

Yapılan araştırmalara göre light ürün pazarının her yıl yüzde 25 büyüdüğünün bildirildiğini vurgulayan Sert, “bu büyümede, light gıdaların sanki hiç kilo yapmıyor gibi algılanmasının payı çok büyük. Oysa, bir kişi herhangi bir ürünü bir birim tüketiyor, daha sonra bu ürünün light olanını iki birim tüketiyorsa eskisinden daha fazla kalori alıyor demektir” diye konuştu.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de modern çağın önemli sağlık problemlerinden olan şişmanlık ve obezitenin artış gösterdiğine dikkati çeken Sert, “Yapılan araştırmalar, her 5 kadından birinin aşırı kilolu olduğunu ortaya koyuyor. Bu da light ürünlerin kurtarıcı gibi algılanmasına neden oluyor” dedi.

Sert, toplumun light gıdalar konusunda yeterince bilgi sahibi olmadığını, oysa, bu ürünlerin fazla miktarda düzensiz alınmasının, şişmanlık, diyabet ve çeşitli metabolik hastalıkları kamçıladığını ifade ederek, şunları kaydetti:

“Tıpkı sigara paketlerinde olduğu gibi gıda ürünlerinde de katkı maddeleri ve kalori miktarları okunabilir şekilde yazılmalı. Oysa, günümüzde tüm ürünlerde olduğu gibi light ürünlerin ambalajına baktığınızda karınca duasını andıran yazıları okuyabilmenin ve bu sayede bilinçlenmenin imkanı yok. Bunun yasak savma zihniyetiyle yapıldığı açıkça ortada.”

Öneriler
Doç. Dr. Sert, zayıflama uğruna bilinçsizce light gıdalara sarılmak yerine, bir uzmandan da yardım alınarak, yaşa ve cinsiyete göre bilinçli diyet yapılmasının daha sağlıklı sonuç vereceğini vurgulayarak, şunları söyledi:

“Eğer light gıdaların bir faydası olsaydı, bunu ilk çıkaran ülke olan Amerika ve ardından bunu uygulayan diğer ülkeler ve Türkiye’de bugün şişmanlık ve obezite sorunu bu kadar çok konuşulmazdı.

Bilinçli bir diyet kilo problemini ortadan kaldırır. Ayrıca, yemek yerken çatal ya da kaşık sürekli elde tutulmamalı masaya bırakılmalı. Bu sayede çiğneme süresi uzadıkça tokluk duygusu oluşumu da kuvvetlenir.”


