EVIMIZ MINI BIR HAYVANAT BAHCESINE DONUSTU
Bu sene evimiz hayvanat bahçesine döndü valla.Bir tarafta akvaryumdaki balıklar , bir tarafta geçen sene kızımın doğumgününde isteyip aldırdığı kaplumbağalar derken bir de ve kedi aldık.(Kedi ile ilgili ayrıntılar ve resimler kızımın bloğunda).Her sabah ve akşam camımın önüne gelen güvercinleri besliyordum zaten.Bu bedava yeme ve su işini çok sevmiş olacaklar ki bir çifti gelip kızımın camının önüne yuva yaptı.Bizden hiç korkmuyor ve arad kalkıp benim ona bıraktığım mamaları yiyip suyunu içiyor.Yumurtaları nasıl doğurduğuna bile birebir şahit olduk.İlk olarak sadece 1 yumurta doğurdu.Bir gün sonra ikinciyi de doğurmuş.arada eşi gelip ona çalı çırpı mama benzeri şeyler getiriyor ama zavallıcık genelde yalnız.Bu yüzden bizden korkmayıp can sıkıntısını gidermeye kara verdi anlaşılan.yuvada tyeni gelişmeler oldukça bu slide showa ekleyeceğim.Merak edenler ve de benim gibi hayvanları sevenler takipte olsun.
Şişmanlık testinde hatalı endeks
Şişmanlık derecesini ölçen Vücut Külte Endeksinin (BMI) hayli hatalı olduğu ve bunun yerine daha kesin bir ölçünün bulunması gerektiği belirtildi.
ABD’deki Mayo kliniğinden araştırmacılar, tıp dergisi Lancet’te yayımlanan makalelerinde, BMI’sı düşük çıkan hastaların kalp krizindenölme risklerinin BMI’sı normal oranlara oranla daha yüksek olduğunu saptadıklarını bildirdiler.
Bunun yanı sıra aşırı kilolu hastaların, BMI’sı normal çıkan hastalara göre kalp sorunlarının daha az olduğu kaydedildi.
Kalp hastalığı bulunan 250 bin kişiyi kapsayan 40 araştırmanın verilerinin incelenmesiyle ulaşılan bu bulgunun, obezitenin bir sağlıksorunu olmadığını ileri sürmediği, ancak 100 yıldır kullanılan BMI testinin güvenilir bir araç olmadığını gösterdiği vurgulandı.
Belçikalı Adolphe Qeutelet tarafından 1830-1850 yılları arasında bulunan Vücut Kütle Endeksi, kilo-boy oranına göre şişmanlık derecesini saptıyor.
Kilo ve boya göre yapılan hesaplamada çıkan 18,5 rakamı zayıflığa işaret ederken; 18,5 ile 24,9 arası normal; 25 ile 29,9 arası aşırı şişman ve 30’un üstü obez olarak kabul ediliyor.
Genel sağlığın kapsamlı bir göstergesi olması amaçlanan BMI, kalp krizi riskinin standart teşhis aracı haline gelmişti.
Lancet’in aynı sayısında yazan Maria Grazia Franzosi de, 4 ayrı testi (BMI, bel-kalça oranı, bel ölçüsü ve kalça ölçüsü) karşılaştıran52 ülkeyi kapsayan bir araştırmanın, kalp krizi riskini en iyi belirleyenin “bel-kalça oranı” olduğunu gösterdiğini bildirdi.
Mario Negri Enstitüsünden Franzosi, “BMI, kardiyovasküler riskin klinik ölçüsü olarak kesinlikle bir kenara atılabilir” dedi.
(ntvmsnbc.com’dan alınmıştır)
Kalori Yakmanın 20 yolu
Özel yiyecekler almadan, pahalı diyet kulüplerine katılmadan sadece hayat tarzınızı değiştirerek güvenli bir şekilde kilo verebilirsiniz.
1- Kilo almanın en önemli nedenlerinden biri yemek aralarında atıştırmaktır. Atıştıracağınız zamanlarda su için.
2- Buzdolabınızı boşaltın. Böylece hem para harcamazsınız hem de sizi atıştırmaya iten neden yok olur.
