Sık Sık İç

Sık Sık İç
İçecekte serin, leziz ve sağlıklı bir alternatif arıyorsanız, bardaklarınızı taze sıkılmış meyva sularıyla doldurun ama “Neymiş bu kadar bahsedilen bu yararlar?” diyorsanız, önce okuyun.

Meyve suları hepimizin çok tükettiği içeceklerdir. Peki meyve sularının özelliklerini ve içeriklerini biliyor muyuz? İşte meyve sularının içlerinde taşıdıkları maddeler…

Kayısı Suyu
Kayısı başta A vitamini olmak üzere, B3 vitami ile demir, magnezyum, potasyum ve fosfor ihtiva eder. Kayısıda bol miktarda bulunan Betakaroten, kanserin,özellikle akciğer kanserinin, kalp hastalıklarının ve kataraktın önlenmesine yardımcıdır. İçerdiği kalsiyum ve magnezyum sayesinde kemik erimesinin önlenmesine faydalıdır. Kayısı, doğal lif açısından çok zengin bir meyvedir. Lifli bir meyve olduğundan bağırsakları korur ve pekliğe iyi gelir. Kansızlığı önler, kan yapımına yardımcı olur,cildi ve saçı canlı tutma özelliği vardır.

Vişne Suyu
Vişnede A vitamini, potasyum bulunur. Ferahlatıcı ve serinletici etkisi çok yüksek olan bir meyvedir. Şeker oranı kirazınkinden düşük olduğu için daha az kalori içerir. Diyareyi keser,idrar söktürücü özelliği vardır. Ateş düşürür,susuzluğu giderir. Ateşli hastalıklardan sonra asitleşen kanı temizler. Susuzluğu giderdiği gibi, vücutta biriken fazla suyun dışarı atılmasında da etkin rol oynar. Mide ve karaciğerin düzenli olarak çalışmasını sağlar.

Şeftali Suyu
Şeftali,A, B3 ve C vitaminleriyle, folik asit, betakaroten, potasyum içerir. Vücutta A vitamini oluşturan temel madde olan betakaroten, şeftalide çok zengin miktarda bulunur. Kalp ve kansere karşı korur. Şeftali hazmı kolaylaştırarak sindirim sistemine yardımcı olur. Böbreklerin ve safra kesesinin düzenli çalışmasını sağlar, İdrar sökücüdür. Gribe karşı vücudun savunma mekanizmasını güçlendirir. Antioksidan özelliğiyle toksit maddelerin vücuda vereceği zararları önler. Sinir sistemi üzerinde olumlu etki yapar, uykusuzluğu giderir.

Elma Suyu
Elma B3 ve E vitamini, potasyum ve bol miktarda pektin içerir. Elma Kan şekerini kontrol altında tutar. Baş ağrısına iyi gelir, Böbreklerin temizlenmesine yarar. Kolesterolü düşürür. Bağırsaklardaki parazitlerin dökülmesini sağlar. Elma suyu yemeklerde içildiğinde , alınan yağların vücutta birikmesine engel olur. Bedensel ve zihinsel yorgunlukların giderilmesinde etkin rol oynar. Romatizma, gut ve mide rahatsızlıklarının (Gastrit, Ülser) panzehiridir. Elma suyunun içindeki bitki besinleri, kalp ve akciğer kanseri rahatsızlıklarına yakalanma riskini azaltır. Damar sertliğini önler, kan basıncını düşürerek tansiyonun yükselmesine engel olur.

Üzüm Suyu
Uzmanların sağlık iksiri olarak adlandırdıkları üzüm suyunun bir diğer adı da bitkisel süttür. Bileşimindeki zengin vitamin ve minarel maddeler vücudun günlük ihtiyacını karşılayabilecek özelliktedir. Bol miktarda A ve C vitaminleri, mineraller en çok da demir ile potasyum içerir. Vücut tarafından kolayca özümsenen basit şekerleri sayesinde yüksek enerji kaynağıdır. İçerdiği Diyet lifleri sayesinde bağırsakları yumuşatıcı ve idrar söktürücü özelliği ile organizmayı toksinlerden arındırıp temizler. Antioksidan özellikli olduğu için cildin yaşlanmasını geciktiriyor. Kan yapıcı özelliğinin yanı sıra romatizma ve mafsal ağrılarına iyi gelen üzüm suyu, kalp sistemini düzenler, bedensel ve zihinsel yorgunlukları giderir.

