Acıbakla Acıçiğdem Adaçayı Gece Terlemeleri Adamotu Ahlat Akdiken



harika bir yazı:))

internette gezinirken komik bir yazı buldum.Paylaşmak istedim. İnsan dalga geçince gerçekten kendini kilolarına karşı daha rahat hissediyor.

Bu yazı http://www.sinancanan.net ‘ten alıntıdır. 2001 yılında yazdığı bu yazısıyla keyfimi yerine getirdiği için teşekkür ediyorum…

Merhaba,
Bu yazımda perhiz yaparak zayıflamayı bir türlü başaramayan okurlarım için Mezopotamyalı ünlü doktor Johhannes Bezdyrene tarafından özel hazırlanmış olan “5 günde 18 kilo vermeyi kim istemez? Tabii ki su aygırları!” adlı diyeti sunacağım. Bu diyet, kesinlikle iyi sonuç veriyor. Hatta bazı deneklerin bu perhiz listesini sadece okuduktan sonra 250 gram ilâ 3 kilogram arası ağırlık kaybettikleri, bu kaybın da özellikle istifra vasıtasıyla vuku bulduğu bildirilmiştir. Şimdi isterseniz, sözü fazla uzatmadan kiloları kısaltalım (Hıhahhahhah!):
5 GÜNDE 18 KİLO PERHİZİ
1. GÜN
Sabah kahvaltısı: Bir bardak su, yarım bardak daha su, sonra hala açsanız, bir saat kadar sonra bir bardak daha su.
Öğlen yemeği: Bu gün öğlen yemek yemek yasak. Ama iki bardaktan fazla olmamak kaydıyla su içebilirsiniz.
Akşam yemeği: İki bardak su ve yarım çay kaşığı diş macunu (tadı iğrenç olacağından yiyemezseniz, bir bardak daha su).
2. GÜN
Sabah kahvaltısı: En az kırk dakika haşlanmış çift sarılı yumurtanın kabuğu ve bir bardak su (iki damla limon damlatabilirsiniz). Ardından günlük egzersizlerinizi yapınız (135 şınav, 400 mekik, 300 takla ve binbeşyüz tur hızlı hızlı kendi çevrenizde dönme; sonuçta istifra edebilirsiniz ki, bu da arzu edilen bir durumdur).
Öğlen yemeği: Yarım kilo dana pirzolayı teflon tavada az miktarda su ilavesiyle ve yağsız olarak güzelce pişirdikten sonra, 0,2 gram kepek ekmeği kabuğunu, iyice pişmiş etin buharına 2 saniye tutarak yiyebilirsiniz. Ayrıca su içmeyi abartmayınız. En fazla yedi bardak içebilirsiniz.
Akşam yemeği: Dört adet maydanoz yaprağını, taze kaşar peynirinin ambalajına sararak tüketiniz. Zorlansanız da yapınız bunu. Sonra da bol bol su içiniz.3. GÜN
Sabah Kahvaltısı: Muhtemelen kalkmakta zorlanacağınız için, bu sabah kahvaltı etmeseniz de olur.
Öğlen yemeği: 10 dakika boyunca pişirdiğiniz bol zeytinyağlı imambayıldıya bakınız. Ama sakın dokunmayınız. Bayılırsanız, ayılıp 10 dakika daha bakınız. Ardından da bir bidon su içiniz.
Akşam yemeği: 1,5 gram kadar haşlanmış tavuk etini 3-5 kez çiğneyip hemen tükürünüz. Sakın ha yutmayınız!. Ve tabii ardından bir kaç damacana suyunuzu içiniz.
4. GÜN
Sabah kahvaltısı: İçtiğiniz sular ve besin yetmezliği dolayısıyla bozulan mesaneniz sayesinde, gece boyunca sadece yatağınızı değil, halıyı ve perdeleri dahî ıslatacağınız için, sabah saatlerini temizlikle geçireceksiniz. Yok eğer temizliğe takatim kalmadı diyorsanız, çarşafın kuru bir ucundan bir kaç santimetrekarelik bir bölümü yiyebilirsiniz.
Öğlen Yemeği: Olur da mutfağı bulabilirseniz, ısırgan otunu kaynar suya atıp, soğutmadan içmeyi deneyin. Bu, bütün yeme isteğinizi kesecektir. Isırgan otu yoksa bir avuç cam çivisi de aynı işi görür. Yalnız yutmasanız iyi olur.
Akşam yemeği: Bu akşam, vücudumuzdaki toksinlerin (zehirlerin) daha rahat atılabilmesi için en az üç adet müshil hapı içeceğiz. Tabii yanında en az iki varil suyumuzu unutmuyoruz. Müshil hapı yoksa hint yağı (en az 5 su bardağı) içiniz. Ardından istediğinizi yiyebilirsiniz, çok önemli değil.
5. GÜN
Sabah Kahvaltısı: Dün geceki akşam menüsünden sonra, bu sabah daha esaslı bir temizlik gerekecektir. Fakat ben size odadan hemen kaçmanızı tavsiye ederim (eğer gece boğulmamışsanız). Muhtemelen gideceğiniz yer de kenef olacaktır. Dolayısıyla bu sabah da kahvaltı edemeyeceksiniz.
Öğlen Yemeği: Eğer telefona ulaşacak gücünüz kalmışsa, muhtemelen öğlen saatlerinde size serum takılmış olacaktır. Bu günkü öğlen yemeğinizi de serumdaki bileşenler halledecektir, telaşlanmayın.
Akşam Yemeği: Akşamleyin muhtemelen sokakta olacaksınız (sizi hastaneye götüren ambulanstaki görevli, tüm ambulansı batırdığınız için sizi arabadan atmış olmalı). Yanınızda para olmadığı için hamburgerciye falan da gidemezsiniz. O yüzden ben size bol akan bir dere bulup kafayı daldırmanızı ve bol su içmenizi tavsiye ederim.
********
Evet, artık bu muhteşem perhizin sonuna geldiniz. Hala hayatta iseniz, yaklaşık 15-18 kilo vermiş olmanız gerekiyor. Muhtemelen bir ay içinde hastaneye yatmanız da gerekebilir. Ama amacımız kilo vermek olunca, her şeye değer doğrusu. Sizce de öyle değil mi?
(*) Kendisi aslında 121 kilo olan Dr. Bezdyrene, bu diyeti 15 gün boyunca uygulamış ve 21 kilo olarak bu hayata veda etmiştir. Bu diyet reçetesini ise ölmeden bir gün önce, yanında bulunan hemşirelerden birine tarif yoluyla yazdırmıştır.
Ruhu şâd olsun.


