Basen ve kalça sorununuz varsa !
Basenlerinizin ya da kalçalarınızın iriliğinden şikayet ediyorsanız, umarız bu haber sizin için bir umutışığı olur.işte basen nasıl incelir ?bu egzersizi tavsiye ediyoruz !
Kollarınızı yanlara alarak başınızı kaldırın.
Dizlerinizi rahat bırakarak , ayaklarınızı omuz hizanızda tutun.
Alt sırtınızda hafif bir eğim olabilir.
Uyluklarınız zemine paralel olana kadar, popunuzu dışarıya doğru iterken yavaşça dizlerinizi bükün.
Ek kasılma için uyluklarınızı ve popunuzu sıkın.
Eğilirken omuz yüksekliğini geçene ve avuçlarınız aşağıya bakana kadar denge sağlamak için kollarınızı yukarıya doğru getirin.
Şimdi de kollarınızı arkaya doğru bırakarak yükselin.
Basen ve kalça sorununuz varsa !
Basenlerinizin ya da kalçalarınızın iriliğinden şikayet ediyorsanız, umarız bu haber sizin için bir umutışığı olur.işte basen nasıl incelir ?bu egzersizi tavsiye ediyoruz !
Kollarınızı yanlara alarak başınızı kaldırın.
Dizlerinizi rahat bırakarak , ayaklarınızı omuz hizanızda tutun.
Alt sırtınızda hafif bir eğim olabilir.
Uyluklarınız zemine paralel olana kadar, popunuzu dışarıya doğru iterken yavaşça dizlerinizi bükün.
Ek kasılma için uyluklarınızı ve popunuzu sıkın.
Eğilirken omuz yüksekliğini geçene ve avuçlarınız aşağıya bakana kadar denge sağlamak için kollarınızı yukarıya doğru getirin.
Şimdi de kollarınızı arkaya doğru bırakarak yükselin.
MARUL KEMİK ERİMESİ İÇİN BİREBİR
DR ENDER SARAÇTAN DETOKS KÜRÜ
* 2 adet sap yapraklarından
* 1/2 Lt su
* 4/1 kahve kaşığı zedeçal,
* 5-6 damla limon,
* 2 tatlı kaşığı hindiba
* 1 tatlı kaşığı bal
HAZIRLANIŞI : Öncelikle kereviz yapraklarını haşlayarak başlıyoruz. 1/2 litre su ile kaynattığımız yaprakları 5-10 dakika dinlendirdikten sonra, yaprakları sıkıp suyunu bırakıyoruz. Elde ettiğimiz kereviz yaprağı suyumuzu ılıttıktan sonra, iki parça bölüp içine diğer malzemelerimizi katıyoruz.
İYİ Kİ DOĞDUN AŞKIM!
Dün eşimin yaşgünüydü.
Hayatında yeni bir başlangıç yapmak için sigarayı bırakmaya da karar verdi.
İnşallah başarılı olur da o aktif, bizler de pasif içici konumundan kurtuluruz .Her sabah ilk işim hava ne kadar soğuk olursa olsun bütün camları açmak ve kül tablalarını dökmek oluyordu bugün ilk defa dökecek bir kül tablası yoktu.Yine de alışkanlık bütün camları açtım.Dün eşime pasta yaptım .Hem yeni yaşını hem de sigarayı bırakma girişimini kutlamak için.Meyvalı ve yağsız bir kekti ama çok lezzetli olduğu için biraz kalın dilimler yemişiz.Bugün ablama da götürdüm o da çok beğendi.O da kilo vermeye çalışıyor ve haftada 3 gün spora gidiyor ama birbirimizi baltalamaya devam ediyoruz.Bakalım ne zaman ciddi ciddi kilo vermeye başlayacağız.Kendime bir hedef seçmeliyim önce.Mesela kurban bayramına kadar 5 kilo veya yılbaşı da olabilir.Geçen sene evlilik yıldönümünü seçmiştim.ama çok da başarılı olamadım tabii.Sonra hadi sevgililer günü olsun dedim.Ama havalar biraz ısınınca bir de bütün gün okulda ve ayakta olunca ister istemez kilo vermiştim.Bu sene de fitili bir ateşleyebilsem gerisi gelecek ama bir türlü olmuyor.Bir gün az yesem ertesi gün bişey çıkıyor fazla yiyorum.Ablamla iddaaya girdik sonunda ilk kilo verene diğeri istediği birşeyi alacak.Bakalım kim kazanacak iddaayı?
Egzersiz yaparken nasıl beslenilmeli?