Domates Suyu
Domates içerdiği C ve E vitaminleri, potasyum ve diğer mineralleri ile, insan sağlığı için oldukça yararlı bir sebzedir. Domates suyunda bol miktarda bulunan likopen adlı madde kısır erkeklerde sperm yoğunluğunu ve hareketliliğini arttırarak kısırlığı önler ve Prostat kanserine yakalanma riskini azaltır. Bir C vitamini olan domateste bulunan likopen grip virüsüne karşı bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudu grip ve nezleden korur. Aynı zamanda domates suyunda bol miktarda bulunan likopen vücudu kalp hastalıklarına karşı koruyan bir maddedir. Hazmı kolaylaştırıcı ve vücudun su tutmasını önleyici özelliğe sahiptir. Kan basıncının düşürülmesinde etkilidir. Bir bardak domates suyuna bir adet çiğ yumurta kırın, sistein adlı bir tür protein içeren bu karışım vücuttaki zehirli maddelerin bir an önce dışarı atılmasını sağlar.


Acıbakla Acıçiğdem Adaçayı Gece Terlemeleri Adamotu Ahlat Akdiken



Anında 5 Kilo Verdiriyor !

Ufacık bir dokunuşla 5 kilo vereceksiniz desek ne düşünürsünüz ?Hem de kalıcı bir şekilde ve oldukca güzel sonuçlar doğurarak…

Olduğunuzdan zayıf ve zarif görünmek için uygulayın :

Boy aynasının önüne geçin ve çıplak ayakla aynanın önünde dik bir şekil alın. Sırtınız duvara dayayarak durabildiğiniz kadar dik durmay deneyin. Vücudunuzu ne kadar esnetebilirseniz ve boyunuzu ne kadar daha uzunmuş gibi gösterebilirseniz bel bölgesinden o kadar kilo kaybetmiş gibi görünürsünüz.

Şayet gün boyunca bilgisayarın başındaysanız, hep koltukta dik oturmaya çalışın. Ayakta dururken de omuzlarınızı geride tutarak vücudunuzu çok fazla yamultmamaya çalışın. Bu duruş şekli omuzlarınızı dik ve daha geniş gösterecektir ve bel bölgenizin daha ince görünmesini sağlayacaktır. Ayrıca göğüs ve omuzların daha kaslı görünmesi daha fit bir imaja bürünmenizi sağlar. Sağlık açısından değerlendirdiğimizde de bu duruş boyun ve omuz ağrılarınıza da iyi gelecektir.

Ayaktayken hep dik durun ve karnınızı daima içeri çekin. Bu sayede karın kasları çok daha iyi çalışacak ve zaman içinde oluşabilecek sarkmaların önlenmesine yardımcı olacak. Aklınıza gelen her dakika karnınız içeride olsun. Kasıldıkça sertleşecektir.

Ayakta dururken poponuzu daima kasın. Bu sayede daha dik ve formda bir görünüm kazanacaksınız. Poponuzu sıkın ve dayanabildiğiniz kadar bu şekilde durun.

Eğer bu adımları gün içinde düzenli bir şekilde uygularsanız vücudunuz gayet güzel bir şekil alacaktır. Hatta uygulamaya başladığınız dakikadan itibaren 10 dakika içinde olduğunuz kilonun en az 5 kilo altında görünmeyi başarabileceksiniz


DİRİ VE DİK GÖĞÜSLER İÇİN ÖNERİLER

İster küçük olsun ister büyük olsun, göğüslerin güzelliği ebatlarından değil, diri ve dik olmasından dolayıdır. Zamanla göğüsler sarkar ve güzellikleri, kaybolmaya yüz tutar. Bunun için daha önceden önlem almak gerekir. İşte sizlere bazı önlemler ve diri göğüsler için öneriler ;
SOĞUK DUŞ ŞOKU ;
* Diri göğüslere sahip olmak için her gün düzenli olarak soğuk suyla duş yapmaya özen gösterin. Sabahları duş aletinin yardımıyla, suyu göğüslerinizin üzerinde dairesel hareketlerle gezdirin.
LİFLİ BESİNLERİN GÜCÜNDEN FAYDALARI ;
* Göğüslerinizin diriliğini koruyabilmesi için aşırı tuz tüketiminden kaçının. Çünkü su tutulmasına neden olan maddeler bağ dokusunu olumsuz yönde etkiliyor. C vitamini içeren besinlerse cildin diri kalmasını sağlayan kolajenlere uyarıcı etki yapıyor.
EGZERSİZİN FAYDALARI ;
* Önereceğimiz üç egzersiz, göğüs bölgenizdeki kasların güçlenmesini sağlayacak.
1. ÖNERİ : Belinizi dik tutarak bağdaş kurun. Avuçlarınızı göğüs hizasında birleştirin. Dirsekleriniz yere paralel olsun. Bu pozisyondayken ellerinizi birbirine 20 saniye süreyle güçlü bir şekilde bastırın. Sonra yavaşça gerilen göğüs kaslarınızı gevşetin. Hareketi 10 kez tekrarlayın.
2. ÖNERİ : Yüzüstü uzanın. Ayaklarınız çapraz olmalı. Kollarınızdan güç alarak aşağı yukarı hareket edin. Egzersizi 10 kez tekrar edin.
3. ÖNERİ : Ayakta, ellerinizi başınızın arkasında ve ensenizde kavuşmuş şekilde durun. Ellerinizi ensenizden hiç ayırmadan dirseklerinizi ağzınızın tam önünde birbirine değdirdikten sonra eski pozisyona dönün. Egzersizi 20 kez yineleyin.
DİK OTURMANIN GÖĞÜSLERE ETKİLERİ ;
*Sırtınızı dik tutmaya özen gösterirseniz, göğüs kafesiniz daha fazla yukarı kalkar, böylece kan dolaşımınız da hızlanır. Bu sayede de bağ dokularınız sıkılığını korumaya devam eder.