8 DAKİKADA İDEAL KİLO

 Jorge Cruise Amerika’da milyonlarca insanın hiç kaçırmadan izlediği televizyon programı “Sabahları 8 Dakika” nın yaratıcısı. Fakat Cruise kendini iyi bir vücuda sahip olmaya adamış “bay vücutlardan” biri değil. Her sabah 8 dakikalık bir egzersiz ve doğru beslenme programıyla sadece 4 haftada forma girmeyi öneren bir uzman.
Fazla kilolu olmaktan utanmanın ne demek olduğunu biliyorum çünkü yaşadım” diyen Jorge Cruise küçüklüğünden beri sağlıklısız bir hayat sürmüş: “Enerjim yoktu, her gün baş ağrıları çekiyordum ve ciddi astım rahatsızlığım vardı.” Haftalarca mide ağrısı çeken, bol bol su ve bitki çayları içen, yemek yiyemeyen ve hızla kilo kaybetmeye başlayan Jorge Cruise, ağrısı artıp acilen hastaneye kaldırıldığında apandisitinin patladığını öğrenmiş. Bu olaydan sonra yeme alışkanlıklarını kökten değiştirmiş.
“Fazla süt ürünü ve kırmızı et yemeyi bıraktım, işlenmiş gıdalardan tam tahıllara ve sebzelere geçiş yaptım, bol su içmeye, soya ürünleri yemeye başladım. Bir gün baş ağrılarımın ve astımımın kesildiğini fark ettim. Kendimi sağlıklı ve enerjik hissediyordum” diyen Cruise şimdi insanların sağlıklı olmalarına ve bunu korumalarına yardım etmek istiyor. Jorge Cruise yaşamını başka insanlara en iyi ve en verimli kilo verme bilgilerini öğretmeye adamış.
Program nasıl uygulanacak?
28 günde kilo vermek ve ideal kiloya ulaşmak için mucizeler vaad eden “Sabahları 8 Dakika” programı üç temel kurala dayanıyor:
Heyecan formunuz
Sabahları 8 Dakika uygulamasından önce yapacağınız günlük “Uyanma konuşması”yla kendi iç motivasyonunuzu yaratacaksınız. Bu size yeni yaşam biçiminizi sevme konusunda kendinizi motive etmeniz için gerekli olan heyecanı sağlayacak.
Bu konuşma sırasında kilo verme hedeflerinizi saptayın, bu kilolardan kurtulmak için yeni ikna yolları keşfedin. Kendinizi olumsuz düşünen birinden olumlu düşünen biri haline dönüştürün. Nefes alma şeklinizi değiştirerek gizli bir enerji kaynağı yaratın, hareketlerinizi değiştirmek için gözünüzde canlandırma gücünden yararlanın.
Sahip olduğunuzu bilmediğiniz zamanı ortaya çıkarın, bir saniye içinde ruh halinizi düzeltin, özgüveninizi ortaya çıkarın. Ayrıca sabahları yapacağınız uyanma konuşmasına ek olarak programın bir başka öğesi de “Günlük”. Bu bölümde; kaydettiğiniz ilerlemeyi, yaptığınız atılımları ve yaşamınızda sizi mutlu kılan şeyleri yazmak yeterli.
Fiziksel formunuz
Programın temelinde kendisini kanıtlamış “iki süper hızlı hareket” yer alıyor. Bunlar günde sadece 8 dakika zaman alıyor, fakat muhteşem sonuçlar veriyor. Bu iki güçlendirme hareketi, hergün metabolizmanızı hızlandırmanıza, form kazanmanıza ve yağlarınızı mümkün olduğunca etkili şekilde yakmanıza yardımcı oluyor.
Beslenme alışkanlıklarınız
Takip etmesi son derece kolay olan “yağ yiyin forma girin” beslenme programı kişide yemekten yoksun bırakılma duygusu uyandırmıyor. Bu programda, hemen her diyette söylendiği gibi, sadece omega yağlarını yemek zorunda değilsiniz. Yemeklerinizde her türlü yağı, hatta tereyağı gibi doymuş yağları bile kullanabilirsiniz. Ayrıca mısır yağı veya hoşlandığınız diğer yağları da kullanabilirsiniz. Sadece bunları az miktarda kullanmaya dikkat edin. Ama yine de unutmayın ki, omega yağlarını ne kadar fazla kullanırsanız, o kadar daha az yemek yiyecek, yediklerinizden keyif alacak, metabolizmanızı hızlandıracak, hastalıkları engelleyecek ve kendinizi daha mutlu hissedeceksiniz.
Ketentohumu yağı kullanın
Ketentohumu yağı kullanmanız gereken yağların başında geliyor. Sabahları ekmeğinize reçel sürmek yerine, ketentohumu yağı kullanın (Bunun erimiş tereyağı olduğunu düşünebilirsiniz). Bu tostunuzun daha lezzetli olmasını ve kendinizi daha uzun süre tok hissetmenizi sağlayacaktır. Sebzelerinizin üzerinde sos kullanmak yerine öğlen veya akşam öğünlerinde bir çay kaşığı ketentohumu yağı kullanın. Aşırı yemek yemenizi engellemek için akşam yemeğinden 1 saat önce bir çay kaşığı ketentohumu yağı karıştırılmış bir kase yağsız yoğurt veya soya yoğurdu yiyin. Pişirdikten sonra bir çay kaşığı ketentohumu yağı katarak çorbanızı daha doyurucu, yağ yakıcı bir dost haline getirin. Metabolizmanızı harekete geçirecek ve çorbanızın lezzetini artıracaktır

Zayıflama Yöntemleri

GÜNEY AFRİKA HOODİA GORDONİİ BİTKİSİ

Eğer şu ana kadar Hoodia Gordonii Bitkisi hakkında hiçbir şey duymadıysanız, hazırlanın.Çünkü bundan sonra oldukça fazla duyacaksınız.