Egzersiz yapmadan önce ve egzersiz sonrasında nasıl beslenmek gerekiyor acaba? Her geçen gün yürüme, koşma, eğilme gibi temel ve doğal hareketlerimiz azalıyor. Günlük gereksinimlerimizi teknolojiyle karşılıyoruz. Merdiven yerine asansörü, yürüme yerine araç kullanmayı tercih ediyoruz. Gündüz işyerinde masa, akşam televizyon başında uzun zaman harcıyoruz.
Bu hayat tarzının sağlığımızı bozmasını engellemek için egzersiz yapmamız gerekiyor. Düzenli egzersiz şişmanlığı, glikoz intoleransını, hipertansiyonu, diyabeti, kalp ve damar hastalıkları riskini azaltıyor.
Egzersizin düzenli ve sürekli olması halinde olumlu etkileri görülüyor. Özellikle kilo verme diyetlerinde yağ yakışını hızlandırmak için egzersize başvuruluyor. Ancak egzersizin kişilerin yaşam tarzının bir parçası olması şart. Bunun için yaşam kalitesini artıracak ve yaşam boyu sürdürülebilecek egzersizler tercih edilmeli. Yani egzersizin belli bir hedefi olmalı.
Yağlar yavaş yakılır. Yağ yakılırken karbonhidrat ve proteine göre daha fazla oksijene ihtiyaç duyulur. Bu nedenle yağ yakılmasını sağlayan egzersizler tercih edilmeli. Aerobik egzersizler enerji kaybını hızlandırır ve çalışan kaslara bol miktarda oksijen gitmesini sağlar. Yağlar da gerekli oksijenin varlığında yanar. Yürüme, koşma, yüzme, bisiklete binme, kayak, dans aerobik egzersizlerdir.
Aerobik egzersiz kalbin atma sayısını artırır ve daha çok nefes almaya neden olur. Düzenli ve aerobik egzersizle kan hacmi artar, gerektiğinden daha fazla oksijen sağlanır, kan dolaşımı hızlanır, kaslar kandan daha fazla oksijen alabilme kapasitesini geliştirir. Böylece kas kaybına neden olmadan yağ yakımı sağlanır ve kilo verme desteklenir.
Egzersiz yaparken hızlı kilo kaybından kaçınmalı, yavaş kilo verme hedeflenmeli, diyette karbonhidrat değil yağ sınırlandırılmalı. Hızlı kilo verilirse yağ dokusu değil, su ve kas dokusu kayba uğrar.
Nelere dikkat edilmeli?
• Günde en az üç ana öğün tüketilmeli. Ana öğünlere iki-üç ara öğün eklenmeli.
• Egzersiz sırasında mutlaka sıvı alınmalı.
• Karbonhidratlar egzersiz sırasında temel enerji kaynağıdır. Bu nedenle karbonhidrat alımına dikkat edilmeli. Esmer ekmek gibi kompleks karbonhidratlar seçilmeli.
• Egzersiz öncesinde çok tok veya aç olunmamalı. Egzersizden çok kısa süre önce sıkı yemek yediyseniz baş ağrısı, hareketlerde ağırlaşma ve kramplarla karşılaşabilirsiniz.
• Egzersiz öncesinde protein, lif (posa) ve yağ açısından zengin bir yemek yediyseniz, egzersize başlamadan önce dört saat kadar beklemelisiniz. Eğer hafif bir yemek yediyseniz bekleme süresi iki saate kadar inebilir.
Dondurma Diyeti
Önyargılara paydos! Aslında dondurma zayıflatıyor. Yaz tatili öncesi fazla kilolarınızdan kurtulmak için dondurma yiyeceksiniz.
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Beslenme Uzmanı Diyetisyen Dr. Zeynep Koç, yaz mevsiminde çocuklara meyve suyu yerine dondurma, kiloları ile başı dertte olanlara da dondurmalı diyet önerdiklerini bildirdi. Dondurmanın, kalsiyum, fosfor, protein, A, E ve B grubu vitaminler içeren son derece besleyici bir gıda olduğunu belirten Dr. Koç, şöyle konuştu:
“Biz, çocuklara, meyve suyu yerine dondurma yemelerini tavsiye ediyoruz. Okul mönülerinde sürekli çocuklara meyve suları veriliyor, ancak konsantre hazırlanmış meyve sularında kalori dışında besleyici bir şey yok. Oysa ki çocuklar, sağlıklı büyümeleri ve iyi bir kemik yapısına sahip olmaları için son derece gerekli bir besin maddesi olan süt yerine, sıcakların geldiği bu günlerde gerekli kalsiyumu dondurma yiyerek alabilirler.”
