KEPEKLERE KARŞI KEKİK SUYU

Saçtaki kepeklenmenin nedenleri çok farklıdır. Öncelikle kepeklenmenin sebeplerini anlatalım. Hormonal dengesizlikler, sağlık sorunları, fazla terleme, yetersiz temizlik, hijyen kurallarına uymama, alerjik hassasiyetler, yorgunluk ve duygusal strestir. Fazla oranda şeker, yağ veya nişasta tüketimi ve dengesiz beslenme de kepek yapar. Tabi bu arada çok fazla miktarda ve kaltesiz jöle,sprey kullanımı da kepeklenmede önemli bir etkendir. Saç kepeklerinden kurtulmak ve iyi bir saç bakımı yapmak için size önerimiz kekik suyu.
GEREKLİ MALZEMLER :
* 4 kaşık kuru kekik (kaşık tepeleme dolu olacak)
* 2 su bardağı su
HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ : Çelik veya porselen bir demlikte, Kekiği suyun içinde 10 dak. kaynatın. Süzgeçten geçirdikten sonra, soğumaya bırakın. Elde ettiğiniz kekik suyunu, yeni şampuanlayıp duruladığınız saçınıza yavaşça dökerken, yumuşak hareketlerle iyice ovalayıp kafa derinize ulaşmasını sağlayın. Saçınızda bir tabaka bırakmayacağı için durulamanıza gerek yok.

Acıbakla Acıçiğdem Adaçayı Gece Terlemeleri Adamotu Ahlat Akdiken



FESLEĞENİN (REYHAN) FAYDALARI-ZARARLARI

Fesleğen genellikle ılıman bölgelerde yetişen ve mutfağımızda sıkça baharat olarak kullandığımzı bir bitkidir. Halk arsında çoğunlukla reyhan olarak bilinir. Fesleğenden çıkarılan yağ parfüm ve haşare lacı yapımında kullanılır. Fesleğen Estragol adı verilen bir madde içerir ve bu madde kanser tetikleyici bir maddedir. O yüzden fazla miktarda tüketilmesi zararlıdır. Çünkü fazla miktarda fesleğen tüketimi vücutta etken maddenin depolanmasına neden olabilir. Ama bunun dışında bazı faydaları da mevcuttur.
* Asabiyetten ileri gelen genel güçsüzlüğe, sindirim bozukluğuna, uykusuzluğa ve migrene karşı etkilidir.
* Özellikle sindirimi kolaylaştırıcı özelliği sayesinde hazımsızlık çekenlerin baş ilâcıdır. Aynı zamanda sinir hastalarına, iyi uyuyamayan çocuklara, baş dönmesi çeken yetişkinlere, bağırsak sorunlarından yakınanlara, öksürüğe, anjin ya da boğmacalılara verilir.
* Fesleğenin kaynatılmasıyla elde edilen su süzüldükten sonra, arı sokmasında enfekte olan yere sürülerek ağrıyı hafifletir.
* Ağızda oluşan yaralar ve pamukçuk ağız banyosu yoluyla tedavi edilir.
* Sütü gelmeyen ya da az gelen kadınların süt verimini çoğaltmak için de kullanılır.
* Farklı bir özelliği de sivrisinek ve tahtakurusu gibi haşaratları kokusu sayesinde kaçırmasıdır.
* Mutfakta tazesi veya kurusu kullanılır.
* Çorbalara, domates, patlıcan, kabak, mantar yemeklerine, salatalara, hamur işlerine katılır.

Sibel Can Diyeti

İki hafta sonra yeni albümüyle hayranlarıyla buluşacak olan Sibel Can, 5 aydır özel beslenme rejimi uyguladı. Sanatçı obezite bilim doktoru Haluk Saçaklı’nın, “vücudun ihtiyacı olan bütün besin değerlerinin yeterli ve dengeli şekilde tüketilmes”ni öngören diyetiyle 5 ayda 9 kilo verdi. Sibel Can beslenme programında, ana öğünlerde 4 temel besin grubunu yan yana getirdi. Örneğin süt grubundan peyniri, et grubundan tavuk ve balığı, ekmek-tahıl grubundan ekmek ve pilavı, sebze grubundan sebze ve meyveyi birlikte tüketti. Bir diğer önemli nokta ise temel besinlerde renk farklılığının gözönünde tutulması oldu. Örneğin farklı renklerde olan et, sebze, ekmek, peynir ya da süt grubu aynı anda tüketildi.

Adet dönemi öncesi 3 gün

Uyanınca (1056 kalori): 1 bardak oda sıcaklığında su içiniz.
Kahvaltı (Saat 07.00-09.00 arası): 4 kaşık müsli ya da yulaf ezmesi, 4 adet kuru kayısı-1 bardak diyet süt karışımı
Kuşluk (Saat 10.00-11.00 arası): 1 adet elma
Öğle (Saat 12.00-14.00 arası): 3 adet ızgara köfte, tavuk ya da balık, 300 gr. haşlanmış yeşil sebze, 1 ince dilim esmer ekmek
İkindi (Saat 16.00-17.00 arası): 1 adet orta boy haşlanmış patates
Akşam (Saat 18.00-20.00 arası): 1 porsiyon yeşil sebze çorbası, Yağsız hazırlanmış roka salatası, 5 adet (150 gr.) yağsız etten hazırlanmış ızgara köfte veya tavuk ya da balık
Gece (Saat 22.00): 1 adet elma
Yatarken: 1 bardak oda sıcaklığında su içiniz.

Not: Günde 8-12 bardak su içiniz. Çay, kahve ve kolalı içecekler günlük su tüketimine dahil edilmez. Eğer tüketilecekse, tercihinizi yeşil çaydan yana kullanın. Ama her türlü bitki çayını suyun alternatifi olarak içebilirsiniz. Günde 3 kez ahududu ve adaçayı içmeye çalışılmalıdır. Ekmek tam buğday olmalı, baharatlı ve tuzlu besinlerden uzak durmalısınız. Kesinlikle tatlı ve çikolata tüketmeyin. (Bu kurallar tüm listeler için geçerlidir)

Adet dönemi sonrası 3 gün

Uyanınca (1492 kolori): 1 bardak oda sıcaklığında su içiniz.
Kahvaltı (Saat 07.00-09.00 arası): 1 su bardağı diyet yoğurt, 1 ince dilim esmer ekmek, 1 çay kaşığı kırmızı meyve jölesi
Kuşluk (Saat 10.00-11.00 arası): 1 adet küçük boy muz
Öğle (Saat 12.00-14.00 arası): 5 porsiyon (150 gr.) diyet peynir grubu ilave edilmiş 2 su bardağı haşlanmış kepekli makarna., Yağsız hazırlanmış roka salatası
İkindi (Saat 16.00-17.00 arası): 1 ince dilim esmer ekmek, 1 çay kaşığı meyve jölesi
Akşam (Saat 18.00-20.00 arası): 300 gr. haşlanmış yeşil sebze, 5 adet (150 gr.) yağsız etten hazırlanmış ızgara köfte veya tavuk ya da balık
Gece (Saat 23:00): 1 adet elma
Yatarken: 1 bardak oda sıcaklığında su.

1302 kalorilik 1. tercih

Uyanınca: 1 bardak oda sıcaklığında su içiniz, 1 porsiyon mevsim meyvesi
Kahvaltı (Saat 07.00-09.00 arası): 1 kibrit kutusu büyüklüğünde diyet peynir ya da 1 adet yumurta, 1 ince dilim esmer ekmek, Sınırsız söğüş domates, salatalık, yeşil sivri biber, marul, maydanoz vs., 4 adet yağsız siyah zeytin, 1 tatlı kaşığı süzme bal, Şekersiz açık limonlu siyah çay
Kuşluk (Saat 10.00-11.00 arası): 1 porsiyon mevsim meyvesi
Öğle (Saat 12.00-14.00 arası): 2 adet ızgara köfte (60 gr.), tavuk ya da balık, 1 ince dilim esmer ekmek, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile hazırlanmış sınırsız mevsim salatası, 1 kibrit kutusu diyet peynir
İkindi (Saat 16.00-17.00 arası): Diyet kasar peynirli yağsız tost, Sınırsız söğüş domates, salatalık, yeşil sivribiber, marul, maydanoz vs., Şekersiz bitki çayı (ıhlamur, ada çayı vs.)
Akşam (Saat 18.00-20.00 arası): 1 kase yağsız karışık sebze çorbası, 1 tatlı Kaşığı zeytinyağı ile hazırlanmış sınırsız mevsim salatası, 1 ince dilim esmer ekmek, 1 kibrit kutusu büyüklüğünde diyet peynir
Gece (Saat 22.00): 1 porsiyon mevsim meyvesi, 1 adet kuru kayısı, 1 adet ceviz
Yatarken: 1 bardak oda sıcaklığında su.