CİLT İÇİN FAYDALI VİTAMİN VE MİNERALLER

Cilt zamanla esnekliğini kaybeder. Sizin ise, 20 li yaşalardan itibaren cilt bakımınızı düzenli yapıp ilk desteği vermeniz gerekir. Geriye kalanlar ise, düzenli ve sağlıklı bir beslenme, sigarasız bir hayat, çeşitli vitamin ve minarel desteğidir. Aşağıda verilmiş olan bir takım vitamin ve minareller cilt sağlığı açısısından son derece önemlidir.
* C Vitamini: Narenciye, kivide, orman meyvelerinde ve maydanozda bol miktarda bulunur. Kolojen yapı için gereklidir, cilt esnekliği sağlar.
* Çinko: Hücre ve deri yenileyici özelliği vardır. Kolojen yapı için çok önemlidir. Saçın beyazlamasını engeller. Kabak çekirdeği ,yumurta, kırmızı et, istiridye,fasulye, yatvuk, badem ve zencefil kökünde bulunur.
* Sülfür: Bağ dokularının yapılandırılmasına yardım eder. Lahana, brokoli, sarmısak ve soğan en zengin kaynaklarıdır.
* Silika: Salatalık, domates, dolmalık biber ve yulafta bol miktarda buluna silika, cilt esnekliğinin korunmasını sağlar ve kemikleri güçlendirir. Sağlıklı tırnaklar ve parlak saçların oluşmasını sağlar. .
* Magnezyum: Hücre zarlarındaki su pompalanmasını kontrol eder ve atıkların temizlenmesini sağlar. Aşırı tuz ve diğer toksinlerin neden olduğu fazla su tutulmasının önüne geçerek hücreyi rahatlatır. En iyi kaynak yeşil yapraklı sebzelerdir.
* Beta karoten: Havuçtan dolayı pek çoğumuzun tanıdığı beta karoten cildi güneş yanığına karşı korur. Havuç ve yeşil sebzelerde bulunur.

KOLESTEROL YÜKSEKLİĞİ

Türk Kardiyoloji Derneği’nin yaptığı araştırmalara göre ülkemizde 9 milyon kişinin kolesterol düzeyi sınır değerlerin üzerinde bulunuyor. Kalıtımsal olarak ülkemizde iyi kolesterol düzeyinin de düşük olması kalp hastalıkları açısından önemli bir risk yaratıyor.

Sağlık açısından kan kolesterol düzeyinin 200 mg/dl.’nin altında olması gerektiğine dikkat çekiliyor. Ancak kolesterol içeriği fazla olan gıdalarla beslenilmesi, şişmanlık, hareketsizlik, stres, tiroid bezinin az çalışması, şeker, böbrek yetmezliği gibi hastalıklar, hormon, idrar söktürücü ve bazı tansiyon ilaçları kolesterol düzeyini artırıyor.

Fazla miktarda et, yağlı yemek ve hamur işlerinin tüketilmesinin kolesterol düzeyini artıracağına dikkat çekiliyor. Kurban Bayramı gibi et tüketiminin arttığı günlerde, özellikle diyet yapması gereken kronik sağlık sorunları olan kişiler için ciddi sağlık sorunları oluşabilmektedir. Bu dönemde, etin hem taze hem de yağ oranının fazla olması sorunu büyütüyor. Diğer taraftan bayram ziyaretlerinde etin yanında kandaki kolesterol oranını etkileyen hamur işi tatlılar, çikolatalar ikram ediliyor. Bunlara hareket azlığı da eklenince sağlık sorunlarının ortaya çıkma ihtimali artıyor. Özellikle kalp-damar hastalığı olanlarda, şeker ve böbrek hastalarında, ayrıca kolesterol tedavisi görenlerde vücudun dengesi bozuluyor. Şeker, tansiyon, kalp ilacı kullanan kişilerin bayramda ilaçlarını aksatmamalarını öneriyoruz.

