Diyetsiz zayiflayin!

Zayiflama konusunda bildiginiz her seyi unutun. Size yasaklarin olmadigi, çikolatadan pastaya, dondurmadan pizzaya her seyi yiyebileceginiz bir zayiflama yöntemi öneriyoruz.

1-Tüm kurallari unutun

Günümüzde kilo verme konusunda bilimsel olarak kabul edilen kurallar, uzmanlar tarafindan bile tartismali.Pek çok uzman, karbonhidratlarin sismanlattigi konusunda görüs bildiriyor ama bunlari tüketen pek çok insan formunu korumaya devam ediyor. Ayni sey, yag ve protein için de geçerli. Metabolizmayi hizlandirmak adina sabahlari kahvalti etmek de bu görüse göre kisinin acikmadigi halde yemesi disinda hiç bir ise yaramiyor.

2-Acikma-doyma sinyali
Insanin dogasiyla, besinlerle ve çevresiyle barismasi amaçli bu yöntemi kilo sorunu olmayan insanlar farkinda bile olmadan uyguluyor. Acikma,doyma, tokluk sinyallerine uyulmasiyla dogal kilo ayar mekanizmasi, tekrar isler hale getiriliyor. Böylece diyetlerin açtigi psikolojik yaralar sariliyor, keyfiniz yerine geliyor, içiniz yasama sevinciyle doluyor.

3-Diyetleri çöpe atin

Yöntemin en büyük avantaji, besinler konusunda kisitlama içermemesi. Çünkü, bir besine yasak ya da sismanlatan gözüyle baktiginizda o besinden kaçmaya çalisiyor, çekiciligini arttiriyorsunuz ve gereginden fazla yiyorsunuz.

4-Ideal degil dogal kilo

6 seans süren tedavide, önce hedeflediginiz kilonun gerçegi yansitip yansitmadigi belirleniyor. Çünkü bazen ideal kilo, diyet uzmanlarinin önerdigi estetik bir dayatma olabiliyor. Bu yönteme göre, kilo sorunu yasamadan, kendinizi bedensel ve ruhsal rahat hissettiginiz kilo, ideal kilonuz. Tedavinin basinda tartidan uzak durmalisiniz.

5-Kalori kisitlamasi yapmayin

Diyetlerdeki basarisizlik orani yüzde 95. Tüm zayiflama yöntemleri, vücuda kalori kisitlamasini empoze ediyorlar. Kisitlama yapmak, vücudu açliga mahkum etmekle es anlamli. Bu yüzden vücut da, dogal tepki gelistiriyor.


Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (32)

ACIKMAYI ÖĞRENİRKEN NELERLE BESLENMELİYİM ?
“Zayıflamak”… sayfa 124

Yanıtımız hiç tereddüt etmeden sevdiğiniz besinlerle olacaktır.

Eğer ilk andan başlayarak “kıtlığa ve kıtlık ihtimaline” kalıcı darbeler vurmak istiyorsanız,… ağırlık dengeleme yeteneğinizin geri kazanılmasını kolaylaştırmak istiyorsanız… gözünüzü, nefsinizi… ruhunuzu ve tabii bu arada karnınızı doyuracak besinleri zaman yitirmeden yeniden sofranıza taşıyın… bakıp yalanmak için değil, oturup afiyetle, zevkle yemek… dostlarınızla paylaşmak için,… yediklerinizin ve hayatın tadını çıkarmak için.

Serbest(!) yani şişmanlatmadığına ya da zayıflattığına inanılan besinleri yiyerek, yemeye çalışarak verilen kiloların… koşa koşa ve fazlasıyla geri geldiğini artık biliyorsunuz. Yasak besin- serbest besin şemasını kurmanın hem yasağından, hem de serbestinden fazla (yani ihtiyacınızın ötesinde) yemekle sonuçlanacağını bildiğiniz gibi…

Sevdiğiniz besinlerle karnınızı doyurmanız, diyetsiz kalıcı zayıflamanızın sağlam temellerini oluşturabilmenin vazgeçilmez koşuludur.

Hiçbir besin grubunu dışlamadan, diyetçilerin “sağlıklı eşittir zayıflatan gıda” tuzaklarına düşmeden… kendi ekonomik koşullarınızın elverdiği, mümkün olan en keyifli mutfağı, mümkün olan en kısa sürede tekrar oluşturmanız sizi gerçekten ve kalıcı olarak zayıflatacaktır.