ufff kendimden nefret ediyorum…


Niye hep böyle oluyor? Tutamıyorum boğazımı… Yedim işte yine yedim:(

Kendimden soğuyorum yedikçe. Hem irademe sahip olamayıp hem bunu kabullenememek öyle zor ki…

Toplam iki koca tabak makarna ve bezelye yemeği yedim…

ve evet hepsi bu değil…

4 kare de çikolata!!!

Dün hiç yememiş olmamın acısını çıkardım resmen.

Asla kıyafetlerime giremeyeceğim galiba…

Yardım edin bana ya… :(


die-or-diet


Bugün kendi hayatımı ele almanın vakti…

Artık insanların bana karşı yalancı bakışları ve sözlerine son vermemin vakti geldi.
Daha bir sene önce 51 kiloydum ki olmam gereken kilo 49.
Şimdi ise 65 kiloyum ve beni uzun süredir görmeyen insanların tepkileri beni sinir krizi eşiğine getirdi. Durmadan kilo almaya devam ediyorum… Ve artık dayanamıyorum. Eski resimlerime bakmaya, aynaya bakmaya, insanların yüzlerine bakmaya…
Harika bir vücudu olan insanlar doğuştan mı şanslıdır, yoksa herkes bunu başarabilir mi? Boy çok mu önemli? Bakınız Kylie Minogue ki kendisi 152 cm’lik bir afettir.
Deneyeceğim.

Bugün, bu saate kadar sadece bir nescafe ve bol su içtim.
Her gün ne yiyip, içtiğimi yazacağım buraya. Tabii gireceğim krizleri(eminim sıkça olacak) ve herşeyi…
Mesela bugün için aklıma gelen bazı standartlar ki ileride kıyaslama için yazmam iyi olacak;
1. Kot pantolonlarımın içine giremiyorum.
2. İç çamaşırlarım bile rahatsız ediyor.
3. Göğüslerim kocaman oldu umarım zayıflayabildiğim gün sarkmış olmazlar.
4. Çatlaklarım son haddine gelmiştir zannediyorum zayıflayınca sorun olacaklar.
5. Nişan yüzüğüm parmağımı kangren yapacak.
6. Sadece eşofman giyebildiğim için dolabım sporcu dolabı gibi oldu.
7. Aseksüel oldum.
8. Canım hiçbirşey yapmak istemiyor.
9. Makyaj yapmayalı, saçıma başıma bakmayalı öyle uzun zaman oldu ki hatırlamıyorum bile…

…ve bu liste uzayıp gidecek.

