Acıbakla Acıçiğdem Adaçayı Gece Terlemeleri Adamotu Ahlat Akdiken



KEMİK ERİMESİNE KARŞI ŞİFALI BİTKİLER

Kemik erimesi olarak biline hastalığın asıl adı, yani latincesi Osteoporoz. Özellikle menepoz dönemlerinde, kadınlarda sıklıkla görülmesine karşın, kemik erimesi sorunu yaşanyan erkeklerin de sayısı gittikçe artmaya başladı. Kemik erimesi için aslında gençlikte yatırım yapmak lazım. Yani, kalsiyum açısından zengin besinleri tüketmeli, egzersiz ve spor yapmalıyız. Çünkü egzersizler kemik yoğunluğunu artırır. Gelelim beslenmeye ;
* Kayısı:Yüksek oranda kalsiyum ve magnezyum içerir.
* Süt: Kalsiyum, protein, B2-A-E-D vitaminleri, folik asit, fosfor ve demir kaynağıdır. Kalsiyum, D vitamini ve fosfor ile birlikte kemikleri ve dişleri güçlendirmek için çalışır. Bunların eksikliği kemikleri eritir.
* Marul : Sütten bile daha fazla kalsiyum içerdiği söyleniyor. Tüketmekte fayda var.
* Akırkarha :Bir çeşit kasımpatı olan ‘akırkarha’ bitkisi ağrıyı hafifleten bir etkiye sahiptir.
* Diğer bitkiler : Kabayonca, avize çiçeği, karahindiba ,arpa maydanoz kemikleri güçlendirmeye yarayan bitkiler.
- Ardıç tohumu, eğir kökü, aspir, hardal tohumu ve mısır püskülü kemiklerdeki ağrıları azaltıcı özelliğe sahip bitkiler.
- Ağrının hafiflemesi için bir taze limonun suyunun yarısını 250 ml suyla karıştırıp her yarım saatte bir ağrı dinene kadar için. Limon yerine elma suyunu da tercih edebilirsiniz.

 


DOĞAL VE SAĞLIKLI YAŞAM İKSİRİ

Gençliğimizdeki yaşam tarzımız ve beslenme alışkanlıklarımız, yaşlılığımız için birer yatırım aslında. Ama kimleri bu yatırımı iyi yapar, kimleri kötü yapar. Eğer iyi bir yatırı yapmış iseniz yaşlılığınızda iyi geçecektir. Ama yatırımınız kötü ise maalesefe sağlık sorunları ile boğuşmak zorunda kalabilirsiniz. İşte sizlere yaşlılığınızda rahat etmenizi sağlayacak bir formül önerisi. Aslında pek çok kez söylenen elma sirkesi mucizesine bir kez daha tanık olalaım isterseniz.
GEREKLİ MALZEMELER ;
*1 bardak su,
*1 tatlı kaşığı dolusu elma sirkesi ,
*1 tatlı kaşığı dolusu çiçek balı,
HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ : Hepsi iyice karıştırılır ve sabahları aç karnına küçük yudumlarla içilir. Sürekli kullanım sayesinde, öncelikle bedenin bağışıklık sistemi güçlenecek ve sizi pek çok hastalıktan koruyabilecektir. Bu enerji kokteyli ayrıca size canlılık ve güç kazandıracak ve ileri yaşlara kadar sağlıklı ve mutlu kalmanıza önemli katkılar sağlayacaktır.
FAYDALARI :
* Öncelikle bedenimiz güçlenir ve bedensel uğraşlara ve strese karşı koyabilecek dayanıklılığı kazanır.
*Sirkenin içerdiği yüksek orandaki potasyum sayesinde, kalp kasları dahil olmak üzere tüm kas yapısı da güçlenecektir. Kramplara karşı, kokteylinizi maden suyu ile hazırlayabilir ve her öğünde 1 bardak içebilirsiniz.
* Üst solunum yolları enfeksiyonlarında kurtulamıyorsanız ve sık sık hasta oluyorsanız bağışıklık sisteminizi güçlendireceğinden bu sorunlardan kurtumanızı sağlar.

TAZE FASULYENİN FAYDALARI

Yaz mevsiminin en çok tüketilen sebzesi sanırım, taze fasulye. Zeytinyağlısı veya diğer çeşitlieri, hangisi olursa olsun, son derece sağlıklı ve faydalı bir sebze. Besin değeri çok yüksek olan taze fasulye dünyanın çok yerinde bolca tüketilen önemli bir kültür bitkisidir. Orta Amerika kökenli olan bu bitki 250 yıl önce anadoluya gelmiş ve çok geniş bir alana yayılmıştır.
* Taze fasulyede A,B1,B2VE C vitaminlerince zengindir.
* Taze fasulyede vucütta biriken asidi nötralize edebilecek baz fazlalığıda mevcuttur.
*Fasulyenin hazım olabilirlik oranı %84 dür.
* Ayrıca fasulye baklalarında bulunan phasol ve phaseolin maddelerinin şeker hastalığında kullanılan insülin karekterinde olduğu ve bu yüzden kandaki şeker miktarının düşürülmesinde kullanıldığı bilinmektedir.
* Taze fasulyenin, vücudun çalışmasını, gelişmesini ve tamirini sağladığını vurgulayan uzmanlar, genç-ihtiyar herkese tavsiye ediyor.
* Uzmanlar, taze fasulyenin, pankreas bezesini, böbrekleri, karaciğeri ve kalbi kuvvetlendirdiğini, albümin ve şekerde de çok fayda verdiğini bildiriyor.
* Taze fasulye, bedeni ve zihni yorgunlukları giderir.
* Vücudun kuvvetlenmesini sağlar.

ZAYIFLAMAK İÇİN HANGİ YOL SEÇİLMELİ

Obezite, yani şişmanlık tedavisinin günümüzde doktorları, klinikleri, diyetisyenleri, zayıflama ilaçları, şok diyetleri, diyet yiyecek ve içecekleri, aletleri, edavatı…
ile milyar dolarlık dev bir sektör olmasına hiç de şaşırmamalı. Çünkü, dünyada hem çok fazla kilosu ve çok fazla parası olan milyonlarca insan var, hem de bu fazlalıklara göz dikmiş çok fazla akılları olan insanlar. Amaç, karında, göbekte, kalçalardakilerle beraber cüzdan ve ceplerdeki fazlalıkları uygun şekilde gidermektir. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, diyetleri Mynet okurları için yazdı.

EN İYİSİ ŞİŞMANLAMAMAK
Zayıflamanın türlü çeşitli yolları var. Hangisini seçelim diye soruyorsanız, en iyisi hiç şişmanlamamak derim. Esas önemli olan, her besinden yiyerek hayat boyu dengeli beslenmeyi bir alışkanlık haline getirebilmektir. Başka bir deyişle, yemek için değil, yaşamak için yemeyi öğrenmeliyiz. Çünkü, bir kere hem yerleşmiş yağ dokusunu kaybetmek çok zordur ve hem de kısa zamanda bin bir emekle, zahmetle verilen kilolar genellikle daha kısa zamanda üstelik de fazlasıyla geri alınır.