3- Yeterince uyuyun. Böylece, yiyerek alacağınız enerjiyi uyurken toplamış olursunuz.
4- Alkol, ekmek ve karbonhidratlardan uzak durun.
5- Karanlık ortamlarda bulunmamaya ve akşamları bir saat önceden uyumaya çalışın. Eğer akşam bir şeyler izlemek istiyorsanız. Karanlık değil, aydınlık bir ortamda yapın bunu.
6- Mutlaka kahvaltı yapın. Bu size gün içinde harcamanız gereken enerjiyi verecektir ve öğlen yemeğinde çok acıkmayacaksınız.
7- Öğün aralarında yeme istedi doğduğunda, sevdiğiniz bir müziği dinleyin. Araştırmalar, müzik dinlediğinizde de sevdiğiniz bir yemeği yediğinizde de beyninizin aynı bölgesi uyarılıyor.
8- Ayakta hiçbir şey yemeyin.
9- Yeşil çay için. Araştırmalar gösteriyor ki, yeşil çay içmek vücuttaki kalorilerin yakılmasında çok etkili. Günde 3 bardak yeşil çay içmeye çalışın.
10- Yediğiniz şeye konsantre olun. Televizyon seyrederken, bir şeyler okurken ya da e-maillerinize cevap verirken yemeyin.
11- Dışarı çıkın. Günde en az 20 dakika dışarıda oturmaya ya da yürüyüş yapmaya özen gösterin. Çünkü gün ışığı yeme isteğinizi kontrol etmenize yardımcı oluyor.
12- Sağlıklı şeyler yiyin. Dışarıda yemek yediğiniz zaman çocuk mönüsü ya da sossuz salata yiyin.
13- Kendinizi çok fazla zorlamayın. Diyet programınızı yaparken 1200 kalorinin altına düşmemeye özen gösterin.
14- Bahçe işleriyle uğraşın. 1 saat bahçe işiyle uğraşmak 500 kalori yakmanızı sağlar.
15- Asansör kullanmak yerine merdivenden çıkın.
16- Ev işi yaparak da kalori yamanız mümkün. Ufak tefek ev işleriyle uğraşın.
17- İp atlayın. Bu muhteşem bir egzersizdir ve diğerlerinden daha eğlencelidir.
18- Sık ama az yiyin.
19- Çikolatayı çok seviyorsanız, her akşam bir parça (küçük tabi ki) çikolata yiyin.
20- Kendinizi sıkıntıya sokmayın, her şey beyinde biter.
Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (36)
KARNIMI ŞİŞİRMEDEN DE, DOYDUĞUMU FARK EDİYORUM
“Zayıflamak”… sayfa 153-155
… Doymak benim için karnımın iyice bir şişmesi, gerilmesi demekti. Kendimi ramazan davulu gibi hissetmeden, “eh, şükür, bu sefer de doydum” diyemiyordum. Yarış arabası hızıyla yemeğe başlıyor, jet tayyaresi gibi devam ediyor… sonunda da duvara çarpmadan duramıyordum. Sonra da gelsin “ahh’lar, uff’lar”… sağıma yattım olmadı… soluma yattım soluyamadım… bir daha mı böyle yemek, tövbe, deyip ertesi gün aynı terane… yenecekler bitmeden… tumba şişmeden ne dur ne de durak!
Acıkarak yemeye başladığımdan bu yana, bana bir haller oldu… dün ailecek restorandayız, ben tabii alışkanlıkla bir buçuk iskenderi çekmişim önüme… karnım da acıkmış, afiyetle başlamışım yemeye… sonra laf lafı açtı, kızın üniversite imtihanı, oğlanın araba sevdası… derken garson sırtımda bitiverdi, beğenmediniz mi der gibi bir edayla “ısıttırıp getirmemi ister misiniz?”… İskender’ciğimin yarıdan fazlası, tabakta soğumuş bana bakıyordu… “Teşekkür ederim, doydum” demişim. Dün gece rahat uyudum.
… “Kafanızdaki kısıtlamaları bitirdiğiniz, kıtlığı ihtimali ile birlikte sildiğiniz andan itibaren… acıkarak başladığınız her yemekte, doyma sinyali burnunun ucunu gösterecek, sizi enerji ihtiyacınız doğrultusunda durdurmaya başlayacaktır”.