1302 kalorilik 2. tercih

Uyanınca: 1 bardak oda sıcaklığında su içiniz., 1 porsiyon mevsim meyvesi
Kahvaltı (Saat 07.00-09.00 arası): 1 kibrit kutusu büyüklüğünde diyet peynir ya da 1 adet yumurta, 1 ince dilim esmer ekmek, Sınırsız söğüş domates, salatalık, yeşil sivri biber, marul, maydanoz vs., 4 adet yağsız siyah zeytin, 1 tatlı kaşığı süzme bal, Şekersiz açık limonlu siyah çay
Kuşluk (Saat 10.00-11.00 arası): 1 porsiyon mevsim meyvesi
(Saat 12.00-14.00 arası): 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ye 90 gr. diyet peynir ya da tavuk veya diyet ton balığı ile hazırlanmış sınırsız mevsim salatası, 1 ince dilim esmer ekmek
İkindi (Saat 16.00-17.00 arası): 1 kibrit kutusu büyüklüğünde peynir, 2 grisini ya da 1 porsiyon tahıl değişimi, Şekersiz bitki çayı (ıhlamur, ada çayı, kuşburnu vs.)
Akşam (Saat 18.00-20.00 arası): 1 kase yağsız karışık sebze çorbası, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile hazırlanmış sınırsız mevsim salatası, 1 kibrit kutusu büyüklüğünde 30 gr. diyet peynir grubu ilave edilmiş, 1 su bardağı haşlanmış kepekli makarna
Gece (Saat 22.00): 1 porsiyon mevsim meyvesi, 1 adet kuru kayısı, 1 adet fındık
Yatarken: 1 bardak oda sıcaklığında su içiniz.

Sibel’i zayıflatan Haluk Saçaklı: Azmetti başardı

3 yıldan bu yana çeşitli aralıklarla Sibel Can’a beslenme programı uygulayan Haluk Saçaklı, ünlü sanatçının zayıflamak için büyük bir azim gösterdiğini belirtti. Saçaklı, Sibel Can’ı uyguladığı rejimin sırlarını anlattı.

Sibel Hanım’ın diyet listesi neden tercihli?
Tercihli istediği için kendisine değişik yiyecek grupları olan listeler hazırladık. Hangisini istiyorsa onu uyguladı ama önemlisi, kahvaltıya hangisiyle başladıysa gün içinde de o listeyi devam ettirmesi oldu. Bu beslenme programı klasik diyetisyenlerin hazırladıklarından farklı. Çok fazla aç kalınmıyor.

Egzersiz yapmadan başarmak mümkün mü?
Maalesef değil. Öyle olunca koltuk altında sarkma, göğüste, bacak içinde yumuşama oluyor. Evet terazide değişiklik oluyor ama yumuşama olmaması için kaslanma şart. Bunun için egzersiz yapılmalı…

Sibel Can haftanın 5 günü yüzmüş. Bu imkanı bulamayanlar için ne önerirsiniz?
Bu Sibel Hanım’m tercihiydi, yüzmek istedi. En iyisi haftanın 5 günü birer saat yürümek.

Sibel Hanımı bu kez diyeti uygulamada başarılı oldu mu sizce?
Çok başarılı oldu. Daha önce hep 60 kiloda kalmıştı, şimdi 57′ye kadar indi. Zaten onun inmek istediği kilo buydu. Kilo vermekten öte bu kiloyu korumak da önemli. Ama bu kez hem eşine hem de bana söz verdi. ‘Dayanamıyorum’ dediği pilav, makarna ve dondurmayı tamamen kesti. ‘Yapacağım’ dedi ve yaptı. Bravo kendisine…

Bu diyette adet öncesi ve sonrası diye listeler var, bundan bahseder misiniz?
Tarihini önceden kestirebiliyorsak vücutta oluşan ödemi atmak için adet öncesi 3 gün diyetini uyguluyoruz. Adet bittikten sonra vücutta kan dolaşımıyla ilgili bir takım sorunlar oluşuyor, adet sonrası diyeti bunları engelliyor.


SİVİLCESİZ BİR HAYAT MÜMKÜN MÜ ?

Güzelliğimizin adeta düşmanı olan hatta gençlik dönemlerimizde sinir krizi geçirmemize neden olan sivilcelerden kurtulmak ve sivilcesiz bir hayat yaşamak mümkün. Bir çoğunuzun Peki nasıl olacak bu söylediğiniz dediğini duyar gibiyim. Farklı türdeki sivilcelerin tedavisi için pek çok seçenek var. Uygun tedaviyle başarılı sonuç alabilmek mümkün.
Ergenlik çağına giren gençlerin ortak sorunu sivilcelerdir. Ergenliğin doğal sonuçlarından biri olan sivilcelerin önüne geçebilmek için doğru bakımı uygulamak ve akneleri sıkmamak gerekiyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden cilt hastalıkları uzmanı Dr. Mehmet Coşkun Acay, ergenlik sivilceleri ve korunma yolları ile ilgili bilgi verdi.
Sivilce nedir? Nasıl oluşur? ‘Sivilce’ adıyla bildiğimiz akne, en sık rastlanan cilt problemlerindendir. Tüm populasyonun yüzde 60’ının hayatının bir döneminde akne görülebilir. Bunların yüzde 5’i ise tedaviye dirençli ya da zor tedavi edilebilen akne olabilir. Akne, derimizde bulunan yağ bezlerinin bir hastalığıdır. Normalde, bu bezlerin salgıladığı yağın deri yüzeyine çıkarak atılması gerekir. Ancak ergenlik döneminde yağ bezi daha fazla yağ salgılar. Bu yağın deri yüzeyine geçişini sağlayan kanal da yoğunlaşmış bir yağ kütlesi nedeniyle tıkanır.
Neden bazı ciltlerde daha fazla olur?Yağlı ciltlerde ve kalıtımsal olarak bazı bireylerde akne eğilimi artar.
Ergenlikte sivilcelerin ne kadarını normal saymalı, hangi koşullarda bir uzmana başvurmalı? Akne, ister hafif ister ciddi olsun mutlaka hekimin vereceği bilgiler doğrultusunda kontrollü biçimde tedavi edilmelidir. Unutmayın ki tedavi edilemeyecek akne yoktur. Ancak farklı türde ve şiddette aknenin tedavisi için farklı seçenekler vardır ve tedavinin başarılı olabilmesi için uygun olanının seçilmesi esastır. Bu nedenle hekiminizin önerilerine sıkı sıkıya uymak gerekir.
Sivilceleri engellemek için ergenlerin yapabilecekleri bir şeyler var mı? Cilt temizliği başta gelen unsurdur. Hatalı kozmetik ürünlerden kaçınmak, deri tipine uygun kozmetik seçimi önemlidir.
Sivilceyi koparmayın
Sivilceler bir kere çıktıktan sonra gençler nelere dikkat etmeli?Günde iki kez su ve uygun ürünle yüz yıkamaya dikkat etmek, yüz kozmetiklerinin seçimine dikkat etmek, sivilceyi koparmaktan kaçınmak, uygun güneş ürünlerini kullanmak gerekir.
Depresyona yol açabilir
Aileye düşen görevler nelerdir? Çocuklarının tedavi protokollerine uyumunu sağlamak, şiddetli akne olgularında yüzde 10 depresyon eğilimi gözlenebildiğinden psikolojik destek vermek, sivilcelerle oynamanın engellenmesi ailelere düşen görevlerdir. (Kaynak : Hürriyet Gazetesi Sağlık Bölümü)


CİLT TİPİNE GÖRE BAKIM

Cilt Bakımının SırlarıSoğuk kış günlerinde yıpranan cildinizi doğru bakım yöntemleri ile koruyabilirsiniz. Birkaç basit uygulama ile siz de güzel ve canlı bir cilde sahip olabilirsiniz.

Cilt tipine uygun bakım
KURU CİLT:
• İnce gözenekli
• Yanak kısımları pul pul ve kırmızı renkli
• Hassas
• Özellikle ağız ve göz çevresinde kırışıklıklar
Neler Yapabilirsiniz?
• Geceleri yüzün için yumuşak, sabun içermeyen likit temizleyiciler ya da süper yağlı temizleme sabunları kullanabilirsiniz. Sabahları yüzüne sadece sıcak su çarpmalısınız.
• Gliserin ile formüle edilmiş nemlendiricileri seçebilirsiniz, bunlar nem kaybını geciktirir, daha fazla kurumayı önler.
• Yüzünü ve vücudunu hala nemli iken nemlendirici kullanmalısınız.
• Yağ bazlı fondöten ve krem allık kullanmalısın. İçerdikleri yağ, çizgi ve kırışıklıkları yumuşatmaya yardımcı olacaktır.
• Her gün SPF 15 faktörlü bir koruyucuyu yüzüne ve boynuna uygulayabilirsinız.
Neler Yapmamalısınız?
• Yüzünü asla sert bir sabunla yıkamamalısınız.
• Pütürlü temizleme ürünlerinden ve peelinglerden uzak durmalısınız.
YAĞLI CİLT:
• Büyük gözenekler
• Parlama (özellikle T-bölgesi)
• Saf olmayan bir cilt eğilimi
Neler Yapmalısınız?
• Yüzünü günde iki kez yağlı ciltler için formüle edilmiş yumuşak bir likit temizleyici ile temizlemelisiniz.
• Eğer ihtiyaç duyuyorsan yağ içermeyen bir nemlendirici kullanabilirsiniz.
• Yağı, pırıltıyı ve sivilceleri önlemek için yağsız ya da yağı kurutan fondöten, pudra ve toz allık kullanabilirsiniz.
• 15 SPF koruma faktörlü bir koruyucuyu ara sıra uygulayabilirsiniz.
Neler Yapmamalısınız?
• Yüzünü fazla ovalayıp fırçalamamalısınız. Çünkü yağ cildin koruyucu bariyeridir.
• Cildini günde iki kereden fazla temizlememelisiniz.
• İhtiyacın yoksa nemlendirici kullanmamalısınız.
• Yağı yok etmek için yüzünü pudralamamalısınız. Bu cildinin tebeşir gibi görünmesine yol açar.
KARMA CİLT:
• Yanak bölgesi kuru
• T-bölgesi yağlı
Neler Yapmalısınız?
• Karma ciltler için formüle edilmiş temizleyiciler seçebilirsiniz.
• Nemlendiriciyi sadece ihtiyaç duyulan bölgelere uygulamalısınız, T bölgesine kullanmak sivilcelere neden olabilir.
• Yağsız formüle edilmiş SPF 15 koruma faktörlü bir ürün seçebilirsiniz.
• Su bazlı ya da yağsız fondöten kullanmalısınız.
Neler Yapmamalısınız?
• Yüzünün değişik yerleri için farklı temizleyiciler kullanmamalısınız. Zaman ve para kaybıdır bu.
• Bakım ve temizleyizi ürünler seçerken mutlaka bir uzmana başvurmalısınız
kaynak:netten alıntı