TERAZİLERLE DOST OLMALI
Kimse zorla zayıflatılamaz. Önce şişmanları, şişman olduklarına, bunun bir hastalık olduğuna ve zayıflamaları gerektiğine inandırmak gerekir. Zira, pek çok obez terazilerden hiç hoşlanmaz, fazla kilolu olduğunu da genellikle kabul etmez.

YEDİĞİMİ ÇOCUK YEMEZ
Şişmanların en büyük bahanelerinden biri de “Su içsem yarıyor” dur. Hiç de fazla yemedikleri halde kilo almaktan veya verememekten yakınanlar bütün yedikleri ve içtiklerini kaydederlerse, kabahatin suda olmadığını kolayca anlarlar. Bunlar, “abur-cuburları”yiyecek ve içecekten saymayanlardır.

PAZARTESİ DİYETLERİNDEN VAZGEÇMELİ
Birçok insan her pazartesi veya her aybaşı sabahı diyete başlar, ancak daha o akşam veya en geç ertesi gün de vazgeçer. Çünkü, insanlar çok kısa zamanda, yediklerinden fazla kısmadan ‘kolayca’ zayıflamayı isterler. Hatta, mümkün olsa da bir düğmeye basılıp fazla kilolar birden kaybolsa çok iyi olacaktır.

SİHİRLİ BİR DİYET YOK
Bir kere şuna emin olun ki, öyle birkaç haftada bilmem kaç kilo verdiren ‘şok diyetler’ yararsız olduğu gibi, sağlık için de çok risklidir. Belki bunlarla kısa sürede kilo verilebilir, ama diyet bırakılınca eski kilolar hemencecik fazlasıyla geri alınır. Bu tür diyetlerde kaybedilen yağ değil, kas dokusudur.
Aç kalarak ve kendi başına yapılan diyetlerle de zayıflamak genellikle imkânsızdır. Çektiğiniz eziyet yanınıza kâr kalır.

EN İYİ DİYET HANGİSİ
Şişmanlarda bu fazlalıklar olduğu sürece onlara göz diken yeni birileri mutlaka çıkacaktır. En iyi diyet, bir doktor ve diyetisyen tarafından kişiye özel olarak hazırlanan diyettir. Kilo vermekte hiç aceleci olunmamalıdır. İdeal bir diyette, vücudun ihtiyacı olan her tür besin olmalı, ancak miktarı ve kalorisi düşük tutulmalıdır. Esas önemli olan verilen kiloların bir daha geri alınmamasıdır. İnsanı aç ve hâlsiz bırakan rejimlere itibar edilmemelidir.

PAHALI DİYET ÜRÜNLERE KANMAMALI
Diyet veya ‘light’ adı altında satılan çikolatalar, reçeller, kekler, bisküviler… gerçekten çok pahalıdır. Bunların yerine kalorisi düşük olan alternatifler bulmak her zaman mümkündür. Bu pahalı ürünlerin tek faydası, cebinizde yiyeceğe verecek para bırakmamam yoluyla kilo vermenize katkıda bulunmasıdır. Diyetisyenlerin vizitelerinin de çok yüksek olmasının bir nedeni de budur zaten.

PARASI OLAN DA AÇ, OLMAYAN DA
Bu dünya bir tuhaf.
Gençken parası olmadığından… bulamadığından yiyemeyen insanlar, paraları pulları olduğunda ise, bu sefer de kilo almamak ya da fazla kilolarını verebilmek için aç bilaç gezmek zorunda kalıyorlar.
Sonuçta, parası olan da aç, cebi delik olan da.


SİVİLCESİZ BİR HAYAT MÜMKÜN MÜ ?

Güzelliğimizin adeta düşmanı olan hatta gençlik dönemlerimizde sinir krizi geçirmemize neden olan sivilcelerden kurtulmak ve sivilcesiz bir hayat yaşamak mümkün. Bir çoğunuzun Peki nasıl olacak bu söylediğiniz dediğini duyar gibiyim. Farklı türdeki sivilcelerin tedavisi için pek çok seçenek var. Uygun tedaviyle başarılı sonuç alabilmek mümkün.
Ergenlik çağına giren gençlerin ortak sorunu sivilcelerdir. Ergenliğin doğal sonuçlarından biri olan sivilcelerin önüne geçebilmek için doğru bakımı uygulamak ve akneleri sıkmamak gerekiyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden cilt hastalıkları uzmanı Dr. Mehmet Coşkun Acay, ergenlik sivilceleri ve korunma yolları ile ilgili bilgi verdi.
Sivilce nedir? Nasıl oluşur? ‘Sivilce’ adıyla bildiğimiz akne, en sık rastlanan cilt problemlerindendir. Tüm populasyonun yüzde 60’ının hayatının bir döneminde akne görülebilir. Bunların yüzde 5’i ise tedaviye dirençli ya da zor tedavi edilebilen akne olabilir. Akne, derimizde bulunan yağ bezlerinin bir hastalığıdır. Normalde, bu bezlerin salgıladığı yağın deri yüzeyine çıkarak atılması gerekir. Ancak ergenlik döneminde yağ bezi daha fazla yağ salgılar. Bu yağın deri yüzeyine geçişini sağlayan kanal da yoğunlaşmış bir yağ kütlesi nedeniyle tıkanır.
Neden bazı ciltlerde daha fazla olur?Yağlı ciltlerde ve kalıtımsal olarak bazı bireylerde akne eğilimi artar.
Ergenlikte sivilcelerin ne kadarını normal saymalı, hangi koşullarda bir uzmana başvurmalı? Akne, ister hafif ister ciddi olsun mutlaka hekimin vereceği bilgiler doğrultusunda kontrollü biçimde tedavi edilmelidir. Unutmayın ki tedavi edilemeyecek akne yoktur. Ancak farklı türde ve şiddette aknenin tedavisi için farklı seçenekler vardır ve tedavinin başarılı olabilmesi için uygun olanının seçilmesi esastır. Bu nedenle hekiminizin önerilerine sıkı sıkıya uymak gerekir.
Sivilceleri engellemek için ergenlerin yapabilecekleri bir şeyler var mı? Cilt temizliği başta gelen unsurdur. Hatalı kozmetik ürünlerden kaçınmak, deri tipine uygun kozmetik seçimi önemlidir.
Sivilceyi koparmayın
Sivilceler bir kere çıktıktan sonra gençler nelere dikkat etmeli?Günde iki kez su ve uygun ürünle yüz yıkamaya dikkat etmek, yüz kozmetiklerinin seçimine dikkat etmek, sivilceyi koparmaktan kaçınmak, uygun güneş ürünlerini kullanmak gerekir.
Depresyona yol açabilir
Aileye düşen görevler nelerdir? Çocuklarının tedavi protokollerine uyumunu sağlamak, şiddetli akne olgularında yüzde 10 depresyon eğilimi gözlenebildiğinden psikolojik destek vermek, sivilcelerle oynamanın engellenmesi ailelere düşen görevlerdir. (Kaynak : Hürriyet Gazetesi Sağlık Bölümü)