“Doymak” karnını şişirmek değildir… Yenecekler bittiği için durmak da değildir…
Doyduğunuza “diğerleri durduğuna göre, benim de durmam gerekir herhalde” diyerek karar veremezsiniz…
Sizin doyduğunuza “yaşına, boyuna, vücut tipine, kan grubuna…burcuna… göre hesapladık, bu kadarla doyman gerekir” gerekir diyenler hiç karar veremez…
Dün yeten miktarlar, bugün sizi doyurmayabilir… yarın fazla gelebilir…
Doyduğunuzu size söyleyebilecek yeterlilikte tek merci bedeninizdir.
“Ağırlık kontrolü mekanizmaları” hiç durmadan çalışmakta, alınan ve harcanan her bir kalorinin hesabını hiç yanılmadan yapmaktadır. Bedeniniz enerji stoklarının durumunu yaşamınızın her bir anında kalorisi kalorisine bilmekte ve bu stokları ustalıkla idare etmektedir.
Size düşen sadece, bu muhteşem kalori-sayar’ın size haber vermesine olanak sağlamak, ve dediklerini “dinlemek”tir.
Kendinizi ve bedeninizi kandırma ya da açlığa mahkûm etme sevdalarına kapılmaz, yapılamazı yapmaya kalkışmazsanız… bedeninizin “normal programı” doğanın sizin için öngörüp, genetiğinize yazdığı “doğal ağırlığınıza” sizi döndürmek için gereken her şeyi yapacaktır.
Doyma sinyali bu programın “durdurma ögesi”dir. Enerji ihtiyaçlarının “bir süre için karşılandığını” gören organizmanın, “şimdilik yeter” deyip, bunu size haber vermesidir.
Acıkmayla yemeğe başlamayı, beslenme davranışlarınızın temel direği haline getirip, basit ve “kendiliğinden” bir alışkanlığa dönüştürmeye başladığınız bu adımda… doymayla ilgili hedefiniz, sadece varlığının farkına varmak, “bariyerlerin” sizin için de mevcut olduğunu kavramak.
Diyet mevsimi ya da Diyetsiz Kalıcı Zayıflama
Diyet mevsimi açılıyor…
Bazılarınız ne zaman kapanmıştı ki diye düşünse de önümüzdeki günlerde gelişmelerin hızlanacağınızdan hiç kuşkunuz olmasın.
Kolay değil, bahar kapımızda ve bahar demek yazın gelişi demek. Fazla gecikmez, gazetelerde, dergilerde, televizyon ve radyo kanallarında, İnternet sitelerinde hummalı bir faaliyet başlar!
Bakın, neler olacak???
Sayfalar, ekranlar yine… her yıl olduğu gibi dolup taşacak “şunu ye, bunu yeme!”, “şöyle ye, böyle yeme” öğütleriyle ve tabii ortalık diyetçilerin pek bir bilimsel açıklamalarından geçilmez olacak ve her zaman olduğu gibi, reklam kapıları sonuna dek açılacak…
En çok zayıflatan, en güvenli, en sağlıklı zayıflama diyetlerini sayfalarına taşıyan gazete ve dergiler günler öncesinden başlayarak bu mühim olayı davul zurnayla duyururken, tiraj artırma garantisinin zevkini iliklerine dek yaşayacak…
Tv’ler harıl harıl güvenilir ve karizmatik diyetçilerin peşlerine düşerek rating sağlamlaştırma ve diğerlerinden geri kalmama yarışına kalkışacak…
Tabii bir yandan da mevsimi önceleyip falanca diyetçinin “harika zayıflama programıyla” kilolarını herkesten önce verme uyanıklığındaki starlar “takılın peşime sizi de zayıflatıvereyim ayol” derken sayfa ve ekranların baş köşelerine kuruluvermenin tadından yenmez zevkini doyasıya sürecekler…
Zayıflama ürün ve ilaçları, yasakmış şuymuş buymuş demeden, açıktan ve gizliden, alenen ve sinsice pazarlanacak…
Spor salonları cicili bicili zayıflama programı afişlerini yeni sezon için yenilerken hafta sayısını 1 azaltıp garantili verilen kilo sayısını 3 artıracak…