Fazla miktarda kalorili ve yağlı yiyeceklerin tüketilmesinin neden olabileceği sağlık sorunlarının dikkate alınarak diyetin kontrol edilmesi gerekiyor. Günlük tüketilen et, hem yağsız olmalı hem de miktarı azaltılmalıdır. Etin yanından diğer hazmı zor ve tatlılardan kaçınılmalı. Tansiyon ve kalp problemi olanlar bir kereden bir şey olmaz dememeli, tuzsuz ve yağsız et tercih etmelidirler. Sebze ve meyve yemeye özen gösterilmeli. Bol su içilmeli. Bu sayede et ve hamur işi gıdaların tüketilmesi de azaltılmış olur. Ayrıca sağlık durumu iyi olanları da düzenli yürüyüş yapmayı ihmal etmemeliler.

Kolesterolün yüksek olmasının sakıncaları kan kolesterol düzeyindeki artış damar sertliğine neden olan başlıca faktörlerden biri. Damar sertliği de kalp hastalıklarının oluşumuna zemin hazırlıyor. Kolesterolün 200mg/dl’nin üzerinde olduğu kişilerde diğer risk faktörlerinin de olması bu süreci hızlandırıyor. Kolesterol yüksekliğinin yanısıra sigara içimi, şişmanlık, diyabet, tiroid bezi yetersizliği varsa risk ciddi olarak artıyor. İyi kolesterol seviyesinin düşüklüğü; az spor ve az yürüyüş yapmak da tehlikeyi büyütüyor. Bu nedenle fazla kiloların verilmesini, düzenli egzersiz yapılmasını, kolesterol düzeyi yüksek yiyeceklerden uzak durulmasını öneriyoruz.


ÖMRÜ UZATAN 7 GIDA

Ömrü Uzatan 7 Gıda
Badem, kahve, tarçın, patates, sebze çorbası, zeytinyağı, çay…

Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü (AICR), 2007�ye sağlıklı bir başlangıç yapmanız için, vücudu kanser, kalp krizi, Alzheimer ve diyabet gibi ciddi rahatsızlıklara karşı koruyan besinlerin listesini açıkladı. Badem: Her gün, bir çay fincanın yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram badem yemeyi ihmal etmeyin. Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir besin olan badem, kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor. Badem böylece damar tıkanıklıklarını önleyerek, dolaşım sisteminin düzenli olarak çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor.

Kahve: Günde iki fincan kahve, özellikle orta yaşlardan sonra görülen Parkinson ve Tip-2 diyabete karşı vücudu koruyor. Kahvede bulunan kafein maddesi, diyabete yakalanma riskini yüzde 35 azaltıyor. Ayrıca ağrı kesici özelliği de bulunuyor. Ancak kahveyi mutlaka kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece kafeinin kemikleri zayıflatmasını engellemiş olursunuz.

Tarçın: Her yemekten sonra içinde bir miktar tarçın bulunan bir tatlı yemeyi unutmayın. Tatlı yemek istemiyorsanız, küçük bir çay kaşığı dolusu tarçını doğrudan suya ekleyerek içebilirsiniz. Tarçın kan şekerini düzenliyor, ayrıca sinir sistemini rahatlatıyor. Öte yandan köri baharatının içinde bulunan Tumerik adlı maddenin eklem iltihabını ve romatizmayı önlediğini unutmayın.

Patates: Antioksidanlar yönünden çok zengin. Amerikan Tarım Dairesi’ne göre en yararlı 100 besinler arasında 17. sırada yer alıyor. Akciğer kanseri, diyabet ve kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi kızartmak yerine, yağsız bir şekilde haşladıktan veya fırında pişirdikten sonra yemeyi tercih edin.

Sebze çorbası: Doyurucu ancak kalorisiz bir yiyecek olduğu için özellikle kilo vermek isteyenlerin bir numaralı tercihi. Ayrıca, özellikle sebze çorbası sodyum bakımından zengin. Bir kase sebze çorbasında 500 miligram sodyum bulunuyor. Sodyum, sinir sistemi ve kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor. Ayrıca vücuttaki sıvı miktarının dengesini düzenliyor. Ancak günde 1500 miligramdan fazla sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları konusunda tam bir ters etki yaratıyor.

Zeytinyağı: Zeytinyağı kanser riskini azaltıyor. Günde 25 ml. zeytinyağı alanların idrarlarında, hücrelere zarar veren �8oxodG� adlı maddenin seviyesinin azaldığını ortaya çıkardı. Zeytinyağı kanserin yanı sıra iyi kolesterol (HDL) oranın artmasını sağlayarak kalbi koruyor, 1 çorba kaşığı zeytin yağında 120 kalori bulunuyor. Bu nedenle günde 6 çorba kaşığını geçmeyin.