SAĞLIĞIMIZ İÇİN

 1. BAŞLICA HASTALIK SEBEPLERİ
Fazla yemek:
Çok yemek yenildiği zaman midenin daha çok enzime ihtiyacı olur. Enzimleri yapmak vücut için çok güçtür ve kıymetli maddeler gerektirir. Normal bir insan için 250 gr yemek yeterlidir. Bunu hazım ettirmek için kalp hiç zorlanmadan rahat çalışır. 2 kat yemek yenirse, kalbin yemeği hazım ettirmesi ve fazlalıkları çıkarttırması için 4 kat daha fazla çalışması gerekir. Bu da kalp için çok ağırdır. Mesela bir araba düzgün bir yolda hiç zorlanmadan harcadığı benzinin 2 katını taşlı, bozuk, dik yolda harcar. Mesafe aynı ama harcadığı benzin farklıdır. Böyle zorlanarak devamlı çalıştığında motor harap olduğu gibi insanın kalbi de devamlı ve çok çalışmaktan harap olur ve çabuk eskir. Genç insanlarda organlar kuvvetli olduğu için yenilen yemekleri hazım edebilir ve fazlalıklarını çıkarabilir. Fakat organların üzerine fazla yük bindiği için çok çalışmaktan çabuk eskir, kuvvetini kaybeder, zamanla fazlalıklarını çıkaramaz olur, depo yapar, vücudu yağ ve kireç toplamaya başlar.
Bazı insanlar çok yemelerine rağmen hep zayıf kalır ve bu durumlarının iyi olabileceğini düşünür. Hâlbuki hal öyle değildir. Çok yiyip zayıf kalanlar çok yiyip şişmanlayanlardan daha kötü durumdadırlar. Çünkü şişmanlar karışık ve yanlış yedikleri yemekten oluşan zehirlerin bir kısmını, vücudun topladığı yağlarda depolayarak, bu zehirlerin organları tahrif etmesini kısmen önleyebilmektedirler. Ancak çok yiyerek zayıf kalanlarda zehirli maddeler sürekli vücut içinde dolaşır. Böylece damarlarda, eklemlerde, organlarda ve kaslarda depolama yapar. Bu insanlar genelde sinirlidirler, sık hastalanırlar ve uyku bozukluğu yaşarlar.
Karışık yemek: Birbirine uygun olmayıp, hazım için ayrı enzim isteyen yemekler karışık yenirse hazım olunmaz çürür veya mayalanır. Örnek olarak karbonhidratlar ve proteinler birbirine zıt düşer. Çünkü bunların parçalanabilmesi için her ikisinin ihtiyaç duyduğu enzimler birbirine zıttır. Bu zıtlık her iki enzimin birbirini yok etmesini sağlayarak, hazmın gerçekleşmesini engeller ve böylece hazım yapılmayınca çürüme başlar. Hazım olunamayan yemek, bağırsakta toplanır ve zamanla bağırsağı genişleterek cepler oluşturur. Bu ceplerin içinde dışkısal taşlar toplanır ve yıllarca orada saklanır. Böylece bağırsağın duvarları kanalizasyon boruları misali zehirli artıklarla kaplanır. Buna bağlı olarak bağırsak ağırlaşır, hareketi yavaşlar ve sonuçta kabızlık meydana gelir. Bu durumda vücudun intoksikasyonu katastrofik şekilde büyür. (vücutta toksin birikmesi katlanarak artar) Vücut çok halsiz kalarak yorulur, gaz ve uyku meydana gelir. Çürümüş yemekler bağırsağı zehirleyerek kana karışır. Kandan bütün organlara ve hücrelere yayılarak onları zehirler ve hastalıklara yol açar. Çürümüş ve mayalanmış yemeklerden oluşan tuzlar vücutta kireçlenme yapar.
Çok sık yemek:
Yemeğin hazmını beklemeden bir şeyler yemektir. En hafif yemek 4 saatte hazım olunabilir, yemeğin ağırlığına göre hazım süresi 6–10 saate kadar uzayabilir. Bu zamandan önce bir şey yemeye başlayınca mide hazmını tamamen değiştirir ve midedeki diğer yemekler, karışık yemek gibi, hazım olmadan çürümeye başlar ve hemen gaz ve şişkinlik oluşur.
Ters yemek:
Proteinli yiyecekler (et, yumurta, peynir vs.) midede uzun zamanda hazım olunur. Karbonhidratlar, tatlılar, beyaz undan yapılmış yemekler, patates, meyve vs. midede çok durmadan bağırsağa geçerek orada hazmedilir. Su direk bağırsağa geçer. O yüzden önce su içmeli sonra meyve veya tatlı yenilmeli. Sonra sebze ve proteinli yiyecekler yenilmeli. Önce yemek yenilip, sonra meyve veya tatlı yenilirse, meyve hazım olmak için bağırsağa geçemez mayalanır, bütün yemek bozulur, çok gaz olur. Yemekten sonra su veya çay içilirse, yemekten ayrılmadığı için mideyi genişletir ve hazmı zorlaştırır.
Bekletilmiş eski, ısıtılmış ve hazır yiyecekler:
Taze sebze ve meyveler güneşten aldıkları enerji ile dopdoludur. Vücuda çok enerji verirler ve hazmı kolaydır. Pişirilince güneşten aldıkları enerjiyi tamamen kaybederler. Bu yemekler eskiyince (2–3 saat geçince) hiç bir enerjisi kalmaz toprak gibi olur. Eskimiş ve doğal olmayan hazır yiyeceklerin hazmı çok zor veya imkânsızdır. Yemekler piştikten sonra soğuk olarak yenilebilir (et, yumurta, sebze yemekleri, tatlılar ). Fakat fayda beklememelidir. Beklemiş zeytinyağlı yemeği tekrar ısıtmak mümkün değildir. Mikro dalgalı fırında ısıtmak ise daha tehlikelidir. Fırın çalıştığı sürece mikro dalgalar, dışarıya sızarlar ve insan vücuduna zarar verirler.
Zararlı düşünceler ve hareketler:
Zararlı düşünceler vücutta fazla miktarda hormonlar çıkarır. Bu hormonlar kana karışarak zararlı zehirler çıkmasına sebep olur. Bu zehirler beyindeki su havuzlarını bulandırarak çok sinir yapar ve psikolojik ve diğer hastalıklara sebep olabilir. Sinirli olan insanlarda, karaciğer sertleşmesi, çeşitli kalp hastalıkları ve dalak hastalıkları meydana çıkmaya başlar.
Çiftçilikte kullanılan ilaçlar:
(Hormonlar, suni gübreler, D.D.T ve başka zehirli maddeler) Bu ilaçlar ve D.D.T, kullanan insanların vücudunun hücrelerinde toplanarak bütün hayatı boyunca etki yapıyor. En çok da karaciğer, yumurtalıklar ve beyne zarar veriyor. Belki şimdi D.D.T kullanılmıyor fakat 35–40 yaşlarından büyük insanlarda D.D.T’den meydana gelen hastalıklar hâlâ var. Çünkü önceden kullanılan D.D.T hiç bir şekilde etkisini kaybetmez, bütün hayatı boyunca vücut onu çıkaramaz ve çocuklara da anneden süt ile geçer; çocuklara zarar vermeye devam eder.