Bedeninizin yeniden ağırlığı dengeleme ve gereksiz fazlalıkları “eritme” görevini üstlenmesini ancak sevdiğiniz besinlerle beslenerek sağlayabilirsiniz.


Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (41)

TAŞLAR YERİNE İYİCE OTURUYOR…
“Zayıflamak”… sayfa 173-174

Hem acıkmanızı, hem de doymanızı tanıyor, hatta biliyorsunuz. Bir yandan bu sinyallere uymaktaki güçlükleriniz azalıyor, bir yandan da acıkacağınız saatleri yaklaşık (tıpkı kilo sorunları ile hiç tanışmamış olanlar gibi) tahmin edebiliyor, hatta hangi miktarların sizi doyurabileceğini üç aşağı beş yukarı kestirebiliyorsunuz.

Yasak besinler kavramı çoktan çöpü boyladı. Besinleri yine sınıflandırıyorsunuz ama kriterleriniz eskisinden çok farklı; artık sizin için az ya da çok kalorililer, glisemik endeksi düşük veya yüksek olanlar, şişmanlatanlar veyahut şişmanlatmayanlar değil… sevdiğiniz ve sevmediğiniz, hoşlandığınız ya da görmeye bile katlanamadığınız, hatır için tadına baktığınız ya da biraz daha yok mu, diye arayıp sorduğunuz besinler mevcut.

Buzdolabınız, mutfağınız… masanız giderek renkleniyor, neşeleniyor, çeşitlileniyor. Aile sofranız keyifleniyor, yeniden eski çekiciliğine kavuşuyor… dertler ve sevinçler masa etrafında paylaşılıyor…
Davetlere, restoranlara artık ayaklarınız titreyerek değil koşa koşa gidiyor, yemeğin sunulacağı saate acıkmış olarak gelebilmeyi beceriyorsunuz.

Öngörülmeyen ikramlar, iş yerinde sürpriz doğum günü pastaları artık hiç mi hiç korkutmuyor sizi; ikramları kimseyi kırıp incitmeden kabul ediyor, bir miktar yiyor, şenliklere kutlamalara tüm içtenliğinizle katılıyor, eğleniyorsunuz.
Vaktinizin büyük bölümünü artık tatlı, kurabiye hayalleri kurmak… yiyemediklerinizi yemekten kendinizi alıkoyabilmek için planlar geliştirmekle geçirmiyorsunuz.
Enerjiniz, beyin gücünüz,zamanınız artık size ait…

Hepsini sayıp dökemesek de,hayatınızda birçok şey değişti…İşte “diyetsiz kalıcı zayıflama” uygulamasının, üçüncü adımının sonunda gelmiş olduğunuzu tahmin ve umut ettiğim nokta…
Bazılarınız azıcık geriden geliyor olsa da… ziyanı yok, diyoruz… yaşam bir yarış değil ki!

Ve tabii kilolar… birçoğunuzda ibre aşağı doğru kımıldamaya başladı…tekrar diyet- dayatma tuzaklarına düşmemelerini sağlayacak altyapıyı en hızlı oluşturabilenler,aceleci davranmamayı… zaman zaman da olsa kısıtlamaları “biraz da ben hız vereyim” diye incelme süreçlerine tekrar bulaştırmamayı başarabilenler,tartıyı giderek unutmaya başlayanlar, önceliği terazinin ibresine değil de, yaşamlarının tekrar yaşanabilir hale gelmesine verenler en önde gidiyor.

Bu arada, bilmem hatırlatmaya gerek var mı?
Doğal ağırlıklarında veya altında oldukları halde, “diyetsiz kalıcı daha da zayıflayacağım” heveslerine kapılanlar ise, deyimi hoş görün… avuçlarını yalıyor.