Son olarak başlangıç bilgilerini yazmakta yarar var…

Boy: 160 cm.
Ağırlık: 65 kg.


ÖZLÜYORUZ…

Kurtuluş savaşının mimarı ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ü ölümünün 68. yılında saygıyla anıyoruz…
İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal… İkinci Mustafa Kemal, onu “ben” kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur! (1933’teki bir konuşmasından…)

Bugün evimde olduğum halde saat 9′u 5 geçe kalkıp saygı duruşunda bulundum ve sanki atamızı yeni kaybetmiş gibi gözlerim yaşla doldu.Atamızın yanında Dolmabahçe sarayında nöbet tutan mehmetçik de gözyaşlarına hakim olamıyordu ve bütün kameralar onun gözyaşlarına zoom yapmıştı.Keşke yılda bir kere hatırlamasak onu ve görev yapar gibi değil gerçekten içimizden gelerek hissederek onu ansak.
Rahat uyu Atam gittikçe azalsa da hala cumhuriyetine sahip çıkanlar var…


BİR SÜRE ARA

Bloğumu bu süreler oldukça ihmal ettim biliyorum.Ama biraz daha ihmal etmek zorundayım çünkü yarın eşimin memleketine gidiyoruz ve orada internete bağlanmam pek mümkün olmayacak ama dönünce orada çektiğim resimleri ve yediğim içtiğim herşeyi sizlerle paylaşacağıma söz veriyorum.Orada diyet yapmam oldukça zor olacak çünkü kayınvalidem de görümcem de oldukça güzel hamur işleri yapıyorlar, özellikle de benim çok sevdiğim su böreği… İnşallah fazla bir kilo almadan kurtulurum diye umut ediyorum ama söz veremiyorum:-(En kısa zamanda sizlerle görüşebilmek umuduyla, şimdilik hoşçakalın:-(
Yukardaki resimde geçen hafta sonu gittiğimiz Kula belediye başkanının oğlunun sünnet düğününün kına gecesi bölümünden bir kesit.Yanımda adaşım ve onun kızkardeşi ve kocası var.Benim eşim ise kızımla birlikte görünen.(Bu arada tarih yanlış çünkü digital kameranın tarihini ayarlamamış eşim)


Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (37)

DOYMAYI TEKRAR ÖĞRENİYORUM… UYMAYA ÇALIŞIYORUM… GELİŞMELER HIZLANIYOR!
“Zayıflamak”… sayfa 159


… Heyecanla karnımın acıkmasını bekliyorum. Sevimli ziller çalmaya başladı mı… doğru sofraya. Keyifle, iştahla yemeye başlıyorum. Ama sonra, çatalım yavaşlamaya başlıyor… masadakiler ilk dakikalardaki kadar cazip görünmez oluyor gözüme. Yemeye devam ediyorum… tam doyduğum anda durduğumdan emin değilim… ama “kendi anladığım kadarıyla” doymadan sofradan kalkmamaya çalışıyorum…
… İşin asıl zevkli kısmı sonrası… saatlerce aklıma yemek gelmiyor… eskiden hayatımın bir parçası haline gelip canıma okuyan, bütün günümü ve beynimi istila eden “nasıl yapsam da yemesem” düşüncelerinden ise hiç eser yok! İşime gücüme bakıyorum…


Lida daidai hua zayıflama yosun hapları… reductil… sibutramin

Lida daidai hua zayıflama yosun hapları… dikkat tehlike! başlıklı yazımıza gelen bir yorumu yazılanlardan herkesin öğreneceği çok şey olduğunu düşündüğüm için ben yorum eklemeden buraya alıntılıyorum…