Hoodia Gordonii doğal bir iştah kesicidir. Her ne kadar bu bitki üzerinde son 30 yıldır çalışma yapılmakta olsa da, dünya ile tanıştırılması sadece 2004 yılında başlamıştır. Obeziteye karşı savaşta kullanılan doğal ürünlerin içinde en güçlü olanıdır. Güney Afrika’ da Kalahari Çölü’nde yetişmekte olan kaktüs görüntülü bir bitkidir. Hoodia, bu bitkinin genel adı olmakla birlikte bu isim altında çok fazla çeşidi bulunmakta, ancak sadece GORDONII çeşidi iştahın kesilmesini sağlamakta ve açlığa dur demektedir. Bölge halkı da yıllardır bu bitkiyi çölde ava çıktıklarında bu amaçla kullanmaktadır.

Hoodia Gordonii, salgı yolu ile beyine gönderdiği sinyallerle insana yemek yemiş ya da aç değilmiş etkisini vermektedir. Şu ana kadar yapılmış binlerce deneyde hiçbir yan etkisi saptanmamıştır.

AKSÖĞÜT KABUĞU

Aksöğüt, Avrupa ağırlıklı olmak üzere, Orta ve Güneydoğu Asya , ABD’de yetişmekte olan 20-30 metreye kadar ulaşan aslında ASPİRİN olarak bildiğimiz ağrı kesici ve ateş düşürücünün de çıkış noktası olan bir ağaç türüdür. Aksöğüt kabuğu içerdiği asit türleri sayesinde sindirim sistemini düzenler ve hareketlendirerek, sindirim tembelliğini önler.

PARAGUAY ÇAYI TOHUMU (YERBA MATE)

Yerba Mate Güney Amerika da Brezilya, Paraguay ve Arjantin’in yarı tropikal tepelerinde yetişen bodur bir ağaç türüdür. 12 ay boyunca yaprak dökmeyen bu bitki yerliler tarafından Tanrı’nın Ağacı olarak da anılmakta iken Avrupa’da da Yeşil Altın olarak isimlendirilmiştir. Bunun sebeplerinin başında bitkinin sadece doğal bir enerji kaynağı olması ve vermiş olduğu inanılmaz zindelik gelir. Yerba Mate bitkisi inanılmaz bir şekilde 196 doğal bileşen içermekte ve bunların 144 adedi Yeşil Çayın da içeriğini oluşturmaktadır.

Mountwest Üniversitesi Herbal Bilimler Bölümü Başkanı Dr. Mowrey ve ekibinin yapmış olduğu araştırmalar sonucunda yapılan açıklamanın en can alıcı kısmında şunlar yazmaktadır.

“Yerba Mate(Paraguay Çayı Tohumu) kısaca insana hayatının sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için gerekli tüm mineral ve vitaminleri içermektedir”

Yerba Mate’in içerdiklerinin sadece bir kısmı aşağıdaki gibidir: Vitamin A, C, E, B1, B2, B3, B5, B KOMPLEKS, Kalsiyum, Manganez, Demir, Selenyum, Potasyum, Magnezyum, Fosfor,15 farklı amino grup asit. Yerba Mate Illinosis Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalar sonucu Yeşil çaydan çok daha etkili bir antioksidan olarak lanse edilmiştir ve birçok kanser çeşidini yavaşlatıcı ve geriye döndürücü özelliği saptanmıştır.

GYMNEMA SYLVESTERE

Güney Hindistan ormanlarında yetişen bir bitkidir. Harvard Üniversitesi ve London King College başta olmak üzere birçok kurum tarafından yapılan araştırmaların net sonucu olarak bu bitki yapraklarının “kan şekerini düzenleyici” özelliği ortaya çıkarılmış ve şu ana kadar tüm dünyada birçok Tip1 ve Tip2 diyabet hastası üzerinde kullanılmış ve son derece olumlu sonuçlar vermiştir.

Bunlara ek olarak Gymnema Sylvestere bitkisi vücuttaki kolesterol miktarını ciddi ölçülerde azaltmaktadır. Bitki yaprakları ağızda bıraktığı tatlımsı özelliği ile kan şekerini normal seviyelere taşıyarak, yemek yeme isteğini frenlemektedir.