Dondurmalı Zayıflama Diyeti
Bilinenin aksine şişmanların da dondurma yiyebileceğini söyleyen Dr. Koç, ‘‘Dondurma yiyerek de zayıflanabilir. Zayıflama diyetlerinde de dondurmalı mönüler hazırlıyoruz’’ dedi. Bünyeye göre ayda ortalama 4 kilo verdirebilecek dondurmalı diyet mönülerinden 1200 kalorilik olanı şöyle:
Sabah
Şekersiz çay, iki kibrit kutusu peynir, bir dilim kepekli ekmek, domates, salatalık
Öğle
2 adet ızgara köfte, 4 yemek kaşığı sebze yemeği, salata, birçay bardağı yoğurt, bir dilim kepekli ekmek
İkindi
100 gram dondurma
Akşam
Bir kepçe çorba, 2 adet biber dolma, salata
Gece
Meyve (200 gr), bir çay bardağı süt.
Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (34)
BİR TOPARLASAK…
“Zayıflamak”… sayfa 131-133
Bu evrede, hedefiniz acıkmaya uymak değil, harcamalarınızla, yedikleriniz arasındaki ilk bağlantıyı tekrar kurmak… bedeninizin size enerji gereksinimi olduğunu haber verebilmesine fırsat tanımaktı. Kimileriniz hızlı, kimileriniz daha yavaş bu ilk hedefinize ulaştınız (ki devam etmek istiyorsunuz).
Acıkma sinyalini net olarak tanıdığınızdan emin olmadan ikinci adıma geçmeyin!
Bazılarınız için frene basmak durumunda kalırsak… bizi hoş görün! İkinci adımda ilerleyebilmenizin temel dayanağı yeniden tanıyabilir hale gelmek için uğraşıp didindiğiniz “acıkma sinyali” olacak. Emin değilseniz, ya da acelecilikle “haydi hop… ikinci adıma zıplayıvereyim” tasarlamalarında iseniz… “ııh!, bir işe yaramayacaktır” uyarısında bulunmak zorundayız.
Eğer tanımadığınız, tanımlayamadığınız, gelip gelmediğini bilemediğiniz, sizin için uzak bir ülkenin ilk defa duyduğunuz dilinden daha fazla bir anlam ifade etmeyen bir “acıkma sinyali” ile yola devam etmek niyetindeyseniz, “yapmayın! Başa veya biraz daha geriye dönün… adımınızı sağlam basın” deriz.
Zorluklar olmadı değil. Bazen yıllardır doğru diye kabul ettikleriniz frenledi sizi… cesaret gösterdiniz, üzerine gittiniz… kuşkularınızı, çevrenizde yaptığınız gözlemleri akıl süzgeçlerinizden geçirerek dağıttınız.
Bazen de, çevrenizdekiler sizin için geride kalmaya başlayan “öğrenilmiş inanışları” ile sizi yargıladılar, etki etmeye çalıştılar… böyle yersen… bu saatte yersen… gibi cümlelerle sizi tekrar “doğru diyet yoluna” çekmeye çalıştılar… Direndiniz… kâh sabırla ne yapmakta, nasıl yapmakta olduğunuzu anlattınız… kâh canınızı sıktılar, “aman ne halleri varsa…” deyiverdiniz.
Diyette olsunlar, olmasınlar… kilo sorunlu olsunlar, olmasınlar “diğerlerini” anlama çabasının size aslında kendi beslenmenizi… kendi geçmiş sıkıntılarınızı anlama fırsatı verdiğini fark ettiniz, sizi “bekledikleri gibi” beslenmediğiniz için yargılayanları siz yargılamadınız… “kilo sabotajcılarım” diye etiketlemediniz…
Birçoğunuz, belki de kısa bir süre önce hiç aklınıza gelmeyecek bir şeyi hayata geçirerek, acıkmanızla tanıştınız… barıştınız. Devam etmek arzusunda olduğunuza göre, aslında acıkmanın sizi hiç de fazla yedirmediğini de fark etmeye başladınız.
Biliyoruz… tahmin ediyoruz, hızlı gitmek, bir an önce “iyileşmek”, zayıflamak istiyorsunuz. Bizse gelin bu işi tadını çıkara çıkara, sofrayla, yaşamla barışmanın zevkini yaşaya yaşaya, ağır ama emin adımlarla yapalım deriz…
Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (39)
“DOĞRU BESLENME DAVRANIŞLARINI” ÇÖPE ATIYORUM !
“Zayıflamak”… sayfa 160-163
… Küçük tabaklarda minicik çatallarla yemeliymişim! Yutmadan önce iyice çiğnemeliymişim! Yemeğin ortasında mola alıp bir gezinip gelmeliymişim! Son lokmaları bitirmek için 20 dakika beklemeliymişim! Yemek biter bitmez hemen sofrayı terk etmeliymişim!