Ev temizliğinde kullanılan temizleyici ve deterjanlar:Ev temizliğinde kullanılan deterjanlar, mikroplara ne kadar zarar veriyorsa akciğer, karaciğer ve beyne de aynı şekilde zarar verir. Bütün hastalıklara, ayrıca mantara yol açar. Klorlu deterjanlar (Tuz ruhu, çamaşır suyu, kezzap) bağırsak kanserine ve ağır akciğer hastalıklarına sebep olur. Bu kimyasal maddeler nasıl vücudu yıpratır zarar verirse hastalıkları tedavi için kullanılan bütün kimyasal ilaçlar ve haplar da (Ağrı kesici dâhil) vücudu yıpratıyor ve zehirliyor.
Bu yanlışlıkların hastalıklara yol açma sebepleri:Bozulmuş, çürümüş ve mayalanmış yemekler bağırsağa inince bunların meydana getirdiği zehir kana karışır, organlar alarma geçer. Vücudu korumak için bademcikler şişer, o zaman bademcikle mücadele ve onu aldırmak yanlışlık ve haksızlıktır. Zaten yemekleri düzeltince bademcik şişmesi olmaz.
Çürümüş yemekler bağırsağa inince, bağırsağın içindeki artıkları, zehirleri kana karıştırmadan çıkarma görevi yapan kılları çürütür. Bağırsakta kısım kısım kelleşme olmaya başlar. Kılların dökülmesiyle kelleşen yerlerdeki yaralar koruma görevi yapamayıp faydalılarla birlikte zararlı bütün zehirleri kana karıştırmaya başlar. Bağırsaktan zehirleri toplayan kan direk karaciğere geçer. Görevi kanı temizlemek, oradan kalbe, akciğere ve bütün hücrelere yaymak olan karaciğer kandaki pisliği, yağları ve zehirleri kendinde toplar ve büyümeye başlar. Kanı temizleyemez hale gelir. Hayat boyu vücut zehirli kanla çalışır. Dolaşan pis kan hücreleri kirletir. hücreler hasta olur.
Karaciğerin dolmasına kadar bütün hastalık sebepleri aynıdır. Karaciğer hasta olduktan sonra insanın tabiatına göre farklı hastalıklar meydana gelmeye başlar. Onun için hangi hastalık olursa olsun sebebi aynıdır. O zaman tedavi de aynıdır. Önce yemekleri düzeltmeli, sonra bağırsak temizlenip çalıştırılmalı, sonra karaciğer temizlenmeli, ondan sonra diğer hastalıklar tedavi edilmelidir.
Yemekleri düzeltmek için yemeklerin faydasını ve zararını bilmek lazımdır. Faydalı ve şifalı yemekler; su*, bal**, meyve**, sebze***, süt****.
Su:
En güzel su, akarsular, bataklıktan gelen sular ve buzdan eritilmiş sudur. Su buzluğa konulup pet şişede dondurulur. Erittikten sonra suyun üzerinde ve dibinde kirler oluşur. Üzerinden biraz boşaltılıp ortası içilmeli, dibinde kalan kirler yine bırakılmalıdır. Buzdan eritilen su 12 saat canlı sudur, sonra ağırlaşır. Bu sular hafif sulardır, vücudun bunları hazmında bir zorluk yoktur. Bu suların formülü vücudun suyunun formülü ile aynıdır. Kaynatılmış, durgun ve dükkândan alınan sular çok ağırdır. Vücut bu suları diğer sular gibi hafifletmek ve hazmetmekte zorlanır (Formül değiştirir). Sabah kalkıp abdest alındıktan sonra 3 yudum su içilirse bağırsaktaki kalıntıları indirir ve hemen büyük abdest gelir. Büyük abdest sorunu olanlar 3 yudum yerine 1 bardak su içmelidir.
Bal:
En güzel ve şifalı bal, donmuş olan baldır. (Taze ve hakiki bal 3 haftadan sonra donar.) Eritilmiş ve hiç donmayan bal şifa değildir. Balın fazlası da zararlıdır. Günde 1–3 çorba kaşığı yeterlidir.
Meyveler ve Sebzeler: Çiğ olan sebze ve meyveler insanın beslenmesi için mükemmeldir ve yeterlidir. Bunların proteinleri aynen vücudun proteinleri gibidir, hazmı çok kolaydır. Meyve ve sebzeler içinde organik asitler vardır, vücut için temizleyici ve şifa vericidir. Bu organik asitler sadece çiğ olan sebze ve meyvelerde çok kıymetlidir. Mesela elma ve ıspanakta bu asitler çok kıymetlidir. Elma çiğ olarak veya sirkesi yapılarak tüketilse vücut için çok şifalıdır. Ispanak: Çiğ olarak yenildiği zaman bütün vücudun kireçlerini temizleyicidir. Pişirildiği zaman vücutta şiddetli kireçleme yapar.
Süt:
Anne sütü iki yaşına kadar gerekli tek yemektir. Anne sütü olmazsa o zaman koyun veya keçi sütü insana inek sütünden daha uygundur. Bütün sütleri özellikle inek sütünü sağıldıktan sonra ılık içmek şifalıdır. Bekletilip ve kaynatıldıktan sonra içilirse yemek gibi olur şifası olmaz.
Pastörize sütlerin ise faydasından çok zararı vardır. Çünkü midede sütü hazım için sistem yoktur. Süt bağırsakta ve oradaki mikroplar ile hazım olunur. Eğer insan antibiyotik ile tedavi görmüş ise antibiyotik zararlılar ile beraber bağırsaktaki faydalı mikropları da öldürdüğü için süt hazım olunamaz. Balgam, kireçleme ve bütün damarlarda tıkanıklığa sebep olur. Yine de pastörize süt içilmek istenirse zencefil ile kaynatıp biraz ılıklaşınca bal ile karıştırarak içmektir. Zencefil sütün hazmını kolaylaştırır.
En güzel en sağlıklı olanı sütten yoğurt yapmaktır. Yoğurttaki mikroplar sütü hazmeder. Mikroplarla hazım olunmuş süt yoğurt olur ve vücut onu çok rahat hazmeder. Yoğurt sütte bulunan bütün faydaları taşır ve zararlarını yok eder. Yoğurt bir gün sonra biraz ekşiyince yenilmelidir. Mayalandıktan hemen sonra hiç ekşimeden yenilirse, süt sonuna kadar hazım olunmadan yenilmiş olur. Kefir ve kültürlemek de yoğurt gibi şifalıdır. Hatta kefir ve kültürlemek daha şifalıdır, çünkü onlarda bağırsakta bulunan faydalı mikroplar daha fazladır. Sabahları aç karna içilirse gazın yok olmasına ve bağırsakların çalışmasına yardımcı olur. Peynir yoğurtun suyu alındıktan sonra yapılır. Yoğurdun en şifalı sıfatlarını kaybeder, hazmı en ağır kısmı kalır. Peynirin hazmını kolaylaştırmak için domates salata gibi şeylerle birlikte yenilirse, bu sebzeler hafif sular taşıdığı için peynirin hazmına yardımcı olur.
3. FAYDALI YİYECEKLER
Meyveler yemekten önce veya ayrı zamanda, sebzeler yemekler ile yenilebilir. Sadece karpuz yemekten önce, sonra ve arasında yenilebilir. Bütün sebze ve meyveler tuz ve şekerle alerji yapabilir, sebze ve meyvelerin şifalı olması için karıştırmadan tek çeşit ve kesinlikle hiçbir şey eklemeden (şeker, kaymak) yenilmelidir.
Meyveler aynı cinsten olsa rengi de benzese yenilebilir. Mesela portakal greyfurt ile greyfurt mandalina ile portakal limon ile veya vişne kiraz ile yenebilir. Fakat aynı cinsten olduğu halde rengi farklı olsa, mesela biri beyaz biri kırmızı o zaman beraber karıştırarak yenilmemelidir, şişkinlik ve gaz yapar.
Limon: Limonun suyu suyla karıştırılıp aç karnına içilirse çok büyük şifadır. Kan asidini yok ediyor, bütün kireçleri eritiyor, taşları parçalayıp düşürüyor. Akciğerden balgamı çıkartıyor. Şeker veya tuzla yenilirse zehirdir.
Kavun: Yemekten ayrı yalnız yenilirse şifadır. Yemekten önce de yenilebilir. Yemekten sonra yenilirse çok zararlıdır.
Domates: Domates taze ve kabuklu yenilirse şifadır, ilaçsız ve tarladan yenildiğinde kansere karşı etkilidir. Piştikten sonra bekletilerek yenilirse vücutta taş yapar.
Patates: Çiğken kabuğuyla suyu sıkılıp, biraz su ile karıştırılarak içilirse bağırsak ve mide kanserlerine karşı etkilidir. Kabuklu olarak haşlanır veya fırında pişirilirse faydalıdır. Kabukları soyulup kavrulursa zararlıdır. Kalıntıları toplar, damarlarda tıkanıklığa sebep olur, varis ve basur yapar.
Anason: Böbrek, mesane, rahim, karaciğer ve dalak tıkanıklıklarını açar. Baş ağrısı için, safravi hastalıklar için çayı faydalıdır. Ezilmiş anason gül yağı ile birlikte kulak hastalıkları için iyidir. Hayzı söker, süt ve meniyi çoğaltıcı, zehrin zararını gidericidir.
Hindistan Cevizi: Gözü, karaciğeri, dalak ve mideyi kuvvetlendirici, idrar getirici, toplardamarları temizleyicidir.