YAPRAK DÖKMEYEN KAMBOÇYA YEŞİL AĞACI BİTKİSİ (GARCİNİA CAMBOGİA)

Güney Hindistan ve Kamboçya’da yetişmekte olan bir ağaca ait meyve türüdür. Önce ABD’de daha sonrada tüm dünya da zayıflama tabletlerinde kullanımının asıl sebebi içerdiği (-)-Hydroxycitric acid (HCA) dir.

HCA yağ enzimlerinin etkisiz hale getirilmesine ayrıca yiyecekler yolu ile alınan karbonhidratın da yağ olarak depolanmasına mani olur. Bunların yanı sıra iştah kesici özelliği de saptanmıştır, insan bünyesine vermiş olduğu hiçbir yan etkiye rastlanmamıştır. 1 gram Kamboçya yeşil ağacı bitkisinin içermiş olduğu HCA’nın yaklaşık 250 gram civarında yağın depolanmasına mani olduğu laboratuar deneyleri ile kesinlikle ispat edilmiştir. Obezitenin en büyük ve güçlü düşmanıdır.

REF: Lowenstein JM. Experiments with (-hydroxycitrate. In: Burtley W, Kornberg HL, Quayle JR, eds. Essays in Cell Metabolism. New York: Wiley Interscience, 1970, 153-66)

GUARANA

Yaprak dökmeyen bir bitki olana Guarana, ilk olarak Amazon yağmur ormanlarında bulunmuş ve Amazon yerlileri tarafından çerez olarak ve açlığı giderdiği hissedildiği için kullanılmıştır. Guarana bitkisinin etken maddesi olan Guaranin, kafeine eş değer özellikler taşımaktadır, bunun yanı sıra bitki aslında Asya ve Sibirya Ginsengi’nin karışımı olan etkileri de göstermektedir. Bu bitkiler genelde atletlerin yarışlar önceleri ekstra doğal enerji depolamak için kullandığı ürünlerdir.
Guaranin’in kilo kaybı konusundaki faydası, metabolizmanın çalışmasını hızlandırması ve dışarıdan alınan yağ ve karbonhidratı enerjiye çevirmesi daha doğrusu bu döngüyü hızlandırmasından kaynaklanmaktadır.

YEŞİL ÇAY

Çay “siyah”, “oolong”, “yeşil” ve “beyaz” olarak dört kategoriye ayrılabilir. Hepsi “Camelia Sinensis” adlı bitkinin yapraklarından elde edilir. Çayları farklı kılan üretim aşamasındaki fermantasyondur. Yeşil çay hiç fermente edilmez. Çayın en tazesi ve vücuda siyah çaydan daha faydalı olanıdır.

Yeşil çay içindeki kateşinler sayesinde:

* Kanser riskini azaltır.
o Yeşil çay yemek borusu kanserini erkeklerde %57, kadınlarda %60 oranında önlemektedir.
o Yeşil çay düzenli içilmesi halinde prostat kanseri riskini üçte iki azalmaktadır.
o Yeşil çay deri kanserine yol açan ultraviyole ışınların zararından korur.
o Tümörü küçültür.
* Antioksidandır.
o Yeşil çaydaki antioksidan
E vitaminindekinden 20 kez daha kuvvetlidir.
* Kolesterolü düşürür.
* Tansiyonu ayarlar.
* Kan şekerini ayarlar.
* Bakterileri öldürür.
* Grip virüsünü öldürür.
* Ağız kokusunu önler.

Yeşil çay içindeki C vitamini sayesinde:

* Stresi azaltır.
* Gribi önleyicidir.

Yeşil çay içindeki kafein sayesinde:

* Performansı etkiler, yorgunluk ve uyku halini ortadan kaldırır.
* İdrar söktürücüdür.
o İdrar söktürücü özelliğinden dolayı zayıflama rejimlerinde kullanılıyor.

Yeşil çay içindeki flavonoidler sayesinde:

* Kan damarlarını güçlendirir.

Yeşil çay içindeki polisakkaridler sayesinde:

* Kan şekerini düşürür.

Yeşil çay içindeki fluorid sayesinde:

* Diş çürümesini engeller.

Yeşil çay içindeki E vitamini sayesinde:

* Antioksidan olarak rol oynar.
* Yaşlanmayı geciktirir.