Kitaplarımız bulunmuyor

Çok sayıda okurumuz, kitaplarımızı bulamadıklarını söylüyorlar. Biz de onlara İnternet’te alabileceklerini hatırlatıyoruz, ancak biliyoruz ki bu herkes için bir çözüm olmuyor.
Kitap piyasası artık bir atılır mallar pazarı gibi çalışıyor, bir kitap piyasaya ilk çıktığında raflarda kendine yer buluyor, ondan sonra ise işi zorlaşıyor. Aslında okurun talebi üzerine kitapçının dağıtım şirketinden kitabı istemesi gerekir ama hepsi bu çabayı göstermiyor…
Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz kitabını yayımlarken, hedefimiz daha fazla insanı fikirlerimizle tanıştırmak ve diyet ve kısıtlamaların dışında kilo kontrolünün mümkün olduğundan geniş toplulukları haberdar edebilmekti.
Ücretsiz olarak yayımlamış olduğumuz bu kitap “Kısıtlama Mikrobu Çöpe” düşüncesi ve “Diyetsiz Kalıcı Zayıflama” uygulamasının bir özeti. 65 sayfalık bir özet kitapla tüm tedaviyi anlatmanın ve tüm anahtarları sunmanın mümkün olmadığını biliyoruz. Ancak bu başlangıç bile kısa sürede olumlu ve umut verici gelişmelere yol açtı. Diyetsiz Kalıcı Zayıflama düşüncesi etrafında forumlar oluştu, bazen diğer forumlarda da (bazı diyetçi forumlarında bile) bu görüşler okur ve uygulayıcılar tarafından duyurulmaya başlandı. Diyetlerle zayıflamaya kalkışmanın umutsuzluğunu fark etmeye başlayanlar birbirleriyle yardımlaşarak, Diyetsiz Kalıcı Zayıflama’yı hayata geçirmeye başladılar. İşte tüm bunlar bizi çok sevindiren gelişmeler.
Kısıtlama Mikrobu Çöpe dizimizin 3 kitabı “Zayıflama Diyetlerinin Kara Kitabı”, “Zayıflamak” ve “Şişmanlamıyorum” isimlerini taşıyor ve okurlarına kapsamlı, gerçek ve her ne kadar kitapların her biri 5,95 YTL fiyatla satılsa da, ücretsiz bir tedavi ve kilo kontrol yöntemi sunma hedeflerini taşıyor.
Görüşlerimizle buluşanlara önerimiz şu: (bazen söylediklerimiz reklam olarak eleştirilse de) yöntemimizle gerçekten tanışmak ve söylediklerimizi yaşadıklarınızla karşılaştırmak için kitaplarımızı satın alarak, kilo sorunlarınızı tamamen ve kalıcı olarak çözmek için gerçek bir adım atın.
Kitaplarımızı teminde güçlüklerle karşılaşırsanız kitabevinize ısrar edin (kitaplarımızın dağıtımı ikiA şirketi tarafından yapılıyor) ya da İnternet’ten alış veriş korkunuzu yenerek İnternet kitap satış sitelerinden birinden kitaplarımıza ulaşın.
Aldığınız kitapları okuyun! Sayın Av. Kemal Bey‘in hoşuna gitmeyebilir ama sakın eserlerimizi yemeye kalkışmayın!