Tarçın: Göz perdelenmesi ve kararmasını giderici, nezleyi, öksürüğü def edicidir. Yüzdeki siğillere, titremelere, baş ağrılarına faydası çoktur. Karaciğer tıkanıklığına, rahim ve böbrek hastalıklarına faydalı, her bozukluğu düzeltici ve kalbi açıcıdır.
Zencefil: Karaciğere, mideye, bağırsağa çok faydalıdır. Devamlı zencefil kullananlarda kanser olma riski azdır. Bağırsak hastalığı olanların hepsi zencefil kullanmalıdır.
Keten Tohumu: Diş etlerindeki, yüzdeki, ses tellerindeki şişkinlikleri giderir, ses bozukluklarını anında yok eder. Böbrek ve mesane taşlarını düşürür. Meniyi çoğaltır, idrarı çoğaltır, doğumu kolaylaştırır (tesiri şehveti kamçılamaktır)
Kimyon: İdrar zorluğunu giderir, gaz çıkmasına yardımcı olur, taşları düşürür ve yaraları yapıştırır.
Kereviz: Karaciğere, böbreklere, dalağa, mesaneye faydalıdır. Kolesterolü (kanın yağını) düşürür.
Badem: İdrarı tutar, öksürüğü giderir, karaciğer ve dalak tıkanmalarını açar.
Kekik: İdrar yollarına çok faydalıdır. Mideyi, gözü kuvvetlendiricidir.
Karanfil ve Reyhan: Kalbi kuvvetlendiricidir. Basuru giderir. Koklanırsa uyku getirir.
Kepek: Yumuşatıcı ve temizleyicidir, bal ile beraber bağırsak problemlerini giderir. Dövülmüş badem ve bal ile boğaza ve öksürüğe çok faydalıdır. Sivilcelere ve saç dökülmelerine iyidir. Kırmız pancar, havuç, elma rende yapılıp kepekle karıştırılarak, zeytinyağı ve limon suyu eklenir. Bu salata kadınların güzelliği ve sıhhati için en güzel kahvaltıdır.
Nar: Kan temizleyicidir. Yeşili çok idrar yapar. Ekşisi mideye, iltihaplı hastalıklara faydalı, diyabete ilaçtır. Tatlısı boğaz ve göğüs hastalıklarına iyidir. Ateşli hastalıklara ve her derde iyi gelir. Yemeklerin en güzelidir.
Buğday ve Arpa: Arpa suyu bal ile göğüs hastalıklarına, öksürüğe, yüz sivilcelerine, yaşlılara, ameliyat geçirenlere, kalp hastalarına ve bağırsağa çok iyidir.
Çimlenmiş Buğday ve Arpa: Bir miktar dövülmemiş buğday veya arpa yıkanıp kırılmış olanlardan ayıklanır ve ıslatılır. 3 saat suyun içerisinde beklettikten sonra suyu süzülerek, üzerine ıslak bez kapatılır. Karanlık ve ılık yere koyulur. 24 saat sonra küçük filizleri çıkar, güzelce yıkanıp bal ile karıştırılarak 2-3 çorba kaşığı yenilir, kilo yaptığı için kilolu olanlara 1 çorba kaşığı yeterlidir. Yalnız olarak yemek yerine yenilmeli, yemekten önce de yenilebilir. Bütün ne hastalık olsa şifadır. Sinir sistemi hastalıklarına, bağırsağa, yaralara çok şifalıdır. (Filizleri daha büyük olana dek bekletilirse yemek zor olabilir.) 3 veya 5 gün bekletilerek filizleri uzatılmış buğdaylar eskimiş yaralar için mükemmel bir ilaçtır. Bu buğdaylar filizleri ile dövülüp beze sarılıp yara içine veya üzerine koyulur, günde 2-3 defa değiştirilmelidir. Buğdaylar ezilirken biraz ılık su ilave edilebilir. Buğdaylar kullanılmadan önce muhakkak yıkanmalıdır. En eski yaralar kısa zamanda kapanır.
Sarımsak: Kan temizleyici ve bütün hastalıkları yok edicidir. Kurtları döker ve bitleri öldürür. Günde 1-3 yutulması şartıyla.
İncir: Bütün meyvelerin faydaları içinde toplanmıştır. Kanı dondurucu, kan eritici, balgam sökücüdür. Yaraları iyileştirir, yemek borularını açar ve boşaltır, bütün hastalıklara şifadır. Elma sirkesi içerisinde sulandırılmış 3′er incir (taze veya kuru) yiyen ateşli hastalıklardan kurtulur, safradan zarar görmez. Karaciğer, dalak, böbrek, mesane tıkanıklıklarını açar.
5. DİKKAT EDİLECEK YİYECEKLER
Beyaz ekmek: Beyaz undan yapılan bütün ekmeklerin hazmı ağırdır, kanda asit yapar, toplardamarda tıkanıklığa sebep olur (varis). Mayalı ekmek kat kat ağır ve zarardır, sıcak yendiğindeyse tam zehirdir. Bütün hastalıkların meydana gelmesi için mayalı sıcak ekmek yeterlidir. Sağlıklı ve vücuda hayat veren ekmekler kepekli undan yapılan yufkalar veya natürel mayayla (Ömer otundan) yapılan ekmeklerdir. Bunlar yapılamazsa hamur turuşla da yapılabilir. Hamur turuş: Mayalanmış hamurdan bir parça ayrılıp bir daha hamur yapılıncaya kadar saklanır. Tekrar hamur yapılacağı zaman maya olarak bu parça kullanılır. Bu hamurdan da bir parça saklanıp tekrar hamur yapana kadar bekletilir. O zaman zararı tam kaybolmaz fakat azalır, hamur turuşla yapılan hamur biraz geç kabarır.
Kızartılmış yağlar: Yağ gliserin ve organik asitten oluşur. Yağ kızartıldığı zaman asit ayrılarak serbest kalır ve zehir olur. Karaciğer hastalıkları ve bağırsak kanserine sebep olur. Bütün kızartılmış yağlar kanserojendir. Patates kabuğu ile birlikte, hiç kullanılmamış yağda kızartılıp hiç bekletmeden bazen yenilebilir. 1.5 saatten sonra zehir olur. Kızartma yağını 1 defadan fazla kullanmak mümkün değildir.
Kavrulmuş kuru yemiş de zararlıdır çünkü kuru yemişlerin içinde bol yağ olduğu için kavrulduktan sonra kızartılıp bekletilmiş yağ gibi kanserojendir. Tuzlu olursa daha zararlıdır fakat taze tüketilen kuru yemiş vücut için hem çok faydalı hem şifalıdır.
Kavrulmuş kahve de kuru yemişler gibi en şiddetli kireç yapıcıdır. Taze kahve kullanılabilir (yeşil) veya taze kahve kavrulup öğütülür ve hiç bekletmeden kaynatılırsa içilebilir.
Kahve içmek isteyenler için, taze kahve bile olsa yemekten önce ve yemekten sonra içmek mümkün değildir, ayrı zamanda içilmelidir.
6. HASTALIKLAR, RAHATSIZLIKLAR,
YÜKSEK TANSİYON: Fazla ve karışık yemek sonucunda yemekler hazım olmayıp çürüyor, bunlardan meydana gelen zehirler kana karışıyor. Kan çok koyu ve köpüklü bir hale gelerek ağırlaşıyor. Vücut bu kanın organlara ve hücrelere dağılmaması için damarları sıkıyor, zehirleri daha şiddetli çıkarabilmek için damarlara baskı yapıyor ve kan hareketini hızlandırıyor. İnsanlar bunun üzerine ilaç kullanmaya başlıyorlar. Kullanılan ilaçlar damarları genişletiyor ve zehirler vücutta kalarak depolanıyor, hastalığı daha çok ilerletiyor.
Yüksek tansiyon olmaması için karışık ve fazla yememeli. karaciger temizlemesi yapmalıdır.
KALP HASTALIKLARI: Doğuştan olan kalp hastalıklarının dışındakiler yani sonradan olanların hepsi bozuk yemeklerden kaynaklanıyor. Karaciğer hastalanıp sertleştiği, kanı temizleyemez hale geldiği zaman kirli kan kalbe gelerek kalp damarlarını kirletir. O zaman tedavi için ilk yapılacak şey önce yemekleri düzeltmek, bağırsakları çalıştırmak ve karaciğeri temizlemektir. Daha sonra kalp için tavsiye edilen ilaçlar kullanılır.
TÜMÖR VE KANSERLER: Kanserin başlama sebepleri çok çeşitlidir fakat en çok yemek bozukluklarından meydana geliyor. Burada yemek bozukluğundan olan kanserden bahsedeceğiz. Yetişkin insanlarda kanser ve tümör oluşması genelde vücuttaki kireçleme 20 kiloyu geçince başlar. Kireç 15 kiloyu geçince tümörler 20 kiloyu geçince kanser başlar.
Çürümüş yemekler bağırsağa inerek bağırsağı zehirler ve kana karışır. Zehirden korunmak için bademcikler şişer. Bademcikler sık sık şişince yanlış bir uygulama olarak ameliyatla aldırılıyor. Bademcikler alınınca çürümüş yemekler bu sefer apandistin şişerek iltihaplanmasına sebep olur. Gene yanlış bir uygulama olarak ameliyatla apandisit aldırılıyor. Apandistin görevi bağırsak için gerekli mikropları üretmektir ki bu mikroplar tümör hücrelerini yok eder. Apandisit ameliyatından sonra tümör hücreleri kontrolsüz kaldığı için kanla birlikte bütün organlara gider ve tümörler oluşmaya başlar.
Rafine olunmuş yemekler: Beyaz un, şeker, rafine olmuş yağlar yenilince vücut çok enerji kazanır ve onu kullanamaz. Enerji ise vücutta hiç toplanamayan bir şeydir. Vücut onu muhakkak harcamak zorunda olduğu için, hücre ve çekirdeklerine gönderir. Hücre çekirdeklerini bozarak enerjisini kullanır ve tümörler oluşur. Kızartılmış ve bekletilmiş yağlar, kahve, kakao, bisküvi, kavrulmuş kuru yemişler de kanserojendir.