ben şuanda 3.gün”lida” hapı kullanıyorum,internetten satın aldım.ve korkuyorum çünkü 2.gece uyumuyorum uykum hiç yok kendimi çok garip hissediyorum sarhoşuğun ötesi birşey.kendi sesim sanki yabancı geliyor bana.evet bu ürünü alırken biliyordum ki içinde ot mot yok ,sibutramin var.bir kaç yıl önce reduktil kullandım ki onun içinde de 15mg sibutramin vardır ama bu belirtilerin hiç birini yaşamadım.reduktil 110ytl ama “lida”38 ytl yani benim salakkça yaptım hesabım şuydu nasıl olsa sibutramin kullanıcam sadece fiyat farkı var. ama korkuyla hissediyorum ki “lida” içinde herhalde çok yuksek bir doz var.lütfen bana yardım edin ne yapmam gerek?herhalde yarından itibaren artık bu zehiri kullanmayacam artık .ama yinede birşeyler yapmamız lazım .bence bu çok tehlikeli bir hap yani “reduktil” bunun yanında çiçek kalır. birde bir kaçtane eczanede satıldığını gördüm bu ilacı.eğer beni duyan biri varsa lütfen cevap verin.bu hapın içinde ne var tam olarak öğrenmek istiyorum çünkü çok kötüyum ama eşime de söyleyemiyorum(gizli kullanıyorum).yani bu hapı nereye götürmem lazım,bu hapı bana satan site sorumlu mu?eğer allah korusun bana veya benim gibi kullananlara bir şey olursa bunun hesapı kime sormamız lazım?lütfen acil yardım edin…hapının kutusundan zaten reçete filan diye bir şey yok. çince yazılı küçük bir kıad parçası var. hapların de zehirli bir yeşil rengi var.sadece 3. gün kullanıyorum ama artık çok pişmanım.sibutramini yuksek dozların nelere yol açtığını biraz önce nette bulup okudum ve tüylerim diken diken oldu.birde ben en azından artık biliyordum içinde sibutramin olduğunu peki o zavallı insanlar hangiler “100% natural bitkisel” haberleri bile olmadan bu zehiri kullanıyorlar?! zayıflatıyor mu bu hap?bilemiyorum …evet hiç bir şey iyemiyorum bir lokma bile ama su da içemiyorum ağız kuruluğum da dedikleri gibi bende yok.artık bilmek de istemiyorum ama yinede ne var bu hap içinde tam olarak öğrenmek istiyorum ,herkez öğrensin.kendimi zehirliyorsam 3 gündür en azında bileyim neyle.tekrarSOS diyorum .lütfen…

Yanıtım burada


Ne yapsak da çocuklara sebze yedirsek?

Bu hafta Yiyorum Büyüyorum sitesi bizimle bir röportaj yaptı. Zümrüt Hanım’a teşekkür ediyoruz. Beslenme ile ilgili soruları bana bu post’u yazma fikrini verdi.
Aynı zamanda, çok heyecan verici bir şekilde bloglarında ve sitelerinde Miniklerin Yemek Keyfi’nden ve çalışmalarımızdan söz edenlere de teşekkür ederiz.

Ne yapsak da çocuklara sebze yedirsek?
İşte anne ve babaların birçoğunun sorunu. 5-6 yaşlarına doğru çocuklar ağızlarını inatla yeşil olan hemen hemen her şeye kapamaya başlıyorlar. Hemen hemen, diyorum çünkü Ispanaklı Börek harika bir istisna. Günün birinde mutfağında Ispanaklı böreği icat etmiş olan o eşsiz anneye gerçekten hayranlık dolu saygılarımızı ifade etmemiz gerekir… ben bunun bir annenin eseri olduğunu, düşünürüm, çocuğuna sebze yedirme arzusunda bir anne…

Miniklerin Yemek Keyfi’ni yazdıktan sonra da minik canavarlarımızı sağlıklı ve keyifli bir şekilde beslememizi sağlayabilecek yemek tarifleri toplamaya devam ediyorum. Onları kendi hallerine bıraksak, bonbon, çikolata, cipsler ve -oyuncakları için- tahıl gevrekleri -yine oyuncakları için- fast-food’dan başka bir şeyi gözleri görmeyecek. Oyuncak, oyuncak… ne oluyoruz yahu? Yemek mi yiyoruz, oyun mu oynuyoruz?

Bir dakika, belki de o kadar fena bir fikir değil… oyunla yemeği buluşturmak.
Hadi, biz de gıda endüstrisinin pazarlama yöntemlerini bir kereliğine lehimize kullanalım! “hayatım, gel biraz oyna… sonra da yemeğini yersin”.

Evet, yapmamız gereken, yavrumuzla birlikte peynirli çubuklar hazırlamak… üstelik bunu yapmak en az oyun hamuru ile oynamak kadar eğlenceli.
Tabii, özellikle bu aşamada ona bu çubukların özellikle ÇORBAYLA yeneceğini hatırlatmayı unutmayın.