Diyet mevsimi ya da Diyetsiz Kalıcı Zayıflama

Diyet mevsimi açılıyor…
Bazılarınız ne zaman kapanmıştı ki diye düşünse de önümüzdeki günlerde gelişmelerin hızlanacağınızdan hiç kuşkunuz olmasın.
Kolay değil, bahar kapımızda ve bahar demek yazın gelişi demek. Fazla gecikmez, gazetelerde, dergilerde, televizyon ve radyo kanallarında, İnternet sitelerinde hummalı bir faaliyet başlar!
Bakın, neler olacak???
Sayfalar, ekranlar yine… her yıl olduğu gibi dolup taşacak “şunu ye, bunu yeme!”, “şöyle ye, böyle yeme” öğütleriyle ve tabii ortalık diyetçilerin pek bir bilimsel açıklamalarından geçilmez olacak ve her zaman olduğu gibi, reklam kapıları sonuna dek açılacak…
En çok zayıflatan, en güvenli, en sağlıklı zayıflama diyetlerini sayfalarına taşıyan gazete ve dergiler günler öncesinden başlayarak bu mühim olayı davul zurnayla duyururken, tiraj artırma garantisinin zevkini iliklerine dek yaşayacak…
Tv’ler harıl harıl güvenilir ve karizmatik diyetçilerin peşlerine düşerek rating sağlamlaştırma ve diğerlerinden geri kalmama yarışına kalkışacak…
Tabii bir yandan da mevsimi önceleyip falanca diyetçinin “harika zayıflama programıyla” kilolarını herkesten önce verme uyanıklığındaki starlar “takılın peşime sizi de zayıflatıvereyim ayol” derken sayfa ve ekranların baş köşelerine kuruluvermenin tadından yenmez zevkini doyasıya sürecekler…
Zayıflama ürün ve ilaçları, yasakmış şuymuş buymuş demeden, açıktan ve gizliden, alenen ve sinsice pazarlanacak…
Spor salonları cicili bicili zayıflama programı afişlerini yeni sezon için yenilerken hafta sayısını 1 azaltıp garantili verilen kilo sayısını 3 artıracak…
Atkins diyeti, Montignac diyeti, Zone diyeti, Miami Beach diyeti ve isimlerini saymaya satırlar yetmez yüzlerce zayıflama diyeti, cilalanmış yeni sürümleri ile “tut elimi, kır kaşığımı” heveslilerinin beğenilerine bir kez daha sunulurken, mega ötesi starlaştırılmış beslenme uzmanlarımız ve bilcümle diyetçilerimiz özel hastanelerinin promosyon bütçelerini zorlayarak mucize zayıflatan iğneleri, sırrını bir tek kendilerinin bildiği organizmayı hiç sarsmadan zayıflatıveren bitki karışımları ile, kuşkunuz olmasın, kendilerini hiç özletmeyecekler…
Ayurvedacısı, akupunkturcusu, “davul tozu-minare gölgesi ile zayıflatırımcısı”, yağ oranını gösteren teknoloji harikası tartının ya da yağ eriten makinenin pzarlayıcısı, “yağ alınır hanııım”cısı, hipnozcusu, telkincisi, NLPcisi, 1 haftada kilo verdireni, detoksçusu, anti-aging’çisi (tekrar… daha önce hiçbir şey olmamışcasına) sökün edecekler…
Her sene olduğu gibi göz gözü görmeyecek… sabah ak diyenin öğleden sonra kara dediği, zayıflamasının reklamını yapan starların senelerdir emme basma tulumba gibi aynı oyunu oynadıkları, diyetçilerin her birinin yine yeni bir zayıflama programıyla sahneye çıkmayı başarırken kimsenin kendilerine “n’oldu yahu senin geçen yılki çok sağlıklı ve çok zayıflatan reçetelerine” diye sormayacağından emin olarak sallamaya ve dönmeye devam ettikleri, diyet reçeteleri peşinde koşarken harcadıkları kalorilerin çok daha fazlasını “kontrol kayıpları” ile depolayan gazetecilerin yıldan yıla tombullaşmakta olup başlarına sürecek merhemleri olmasa da senenin flaş diyetini yayınlamaktan hiç de gocunmadıkları… filan gibi ayrıntılar “bikinim beni bekler” heyecanında unutuluverecek…
Diyetzedeler, bir kez daha kısa sürede fazlasıyla geri gelecek kilolarını (bunun hep böyle olduğunu unutarak) bir an önce verme telaşıyla, doğru diyeti, doğru yöntemi bulmaya çalışırken helak olacaklar ve psikolojilerine, aile yaşamlarına, sosyal hayatlarına yeni ve ağır darbeler indirecekler, bedensel sağlıklarını diyetlerle zayıflama umutları ile bir defa daha bozacaklar…
incelme heveslerinin büyüsüne kapılan gençler, “bunca insan diyorsa doğrudur herhalde” kanısıyla kendilerini kısıtlama tuzaklarında bulup, gözlerine fazla gelmeye başlayan birkaç kilodan kurtulmaya çalışırken, başlarına belki de ömürleri boyunca bela olacak diyet belaları saracaklar…
Çarklar eskisinden daha hızlı ve daha etkin dönecek, paralar kazanılacak, kazanılan paralarla yatırımlar yapılacak… yağ pazarı daha da genişleyecek, daha da verimli hale gelecek…
Varsın diyetlerle verilen kilolar fazlasıyla geri geliyormuş, önlem alın dendikçe obezite salgını azgınlaşıyormuş, bulimia ve anoreksiya cehennemlerinde çile çeken gençlerin sayısı hiç durmadan artıyormuş… kim takar? Önemli olan, bilimsel kilo vermektir, değil mi? Verirken bilimsel… kilolar geri gelirken cesur yürekli diyetçilerin hiçbiri ortada yok!
Peki, biz ne yapacağız?
Biz yine, dilimizin döndüğü, kalemimizin yettiğince…
Zayıflama diyetleri ile verilen kiloların kaçınılmaz olarak ve artarak geri geldiğini…
Seçilen yöntem ne olursa olsun enerji kısıtlamaları ile kilo sorunlarına çözüm bulma girişimlerinin hem umutsuz bir heves hem de ruhsal ve bedensel ağır zararlara gebe olduğunu…
Kilo sorunlarının ancak diyetsiz, kısıtlamasız çözülebileceğini ve insan organizmasının bu hedefe ulaşabilmek için gerekli tüm yeteneklerle donatılmış olduğunu… söylemeye devam edeceğiz.
Sesimize kulak verenlere, gün geçtikçe daha çok sayıda insan tarafından uygulanmakta ve sevindirici, güven verici sonuçlar vermekte olan Diyetsiz Kalıcı Zayıflama’nın tüm ayrıntılarını, elimizden gelen tüm açıklıkla anlattığımız, Zayıflama Diyetlerinin Kara Kitabı, Zayıflamak ve Şişmanlamıyorum adlı yapıtlarımızın tanesi 5,95 YTL fiyatla kitapçılarda ve İnternet kitap sitelerinde bulunabildiğini anımsatacağız ve bu kitapları okuyup, örneğin Diyet Kardeşliği sitesi gibi forumlarda birbirleri ile yardımlaşarak zayıflamaya, iyileşmeye çalışanlara gücümüz olduğunca destek olmaya gayret edeceğiz.
Zayıflama Diyetleri Çöpe!