KÖPEK BALIĞI KIKIRDAĞINDAN GELEN GENÇLİK VE GÜZELLİK

Okyanuslarda ve denizlerde insanların korkulu ruyası olan köpek balıklarının gençlik ve güzellik kaynağı olabileceği hiç aklınıza gelir miydi ? Benim gelmezdi şahsen ama birçok ünlümüzde köpek balığı kıkırdağından yağılan kozmetik ürünlerle gençliği ve güzelliği yakaladığını iddia ediyor. Denemekte yarar var bence. Avrupa ve Amerika’da kadınlar arasında büyük ilgi gören anti-aging gıda kapsülü Inversion F, Türkiye’de ünlü isimlerin de tercihi oldu. Gülay Kamaz, Semiha Yankı, Oya Başar, Eylem Şenkal, Seray Sever gibi pek çok ünlü isim içeriğinde köpekbalığı kıkırdağı da bulunan kapsüllerden kullanıyor. Inversion F, 30 ve üzeri yaş grubundaki kadınlarda, saç, cilt, tırnaklar ve vücut üzerinde kalıcı olumlu etki sağlarken, metabolik fonksiyonları hızlandırarak genç ve güzel bir görünüm kazandırıyor.
Geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye getirilen ve sadece eczanelerde satışa sunulan anti-aging ürünü “Inversion F”, saçlar, tırnaklar, cilt ve vücuda gençlik aşılarken çevresel faktörlerle vücuda zarar verebilecek olumsuz etkilerden de korunmayı sağlıyor. Inversion F, ilk günden itibaren ünlü isimlerden de ilgi gördü.
“Inversion F”, antioksidan etkisi ile serbest radikallerin cilde, saça ve tırnaklara vereceği zararlı etkilerden koruyor, yağ yakıcı etkisi ile vücudun kullandığı enerjiyi artırıyor, besleyici etkisi ile yenilik ve gelişim için gerekli besin takviyesini sağlıyor, güçlendirici etkisi ile vücudun ihtiyacı olan dinamizmi kazandırıyor. “Inversion F”, kadınlar için çok önemli olan saç, cilt, tırnaklar ve vücut üzerindeki dört etkinin bir arada gerçekleşmesini sağlayan bir formül içeriyor.
Kadınlar için geliştirilen ilk anti-aging gıda takviyesi olma özelliğine sahip “Inversion F”, gümüş ve kırmızı olmak üzere iki kapsülden oluşuyor. Omega 6, Yeşil Çay Özleri, C Vitamini, Çinko, Selenyum, Krom ve doğal bettakaroten içeren 2 adet kırmızı kapsül kahvaltı sonrasında; köpek balığı kıkırdağı, Omega 3 Balık Yağı, Üzüm Özleri, B2, B5, B6, B8 vitaminleri, bakır, demir içeren 1 adet gümüş kapsül ise akşam yemeklerinden sonra kullanılıyor.


SİNUZİT İÇİN ŞİFALI BİTKİLER

Sinuzit hemen hemen hepinizi çektiği bir hastalıktır. Genç yaşlı demeden bir çok insan bu hastalığa bir kez olsun yakalanırız. Sinuzit için doğla yöntemlerle çözüm arayanlara bir kaç önerim var. 1. tarif 10 gr. acı kavun suyu10 gr. biber yağı karıştırılır. İlk önce 1 yemek kaşığı zeytin yağı içilir. Buruna 3 damla zeytinyağı damlatılır. Bu işlemin hemen ardından 3 damla karışım yağ damlatılır, 1-2 saniye sırt üstü yatılır. Bu işlemde eğer küçük dile yağ kaçmışsa ekmek çiğnenip yutulur. 20 dakika sonra buruna enfiye çekilir. Bu işlem 2 akşam yapılır.2. tarif 1 bardak suya1 yemek kaşığı tuz karıştırılıp eritilir. Buruna düzenli 5-6 damla damlatılır.3. tarif Şeker pancarı özsuyu sıkılıp alınır, buruna 3-4 damla damlatılır.4. tarif Biberiye, papatya, mentollü nane, lavanta, oğul otu, okaliptus, karıştırılıp kaynatılarak suyu çay yerine aç ve tok karnına 1-2 su bardağı içilir.