Çay: Siyah veya yeşil olsun, çayın her türü kanser riskinin azaltılmasında etkili bir rol oynuyor. Çay, kadınlarda rahim kanserine yakalanma riskini yüzde 50 azaltıyor. Göğüs kanseri içinse bu oran yüzde 60′a kadar çıkıyor. Çay ayrıca Alzheimer ve kalp krizine karşı vücudu koruyor.


AKUPUNKTUR VE SİGARA BIRAKMA

Akupunkturla Sigara Bırakma Tedavisi
Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir?
Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir?
Akupunktur ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir?
Sigarayı Neden Bırakalım?
Sigara neden zararlı?
Sigarayı bırakan bir insanın vücudunda ne gibi olumlu gelişmeler olur?
Sigara içen bir kişiyi bırakmaya iten nedenler nelerdir?
Sigarayı bırakma yolları nelerdir?
Sigarayı bırakmak isteyenlerin yaşadığı tipik kaygı ve sorunlar nelerdir?

Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir?
Yapmanız gereken tek şey sigarayı bırakmaya karar vermektir. Bu, insanın yaşamında alabileceği en önemli kararlardan biridir. Bu kararı verdikten sonra, akupunktur, size sigarayı bırakmanızda büyük kolaylık sağlayacaktır.

İnsanlarda serotonin ve endorfin adı verilen iki madde vardır. Bunlar beyinde bulunur ve rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygular ile ilgilidirler. Normalde insanlarda kahkaha atınca, mutlu bir haber alınca ya da çikolata veya güzel bir tatlı yiyince, bir yeriniz acıyınca serotonin ve endorfin düzeyi yükselir. Ancak sigara içenlerde serotonin - endorfin salgılama işini sigara üstlendiğinden vücut otonomisini kaybetmiştir. Hani keyiflenince de, dertlenince de sigara içilir ya, işte, açıklaması budur.

Sigarayı bırakanlarda ilk hafta beyin serotonin salgılama işini gerçekleştiremediğinden vücut oldukça zor anlar yaşar. Beyin ancak 72 saat sonra eski görevini yapmaya başlar.
Bu 72 saatlik süre içinde, hastanın yoksunluk belirtileri önlenirse, sigarayı bırakması çok kolaylaşır. Akupunktur ile tedavi, kişinin sigara içmemekten dolayı oluşabilecek şikayetleri ortadan kaldırır. Böylece sigara içmemeye karar vermiş olan kişi, bunu hiç zorlanmadan başarır; çünkü, akupunktur tedavisi beyni yeniden sigaraya gerek duymadan serotonin ve endorfin salgılaması için uyarır ve bundan sonra da beyin eski otonomisini kazanır.

Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir?
Üç gün üst üste 20 dk.lık 3 seans tedavi uygulanır. Toplam 1 saat süren bir tedavidir. Böylece 72 saatlik en zor geçen dönemde vücut kontrol altındadır. Daha sonra hastanın bağımlılık derecesiyle bağlantılı olarak ek seanslar yapılabilir, ama genellikle buna gerek kalmaz. Tedavi süresince tek bir sigara bile içilmemesi ve nikotin preparatları kullanılmaması gerekir. Aksi halde, başladığımız noktaya geri döneriz.

Akupunktur tedavisi ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir?
%90 - 95 gibi yüksek bir başarı oranı vardır.

Sigara neden zararlı?
Tütün kullanımı yaklaşık 200 yıl öncesine kadar gidiyor. İlk zamanlarda tütünün sağlığa iyi geldiği düşünülüyordu. Sigaranın zararları 1950’li yıllara kadar çok fazla bilinmiyordu. Ancak, daha sonraki yıllarda yapılan araştırmalar, sigaranın insan sağlığına gerçekten zararlı olduğunu ortaya çıkardı. Sigara dumanında sağlık açısından zararlı yüzlerce (bu sayı abartılmamıştır) madde bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse, bunların en çok bilinenlerinden birkaç tanesi ; amonyak, terebentin, kadmiyum, insektisitler, naftalin, aseton, arsenik, formal, hidrojen siyanür, radon, polenyum, deterjanlar…
Bunların bir çoğu kanserojendir. Ayrıca tütün ve sigaranın sarıldığı kağıdın yanmasından dolayı açığa çıkan maddeler ve katran da yine konserojen maddeler arasındadır.
Kalıp - Damar sağlığı açısından özellikle tehlikeli olan maddeler ise nikotin ve karbonmonoksittir. Nikotin kalp artışlarını hızlandırır, tansiyonu yükseltir, kan pıhtılaşmasını arttırır. Yani kalbin yükünü ve oksijen ihtiyacını arttırır. Bütün yanma olaylarında açığa çıkan zehirli bir gaz olan karbonmonoksit ise, kandaki oksijen ile birleşerek kanda bulunan oksijen miktarını düşürür. Sonuç olarak nikotin nedeniyle oksijene gereksinimi artmış olan kalp, kanda yeterli oksijeni bulamaz ve işi çok daha zorlaşır.