Atkins diyeti, Montignac diyeti, Zone diyeti, Miami Beach diyeti ve isimlerini saymaya satırlar yetmez yüzlerce zayıflama diyeti, cilalanmış yeni sürümleri ile “tut elimi, kır kaşığımı” heveslilerinin beğenilerine bir kez daha sunulurken, mega ötesi starlaştırılmış beslenme uzmanlarımız ve bilcümle diyetçilerimiz özel hastanelerinin promosyon bütçelerini zorlayarak mucize zayıflatan iğneleri, sırrını bir tek kendilerinin bildiği organizmayı hiç sarsmadan zayıflatıveren bitki karışımları ile, kuşkunuz olmasın, kendilerini hiç özletmeyecekler…
Ayurvedacısı, akupunkturcusu, “davul tozu-minare gölgesi ile zayıflatırımcısı”, yağ oranını gösteren teknoloji harikası tartının ya da yağ eriten makinenin pzarlayıcısı, “yağ alınır hanııım”cısı, hipnozcusu, telkincisi, NLPcisi, 1 haftada kilo verdireni, detoksçusu, anti-aging’çisi (tekrar… daha önce hiçbir şey olmamışcasına) sökün edecekler…
Her sene olduğu gibi göz gözü görmeyecek… sabah ak diyenin öğleden sonra kara dediği, zayıflamasının reklamını yapan starların senelerdir emme basma tulumba gibi aynı oyunu oynadıkları, diyetçilerin her birinin yine yeni bir zayıflama programıyla sahneye çıkmayı başarırken kimsenin kendilerine “n’oldu yahu senin geçen yılki çok sağlıklı ve çok zayıflatan reçetelerine” diye sormayacağından emin olarak sallamaya ve dönmeye devam ettikleri, diyet reçeteleri peşinde koşarken harcadıkları kalorilerin çok daha fazlasını “kontrol kayıpları” ile depolayan gazetecilerin yıldan yıla tombullaşmakta olup başlarına sürecek merhemleri olmasa da senenin flaş diyetini yayınlamaktan hiç de gocunmadıkları… filan gibi ayrıntılar “bikinim beni bekler” heyecanında unutuluverecek…
Diyetzedeler, bir kez daha kısa sürede fazlasıyla geri gelecek kilolarını (bunun hep böyle olduğunu unutarak) bir an önce verme telaşıyla, doğru diyeti, doğru yöntemi bulmaya çalışırken helak olacaklar ve psikolojilerine, aile yaşamlarına, sosyal hayatlarına yeni ve ağır darbeler indirecekler, bedensel sağlıklarını diyetlerle zayıflama umutları ile bir defa daha bozacaklar…
incelme heveslerinin büyüsüne kapılan gençler, “bunca insan diyorsa doğrudur herhalde” kanısıyla kendilerini kısıtlama tuzaklarında bulup, gözlerine fazla gelmeye başlayan birkaç kilodan kurtulmaya çalışırken, başlarına belki de ömürleri boyunca bela olacak diyet belaları saracaklar…
Çarklar eskisinden daha hızlı ve daha etkin dönecek, paralar kazanılacak, kazanılan paralarla yatırımlar yapılacak… yağ pazarı daha da genişleyecek, daha da verimli hale gelecek…
Varsın diyetlerle verilen kilolar fazlasıyla geri geliyormuş, önlem alın dendikçe obezite salgını azgınlaşıyormuş, bulimia ve anoreksiya cehennemlerinde çile çeken gençlerin sayısı hiç durmadan artıyormuş… kim takar? Önemli olan, bilimsel kilo vermektir, değil mi? Verirken bilimsel… kilolar geri gelirken cesur yürekli diyetçilerin hiçbiri ortada yok!
Peki, biz ne yapacağız?
Biz yine, dilimizin döndüğü, kalemimizin yettiğince…
Zayıflama diyetleri ile verilen kiloların kaçınılmaz olarak ve artarak geri geldiğini…
Seçilen yöntem ne olursa olsun enerji kısıtlamaları ile kilo sorunlarına çözüm bulma girişimlerinin hem umutsuz bir heves hem de ruhsal ve bedensel ağır zararlara gebe olduğunu…
Kilo sorunlarının ancak diyetsiz, kısıtlamasız çözülebileceğini ve insan organizmasının bu hedefe ulaşabilmek için gerekli tüm yeteneklerle donatılmış olduğunu… söylemeye devam edeceğiz.