Spor… zayıflama… egzersiz… pilates… yürüyüş… spor salonları… fitness… aerobik… step… filan falan

Diyetsiz Kalıcı Zayıflamada sporun rolü
daada 4 şubatta bıraktığı yorumda sporla ilgili bazı sorularını dile getirmişti. Sorularını sizlerle paylaşıyorum ve bu fırsatla sporun zayıflamadaki yeri ile ilgili düşüncelerimi aktarmaya devam ediyorum.

Size bir şey sormak istiyorum ! Biliyorsunuz sizin kitabınızı okudum ve inandım kendime açlığı tokluğu öğrettim ve Diyetsiz Kalıcı Zayıflıyorum ve elimden geldiğince çevremdeki bana ulaşan herkese doğrularımı aktarmaya çalışıyorum dilim döndüğünce. Ben spor konusunda takıntı yarattım kendi kendime! bu aralar hiç hareket yapmıyorum. Kilom çok yavaş gidiyor bu normal mi? Bu kilo verişimi hızlandırmak istiyorum ve bunun içinde hareket şart ama tabii ki hayatım boyunca yapabileceğim şeylerin olması da kafamı kurcalıyor. Tamam her gün elimden geldiğince yürüdüm diyelim fazla yormadan zevkli bir şekilde ya sonra! Kilo verişim durunca normal kiloma gelince ne olacak ben bu yürüyüşleri bırakacağım yani zayıflamak için yürüyeceğim. Sonra kilo alacak mıyım acaba? Sevgimle. Hoşça olun…

Üzerinde biraz düşünelim:

Kilo sorunlarına yakalanmamış bir insan için sporla kilo kaybının bir ilişkisi olabilir mi? Örneğin böyle bir kişi, kilo kaybetme arzusu dışında, şu veya bu nedenle spora başlarsa neler olur, sırf spor yaptığı için zayıflar mı?

Bizce, cevap hayır olacaktır. Artan harcamaları doğrultusunda bu kişinin enerji ihtiyacı artacak, karnı daha fazla acıkacak ve eğer kişi bu yeni seviyedeki gereksinimlerine karnını doyurarak cevap verirse kilosu da sabit kalacaktır.

Diyetçiler bizden, kilo sorunları olmayan insanların ağırlığında hiçbir değişime yol açmayan bir eylemin, kilo kaybetmek için kullanılabileceği masalına inanmamızı istiyorlar. Daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi, spor yaparak ya da hareketi artırarak zayıflamayı umut etmek aslında farkına varmadan kendini diyete, kısıtlamaya sokmak anlamı taşımaktadır.