ŞEKER HASTALIĞI: Gerçek şeker hastalığı (diyabet) genç yaşlarda başlar. Bu pankreas bozukluklarına bağlıdır ve tedavi etmek çok zordur. omur boyu seker hastalrı ıcın onerılen tedavı uygulanmalıdır
İleri yaşlarda başlayan şeker hastalığı diyabet değil sadece şeker dengesizliğidir. Onlar yemekleri düzeltmeli, bağırsakları ve karaciğeri temizlemelidir. O zaman şeker yükselmez. Daha emniyetli ve çabuk geçmesi için diyabetliler için yazılanlar tatbik edilmelidir.
GUATR: Guatr vücuttaki bütün bezlerin dengesizliğini gösterir. Bütün bezler bozuk olduğuna göre, sadece guatrı tedavi etmek faydasızdır. Bütün temizlemeler yapılmalı, sonrasında guatr ıcın onerilen ozel tedavisi uygulanmalı
ROMATİZMA: Romatizmanın sebebi de bütün hastalıklarda olduğu gibi çok, karışık ve bayat yemeklerdir. Tedavisinde ilk olarak bağırsak, karaciğer ve kireçler temizlenmeli. sonrasında romatizma ıcın onerilen tedavisi uygulanmalı
DALAK: Kandaki hastalıklar genelde dalak ile bağlıdır. Hangi dalak hastalığı olursa olsun tedavisi için yemekleri düzeltmeli, muhakkak karaciğer temizlenmelidir.
GÖZ: Göz hastalıkları böbrek, ince bağırsak, karaciğer ile bağlantılıdır. Önce bu organların tedavisi yapılmalı o zaman göz tamamen iyileşmese de daha kötüye gitmez. Ayağın orta parmağında sızlama olması da göz hastalığının işaretidir.
SAÇ DÖKÜLMESİ: Saçların durumu, karaciğer, bağırsak, böbrek, akciğer ve yumurtalıklara bağlıdır. Karaciğer ve bağırsak sağlıklı olmazsa saçlarda çok dökülme oluyor. Böbrek zayıf olursa saçlar seyrek, ince ve zayıf olur. Akciğere bağlı olursa kuru ve cansız, yumurtalıklara bağlı olursa çatallaşma olur. Karışık, düzensiz ve bayat yemeklerden meydana gelen zehirli kan saç diplerine gelir, bu zehirli kan saç kökündeki soğancıkları yakar. Saçlar ve tırnaklar vücut için çöplük yerindedir. Vücut fazlalıklarını ve atıklarını saçlara ve tırnaklara gönderir. Soğancıklar tam kurursa saçlar tamamen dökülür. Kelliğin yeni başladığı kişilerde saçlar zayıf da olsa belki yeniden gelebilir. Fakat eski olan kellikte saçların çıkması imkânsızdır (Çünkü soğancıklar kurur ve hiç bir zaman çoğalmaz). Saç dökülmesinde klorlu temizleyiciler, deterjanlar ve ilaçların (kortizon, mantara karşı ilaçlar, doğum kontrol hapları v.s.) etkisi çok büyüktür.
Kimyasal madde üreten fabrikalara yakın yaşamak, trafiğin sık olduğu yerlerde çok bulunmak, bilgisayarla çok çalışmak, eski bilgisayar ve mikro dalga fırın kullanmak, saç dökülmelerine sebep olur. Mikro dalgalı fırın kullanmak bütün vücut için tehlikelidir. Yemeği tekrar ısıtmak zaten mümkün değildir.
MANTAR: Kanın p.h. dengesi bozuk olursa ve kan asitli olursa mantara sebep olur. Tedavi için yemekler düzeltilmeli, karaciğer temizlenmeli ve bütün temizlemeler yapılmalıdır.
KURT olanlarda çok farklı ağrılar olabilir buna teşhis koymak çok zordur. Her yerde kurt yumurtası bulunur. Bu yumurtalar nefes veya ağız yolu ile herkesin vücuduna girebilir. Vücut sıhhatli olursa zaten onları çıkartır, sıhhatli vücut kurtların yaşayabilmesi için müsait değildir. Vücut sıhhatsiz olup bağırsakta devamlı pislik olursa kurt yumurtaları orada yerleşir ve çoğalmaya devam eder. Veya kurt yumurtaları nefes yolu ile vücuda girip akciğere ve kalbe, kalpten de damarlar yolu ile bütün organlara yerleşebilirler. Tedavisi için kanın p.h. dengesi çok önemlidir.
Hazır yiyecekler (konserve, bisküvi, salça, kavrulmuş hazır yiyecekler, hazır meyve suları, kola, çay, kahve, çikolata, şeker, beyaz ekmek) kanda asit yapar, asitli kanın temizlenmesi çok önemlidir. Çünkü kan asitli olmamış olsa kurt yaşayamaz. Küçük çocuklarda sadece yemekleri düzeltmek ve iç çamaşırını temiz tutmak yeterlidir.
MİGREN: Migren ağrısı, safra kesesi ve kalın bağırsakla bağlıdır. Kabızlık olsa, kalın bağırsağın sonundaki kısım genişliyor. Makat etrafında yaklaşık 100 tane akupunktur noktaları vardır ve hepsi beyinle bağlantılıdır. Bu ceplerde toplanan pislik akupunktur noktalarına baskı yapıyor, migren ağrıları meydana geliyor.
Varis ve basur hastalıklarında da bağırsak çalıştırılıp, temizlemeler yapıldığında, görüntüleri tamamen düzelmese de, her hangi bir rahatsızlık vermez.
TIRNAK BATMASI: Tırnak batması ayak başparmağında olur. Başparmağın iç tarafı karaciğer, dış tarafı dalak ile bağlantılıdır. Tırnak batması tırnağın tek tarafında veya 2 tarafında olabilir. Tırnak batması olduğu zaman sadece tırnak ile uğraşmak boşuna ve faydasızdır. Yemekleri ve fikirleri düzeltmek, karaciğeri temizlemek, dalağı tedavi etmek cok daha faydalıdır.
Zatürree: Zatürree akciğerde balgam toplandığının belirtisidir. Akciğerde balgam toplanınca nefes almayı zorlaştırır. Vücut yüksek ateşle, öksürmeyle, toplanan balgamları çözmeye ve çıkarmaya çalışır. Ateş ve öksürük zatürreenin geçmesi için çok faydalıdır. Zatürreenin iyileşmesi için akciğerdeki balgamların çıkması gerekir. Vücutta ateşin başlaması koruma sisteminin güzel çalıştığını gösterir. Ateşi geçirmek için ateş düşürücüler ve antibiyotikler alındığında ateşi keser kişi iyileşmiş gibi görünür fakat balgam vücutta hapsolunduğu için daha büyük rahatsızlıklara yol açar. Antibiyotik alındığında ise zararlı mikroplar ile beraber faydalı mikropları da öldürür, vücut dirençsiz kalır.
Kabızlık : Kabızlık çok tehlikeli, bütün hastalıkları davet edici, bütün hastalıkların başlangıcıdır. Anne sütü dâhil her yemekten sonra büyük abdest olmalıdır. Kabızlık 1 günden fazla olsa kendiliğinden geçmesini beklemek mümkün değildir. 1 gün çıkarmamış olsa hemen yemekleri düzeltmek gerekir ve bagırsakları harekete gecirmek uzere gerekli tedavi uygulanmalıdır.
İdrar tutamama: İdrar tutamama bezlerden kaynaklanıyor. 2 haftadan sonra çocuğu çişe alıştırmak lazım (çok kolay alışıyor) her emzirdikten sonra çişe götürülmelidir. Bezli çocuklar idrarın birikmesini beklemeden devamlı çiş yapar ve idrar tutma kilidi fonksiyonunu kaybeder ve çalışmamaya başlar. Çocuklarda ananizmaya yol açıyor (çocuklar az idrar yapmaktan zevk alır) Makat etrafında 100′ü geçkin akupunktur noktası vardır, bunlar beyinle ve başka organlarla bağlantılıdır. Bu noktaların devamlı bezin içinde pis kalmaları çocuğun zekâsını etkiler.
Bazen çocuklarda idrar tutamama kireçlenmeden de olabilir. (Büyüklerde sebep muhakkak kireçlenmedir.) O zaman idrar kilidi refleksini kaybeder, kontrolsüz açma kapama olur.
İdrar tutamama hormon dengesizliğinden de olabilir.
Alerji: yanlışlık ve hatalardan meydana gelir. Fakat tabiatı güçlü ve dirençli olanlarda vücut hastalığı kabullenmek istemez. Vücut alerjiyi ateş ve akıntı ile çıkarmaya çalışır. Alerji de, ateş gibi tabiatı güçlü olanlarda olur. Alerji, çok güzel bir vücudu zehirden koruma hareketidir. Bu şekilde vücuttan zehirler çıkar. Alerjiden kurtulmak için ne ilaç ne teste gerek yoktur. Hemen yemekler düzeltilmeli ve vucudun kendini tedavi edebilmesi icin vucuda gerekli sure; vucudun enerjıharcamasına sebeb olmadan.. tanınmalıdır.. O zaman alerji için bir sebep kalmaz. Meyvelerden alerji olanlar meyveleri şeker, tuz, kaymak gibi hiç bir şeyle karıştırmadan ve meyveleri de birbirine karıştırmadan tek çeşit yemelidir. Ve meyve yemeyi kesinlikle bırakmamalıdır.
Baldan alerji olanlar: Bal kesinlikle alerji yapmaz, sadece yemekten sonra veya başka şeylerle karıştırılmamalı