Sigara kullanımı ile doğrudan ilişkisi olduğu kanıtlanmış hastalıkları şöyle sıralıyalım: Ağız kanserleri, sindirim sistemi kanserleri, solunum sistemi kanserleri, akciğer hastalıkları, kalp ve damar hastalıkları, ülser, mesane kanseri.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünyada 1 milyar 100 milyon insan sigara içiyor. Erkekleri %47si, kadınların %12’si sigara tiryakisi. Ayrıca, son yıllarda sigara içen kadınların sayısında nispeten daha fazla bir artış olduğu gözlemlenmektedir. Bu da dünyaya yeni gelecek nesillerin sağlığını direkt olarak etkileyecektir. Son rakamlara göre, dünyada yılda 3 milyon kişi sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle ölmektedir.
Şimdi hemen yeri gelmişken önemli bir konuya değinmek gerekiyor. Örneğin; akciğer kanserinin sigaraya bağlı olarak meydana geldiği heryerde söyleniyor. Fakat siz daha geçen ay akciğer kanserinden ölen bir tanıdığınızın hiç sigara içmediğini biliyorsunuz ve uzmanların biraz fazla abarttığını düşünüyorsunuz. Bunun açıklaması şöyle: Akciğer kanserinin 4 türü vardır; hatta bunların da alt grupları vardır. Bunların içinde sigara kullanımı ile doğrudan ilgili olanlar (%60) zaten en sık görülen kanser türleridir. Sigara ile ilgisi olmayan ise, çok daha az oranda görülen bir kanser türüdür.

İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre günde 20 sigara’dan fazla içenlerin %40’ı, daha emeklilik yaşına gelmeden ölmektedir. Oysa sigara içmeyenlerde bu oran %15’dir.

Bir de pasif içici kavramı var. Sigarayı içen kişi, eğer filtreli sigara içiyorsa, bu filtre bir miktar zararlı maddenin geçişini engelleyebilir. Halbuki sigaranın ucundan havaya karışan duman hiçbir süzgeçten geçmediği için daha tehlikelidir. Yani uzun süre bu dumana maruz kalan ve pasif içici denilen kişiler de tehlike altındadır. Ayrıca unutmamak gerekir ki, sigarayı içen kişi de havaya yayılan bu dumanı yine solumaktadır. Sigara içilen evlerdeki küçük çocuklarımız bronşit ve zatürre gibi solunum yolu hastalıklarına daha sık yakalanırlar. Pasif içici olduklarından akciğer kanseri açısından risk grubundadırlar ve ileride sigara içmeye daha çok eğimli olurlar.
Özellikle gelişmiş ülkelerde kamuoyuna yansıyan bu sonuçlar ve alınan tedbirler sonucunda sigara kullanımı %50 ye varan oranlarda azaltılmıştır. ABD, İngiltere, Kanada bu konuda başarılı ülkeler arasındadır.

Öte yandan, aynı zamanda sigara üreticisi olan bu ülkeler, gelişmekte olan ülkelerde edindikleri pazarlarını büyütme çabası içindedirler.

Sigarayı bırakan bir insanın vücudunda ne gibi olumlu gelişmeler olur?
20 dk sonra tansiyon ve nabız normale döner.
8 saat sonra vücut kendini yenilemeye başlar. Kan oksijeni normal düzeye çıkar.
24 saat sonra kalp krizi riski azalmaya başlar. 1 yıl sonra yarıya düşer.
48 saat sonra duyu organları iyi çalışmaya başlar. Tat ve koku duyusu düzelir. Cilt kendini yeniler.
72 saat sonra Akciğer kapasitesi artar, solunum rahatlar.
2 hafta sonra efor kapasitesi artar (Yürüme, merdiven çıkma…).
1-9 ay içinde akciğer hücreleri yenilenir. Akciğer hastalıkları (zatürre gibi) riski azaltır. Öksürük, nefes darlığı düzelir.
5 yıl sonra ağız, boğaz, yemek borusu kanserleri riski %50 azalır.
Pankreas, mesane, rahim kanseri riski azalır.
Sindirim sistemi ülseri riski azalır.
Sigara gebelikten önce ya da gebeliğin ilk 3 ayında bırakılırsa erken doğum riski ve düşük doğum kilolu bebek doğurma riski, içmeyenlerdeki düzeye iner.
Koroner kalp hastalığı riski sigaranın bırakılmasından 15 yıl sonra sigara içmeyenlerin düzeyine iner.
Aynı evde yaşayan küçük cocukla
r ve bebeklerin, solunum yolu hastalıklarına yakalanma riski azalır.