Yeşil çay içindeki EGCG(Epigallokateşin Gallat) adlı kimyasal madde sayesinde:

* Kanser hücrelerinin gelişmesini önlüyor.
* Akciğer, mide, bağırsak karaciğer ve deri kanserlerini önleyici etki yapıyor.
* Alzheimer’i önleyici
* Sigara kullanımının toksik etkisini azaltıyor.
* Yeşil çay içen hamile kadınlar sorunsuz bir doğum gerçekleştirebilirken, sakat çocuk dünyaya getirme riski de azalacak.

Yeşil Çay:

* Anti enflamatuar, hücre yenileyicidir.
* Arterioskleroz riskini azaltır.
* Damar sertliğinden koruyor. Kılcal damarları büzerek ödem oluşmasını önlüyor.
* Deriyi besler
* Kalp ve dolaşım sistemini olumlu etkiler.
* Kemik erimesini engelliyor.
* Kilo verdirir.
* Mide ve bağırsak problemlerini hafifletir.
* Migreni geçiriyor.
* Sürekli kullanımı, romatizmal hastalıkların tedavisinde fayda sağlar.
* Vücuttaki yağların yakılma sürecini hızlandırarak diyetleri destekler.
* İstenmeyen yağların %30′unu absorbe eder.


Akıl Sağlığı Dakika Diyeti

Akıl sağlığı diyeti !
Hem akıl hem de beden sağlığını koruyan ve fazla kilo aldırmayan beslenmede Somon başrolde… Kilo almadan ruhsal ve bedensel sağlığımızı koruyabilmek için, kalori ve saf nişastalı besinler açısından kontrollü, ama besin kalitesi yüksek bir beslenme tarzı uygulamak mümkün.

Bilim adamlarına göre akıl ve ruh sağlığının merkezi olan beyin, en ufak değişim ve eksiklikten anında etkileniyor. Besin ve mineral değeri düşük, aşırı mayalanmış hamurdan yapılan ekmek, sinir sistemini bozuyor. Buna karşın balık gibi fosforlu gıdalar beyni ışıldatıyor.

Omega-3 yağ asitleri, özellikle beyin, retina ve kalpte yüksek oranlarda bulunuyor. Beynin birçok fonksiyonunda önem taşıyor.

Amerika’da yapılan son araştırmalarda; Omega3, psikiyatrik rejimlerde kullanılmış ve stresse karşı dirençli hale gelen bünyenin ileride oluşabilecek depresyon, intihar eğilimi ve manik depressif dahil bir çok psikolojik rahatsızlığı önlediği belirlenmiş.

Amerikan Kalp Birliği ve Sağlık Enstitüsü, bu yeni araştırmaların sonuçları doğrultusunda, her yetişkinin haftada en az iki kez balık yemesini tavsiye ediyor. Üstelik tavsiye edilen balıklar başta Somon olmak üzere, tümü oldukça yağlı diye bilinen türden. Normal insan için Omega3′ ün, günde 1,2 gram alınması yeterli iken, melankolik yada hafif depresyondakilerin ise 4-5 gr mutlaka tüketmesi gerekiyor.

Omega-3’ü almanın en leziz şekli, özellikle somon gibi soğuk denizlerde yetişen yağlı balıklarla zenginleştirilen menüler.

Ancak, her balıkta omega-3 yağ asidi yok, ya da miktarı çok az. Derin ve soğuk denizlerde yaşayan balıklarda daha yüksek. Somon, uskumru, gibi balıklar omega-3 açısından daha zengin. Kültür balıklarında omega-3 seviyesi çok düşük. Bu balıklar mısır gibi besinlerle yetiştirildiklerinden yeterli omega-3 yapamıyor.

Akıl Sağlığı Diyeti

Beslenme uzmanlarına göre; beden sağlığı kadar akıl sağlığını da korumak isteyenler, sabah taze peynir, yumurta, taze meyve suyu veya yulaf ezmesi gibi tahıllar içeren dengeli bir kahvaltı ile güne başlayabilir. Ana öğünlerde balık, yoğurt, bol sebze ve meyve, tam buğday unundan ekmek, bulgur gibi besinler, hem beyin işlevleri için gerekli maddelerini verir, hem de şişmanlık ve kalp damar hastalıklarından korur. Yemek aralarında meyve veya bir miktar fındık, badem gibi yiyecekleri tüketmekte yerinde bir alışkanlıktır. Akşam yemeklerinde ise özellikle “omega 3” yağ asitleri açısından zengin, somon gibi yağlı bir balık yanında, yoğurt, salata ve meyve, tercih edilmelidir.