SAĞLIĞIMIZ İÇİN

 1. BAŞLICA HASTALIK SEBEPLERİ
Fazla yemek:
Çok yemek yenildiği zaman midenin daha çok enzime ihtiyacı olur. Enzimleri yapmak vücut için çok güçtür ve kıymetli maddeler gerektirir. Normal bir insan için 250 gr yemek yeterlidir. Bunu hazım ettirmek için kalp hiç zorlanmadan rahat çalışır. 2 kat yemek yenirse, kalbin yemeği hazım ettirmesi ve fazlalıkları çıkarttırması için 4 kat daha fazla çalışması gerekir. Bu da kalp için çok ağırdır. Mesela bir araba düzgün bir yolda hiç zorlanmadan harcadığı benzinin 2 katını taşlı, bozuk, dik yolda harcar. Mesafe aynı ama harcadığı benzin farklıdır. Böyle zorlanarak devamlı çalıştığında motor harap olduğu gibi insanın kalbi de devamlı ve çok çalışmaktan harap olur ve çabuk eskir. Genç insanlarda organlar kuvvetli olduğu için yenilen yemekleri hazım edebilir ve fazlalıklarını çıkarabilir. Fakat organların üzerine fazla yük bindiği için çok çalışmaktan çabuk eskir, kuvvetini kaybeder, zamanla fazlalıklarını çıkaramaz olur, depo yapar, vücudu yağ ve kireç toplamaya başlar.
Bazı insanlar çok yemelerine rağmen hep zayıf kalır ve bu durumlarının iyi olabileceğini düşünür. Hâlbuki hal öyle değildir. Çok yiyip zayıf kalanlar çok yiyip şişmanlayanlardan daha kötü durumdadırlar. Çünkü şişmanlar karışık ve yanlış yedikleri yemekten oluşan zehirlerin bir kısmını, vücudun topladığı yağlarda depolayarak, bu zehirlerin organları tahrif etmesini kısmen önleyebilmektedirler. Ancak çok yiyerek zayıf kalanlarda zehirli maddeler sürekli vücut içinde dolaşır. Böylece damarlarda, eklemlerde, organlarda ve kaslarda depolama yapar. Bu insanlar genelde sinirlidirler, sık hastalanırlar ve uyku bozukluğu yaşarlar.
Karışık yemek: Birbirine uygun olmayıp, hazım için ayrı enzim isteyen yemekler karışık yenirse hazım olunmaz çürür veya mayalanır. Örnek olarak karbonhidratlar ve proteinler birbirine zıt düşer. Çünkü bunların parçalanabilmesi için her ikisinin ihtiyaç duyduğu enzimler birbirine zıttır. Bu zıtlık her iki enzimin birbirini yok etmesini sağlayarak, hazmın gerçekleşmesini engeller ve böylece hazım yapılmayınca çürüme başlar. Hazım olunamayan yemek, bağırsakta toplanır ve zamanla bağırsağı genişleterek cepler oluşturur. Bu ceplerin içinde dışkısal taşlar toplanır ve yıllarca orada saklanır. Böylece bağırsağın duvarları kanalizasyon boruları misali zehirli artıklarla kaplanır. Buna bağlı olarak bağırsak ağırlaşır, hareketi yavaşlar ve sonuçta kabızlık meydana gelir. Bu durumda vücudun intoksikasyonu katastrofik şekilde büyür. (vücutta toksin birikmesi katlanarak artar) Vücut çok halsiz kalarak yorulur, gaz ve uyku meydana gelir. Çürümüş yemekler bağırsağı zehirleyerek kana karışır. Kandan bütün organlara ve hücrelere yayılarak onları zehirler ve hastalıklara yol açar. Çürümüş ve mayalanmış yemeklerden oluşan tuzlar vücutta kireçlenme yapar.
Çok sık yemek:
Yemeğin hazmını beklemeden bir şeyler yemektir. En hafif yemek 4 saatte hazım olunabilir, yemeğin ağırlığına göre hazım süresi 6–10 saate kadar uzayabilir. Bu zamandan önce bir şey yemeye başlayınca mide hazmını tamamen değiştirir ve midedeki diğer yemekler, karışık yemek gibi, hazım olmadan çürümeye başlar ve hemen gaz ve şişkinlik oluşur.
Ters yemek:
Proteinli yiyecekler (et, yumurta, peynir vs.) midede uzun zamanda hazım olunur. Karbonhidratlar, tatlılar, beyaz undan yapılmış yemekler, patates, meyve vs. midede çok durmadan bağırsağa geçerek orada hazmedilir. Su direk bağırsağa geçer. O yüzden önce su içmeli sonra meyve veya tatlı yenilmeli. Sonra sebze ve proteinli yiyecekler yenilmeli. Önce yemek yenilip, sonra meyve veya tatlı yenilirse, meyve hazım olmak için bağırsağa geçemez mayalanır, bütün yemek bozulur, çok gaz olur. Yemekten sonra su veya çay içilirse, yemekten ayrılmadığı için mideyi genişletir ve hazmı zorlaştırır.
Bekletilmiş eski, ısıtılmış ve hazır yiyecekler:
Taze sebze ve meyveler güneşten aldıkları enerji ile dopdoludur. Vücuda çok enerji verirler ve hazmı kolaydır. Pişirilince güneşten aldıkları enerjiyi tamamen kaybederler. Bu yemekler eskiyince (2–3 saat geçince) hiç bir enerjisi kalmaz toprak gibi olur. Eskimiş ve doğal olmayan hazır yiyeceklerin hazmı çok zor veya imkânsızdır. Yemekler piştikten sonra soğuk olarak yenilebilir (et, yumurta, sebze yemekleri, tatlılar ). Fakat fayda beklememelidir. Beklemiş zeytinyağlı yemeği tekrar ısıtmak mümkün değildir. Mikro dalgalı fırında ısıtmak ise daha tehlikelidir. Fırın çalıştığı sürece mikro dalgalar, dışarıya sızarlar ve insan vücuduna zarar verirler.
Zararlı düşünceler ve hareketler:
Zararlı düşünceler vücutta fazla miktarda hormonlar çıkarır. Bu hormonlar kana karışarak zararlı zehirler çıkmasına sebep olur. Bu zehirler beyindeki su havuzlarını bulandırarak çok sinir yapar ve psikolojik ve diğer hastalıklara sebep olabilir. Sinirli olan insanlarda, karaciğer sertleşmesi, çeşitli kalp hastalıkları ve dalak hastalıkları meydana çıkmaya başlar.
Çiftçilikte kullanılan ilaçlar:
(Hormonlar, suni gübreler, D.D.T ve başka zehirli maddeler) Bu ilaçlar ve D.D.T, kullanan insanların vücudunun hücrelerinde toplanarak bütün hayatı boyunca etki yapıyor. En çok da karaciğer, yumurtalıklar ve beyne zarar veriyor. Belki şimdi D.D.T kullanılmıyor fakat 35–40 yaşlarından büyük insanlarda D.D.T’den meydana gelen hastalıklar hâlâ var. Çünkü önceden kullanılan D.D.T hiç bir şekilde etkisini kaybetmez, bütün hayatı boyunca vücut onu çıkaramaz ve çocuklara da anneden süt ile geçer; çocuklara zarar vermeye devam eder.