Kendi yarattığı çubukları yemek öyle hoşuna gidecektir ki, yanında istediğiniz sebzeyle hazırladığınız bir çorbayı da afiyetle tumbasına indirecektir. Ben bu yöntemle Güney’e pırasa yedirmeyi bile becerdim… pırasa ve Güney… bir mucize!

Peynirli Çubuk… harika bir yemek sitesi olan “ô délices”te bulduğum İsveç tarifini uyarladım…

Bütün malzemeyi bir mutfak robotu yardımıyla ya da elde yoğurun.
(Eğer bir ekmek makinesi kullanıyorsanız, haznenin tabanına süt, tereyağ, bal, tuz, unu koyun. Üzerine rendelenmiş tost kaşar ve mayayı dökün. Hamur programını kullanın.)
1- 1,5 saat kabarmaya bırakın. Hamuru yayın ve şeritler halinde kesin. Burgu yaparak şeritleri kıvırın. Tepsiye koyun.
Şeritleri siz burmak yerine isterseniz çocuğunuzun istediği şekilleri yaratmasına izin verin. Ama yine siz yanından ayrılmayın, ve çok fazla hamuru ezmemesi gerekir, yoksa pişerken sertleşecektir.
Bir fırça yardımıyla, hazır şekillerin üzerine süt sürün. Ve üzerine susam veya haşhaş tohumu serpeleyin. FIrınınızın 200 dereceye ısınmasını beklerken, hazırladığınız şekilleri kabarmaya bırakın. 10-12 dakika pişirin.

30 kadar çubuk elde edeceksiniz ve sanırım tüketilmeleri de çok çabuk olacak. Ama isterseniz derin dondurucuda dondurabilir, gerektiğinde çıkarabilirsiniz. Fırında birkaç dakika ısıttığınızda çıtır çıtır olacaktır.

Ve tabii isterseniz bu fırsatla öğrendiği harf ve rakamları gözden geçirmesini de
sağlayabilirsiniz Bu bile mümkün!!!


Spor… zayıflama… egzersiz… pilates… yürüyüş… spor salonları… fitness… aerobik… step… filan falan

Diyetsiz Kalıcı Zayıflamada sporun rolü
daada 4 şubatta bıraktığı yorumda sporla ilgili bazı sorularını dile getirmişti. Sorularını sizlerle paylaşıyorum ve bu fırsatla sporun zayıflamadaki yeri ile ilgili düşüncelerimi aktarmaya devam ediyorum.

Size bir şey sormak istiyorum ! Biliyorsunuz sizin kitabınızı okudum ve inandım kendime açlığı tokluğu öğrettim ve Diyetsiz Kalıcı Zayıflıyorum ve elimden geldiğince çevremdeki bana ulaşan herkese doğrularımı aktarmaya çalışıyorum dilim döndüğünce. Ben spor konusunda takıntı yarattım kendi kendime! bu aralar hiç hareket yapmıyorum. Kilom çok yavaş gidiyor bu normal mi? Bu kilo verişimi hızlandırmak istiyorum ve bunun içinde hareket şart ama tabii ki hayatım boyunca yapabileceğim şeylerin olması da kafamı kurcalıyor. Tamam her gün elimden geldiğince yürüdüm diyelim fazla yormadan zevkli bir şekilde ya sonra! Kilo verişim durunca normal kiloma gelince ne olacak ben bu yürüyüşleri bırakacağım yani zayıflamak için yürüyeceğim. Sonra kilo alacak mıyım acaba? Sevgimle. Hoşça olun…

Üzerinde biraz düşünelim:

Kilo sorunlarına yakalanmamış bir insan için sporla kilo kaybının bir ilişkisi olabilir mi? Örneğin böyle bir kişi, kilo kaybetme arzusu dışında, şu veya bu nedenle spora başlarsa neler olur, sırf spor yaptığı için zayıflar mı?

Bizce, cevap hayır olacaktır. Artan harcamaları doğrultusunda bu kişinin enerji ihtiyacı artacak, karnı daha fazla acıkacak ve eğer kişi bu yeni seviyedeki gereksinimlerine karnını doyurarak cevap verirse kilosu da sabit kalacaktır.

Diyetçiler bizden, kilo sorunları olmayan insanların ağırlığında hiçbir değişime yol açmayan bir eylemin, kilo kaybetmek için kullanılabileceği masalına inanmamızı istiyorlar. Daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi, spor yaparak ya da hareketi artırarak zayıflamayı umut etmek aslında farkına varmadan kendini diyete, kısıtlamaya sokmak anlamı taşımaktadır.