Tencereyi masada bırakmamalı, artanları hemen atmalı, planda olmayan ikramları reddetmeli, her yemekten önce yoga moga rahatlama alıştırmaları yapmalıymışım!
Gıda alış verişlerimi tok karnına, tokken özenle hazırladığım liste doğrultusunda yapmalı… hazırlaması kolay besinleri listemden çıkartmalı, ancak listemdekileri almama yetecek kadar parayla alış verişe çıkmalı, kredi kartımı evde bırakmalıymışım!
Evin orasına burasına besinleri dağıtmamalı, tehlikeli-şişmanlatan besinleri zaman yitirmeden çöpe yollamalı, kalanları gözümden uzak, ulaşılması zor bir yere yerleştirmeliymişim!
Davetlere gitmeden önce düşük kalorili besinlerle karnımı doldurmalı, restoranlarda ne yiyeceğimi önceden planlamalı, masada ekmek sepetine uzak oturmalı, su sürahimi ise yamacımdan ayırmamalıymışım.
Öğün atlamamalı, acıkayım acıkmayayım kahvaltıdan vazgeçmemeli, sık ama az yemeli, akşam sekizden sonra ağzıma sudan başka hiçbir şey koymamalıymışım!
Erken yatmalı, beni yedirebilecek “sözde dostlarımdan” uzak durmalı, yeni yol arkadaşları edinmeli, güvendiğim uzmanlardan destek alarak “kilo sabotajcılarımı” Taksim Meydanı’nda ibret-i alem olsun diye üçer beşer …,
Sabah akşam dere bayır koşmalı, ama yorgun olmamalı, endişelenmemeli, depresyona girmemeli, kızmamalı, sinirlenmemeli… yoluma da her koşulda devam etmeliymişim!
Veee… yememek için aldığım bunca önleme rağmen yine de yersem tevekkülle durumu kabullenmeli, kendimi üzüp hırpalamamalıymışım!
Ne’yim ben? Pavlov Amca’larının kuçu kuçu’su mu? Elim yemeğe gittiğinde elektrik verecek aleti satmaya kalkışsalar alacak hale gelmiştim… önlemlere rağmen değil, önlemler yüzünden yeme delisi olmuş, tırlatmanın sınırları ile merhabalaşmaya başlamıştım…
Hepsi çöpe! “önlemleri, doğruları, kuralları…ne varsa!”
Kontrol kayıplarına, denetimi sıkılaştıracak yeni ve giderek sertleşen tedbirlerle karşı koymaya çalışmak yerine… kendi kuyumuzu kendimiz kazmakta ısrar etmek yerine…
Kompülsiyonların ortaya çıkmasına yol açan nedenlerin, gelişip artmalarına yol açan koşulların köküne kibrit suyu ekmekle meşgulüz.
Uğraşılarımız meyvelerini vermeye başladı bile…
Karnınızın doyması, doymaya başlaması… tekrar gibi olacak ama, kıtlığın kaybolmaya yüz tutması, kontrol kayıpları ile yemelerin önce azalıp sonra kaybolmasının, biyolojik temelini oluşturuyor. Daha basit söylemeye çalışalım: Doymanız ve bundan sonra aç kalmayacağınızı bilmeniz sizi yemekten kaçmaya çalışırken yemek peşinde koşmak zahmetinden kurtarıyor. Organizmanız sizi arkadan itmekten vazgeçiyor.
Ama bir de alışkanlıklar, kafanıza yerleştirilmiş inanışların davranışlarınızdaki tortuları var uğraşmamız gereken. Hani canım, hepiniz bilirsiniz… yıllar yılı ambalajlanıp paketlenip sizlere “doğru beslenme davranışları” diye satılan…
Siz uymaya çalıştıkça (diyetçilerin umut ettikleri, bilerek programladıkları) etkilerini beslenmenizde göstermekte gecikmeyen… siz “bilinçlendikçe” hayatınızı 32 kısım tekmili birden sulu göz bir “kompülsiyonlar dizisi”ne dönüştüren… öğütleyenlere bol kazançlar, size ise bol suçluluklar sağlayan “kurallar manzumesi”nden bahsediyoruz…
Geldiğiniz aşamada “bu doğru beslenme davranışlarının” nelere yol açtığını görecek, tartacak malzemeye sahip olduğunuzu tahmin ettiğimden… hepsi çöpe, diyoruz.