Sigara içen bir kişiyi bırakmaya iten nedenler nelerdir?
Sigaraya bağlı bir hastalığın ortaya çıkması.
Fiyatın pahalı gelmesi.
Sigaranın zararları hakkındaki yayınlar.
Çevresi tarafından bırakmaya yönelik teşvik, kınama.
Kapalı yerlerde sigara içiminin yasaklanması.

Gelişmiş ülkelerde sigaranın zararları hakkındaki yazılar, sigaranın fiyatı, kınama ve yasaklamalar etkili olmaktadır; ancak, bizim insanımızı bir hastalığın ortaya çıkması daha çok etkilemektedir. Örneğin, kalp krizi geçirmiş veya by-pass ameliyatı olmuş hastaların sigarayı bırakma oranları yüksektir ve başarılıdır.

Sigarayı bırakma yolları nelerdir?
Akupunktur,
Grup Terapisi,
Hipnoz,
Kişisel çaba ile bırakma,
Farmokolojik tedavi.

Sigarayı bırakmak isteyenlerin yaşadıkları tipik kaygı ve sorunlar nelerdir?
Sigarayı azaltmak mı, tamamen bırakmak mı? Yoksunluk belirtilerinin daha uzun sürmesine neden olur. Çoğunlukla başarısızlıkla sonuçlanır. Sigara miktarı yine arttırılır.
Ara ara sigara içmek: Vücuda tekrar nikotin etkisini hatırlatır. Zamanla düzenli olarak içmeye dönüşür. Halbuki sigara içilmemesine alışmak daha kolaydır.
Çevre baskısı: Sigarayı bırakanların çoğu çevresi tarafından adeta tekrar içmeye zorlanır. Bu, sigara içenlerin bir kişiyi daha kaybetmelerinden kaynaklanan ilginç bir psikolojik durumdur. Ancak kısa bir zaman içinde arkadaşlarınız da sigara içmediğinizi kabullenip sizi rahat bırakacaklardır.
Katran ve nikotin düzeyi düşük (light) sigara içmek: Bu durumda genellikle günlük sigara adedi arttırılarak eski nikotin düzeyi tutturulmaya çalışılır. Zaten “tehlikesiz sigara” yoktur.
Sorumluluğu başkasına yıkmak: Çoğu kişi sevdiği birisi onu desteklemezse sigarayy bırakmaktan kaçar. Hatta deneyip de başarısız olursa başkasını suçlar. Oysa sigarayı bırakmak öncelikle kişisel bir sorundur, mutlaka kendinize güvenmeyi başarmalısınız.
Şişmanlama korkusu: Gerçekte sigarayı bırakanların sadece 1/3’ü kilo alır ve bu fark gerçekte 3-4 kg. kadardır. Bundan daha fazla alınan kilolar kendine güvensizlikten kaynaklanan, sigarayı elde ve ağızda tutmak alışkanlığının yerini alan, abur cubur atıştırma alışkanlığıdır. Oysa, gerçekte sigarayı bırakmaktan dolayı ilk günlerde açılan iştah, kısa bir süre sonra normale döner.
Yoksunluk belirtileri: Şiddetli nikotin arayışı, gerginlik, kızgınlık, huzursuzluk, sinirlilik, uyku kalitesinin bozulması, iştah artışı ve benzeri belirtiler olabilir. Bu belirtiler geçicidir ve vücudun kendini onardığını gösterir. Örneğin, öksürük ve balgam artışı, solunum yollarındaki titrek tüylerin zehirli maddeleri atmak için görevlerini yerine getirmeye başlamasından kaynaklanır. Yoksunluk belirtileri sigara bırakanların 2/3’ünde görülür. Belirtiler, ilk 72 saat içinde şiddetlidir. 7-10 gün içinde azalarak ortadan kalkar.


Doğal Diyet

Diyet tedâvisi yüzlerce yildir tatbik edilmektedir. Geçen yillar boyunca büyük gelismelere sahne olan bu tedâvi, bugün tibbin ayrilmaz bir par çasi olmustur. Baslica bes çesit gidâ maddesi veya bunlarin metabolik ürünleri vücut için zarûrîdir. Bunlar proteinler, yaglar, karbonhidratlar, vitaminler ve bâzi minerallerdir. Günlük diyet bunlari kâfi miktarda ihtivâ etmelidir. Beslenme ve diyetetik mütehassislari yaptiklari arastirmalar netîcesinde dünyâda yaygin olarak tüketilen gidâlari gruplandirmislar ve besin degerlerini tespit etmislerdir. Bu gruplar süt grubu, et grubu, sebze-meyve ve tahil grubudur. Günlük olarak her gruptan belli miktar gidâ alinmasi gerekir. Bu kâideye dikkat edilmeyen pahali bir beslenme uygun ve dengeli bir beslenme olmayacagi gibi çok daha ucuza dengeli bir beslenme düzeni de kurulabilir. Tedâvi maksadiyla hekimin perhiz tavsiye ettigi kisiler için de bu kâideye uyulmalidir.