Örnekleyelim: Ayşe Hanım yemeğini yiyor, diyelim karnını da güzel doyuruyor… yani yemek esnasında kısıtlama yapmıyor, ama sofradan kalktıktan, diyelim bir saat sonra, hadi şu yediklerimin bir kısmını yakayım, düşüncesiyle yürüyüşe çıkıyor. İşte burada ciddi bir mantık hatası mevcut. Amaç yenilenleri eritmek olursa, hemen akla şu sorular takılıyor: İyi ama acaba Ayşe Hanım, neden bir kısmını sporla, yürüyüşle yakması gerekecek miktarları yiyor? Neden, ağırlık Dengeleme Yeteneği onu bir sonraki öğüne kadar olan ihtiyaçları karşılandığında durdurmuyor? Neden fazlalıklar gelip yemeğine ekleniyor?

Bu örneğimizde yanıtları bulmak pek zor değil… çünkü Ayşe Hanım, sporla kilo verilebileceğine inanıyor ve bu inanış onun Ağırlık Dengeleme Yeteneğinin tam anlamıyla çalışabilmesini engelliyor.

Yani… sofradan karnı doymuş olarak kalkmış olmasına rağmen, bir sonraki öğünde acıkıp, tekrar sofraya oturmayı beklemek yerine… dur, ben biraz şu işe yardım edivereyim, diyerek yediklerini yakmaya kalkışıyor…

Diyelim ki gerçekten bir miktar enerji yaktı… ne olur sonrasında?
Bizce işin önemli bölümü burası: ya karnı erken ve muhtemelen daha çok acıkacak… o da kalkıp bir güzel karnını (alışık olduğu öğün saatine göre daha erken) doyuracaktır… ki bu durumda yapmış olduğu sporun “zayıflama açısından” hiçbir katkısı olmayacaktır…
Ya da, aman ne güzel, yaktım kalorileri, şimdi iyice bir bekleyeyim ki, yaktıklarım depoları azaltsın, diyerek… eyvah ki eyvah… kendini enerji kısıtlamasında bulacak ve bedeninin tepkilerine de maruz kalacaktır.

Her zaman aynı şeyi söyledik, yineleyelim: spor yapmak, abartıya kaçılmadığı, özellikle de arkadaşlarla paylaşılan zevkli bir ortamda olduğu zaman, ruh ve beden sağlığı açısından sayılamaz yararlar sağlıyor. Ama ne zaman ki, insanın aklına sporun kilo kaybına yararı olabileceği fikirleri düşmeye başlarsa bunun tam aksi oluyor. Bu durumda, kişi kaçınılmaz olarak kendini bir kısır döngüde buluveriyor: dur, birazcık daha koşayım, biraz daha eriteyim… dur, biraz daha fazla yiyeyim, sonra da biraz daha fazla koşar eritirim…
işte bu düşünce biçiminin sporu ağırlık kontrolü için kullanmaya çalışanların aklında yer etmemesi imkansız ve adını da koyalım… bu tam bir bulimik davranış ve düşünüş biçimi. Fazla yediğinizi düşündüklerinizden kusarak, şu veya bu zayıflama ürününü alarak… ya da spor yaparak kurtulmaya çalışmak özünde tamamen aynı kapıya çıkıyor!

Şimdi, bir de olaylara olumlu yönünden bakalım:
Diyetsiz Kalıcı Zayıflama kararı alıp, bunu uygulamaya sokanların birçoğunda… karınlarını gerçekten doyurmaya başladıkları ve kısıtlamaları uzaklaştırdıklarında bir zindeliğe, daha çok hareket etme isteğine şahit oluyoruz. Özellikle daha önce yıllarını diyetler peşinde geçirip, bedenlerinin tasarrufa zorlandığı kişilerde, bu kısıtlamaların getirdiği “tembellik”ten çıkış bazen çok çarpıcı oluyor.

Vee daada,
Diyetsiz Kalıcı Zayıflama yolunda yaptıklarınızı, yazdıklarınızı, cesaret ve açık fikirliliğinizi ben ve eşim hayranlıkla izliyoruz. Diyet Kardeşliği çatısı altında veya blogunuzdaki satırlarınız birçok kişiye güven ve devam hevesi veriyor. Sizin de satır aralarında belirttiğiniz gibi “aceleci” olmaya hiç gerek yok. Kilolar açısından, yokuşu inmeye başladınız… bazen yavaş gitmiş, bazen duraklamalar olmuş ne gam! Doğru yolda olduğunuzu bilmeniz sizi hedeflerinize ulaştıracaktır.