MENOPOZDA SAĞLIKLI KALIN

 Menopoz yaşamın normal bir döngüsüdür. Korkmaya ya da gözümüzde büyütmeye gerek yoktur.
Çağımızda yaşlanma belirtilerini geciktirebileceğimiz, onları kontrol edebileceğimiz birçok yöntem biliyoruz. Bunları uygulama iradesini gösterecek kararlılığımız varsa, her dönemin ayrı bir güzelliği olduğunu fark edebiliriz. Böylece yaşamın tadını doyasıya çıkarabiliriz. Menopozun ilk âdet ile (menstruasyonla) birlikte başladığını söyleyen doktorlar vardır. Bu bakış açısı, insana umut da verebilir, umutsuzluk da. Ben daima umudu seçmeyi tercih ederim. Düşünün bir kere, kadınların adet gördüğü süre ortalama 30- 40 yıl kadardır. Az bir zaman değil! Ama elbette bir gün, menopoz belirtileri başlar. Kendimizi bırakırsak, fizyolojik ve psikolojik değişimler birbirini takip eder. Karar bizimdir, kendimizi salıvermeyi de, kontrolü ele almayı da seçebiliriz.
Erkek hormonları devrede
Hormon eksikliğinden daha önemlisi, hormon dengesi: Premenopoz ve menopoz kadınlık hormonları olan östrojen ve progesteron seviyesinin düşmesiyle kendini gösterir. Ancak tek sorun, bu hormonların düşmesi değildir. Daha önemlisi, kadın vücudundaki hormon dengesinin bozulmasıdır. Birçok kadın, östrojen seviyesi azaldıkça, erkeklik hormonunun yükseldiğini fark eder. Menopozun hoşlanmadığımız yan etkilerinin bir kısmı bu nedenle baş gösterir.
Kadınlık hormonlarının seviyesi aşağı doğru inerken, her zaman aynı seviyede kalan erkek hormonları daha etkin bir duruma geçer. Çünkü erkeklik hormonlarının düşüşü yavaş bir seyir izler. Örneğin saçlarımız incelip seyrekleşmeye, yüzümüzde kıllar çıkmaya başlar. Özellikle çene ve dudağın üst kısmında. Adeta sakal ve bıyıkları hatırlatırcasına!
Ciltte değişim
Gittikçe azalan ve sonunda kaybolan östrojen ve progesteron yoksunluğu cildimizi çok etkiler. Cildimizi gergin tutan kollajen’in üretimi azalır, yağ bezleri yavaşlar, derimiz incelir, gevşer, esnekliğini kaybeder, kurur, güneşe karşı hassasiyeti artar. Korunmazsak yüzümüz lekelerle dolar, tırnak yapısı bozulur, saçlar incelip dökülür, yüzde kıllanma başlar.
Kendinizi izleyin
Her şeyden önce, hiçbir sorununuz olmasa dahi, 40 yaşından itibaren, bir doktor kontrolüne girmenizi ve her yıl hormonlarınızı ölçtürmeye başlamanızı öneririm. Her şey yolundaysa, moraliniz yükselir, kendinizin farkında olursunuz. Dengesizlikler oluyorsa, doktorunuz size çözümler önerir. Vücudunuzda olup bitenlerin farkında olmanız çok önemlidir. Emin olun hayata karşı duruşunuzda pek çok şey hormonlarınızla ilgilidir.
Hormon tedavisi
İster haplarla, ister deriye sürülen krem ve jeller ile veya plasterle olsun, hormon desteği almanın yararları çoktur. Sentetik olanları tartışmalıdır ama bio-identitic hormonlar harika sonuçlar yaratır. Östrojen tedavisi ciltteki kollajeni arttırarak, cildin kalınlığını ve gerginliğini korumasını sağlar. Ayrıca cildin nemli kalmasına, yağ salgısının normalleşmesine, direncinin artmasına ve dış etkenlerden korunmasına yardımcı olur. Menopozda hormon tedavisi tüm sıkıntıları hafifletir. Cildi korur, yaşlanmayı geciktirtir, sıcak basmalarını, kemik ve kas kaybını önler, sinirlilik, alınganlık, uykusuzluk gibi sorunları engeller, kalp hastalıklarından korur, kan dolaşımını düzenler, beynimizi yaşlanmaktan alıkoyar
Hormon almak istemiyorsanız
Haricen östrojen almanın yararları çok olmakla beraber, her bünyeye uygun değildir. Özellikle ailede meme veya rahim kanseri hikayesi olanlara hormon verilmez. Veya bazı insanlar hormon almak fikrinden hoşlanmaz. Bu durumdaki kadınlar, bitkisel östrojenlerden yararlanabilir.
Hormon alsanız da, almasanız da önce spor!
Hormon üretimini arttırmanın en etkili yolu, egzersiz yapmaktır. Fiziksel aktivite ve düzenli jimnastik, hormonlarımızı dengeler. Orta ve ileri yaşlarda egzersiz yapanlarla yapmayanlar arasındaki hormon seviyeleri, yüzde 40′a varan farklılıklar gösterebiliyor. Bu da cildinizden beyninize varıncaya kadar, sizi tümüyle canlandıran bir gençlik pınarından su içmek gibidir.
BİTKİSEL ALTERNATİFLER (Fitoestrojenler-bitkisel östrojenler)
Başta soya ürünleri olmak üzere, bazı gıdalarda ve tohumlarda ‘izoflavonlar’ bulunur. İzoflavonlar kadınlık hormonu olan estrojene çok benzeyen özellikler taşırlar. Östrojen seviyesi düşükse, vücuttaki östrojenin yerini alırlar, yüksek ise fazlasını bloke edebilirler. Düzenli olarak soya ürünleri, mercimek, bezelye, keten tohumu, kabak çekirdeği tüketerek doğal östrojenden yararlanabiliriz.
Evening Primrose Oil: Aynı adı taşıyan bitkinin tohumlarından elde edilen çok değerli bir yağdır. Gerek adet öncesi sıkıntıları, gerekse menopoz sorunlarını hafifletir. Cildi düzgünleştirir, saçları ve tırnakları güçlendirir.
O****-3: O****-3 çoklu doymamış yağların en önemlisidir. Hiç kuşkunuz olmasın, cildi gerginleştirir, ışıltısını artırır.
A-C ve E Vitamini: Bu antioksidan vitaminler ciltte mucizeler yaratır. Hücre oluşumunu sağlarlar, saçları ve mukoza dokusunu korurlar, yaşlanma sürecini geciktirirler. Özellikle C vitamini, ciltteki lekeleri azaltır, hücre yenilenmesini ve kollajen oluşumunu sağlar.
Menopoz Döneminde Cilt Bakımı Ve Kozmetik Tedavileri:
* SU İÇİN: Bu dönemde cildinizin suya olan ihtiyacı artar. Her şeyden önce bol bol su içmeyi ihmal etmeyin.
* GÜNEŞTEN KORUNUN: Menopozdan itibaren cilt inceldiği ve yapısı zayıfladığı için, güneşten korunmanız her zamankinden daha önemlidir. Yoksa yüzünüzün lekelerle dolması işten bile değildir. Cildinizin en iyi dostu, yüksek faktörlü bir güneşten koruyucudur.
* PEELİNG KONUSUNDA İHTİYATLI OLUN: Menopoz döneminde AHA ya da BHA içeren ürünlerle peeling yapmak isterseniz, öncelikle cilt tipinizi iyi bilmeniz gerekir. Bu tür ürünler incelen cildinizi tahriş edebilir. Öte yandan ilerleyen yaşlarda (Özellikle 70 yaşından sonra) cilt üzerinde oluşan ölü deri tabakasına ihtiyacınız olabilir
* KOLAJENİ ARTIRMAK İÇİN: Tahriş edici klasik cilt bakımlarına karşı ihtiyatlı olun. Cildi soymadan kollajeni arttıran yumuşak yöntemleri tercih edin. Örneğin bir ışık yöntemi olan Foto rejuvenation çok yararlıdır. Bu ‘cilt soyucu’ bir işlem değildir. Tam tersine, üst deriyi soymadan ve yaralara yol açmadan, kollajen dokunun yeniden düzenlenmesini, kalınlaşmasını sağlar.
* NEMLENDİRME: Bu dönemde içeriğinde yüzde 15-30 oranında yağ bulunan kremler kullanılabilir. Özellikle hayvansal ya da bitkisel yağlar içeren, mineral veya kollajen benzeri nemlendiriciler, kuru ciltleri rahatlatır. Gece kremlerinden yararlanın. Bu kremlerde vitaminler, yeşil çay, soya, Qenzim-10 veya östrojen bulunur.
* YUMUŞAK TEMİZLİK: Cildinizin temizliğine çok dikkat edin. Alkolsüz tonikler kullanın ve sabun çeşitlerinden uzak durmayı tercih edin. Kullandığınız tüm sabun, şampuan gibi temizlik malzemelerinin Ph 5.5 olanlarını tercih edin.
* OZON TERAPİ: Bu tedavi kanımızı aktive ederek bütün sistemi canlandırır. Vücudumuzdaki hormon ve enzim seviyelerinin düzelmesine yardımcı olur. Hiçbir yan etkisi yoktur. Genel olarak anti-aging ve özel olarak cildi geliştirmek için güvenle kullanılabilir. Çok kısa bir özet yapacak olursam, menopozdan korkmayın! Yaşam tarzınızı geliştirmek için hiçbir zaman geç değildir. Kendinize iyi bir doktor bulun, sporunuzu programlayın, beslenmenize özen gösterin, su için, O****-3 ve antioksidanlardan yararlanın, son olarak da size uygun kozmetik yaklaşımları göz ardı etmeyin! Çok özel bir engeliniz yoksa, hormon takviyelerine karşı önyargılı olmayın.