Seker hastaliginda perhiz: Perhiz ile tedâvi edilen en eski hastaliklardan birisi seker hastaligidir (Diabetes mellitus). Seker hastalarinin bünyesi kan sekeri seviyesinin asiri yükselmesini önleyemediginden, günlük gidâlarindaki karbonhidrat miktari uygun bir perhizle sinirlandirilir ve düzenli bir sekilde alinmasi saglanir. Böylece hastanin kan sekerinin asiri yükselmesi önlenir. Sismanlarda seker hastaliginin kontrolu daha zor oldugundan ayrica zayiflama perhizleri de tatbik edilir. Perhizden maksat hem karbonhidratlari kismak hem de yiyecek ve içecekten alinacak kalorinin hastanin ideal kilosu için belirlenen miktari asmayacak bir düzendir. Perhiz tedâvisine kâfi cevap vermeyen hastalarda perhize ilâveten ilâçlara da basvurulur.

Tuzsuz perhiz: Bu perhiz baslica karaciger sirozu, gebelik toksemisi (EPH sendromu), yüksek tansiyon, kalp yetmezligi, böbrek hastaliklarinda ve (kartizonlu, tuz tutucu veya terkibinde sodyum bulunan) ilâçlarla uzun süreli tedâvi görmesi îcâbeden hastalarda uygulanir. Esas îtibâriyle perhiz, tuzun içindeki sodyuma karsidir. Zîrâ sodyumun vücutta su tutma özelligi yukaridaki hastaliklari agirlastirir. Günlük hayatta en önemli sodyum kaynagi sofra tuzu oldugu için bu perhize tuzsuz perhiz denilegelmistir. Ancak tuzsuz perhizde olan hasta, hekimine danisarak sodyum ihtivâ eden gidâ ve ilâçlar hakkinda bilgi almalidir. Misâl olarak süt ve bâzi antiasit ilâçlar sodyum ihtivâ ederler.

Dogustan metabolik hastaliklarda perhiz: Bu hastaliklarda vücûdun kullanamadigi gidâ maddeleri günlük diyetten kismen veya tamâmen uzaklastirilir. Misâl olarak fenilketonüri hastaligi ile dogan çocuklarda, vücutta fenilalanin amino asidini normal yolla metabolize edecek fenilalanin hidroksilaz enzimi yoktur. Bu sebeble gidâlarla alinan fenilalanin ve bunun anormal metabolik ürünleri vücutta birikerek beyni harap eder. Bu hastaligin kontrolü için sâdece gelisme için zarûri olan miktarda fenilalanin ve normal miktarlarda diger amino asitleri ihtivâ eden endüstriyel gidâlar (mamalar) dogumdan îtibâren kullanilir. Yas ilerledikçe uygun perhizlerle normal gidâlara geçis mümkündür. Bu geçis tamâmen hekim kontrolünde yapilmaktadir.


Her 4 kadından biri şişman

Araştırma Türk kadınları üzerinde yapıldı. Ve sonuç böyle çıktı. Belki hem üzücü hem de teselli edici bir yanı var. Peki ama kadınlarımız niye şişmanlıyor. Neyi eksik bırakıyor…

Ege šniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu tarafından yapılan “15 yaş üzeri kadınlarda şişmanlığın g”rülme sıklığı ve şişmanlık oluşumunu etkileyen etmenler” konulu bir araştırma, kadınların yüzde 27.3′ünün şişman olduğunu ortaya çıkardı.
Ege šniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Halk Sağlığı Hemşireliği Ana Bilim Dalı “ğretim üyesi Doç. Dr. Süheyla Altuğ ™zsoy, tarafından gerçekleştirilen araştırma, Bornova Ergene Mahallesi sağlık ocağına kayıtlı 15 yaş üzeri 420 kadın üzerinde gerçekleştirildi. ™zsoy, çalışma sonuçlarına g”re, kadınların yüzde 31.19′unun son bir yıl içinde kilo aldığını belirterek şu bilgileri verdi:
“Araştırmamıza katılan kadınların yüzde 27.38′i şişman çıkmıştır. Kadınların yüzde 57.62’sinin yakın akrabasında şişman birey vardır. B”yle bir akrabası bulanan deneklerin yüzde 32.23′ü şişmandır. Yüzde 13.81′i sürekli sigara içmekte, yüzde 18.33′ü de günde 1 - 9 adet sigara tüketmektedir. Ancak yüzde 9.29′u düzenli egzersiz yaparken, yüzde 6.43′ü haftada 3 gün, yüzde 3.57’si de haftada 15 dakika egzersiz yapmaktadır. Kadınların eğitim düzeyi yükseldikçe, düzenli egzersiz alışkanlıklarının arttığı g”rülmektedir.”