Ev temizliğinde kullanılan temizleyici ve deterjanlar:Ev temizliğinde kullanılan deterjanlar, mikroplara ne kadar zarar veriyorsa akciğer, karaciğer ve beyne de aynı şekilde zarar verir. Bütün hastalıklara, ayrıca mantara yol açar. Klorlu deterjanlar (Tuz ruhu, çamaşır suyu, kezzap) bağırsak kanserine ve ağır akciğer hastalıklarına sebep olur. Bu kimyasal maddeler nasıl vücudu yıpratır zarar verirse hastalıkları tedavi için kullanılan bütün kimyasal ilaçlar ve haplar da (Ağrı kesici dâhil) vücudu yıpratıyor ve zehirliyor.
Bu yanlışlıkların hastalıklara yol açma sebepleri:Bozulmuş, çürümüş ve mayalanmış yemekler bağırsağa inince bunların meydana getirdiği zehir kana karışır, organlar alarma geçer. Vücudu korumak için bademcikler şişer, o zaman bademcikle mücadele ve onu aldırmak yanlışlık ve haksızlıktır. Zaten yemekleri düzeltince bademcik şişmesi olmaz.
Çürümüş yemekler bağırsağa inince, bağırsağın içindeki artıkları, zehirleri kana karıştırmadan çıkarma görevi yapan kılları çürütür. Bağırsakta kısım kısım kelleşme olmaya başlar. Kılların dökülmesiyle kelleşen yerlerdeki yaralar koruma görevi yapamayıp faydalılarla birlikte zararlı bütün zehirleri kana karıştırmaya başlar. Bağırsaktan zehirleri toplayan kan direk karaciğere geçer. Görevi kanı temizlemek, oradan kalbe, akciğere ve bütün hücrelere yaymak olan karaciğer kandaki pisliği, yağları ve zehirleri kendinde toplar ve büyümeye başlar. Kanı temizleyemez hale gelir. Hayat boyu vücut zehirli kanla çalışır. Dolaşan pis kan hücreleri kirletir. hücreler hasta olur.
Karaciğerin dolmasına kadar bütün hastalık sebepleri aynıdır. Karaciğer hasta olduktan sonra insanın tabiatına göre farklı hastalıklar meydana gelmeye başlar. Onun için hangi hastalık olursa olsun sebebi aynıdır. O zaman tedavi de aynıdır. Önce yemekleri düzeltmeli, sonra bağırsak temizlenip çalıştırılmalı, sonra karaciğer temizlenmeli, ondan sonra diğer hastalıklar tedavi edilmelidir.
Yemekleri düzeltmek için yemeklerin faydasını ve zararını bilmek lazımdır. Faydalı ve şifalı yemekler; su*, bal**, meyve**, sebze***, süt****.
Su:
En güzel su, akarsular, bataklıktan gelen sular ve buzdan eritilmiş sudur. Su buzluğa konulup pet şişede dondurulur. Erittikten sonra suyun üzerinde ve dibinde kirler oluşur. Üzerinden biraz boşaltılıp ortası içilmeli, dibinde kalan kirler yine bırakılmalıdır. Buzdan eritilen su 12 saat canlı sudur, sonra ağırlaşır. Bu sular hafif sulardır, vücudun bunları hazmında bir zorluk yoktur. Bu suların formülü vücudun suyunun formülü ile aynıdır. Kaynatılmış, durgun ve dükkândan alınan sular çok ağırdır. Vücut bu suları diğer sular gibi hafifletmek ve hazmetmekte zorlanır (Formül değiştirir). Sabah kalkıp abdest alındıktan sonra 3 yudum su içilirse bağırsaktaki kalıntıları indirir ve hemen büyük abdest gelir. Büyük abdest sorunu olanlar 3 yudum yerine 1 bardak su içmelidir.
Bal:
En güzel ve şifalı bal, donmuş olan baldır. (Taze ve hakiki bal 3 haftadan sonra donar.) Eritilmiş ve hiç donmayan bal şifa değildir. Balın fazlası da zararlıdır. Günde 1–3 çorba kaşığı yeterlidir.
Meyveler ve Sebzeler: Çiğ olan sebze ve meyveler insanın beslenmesi için mükemmeldir ve yeterlidir. Bunların proteinleri aynen vücudun proteinleri gibidir, hazmı çok kolaydır. Meyve ve sebzeler içinde organik asitler vardır, vücut için temizleyici ve şifa vericidir. Bu organik asitler sadece çiğ olan sebze ve meyvelerde çok kıymetlidir. Mesela elma ve ıspanakta bu asitler çok kıymetlidir. Elma çiğ olarak veya sirkesi yapılarak tüketilse vücut için çok şifalıdır. Ispanak: Çiğ olarak yenildiği zaman bütün vücudun kireçlerini temizleyicidir. Pişirildiği zaman vücutta şiddetli kireçleme yapar.
Süt:
Anne sütü iki yaşına kadar gerekli tek yemektir. Anne sütü olmazsa o zaman koyun veya keçi sütü insana inek sütünden daha uygundur. Bütün sütleri özellikle inek sütünü sağıldıktan sonra ılık içmek şifalıdır. Bekletilip ve kaynatıldıktan sonra içilirse yemek gibi olur şifası olmaz.
Pastörize sütlerin ise faydasından çok zararı vardır. Çünkü midede sütü hazım için sistem yoktur. Süt bağırsakta ve oradaki mikroplar ile hazım olunur. Eğer insan antibiyotik ile tedavi görmüş ise antibiyotik zararlılar ile beraber bağırsaktaki faydalı mikropları da öldürdüğü için süt hazım olunamaz. Balgam, kireçleme ve bütün damarlarda tıkanıklığa sebep olur. Yine de pastörize süt içilmek istenirse zencefil ile kaynatıp biraz ılıklaşınca bal ile karıştırarak içmektir. Zencefil sütün hazmını kolaylaştırır.
En güzel en sağlıklı olanı sütten yoğurt yapmaktır. Yoğurttaki mikroplar sütü hazmeder. Mikroplarla hazım olunmuş süt yoğurt olur ve vücut onu çok rahat hazmeder. Yoğurt sütte bulunan bütün faydaları taşır ve zararlarını yok eder. Yoğurt bir gün sonra biraz ekşiyince yenilmelidir. Mayalandıktan hemen sonra hiç ekşimeden yenilirse, süt sonuna kadar hazım olunmadan yenilmiş olur. Kefir ve kültürlemek de yoğurt gibi şifalıdır. Hatta kefir ve kültürlemek daha şifalıdır, çünkü onlarda bağırsakta bulunan faydalı mikroplar daha fazladır. Sabahları aç karna içilirse gazın yok olmasına ve bağırsakların çalışmasına yardımcı olur. Peynir yoğurtun suyu alındıktan sonra yapılır. Yoğurdun en şifalı sıfatlarını kaybeder, hazmı en ağır kısmı kalır. Peynirin hazmını kolaylaştırmak için domates salata gibi şeylerle birlikte yenilirse, bu sebzeler hafif sular taşıdığı için peynirin hazmına yardımcı olur.
3. FAYDALI YİYECEKLER
Meyveler yemekten önce veya ayrı zamanda, sebzeler yemekler ile yenilebilir. Sadece karpuz yemekten önce, sonra ve arasında yenilebilir. Bütün sebze ve meyveler tuz ve şekerle alerji yapabilir, sebze ve meyvelerin şifalı olması için karıştırmadan tek çeşit ve kesinlikle hiçbir şey eklemeden (şeker, kaymak) yenilmelidir.
Meyveler aynı cinsten olsa rengi de benzese yenilebilir. Mesela portakal greyfurt ile greyfurt mandalina ile portakal limon ile veya vişne kiraz ile yenebilir. Fakat aynı cinsten olduğu halde rengi farklı olsa, mesela biri beyaz biri kırmızı o zaman beraber karıştırarak yenilmemelidir, şişkinlik ve gaz yapar.
Limon: Limonun suyu suyla karıştırılıp aç karnına içilirse çok büyük şifadır. Kan asidini yok ediyor, bütün kireçleri eritiyor, taşları parçalayıp düşürüyor. Akciğerden balgamı çıkartıyor. Şeker veya tuzla yenilirse zehirdir.
Kavun: Yemekten ayrı yalnız yenilirse şifadır. Yemekten önce de yenilebilir. Yemekten sonra yenilirse çok zararlıdır.
Domates: Domates taze ve kabuklu yenilirse şifadır, ilaçsız ve tarladan yenildiğinde kansere karşı etkilidir. Piştikten sonra bekletilerek yenilirse vücutta taş yapar.
Patates: Çiğken kabuğuyla suyu sıkılıp, biraz su ile karıştırılarak içilirse bağırsak ve mide kanserlerine karşı etkilidir. Kabuklu olarak haşlanır veya fırında pişirilirse faydalıdır. Kabukları soyulup kavrulursa zararlıdır. Kalıntıları toplar, damarlarda tıkanıklığa sebep olur, varis ve basur yapar.
Anason: Böbrek, mesane, rahim, karaciğer ve dalak tıkanıklıklarını açar. Baş ağrısı için, safravi hastalıklar için çayı faydalıdır. Ezilmiş anason gül yağı ile birlikte kulak hastalıkları için iyidir. Hayzı söker, süt ve meniyi çoğaltıcı, zehrin zararını gidericidir.
Hindistan Cevizi: Gözü, karaciğeri, dalak ve mideyi kuvvetlendirici, idrar getirici, toplardamarları temizleyicidir.