Kıyamam, üzerlerine not aldığım kağıtların hatıra değeri var, derseniz… bizden OK! Bakar bakar, tersini yapar, böylece de hâlâ kaldıysa, son kompülsiyonlarınızdan süratle kurtulursunuz…
Ne yapsak da çocuklara sebze yedirsek?
Bu hafta Yiyorum Büyüyorum sitesi bizimle bir röportaj yaptı. Zümrüt Hanım’a teşekkür ediyoruz. Beslenme ile ilgili soruları bana bu post’u yazma fikrini verdi.
Aynı zamanda, çok heyecan verici bir şekilde bloglarında ve sitelerinde Miniklerin Yemek Keyfi’nden ve çalışmalarımızdan söz edenlere de teşekkür ederiz.
Ne yapsak da çocuklara sebze yedirsek?
İşte anne ve babaların birçoğunun sorunu. 5-6 yaşlarına doğru çocuklar ağızlarını inatla yeşil olan hemen hemen her şeye kapamaya başlıyorlar. Hemen hemen, diyorum çünkü Ispanaklı Börek harika bir istisna. Günün birinde mutfağında Ispanaklı böreği icat etmiş olan o eşsiz anneye gerçekten hayranlık dolu saygılarımızı ifade etmemiz gerekir… ben bunun bir annenin eseri olduğunu, düşünürüm, çocuğuna sebze yedirme arzusunda bir anne…
Miniklerin Yemek Keyfi’ni yazdıktan sonra da minik canavarlarımızı sağlıklı ve keyifli bir şekilde beslememizi sağlayabilecek yemek tarifleri toplamaya devam ediyorum. Onları kendi hallerine bıraksak, bonbon, çikolata, cipsler ve -oyuncakları için- tahıl gevrekleri -yine oyuncakları için- fast-food’dan başka bir şeyi gözleri görmeyecek. Oyuncak, oyuncak… ne oluyoruz yahu? Yemek mi yiyoruz, oyun mu oynuyoruz?
Bir dakika, belki de o kadar fena bir fikir değil… oyunla yemeği buluşturmak.
Hadi, biz de gıda endüstrisinin pazarlama yöntemlerini bir kereliğine lehimize kullanalım! “hayatım, gel biraz oyna… sonra da yemeğini yersin”.
Evet, yapmamız gereken, yavrumuzla birlikte peynirli çubuklar hazırlamak… üstelik bunu yapmak en az oyun hamuru ile oynamak kadar eğlenceli.
Tabii, özellikle bu aşamada ona bu çubukların özellikle ÇORBAYLA yeneceğini hatırlatmayı unutmayın.
Kendi yarattığı çubukları yemek öyle hoşuna gidecektir ki, yanında istediğiniz sebzeyle hazırladığınız bir çorbayı da afiyetle tumbasına indirecektir. Ben bu yöntemle Güney’e pırasa yedirmeyi bile becerdim… pırasa ve Güney… bir mucize!
Peynirli Çubuk… harika bir yemek sitesi olan “ô délices”te bulduğum İsveç tarifini uyarladım…
- 4 su bardağı un
- 1,5 su bardağı ılık süt
- 25 gram yumuşak tereyağ
- 1 çorba kaşığı bal
- 1 poşet instant kuru hamur mayası
- 1,5 tatlı kaşığı tuz
- ¾ su bardağı rendelenmiş tost kaşar
Bütün malzemeyi bir mutfak robotu yardımıyla ya da elde yoğurun.
(Eğer bir ekmek makinesi kullanıyorsanız, haznenin tabanına süt, tereyağ, bal, tuz, unu koyun. Üzerine rendelenmiş tost kaşar ve mayayı dökün. Hamur programını kullanın.)
1- 1,5 saat kabarmaya bırakın. Hamuru yayın ve şeritler halinde kesin. Burgu yaparak şeritleri kıvırın. Tepsiye koyun.
Şeritleri siz burmak yerine isterseniz çocuğunuzun istediği şekilleri yaratmasına izin verin. Ama yine siz yanından ayrılmayın, ve çok fazla hamuru ezmemesi gerekir, yoksa pişerken sertleşecektir.
Bir fırça yardımıyla, hazır şekillerin üzerine süt sürün. Ve üzerine susam veya haşhaş tohumu serpeleyin. FIrınınızın 200 dereceye ısınmasını beklerken, hazırladığınız şekilleri kabarmaya bırakın. 10-12 dakika pişirin.
30 kadar çubuk elde edeceksiniz ve sanırım tüketilmeleri de çok çabuk olacak. Ama isterseniz derin dondurucuda dondurabilir, gerektiğinde çıkarabilirsiniz. Fırında birkaç dakika ısıttığınızda çıtır çıtır olacaktır.