Örnekleyelim: Ayşe Hanım yemeğini yiyor, diyelim karnını da güzel doyuruyor… yani yemek esnasında kısıtlama yapmıyor, ama sofradan kalktıktan, diyelim bir saat sonra, hadi şu yediklerimin bir kısmını yakayım, düşüncesiyle yürüyüşe çıkıyor. İşte burada ciddi bir mantık hatası mevcut. Amaç yenilenleri eritmek olursa, hemen akla şu sorular takılıyor: İyi ama acaba Ayşe Hanım, neden bir kısmını sporla, yürüyüşle yakması gerekecek miktarları yiyor? Neden, ağırlık Dengeleme Yeteneği onu bir sonraki öğüne kadar olan ihtiyaçları karşılandığında durdurmuyor? Neden fazlalıklar gelip yemeğine ekleniyor?

Bu örneğimizde yanıtları bulmak pek zor değil… çünkü Ayşe Hanım, sporla kilo verilebileceğine inanıyor ve bu inanış onun Ağırlık Dengeleme Yeteneğinin tam anlamıyla çalışabilmesini engelliyor.

Yani… sofradan karnı doymuş olarak kalkmış olmasına rağmen, bir sonraki öğünde acıkıp, tekrar sofraya oturmayı beklemek yerine… dur, ben biraz şu işe yardım edivereyim, diyerek yediklerini yakmaya kalkışıyor…

Diyelim ki gerçekten bir miktar enerji yaktı… ne olur sonrasında?
Bizce işin önemli bölümü burası: ya karnı erken ve muhtemelen daha çok acıkacak… o da kalkıp bir güzel karnını (alışık olduğu öğün saatine göre daha erken) doyuracaktır… ki bu durumda yapmış olduğu sporun “zayıflama açısından” hiçbir katkısı olmayacaktır…
Ya da, aman ne güzel, yaktım kalorileri, şimdi iyice bir bekleyeyim ki, yaktıklarım depoları azaltsın, diyerek… eyvah ki eyvah… kendini enerji kısıtlamasında bulacak ve bedeninin tepkilerine de maruz kalacaktır.

Her zaman aynı şeyi söyledik, yineleyelim: spor yapmak, abartıya kaçılmadığı, özellikle de arkadaşlarla paylaşılan zevkli bir ortamda olduğu zaman, ruh ve beden sağlığı açısından sayılamaz yararlar sağlıyor. Ama ne zaman ki, insanın aklına sporun kilo kaybına yararı olabileceği fikirleri düşmeye başlarsa bunun tam aksi oluyor. Bu durumda, kişi kaçınılmaz olarak kendini bir kısır döngüde buluveriyor: dur, birazcık daha koşayım, biraz daha eriteyim… dur, biraz daha fazla yiyeyim, sonra da biraz daha fazla koşar eritirim…
işte bu düşünce biçiminin sporu ağırlık kontrolü için kullanmaya çalışanların aklında yer etmemesi imkansız ve adını da koyalım… bu tam bir bulimik davranış ve düşünüş biçimi. Fazla yediğinizi düşündüklerinizden kusarak, şu veya bu zayıflama ürününü alarak… ya da spor yaparak kurtulmaya çalışmak özünde tamamen aynı kapıya çıkıyor!

Şimdi, bir de olaylara olumlu yönünden bakalım:
Diyetsiz Kalıcı Zayıflama kararı alıp, bunu uygulamaya sokanların birçoğunda… karınlarını gerçekten doyurmaya başladıkları ve kısıtlamaları uzaklaştırdıklarında bir zindeliğe, daha çok hareket etme isteğine şahit oluyoruz. Özellikle daha önce yıllarını diyetler peşinde geçirip, bedenlerinin tasarrufa zorlandığı kişilerde, bu kısıtlamaların getirdiği “tembellik”ten çıkış bazen çok çarpıcı oluyor.

Vee daada,
Diyetsiz Kalıcı Zayıflama yolunda yaptıklarınızı, yazdıklarınızı, cesaret ve açık fikirliliğinizi ben ve eşim hayranlıkla izliyoruz. Diyet Kardeşliği çatısı altında veya blogunuzdaki satırlarınız birçok kişiye güven ve devam hevesi veriyor. Sizin de satır aralarında belirttiğiniz gibi “aceleci” olmaya hiç gerek yok. Kilolar açısından, yokuşu inmeye başladınız… bazen yavaş gitmiş, bazen duraklamalar olmuş ne gam! Doğru yolda olduğunuzu bilmeniz sizi hedeflerinize ulaştıracaktır.