Tarçın: Göz perdelenmesi ve kararmasını giderici, nezleyi, öksürüğü def edicidir. Yüzdeki siğillere, titremelere, baş ağrılarına faydası çoktur. Karaciğer tıkanıklığına, rahim ve böbrek hastalıklarına faydalı, her bozukluğu düzeltici ve kalbi açıcıdır.
Zencefil: Karaciğere, mideye, bağırsağa çok faydalıdır. Devamlı zencefil kullananlarda kanser olma riski azdır. Bağırsak hastalığı olanların hepsi zencefil kullanmalıdır.
Keten Tohumu: Diş etlerindeki, yüzdeki, ses tellerindeki şişkinlikleri giderir, ses bozukluklarını anında yok eder. Böbrek ve mesane taşlarını düşürür. Meniyi çoğaltır, idrarı çoğaltır, doğumu kolaylaştırır (tesiri şehveti kamçılamaktır)
Kimyon: İdrar zorluğunu giderir, gaz çıkmasına yardımcı olur, taşları düşürür ve yaraları yapıştırır.
Kereviz: Karaciğere, böbreklere, dalağa, mesaneye faydalıdır. Kolesterolü (kanın yağını) düşürür.
Badem: İdrarı tutar, öksürüğü giderir, karaciğer ve dalak tıkanmalarını açar.
Kekik: İdrar yollarına çok faydalıdır. Mideyi, gözü kuvvetlendiricidir.
Karanfil ve Reyhan: Kalbi kuvvetlendiricidir. Basuru giderir. Koklanırsa uyku getirir.
Kepek: Yumuşatıcı ve temizleyicidir, bal ile beraber bağırsak problemlerini giderir. Dövülmüş badem ve bal ile boğaza ve öksürüğe çok faydalıdır. Sivilcelere ve saç dökülmelerine iyidir. Kırmız pancar, havuç, elma rende yapılıp kepekle karıştırılarak, zeytinyağı ve limon suyu eklenir. Bu salata kadınların güzelliği ve sıhhati için en güzel kahvaltıdır.
Nar: Kan temizleyicidir. Yeşili çok idrar yapar. Ekşisi mideye, iltihaplı hastalıklara faydalı, diyabete ilaçtır. Tatlısı boğaz ve göğüs hastalıklarına iyidir. Ateşli hastalıklara ve her derde iyi gelir. Yemeklerin en güzelidir.
Buğday ve Arpa: Arpa suyu bal ile göğüs hastalıklarına, öksürüğe, yüz sivilcelerine, yaşlılara, ameliyat geçirenlere, kalp hastalarına ve bağırsağa çok iyidir.
Çimlenmiş Buğday ve Arpa: Bir miktar dövülmemiş buğday veya arpa yıkanıp kırılmış olanlardan ayıklanır ve ıslatılır. 3 saat suyun içerisinde beklettikten sonra suyu süzülerek, üzerine ıslak bez kapatılır. Karanlık ve ılık yere koyulur. 24 saat sonra küçük filizleri çıkar, güzelce yıkanıp bal ile karıştırılarak 2-3 çorba kaşığı yenilir, kilo yaptığı için kilolu olanlara 1 çorba kaşığı yeterlidir. Yalnız olarak yemek yerine yenilmeli, yemekten önce de yenilebilir. Bütün ne hastalık olsa şifadır. Sinir sistemi hastalıklarına, bağırsağa, yaralara çok şifalıdır. (Filizleri daha büyük olana dek bekletilirse yemek zor olabilir.) 3 veya 5 gün bekletilerek filizleri uzatılmış buğdaylar eskimiş yaralar için mükemmel bir ilaçtır. Bu buğdaylar filizleri ile dövülüp beze sarılıp yara içine veya üzerine koyulur, günde 2-3 defa değiştirilmelidir. Buğdaylar ezilirken biraz ılık su ilave edilebilir. Buğdaylar kullanılmadan önce muhakkak yıkanmalıdır. En eski yaralar kısa zamanda kapanır.
Sarımsak: Kan temizleyici ve bütün hastalıkları yok edicidir. Kurtları döker ve bitleri öldürür. Günde 1-3 yutulması şartıyla.
İncir: Bütün meyvelerin faydaları içinde toplanmıştır. Kanı dondurucu, kan eritici, balgam sökücüdür. Yaraları iyileştirir, yemek borularını açar ve boşaltır, bütün hastalıklara şifadır. Elma sirkesi içerisinde sulandırılmış 3′er incir (taze veya kuru) yiyen ateşli hastalıklardan kurtulur, safradan zarar görmez. Karaciğer, dalak, böbrek, mesane tıkanıklıklarını açar.
5. DİKKAT EDİLECEK YİYECEKLER
Beyaz ekmek: Beyaz undan yapılan bütün ekmeklerin hazmı ağırdır, kanda asit yapar, toplardamarda tıkanıklığa sebep olur (varis). Mayalı ekmek kat kat ağır ve zarardır, sıcak yendiğindeyse tam zehirdir. Bütün hastalıkların meydana gelmesi için mayalı sıcak ekmek yeterlidir. Sağlıklı ve vücuda hayat veren ekmekler kepekli undan yapılan yufkalar veya natürel mayayla (Ömer otundan) yapılan ekmeklerdir. Bunlar yapılamazsa hamur turuşla da yapılabilir. Hamur turuş: Mayalanmış hamurdan bir parça ayrılıp bir daha hamur yapılıncaya kadar saklanır. Tekrar hamur yapılacağı zaman maya olarak bu parça kullanılır. Bu hamurdan da bir parça saklanıp tekrar hamur yapana kadar bekletilir. O zaman zararı tam kaybolmaz fakat azalır, hamur turuşla yapılan hamur biraz geç kabarır.
Kızartılmış yağlar: Yağ gliserin ve organik asitten oluşur. Yağ kızartıldığı zaman asit ayrılarak serbest kalır ve zehir olur. Karaciğer hastalıkları ve bağırsak kanserine sebep olur. Bütün kızartılmış yağlar kanserojendir. Patates kabuğu ile birlikte, hiç kullanılmamış yağda kızartılıp hiç bekletmeden bazen yenilebilir. 1.5 saatten sonra zehir olur. Kızartma yağını 1 defadan fazla kullanmak mümkün değildir.
Kavrulmuş kuru yemiş de zararlıdır çünkü kuru yemişlerin içinde bol yağ olduğu için kavrulduktan sonra kızartılıp bekletilmiş yağ gibi kanserojendir. Tuzlu olursa daha zararlıdır fakat taze tüketilen kuru yemiş vücut için hem çok faydalı hem şifalıdır.
Kavrulmuş kahve de kuru yemişler gibi en şiddetli kireç yapıcıdır. Taze kahve kullanılabilir (yeşil) veya taze kahve kavrulup öğütülür ve hiç bekletmeden kaynatılırsa içilebilir.
Kahve içmek isteyenler için, taze kahve bile olsa yemekten önce ve yemekten sonra içmek mümkün değildir, ayrı zamanda içilmelidir.
6. HASTALIKLAR, RAHATSIZLIKLAR,
YÜKSEK TANSİYON: Fazla ve karışık yemek sonucunda yemekler hazım olmayıp çürüyor, bunlardan meydana gelen zehirler kana karışıyor. Kan çok koyu ve köpüklü bir hale gelerek ağırlaşıyor. Vücut bu kanın organlara ve hücrelere dağılmaması için damarları sıkıyor, zehirleri daha şiddetli çıkarabilmek için damarlara baskı yapıyor ve kan hareketini hızlandırıyor. İnsanlar bunun üzerine ilaç kullanmaya başlıyorlar. Kullanılan ilaçlar damarları genişletiyor ve zehirler vücutta kalarak depolanıyor, hastalığı daha çok ilerletiyor.
Yüksek tansiyon olmaması için karışık ve fazla yememeli. karaciger temizlemesi yapmalıdır.
KALP HASTALIKLARI: Doğuştan olan kalp hastalıklarının dışındakiler yani sonradan olanların hepsi bozuk yemeklerden kaynaklanıyor. Karaciğer hastalanıp sertleştiği, kanı temizleyemez hale geldiği zaman kirli kan kalbe gelerek kalp damarlarını kirletir. O zaman tedavi için ilk yapılacak şey önce yemekleri düzeltmek, bağırsakları çalıştırmak ve karaciğeri temizlemektir. Daha sonra kalp için tavsiye edilen ilaçlar kullanılır.
TÜMÖR VE KANSERLER: Kanserin başlama sebepleri çok çeşitlidir fakat en çok yemek bozukluklarından meydana geliyor. Burada yemek bozukluğundan olan kanserden bahsedeceğiz. Yetişkin insanlarda kanser ve tümör oluşması genelde vücuttaki kireçleme 20 kiloyu geçince başlar. Kireç 15 kiloyu geçince tümörler 20 kiloyu geçince kanser başlar.
Çürümüş yemekler bağırsağa inerek bağırsağı zehirler ve kana karışır. Zehirden korunmak için bademcikler şişer. Bademcikler sık sık şişince yanlış bir uygulama olarak ameliyatla aldırılıyor. Bademcikler alınınca çürümüş yemekler bu sefer apandistin şişerek iltihaplanmasına sebep olur. Gene yanlış bir uygulama olarak ameliyatla apandisit aldırılıyor. Apandistin görevi bağırsak için gerekli mikropları üretmektir ki bu mikroplar tümör hücrelerini yok eder. Apandisit ameliyatından sonra tümör hücreleri kontrolsüz kaldığı için kanla birlikte bütün organlara gider ve tümörler oluşmaya başlar.
Rafine olunmuş yemekler: Beyaz un, şeker, rafine olmuş yağlar yenilince vücut çok enerji kazanır ve onu kullanamaz. Enerji ise vücutta hiç toplanamayan bir şeydir. Vücut onu muhakkak harcamak zorunda olduğu için, hücre ve çekirdeklerine gönderir. Hücre çekirdeklerini bozarak enerjisini kullanır ve tümörler oluşur. Kızartılmış ve bekletilmiş yağlar, kahve, kakao, bisküvi, kavrulmuş kuru yemişler de kanserojendir.