Sesimize kulak verenlere, gün geçtikçe daha çok sayıda insan tarafından uygulanmakta ve sevindirici, güven verici sonuçlar vermekte olan Diyetsiz Kalıcı Zayıflama’nın tüm ayrıntılarını, elimizden gelen tüm açıklıkla anlattığımız, Zayıflama Diyetlerinin Kara Kitabı, Zayıflamak ve Şişmanlamıyorum adlı yapıtlarımızın tanesi 5,95 YTL fiyatla kitapçılarda ve İnternet kitap sitelerinde bulunabildiğini anımsatacağız ve bu kitapları okuyup, örneğin Diyet Kardeşliği sitesi gibi forumlarda birbirleri ile yardımlaşarak zayıflamaya, iyileşmeye çalışanlara gücümüz olduğunca destek olmaya gayret edeceğiz.
Zayıflama Diyetleri Çöpe!
Spor şişmanlatıyor mu?
Spor şişmanlatıyor mu?
Soruyu hep “spor zayıflatıyor mu” şeklinde duymaya alıştık. Yaygın diyet mantığının bir parçası olarak hareketin artırılarak kalorilerin yakılabileceği, böylelikle fazla kilolardan kurtulunabileceği fikri diyetçiler tarafından yoğun olarak kullanılıyor. Bizse soruyu farklı bir şekilde oluşturarak, sporun ve hareketin kilo kaybında yararlı olup olmadığının daha net görülebileceği kanısındayız.
Eğer, spor yaparak ya da hareketi artırarak… kalorileri yakabileceğiniz, zayıflayabileceğiniz, düşüncesi kafanızda yer etmeye başlarsa ve özellikle bu doğrultuda hareketlenmeye girişirseniz… bakın neler olur:
Öncelikle, hareketi artıran bir kişi, yaptığı harcamaları yukarı çekmiş olur… bunun neresi kötü, böylece daha kolay yakarım, diye düşünenler… çok basit bir gerçeği göz ardı etmektedirler… Harcamaları artan bir beden, buna ihtiyaçlarını artırarak cevap verir, yani insanın karnı daha çok acıkır! İşin püf noktası da zaten buradadır. Harcamalarınızın arttığının tespitiyle, taleplerini de artıran bedeninizin isteklerine nasıl yanıt vereceksiniz?
Ya, artan talep doğrultusunda daha çok yemeye başlayacaksınız… böylece daha üst bir düzeyde yedikleriniz ve harcadıklarınız arasında yeni bir denge oluşacak… yani ne zayıflayacak, ne de şişmanlayacaksınız.
Ya da, “bu kadar sporu boşa yapmıyorum, herhalde” mantığıyla… bedeninizin isteklerine cevap vermeme kararı alacaksınız… karnınız acıksa bile yememeye, ya da en azından sofradan karnınızı tam olarak doyurmadan kalkmaya çalışacaksınız. En basit anlatımıyla “sporla zayıflıyorum” zannederken… aslında zayıflama diyetine koyulacaksınız. Bir süre sonra da, tüm diyetzedelerde olduğu gibi… sizde de denetim kayıpları baş gösterecek… ve diyetle zayıflamaya kalkışanların yüzde doksan dokuzunun başına gelen sizin de kaçılmaz kaderiniz olacak… verdiğiniz kilolar artarak geri gelecek… yani şişmanlayacaksınız!
Sporu, sadece sporun zevki, ya da sağlıklılık için yapanlar eğer işin içine enerji kısıtlaması bulaştırmamayı becerirlerse… onlar için şişmanlama riski yok.
Ancak, bu işe “kalori yakma… fazla kilolardan kurtulma” hevesi ile kalkışanları, kısaca özetlediğimiz mekanizmayla, SPOR ŞİŞMANLATIYOR!
Tabii bir de, sporla inceleyim, rüyalarına kapılıp… anoreksik, bulimik olanlar var. Onlardan da ilk fırsatta söz edeceğiz.