SOMONUN ÖYKÜSÜ: Yüksek dağlarda kaynayan ırmakların yataklarına bırakılan yumurtalar burada döllendikten sonra, ortak çıkan yavrular gelişene kadar bu soğuk sularda yaşarlar. Daha sonra aşağılara inip denize açılan Somon Balıkları iyice olgunlaştıktan sonra koku duyularını kullanarak doğdukları yere yani ırmak yataklarına doğru bir dönüş yolculuğu yaparlar ve neredeyse zıplayarak suyun akışının tersine, yukarıya doğru çıkarlar. Kendi yaşamlarının başladığı yere yeni yaşamlar verecek yumurtaları bıraktıktan sonra Somon’un yaşam misyonu biter ama yaşam döngüsü devam eder.

Eskimolar yağı ve kolesterolü bol miktarda tüketmekte ancak kalp problemleri yaşamamaktadırlar. Yanıt balıktaki Omega-3’lerdir. Eskimoların kan örneklerini inceleyen araştırmacılar, batılı insan kanında çok düşük seviyede rastlanan bazı maddelerin, eskimoların kanında çok yüksek oranlarda bulunduğunu saptadı. Bu maddeler, Poliınsatureol (çok doymamış) yağların uzun zinciri Omega-3 grubundan olan EPA ve DHA idi. Daha ileri ki çalışmalar her iki maddenin de özellikle Somon ve Ringa gibi yağlı balıklarda bulunduğunu kanıtladı. Araştırmalar ölümlerin %30 oranında azaldığını göstermektedir. Örneğin Japonlar da çok Somon yiyor ve kalp hastalığına az yakalanıyorlar ve daha uzun yaşıyorlar.

TÜRKİYE’DE SOMON

Sağlık açısından vazgeçilmez bir gıda olan somon balığını, ülkemizde son iki yıldır bulmak kolaylaştı. Somon balığını taze ve bütün olarak, dilim olarak, fileto ve fümelenmiş olarak marketlerde veya balıkçılarda bulabilmek mümkün. Bütün olarak satılan somon balıkları 4-5 kg. civarında oluyor.

Somon balığının ülkemizde üretimi yok. Soğuk denizleri seven bu balık için Türkiye’nin denizlerinin ısısı uygun değil. Somon balığı taze olarak Norveç firması Hallvard Leröy’den ithal ediliyor. Dünyaca ünlü ve güvenilir bir firma olduğu bilinen Leröy’ün Türkiye’deki ortağı Alarko.

Alarko Leröy (www.alarko-leroy.com.tr) ortaklığında Norveç somonu tüketici ile buluşuyor. Tanşas, Migros, ChampionSa, CarrefourSa, Gima, Kipa, Makro, Metro, Real, IKEA gibi mağaza, yerel marketler ve şarküterilerde ambalajlı ürünler ve taze somon mevcut. Tüm ürünler toptan tüketim için bütün fileto görüntüsü bozulmadan kiloluk ambalajlarda, tüketiciler içinse daha az gramajlı vakumlu ambalajlar şeklinde satışa sunuluyor. Bütün somon balığı, fileto ve steak (biftek) olarak balıkçılarda da satılıyor.

Ayrıca Alarko-Leröy, İzmit’deki Fabrikası’nda modern ve hijyenik kurallara uygun teknolojilerle, Somon Füme, Somon Pastırma, Somon Loin, Somon Sıcak Füme, Somon Lakerda, Somon Marine, Somon Fileto, Somon Steak gibi ürünleri üretiyor.

Norveç’ten taze olarak ithal edilen balığın taze raf ömrünü uzatmak için üretici firmanın uyguladığı ‘doğal’ koruyucu işleme yöntemleri var ve bunlar hiçbir suni katkı içermiyor.

Balıklar Norveç’ten 0-4C soğutuculu TIR’lara yüklenerek İstanbul’a geliyorlar ve marketlere dağıtılıyor. Alarko Leröy, taze somon balıklarının raf ömrünün 21 gün olduğunu söylüyor, ama genelde marketlerde balıklar üç günde tükenmiş oluyor.