ŞEKER HASTALIĞI: Gerçek şeker hastalığı (diyabet) genç yaşlarda başlar. Bu pankreas bozukluklarına bağlıdır ve tedavi etmek çok zordur. omur boyu seker hastalrı ıcın onerılen tedavı uygulanmalıdır
İleri yaşlarda başlayan şeker hastalığı diyabet değil sadece şeker dengesizliğidir. Onlar yemekleri düzeltmeli, bağırsakları ve karaciğeri temizlemelidir. O zaman şeker yükselmez. Daha emniyetli ve çabuk geçmesi için diyabetliler için yazılanlar tatbik edilmelidir.
GUATR: Guatr vücuttaki bütün bezlerin dengesizliğini gösterir. Bütün bezler bozuk olduğuna göre, sadece guatrı tedavi etmek faydasızdır. Bütün temizlemeler yapılmalı, sonrasında guatr ıcın onerilen ozel tedavisi uygulanmalı
ROMATİZMA: Romatizmanın sebebi de bütün hastalıklarda olduğu gibi çok, karışık ve bayat yemeklerdir. Tedavisinde ilk olarak bağırsak, karaciğer ve kireçler temizlenmeli. sonrasında romatizma ıcın onerilen tedavisi uygulanmalı
DALAK: Kandaki hastalıklar genelde dalak ile bağlıdır. Hangi dalak hastalığı olursa olsun tedavisi için yemekleri düzeltmeli, muhakkak karaciğer temizlenmelidir.
GÖZ: Göz hastalıkları böbrek, ince bağırsak, karaciğer ile bağlantılıdır. Önce bu organların tedavisi yapılmalı o zaman göz tamamen iyileşmese de daha kötüye gitmez. Ayağın orta parmağında sızlama olması da göz hastalığının işaretidir.
SAÇ DÖKÜLMESİ: Saçların durumu, karaciğer, bağırsak, böbrek, akciğer ve yumurtalıklara bağlıdır. Karaciğer ve bağırsak sağlıklı olmazsa saçlarda çok dökülme oluyor. Böbrek zayıf olursa saçlar seyrek, ince ve zayıf olur. Akciğere bağlı olursa kuru ve cansız, yumurtalıklara bağlı olursa çatallaşma olur. Karışık, düzensiz ve bayat yemeklerden meydana gelen zehirli kan saç diplerine gelir, bu zehirli kan saç kökündeki soğancıkları yakar. Saçlar ve tırnaklar vücut için çöplük yerindedir. Vücut fazlalıklarını ve atıklarını saçlara ve tırnaklara gönderir. Soğancıklar tam kurursa saçlar tamamen dökülür. Kelliğin yeni başladığı kişilerde saçlar zayıf da olsa belki yeniden gelebilir. Fakat eski olan kellikte saçların çıkması imkânsızdır (Çünkü soğancıklar kurur ve hiç bir zaman çoğalmaz). Saç dökülmesinde klorlu temizleyiciler, deterjanlar ve ilaçların (kortizon, mantara karşı ilaçlar, doğum kontrol hapları v.s.) etkisi çok büyüktür.
Kimyasal madde üreten fabrikalara yakın yaşamak, trafiğin sık olduğu yerlerde çok bulunmak, bilgisayarla çok çalışmak, eski bilgisayar ve mikro dalga fırın kullanmak, saç dökülmelerine sebep olur. Mikro dalgalı fırın kullanmak bütün vücut için tehlikelidir. Yemeği tekrar ısıtmak zaten mümkün değildir.
MANTAR: Kanın p.h. dengesi bozuk olursa ve kan asitli olursa mantara sebep olur. Tedavi için yemekler düzeltilmeli, karaciğer temizlenmeli ve bütün temizlemeler yapılmalıdır.
KURT olanlarda çok farklı ağrılar olabilir buna teşhis koymak çok zordur. Her yerde kurt yumurtası bulunur. Bu yumurtalar nefes veya ağız yolu ile herkesin vücuduna girebilir. Vücut sıhhatli olursa zaten onları çıkartır, sıhhatli vücut kurtların yaşayabilmesi için müsait değildir. Vücut sıhhatsiz olup bağırsakta devamlı pislik olursa kurt yumurtaları orada yerleşir ve çoğalmaya devam eder. Veya kurt yumurtaları nefes yolu ile vücuda girip akciğere ve kalbe, kalpten de damarlar yolu ile bütün organlara yerleşebilirler. Tedavisi için kanın p.h. dengesi çok önemlidir.
Hazır yiyecekler (konserve, bisküvi, salça, kavrulmuş hazır yiyecekler, hazır meyve suları, kola, çay, kahve, çikolata, şeker, beyaz ekmek) kanda asit yapar, asitli kanın temizlenmesi çok önemlidir. Çünkü kan asitli olmamış olsa kurt yaşayamaz. Küçük çocuklarda sadece yemekleri düzeltmek ve iç çamaşırını temiz tutmak yeterlidir.
MİGREN: Migren ağrısı, safra kesesi ve kalın bağırsakla bağlıdır. Kabızlık olsa, kalın bağırsağın sonundaki kısım genişliyor. Makat etrafında yaklaşık 100 tane akupunktur noktaları vardır ve hepsi beyinle bağlantılıdır. Bu ceplerde toplanan pislik akupunktur noktalarına baskı yapıyor, migren ağrıları meydana geliyor.
Varis ve basur hastalıklarında da bağırsak çalıştırılıp, temizlemeler yapıldığında, görüntüleri tamamen düzelmese de, her hangi bir rahatsızlık vermez.
TIRNAK BATMASI: Tırnak batması ayak başparmağında olur. Başparmağın iç tarafı karaciğer, dış tarafı dalak ile bağlantılıdır. Tırnak batması tırnağın tek tarafında veya 2 tarafında olabilir. Tırnak batması olduğu zaman sadece tırnak ile uğraşmak boşuna ve faydasızdır. Yemekleri ve fikirleri düzeltmek, karaciğeri temizlemek, dalağı tedavi etmek cok daha faydalıdır.
Zatürree: Zatürree akciğerde balgam toplandığının belirtisidir. Akciğerde balgam toplanınca nefes almayı zorlaştırır. Vücut yüksek ateşle, öksürmeyle, toplanan balgamları çözmeye ve çıkarmaya çalışır. Ateş ve öksürük zatürreenin geçmesi için çok faydalıdır. Zatürreenin iyileşmesi için akciğerdeki balgamların çıkması gerekir. Vücutta ateşin başlaması koruma sisteminin güzel çalıştığını gösterir. Ateşi geçirmek için ateş düşürücüler ve antibiyotikler alındığında ateşi keser kişi iyileşmiş gibi görünür fakat balgam vücutta hapsolunduğu için daha büyük rahatsızlıklara yol açar. Antibiyotik alındığında ise zararlı mikroplar ile beraber faydalı mikropları da öldürür, vücut dirençsiz kalır.
Kabızlık : Kabızlık çok tehlikeli, bütün hastalıkları davet edici, bütün hastalıkların başlangıcıdır. Anne sütü dâhil her yemekten sonra büyük abdest olmalıdır. Kabızlık 1 günden fazla olsa kendiliğinden geçmesini beklemek mümkün değildir. 1 gün çıkarmamış olsa hemen yemekleri düzeltmek gerekir ve bagırsakları harekete gecirmek uzere gerekli tedavi uygulanmalıdır.
İdrar tutamama: İdrar tutamama bezlerden kaynaklanıyor. 2 haftadan sonra çocuğu çişe alıştırmak lazım (çok kolay alışıyor) her emzirdikten sonra çişe götürülmelidir. Bezli çocuklar idrarın birikmesini beklemeden devamlı çiş yapar ve idrar tutma kilidi fonksiyonunu kaybeder ve çalışmamaya başlar. Çocuklarda ananizmaya yol açıyor (çocuklar az idrar yapmaktan zevk alır) Makat etrafında 100′ü geçkin akupunktur noktası vardır, bunlar beyinle ve başka organlarla bağlantılıdır. Bu noktaların devamlı bezin içinde pis kalmaları çocuğun zekâsını etkiler.
Bazen çocuklarda idrar tutamama kireçlenmeden de olabilir. (Büyüklerde sebep muhakkak kireçlenmedir.) O zaman idrar kilidi refleksini kaybeder, kontrolsüz açma kapama olur.
İdrar tutamama hormon dengesizliğinden de olabilir.
Alerji: yanlışlık ve hatalardan meydana gelir. Fakat tabiatı güçlü ve dirençli olanlarda vücut hastalığı kabullenmek istemez. Vücut alerjiyi ateş ve akıntı ile çıkarmaya çalışır. Alerji de, ateş gibi tabiatı güçlü olanlarda olur. Alerji, çok güzel bir vücudu zehirden koruma hareketidir. Bu şekilde vücuttan zehirler çıkar. Alerjiden kurtulmak için ne ilaç ne teste gerek yoktur. Hemen yemekler düzeltilmeli ve vucudun kendini tedavi edebilmesi icin vucuda gerekli sure; vucudun enerjıharcamasına sebeb olmadan.. tanınmalıdır.. O zaman alerji için bir sebep kalmaz. Meyvelerden alerji olanlar meyveleri şeker, tuz, kaymak gibi hiç bir şeyle karıştırmadan ve meyveleri de birbirine karıştırmadan tek çeşit yemelidir. Ve meyve yemeyi kesinlikle bırakmamalıdır.
Baldan alerji olanlar: Bal kesinlikle alerji yapmaz, sadece yemekten sonra veya başka şeylerle karıştırılmamalı