Tiyolar

Artık ‘Su içsem yarıyor’ devri bitti yapılan araştırmalar ışığında pek çok fizyolojik ve psikolojik etmen dışında çevresel faktörler de fazla kilolardan sorumlu. Düzenli beslenmek isteyen ama yoğun iş temposu, büyüyen porsiyonlar, gıda sanayinin cezp edici keşifleri, şirket yemekleri gibi nedenlerle olması gerekenden fazla kalori tüketen milenyum insanı için başlıca sorunlar ve çözüm önerilerini beslenme ve diyet uzmanı Berrin Yiğit ile belirledik.

Total yağ alımınızı kontrol edin, doymuş yağları azaltın, Omega 3 tüketiminizi artırın.

Hayvansal kaynaklı besinler, hazır gıdalarda bolca bulunan doymuş yağlardan uzak durmalı, daha çok omega 3 almalısınız. Bunun için haftanın 3 günü alabalık, sardalya, somon veya ton balığı tüketin, yeşil yapraklı sebzelere diyetinizde bolca yer evrin.

Daha çok posalı, tam tahıl ve doğal ürünleri tüketin. Ayrıca daha kolay yollarından lif ihtiyacınızı karşılamak için diyet lifleri satılmaktadır yemeklerinize veya içeceklerinize ekleyerek günlük ihtiyacınızı kolay yollardan karşılayabilirsiniz. Hem doygunluk hissiniz artacak hem barsak aktivitelerinizin hızlanacaktır.

Günde 2-5 porsiyon meyve, 2-8 porsiyon sebze tüketmek hem kalp-damar hastalıklarına, hem de bazı kanser türlerine karşı korunma sağlıyor.

Kızılcık kompostosu veya şekersiz marmelat yapın, ara öğünlerde ve kahvaltılarda tüketin.

Alkol yağlanmayı artırıcı, kilo yapıcı olduğu kadar, pek çok sinir, mide, karaciğer rahatsızlıklarına da neden olur. Hiç tüketmemeye çalışın.

Probiyotik yoğurt pek çok sıkıntınızı yok edebilir ayrıca kalsiyum kilo kaybına da yardımcıdır.

Belli aralıklarla arının bunun için 1-2 gün bir uzman gözetiminde likit, özel içeceklerle beslenin, öğün sıklığınızı artırın, bitki çayları tüketimini kontrollü olarak artırın.

Kuruyemişlerde yağlı ve kalorilidir ama yararlıdırlar da. Miktarlarına dikkat ederek her gün, farklı bir kuruyemiş tüketmelisiniz. Fındık, badem ve ceviz ilk alternatifleriniz olmalıdır. Son zamanlarda piyasaya yeni giren yağ içeriği daha yüksek Brezilya usulü fıstıklardan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışın. Keten tohumu da bir tür yağlı tohumdur, günde 2-3 tatlı kaşığını geçmeyecek şekilde kullanabilirsiniz.

Böğürtlengiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı şarap ve üzüm suyu, tam tahıllar ve kepekli pirinç, ceviz, fındık, badem, balık, zeytinyağı, sarımsak, soya ve kefir olmazsa olmazlarınız olsun.

Uyanır uyanmaz oda ısısında 1 büyük bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin. Barsaklarınız tembelleştiyse 1 dilim kabuklu limonu sıcak suya atın, ılınıncaya kadar bekletin ve için.

Tuzu kesmeyin ama mutlaka azaltın. Günde tüm yiyeceklerden ve sofra tuzundan alacağınız miktar en fazla 1 çay kaşığı kadar olmalıdır bu da yemeklere tadına bile bakmadan fazladan tuz ekleme alışkanlığınızı kesmeniz anlamına gelmektedir.

Şeker ve şekerli ürünler tüketmeyin, ihtiyacınız olan şeker yediğimiz pek çok besinin vücutta glukoza dönüşmesiyle karşılanmaktadır. Unutmayın ekstra her kalori size uzun vadede fark ettirmeden kilo olarak geri dönmektedir.

Baharatlar stimule edici, canlandırıcı etkileriyle vücudun temizlenmesine yardımcı olur. Özellikle taze zencefil, kimyon, biberiye muskad, ve kişniş tohumunun güçlü toksin atıcı etkilerinden faydalanılmalıdır.

0212 291 75 15 -16
Taylight Sağlık Hizmetleri


DÜNYADAN GÜZELLİK FORMÜLLERİ


Her kadın güzeldir ve her kadının kendine özgü bir cildi vardır. Bu güzelliği korumanın yöntemleri dünyanın her yerinde aynı değildir. İşte dünyanın farklı yerlerindeki farklı formüller.
İtalya:Ninelerinin ve annelerinin eskiden sıkça uyguladığı ve kullandığı hintyağı cilt bakımı, şu aralarda İtalya’da yine popüler. Hintyağı özellikle saçları güçlendirmede ve cildi beslemede çok etkilidir.
Çin:Bir-çay kaşığı biberiye yağı, bir fincan yeşil çayla karıştırılır. Bir süre beklenir ve en son saçlar durulanır. Saçlara doğal bir parlaklık verir. Güzellik kremlerinin bazılarının bileşiminde de bulunan ile yıkanan saçlar gürleşip güzelleşir. Ayrıca şampuanla yıkanmaktan yıpranan saçları canlandırır. Bir bez torbaya konulan biberiye yaprak ve taze sürgünleri banyo musluğunun altına asılarak üzerine sıcak su akıtılıp böylece doldurulan küvette banyo yapıldığında cildi derinden temizler, teni kayganlaştırır ve güzelleştirir. Çin beyaz çayı ise gençleştirici gizemi taşır! Gıda, sağlık ve kozmetikte yeni yeni popüler olmaya başlamıştır. Yaşlanma, kırışıklık ve sarkmalara karşı kullanılmaktadır. Cildi kuvvetlendirici, yeni cilt hücre yetişmeyi destekleyicidir. Çevre ve günlük cilt yıpranmalara karşı cildi koruyucudur. Pürüzsüz ve yumuşak bir deri oluşumunda etkin rol oynar. YunanistanYunan gençleri, vücutlarını bebe yağı ile ovarak ölü deriyi kumsala bırakırlar. Ve denizde durulanırlar.
Polonya:Balı, bir güzellik ürünü olarak cildi yumuşatmak ve parlatmak için kullanırlar. Bal cildin yorgun ve yıpranmış görüntüsünü alır ve geriye ışıl ışıl bir cilt bırakır.
Brezilya:Brezilyalı kadınların güzellik sırlarıysa Brezilya’nın mükemmel plajlarında saklıdır. Çünkü dünyada en güzel kadınların güneşlendiği yer olarak nam salmış bu plajlarda, kadınlar avuç dolu kumlarla vücutlarını ovarlar ve bol bol güneşlenirler. Kumlar, selüliti gidermekte ya da sülülite karşı cilteki kan dolaşmını hızlandırmakta. Pürüzsüz bir cilte sahip olmak açısından faydası olan bu “kumla ovma”dan esinlenmiş olmalı ki, son zamanlarda, İngiltere’de bazı ticari firmalar tarafından kumların bu özelliğinden faydalanılarak kozmetik ürünleri piyasaya sürülmüş.
Hindistan:Hindistan’da, her gece yoğurt ve bademden yapılan maskın yapılması zorunludur. On adet badem ezilir ve sonra yoğurtla karıştırılarak cilde sürülür. 25 dakika bekledikten sonra cilt temizlenir.
Avustralya :Avustralya kızları, yalınayak yürümek ve ayak parmağını açan sandallet giymeyi severler. Ayaklarının pürüzsüz olması için avakado ile ovarlar. Avakodo kuru ciltlere yumuşaklık kazandırır.
İspanya :İspanya’da gençler zaman zaman göz kapaklarını dinlendirmek için patatesten yararlanırlar. Çok ince dilimler halinde kestikleri patatesi, 10 dakika boyunca gözlerde tutarlar.
Jamaika .Karayip Adalarında, soyulmuş muz kabuklarını cilt bakımlarına uygularlar. Güneş yanıklarına karşıda iyi gelen muz kabuklarında, bazı proteinler sayesinde cilde yumuşaklık ve dirilik kazandırmaktadır.
Rusya:Soğuk bir iklime sahip Rusya’da, gençler ciltlerini soğuktan korumak için kaliteli paltolar ve kotlar giymekteler. Ve özelikle sarımsak yağıyla ciltlerini sıklıkla ovarlar. Sarımsak antibiyotik, antiseptik özellikleri ile akneye karşı savaşırken antioksidan özelliği ile de cildi korur ve onarır. Ayrıca sarımsak suyu uçuğa iyi gelmektedir.
Japonya:Japonya’da cilt bakımında kamelya yağı sıklıkla kullanılır. Beyaz kamelya ve fındık yağı cildi nemlendirmek, bes¬lemek, yumuşaklık vermek için kullanırlar. Doğum sonrası oluşan cilt kırışıklıklarını gidermekte ve saçları gürleştirmekte kullanırlar.
Türkiye:Türkiye’de, yeni yeni popüler olan kefir artık doğal güzellikte de kullanılmakta. Bir bakteri kültürü olan kefir, özelikle içerdiği etkin maddeleriyle cilde de faydalı olmaktadır. İskandinavyaİskandinav kadınları, güzel ciltlerini korumak için saf memba sularından isitifade ederler. Her gün en azından 1.5 litre buz gibi memba madensuyuyla, yüzlerine 15-20 kere yıkarlar. Bu ciltlerine canlılık verir. Pahalı losyonlara ihtiyaç duymadan, buz gibi bu memba sularıyla da ciltlerini diri tutabilmekteler.
kaynak:dostumform