SİVİLCELERİ YOK ETMEK İÇİN SALYANGOZ KREMİ


Ürün Özellikleri ve Açıklaması
Salyangoz, kendi kendini yenileme özelliği taşıyan Allantoin salgılar. Allantoin ise protein, vitamin ve kalsiyum zenginidir. Öyle ki, kendi kendini yenileyebilen tek hayvan salyangozdur.
İşte bu, mucize krem Velfo_rm® New Today salyangoz özü sayesinde sivilcelerle mücadele eden, oluşabilecek kırışıklıkları önleyen, var olan kırışıklık/çatlak/sivilce izlerini büyük ölçüde kaybeden, cildi gençleştirip, yenileyen krem özelliğini taşımaktadır.
Velfo_rm® New Today tüm cilt tipleri için uygun olup, erkeklerde, kadınlarda, çocuklarda hatta bebeklerde bile güvenle kullanabilirsiniz. Alerjik olmayan yapısı ile hiç bir yan etkisi de yoktur.
Velfo_rm® New Today canlı, pürüzsüz ve yumuşak bir cilde kavuşmak isteyenler için mükkemmel bir kremdir.

KULLANIMI
Kullanmadan önce cildinizi temizleyiniz. Günde iki
– üç kez, bilhassa geceleri, ince bir tabaka halinde cildinize uygulayınız. Tamamen emilene kadar cilde masaj yapınız. Makyaj yapmadan önce 2 veya 3 dakika kurumasını bekleyiniz
- Yüz’de: Akne (sivilce)/ kırışıklık ve siyah noktaların önlenmesinde etkili bir üründür.
- Çatlak İzleri’inde: Vücudun herhangi bir yerindeki çatlak izlerine, günde iki kez olmak üzere, hergün ufak bir miktar krem tatbik ediniz, etkili sonuçlar vermektedir.
- Yara ve Yanık İzleri’nde: Eski ya da yeni yara veya izler üzerine uygulanabilir. Uygulamadan önce, yaranın tamamiyle iyileşmiş olması gerekmektedir. (ameliyat yaraları için, dikişler alındıktan ancak 2 ya da 3 hafta sonra kullanıma başlanılması gerekmektedir.) Taze yaraların üzerine doğrudan uygulama yapmayınız.
- Güneşlendikten sonra kullanmak için olup: İçeriğindeki maddeler sayesinde, güneşten kaynaklanan koyu lekelerin oluşmasını önler. Aynı zamanda, deride oluşan yanık, tahriş ve kızarıkların azaltılmasına yardımcı olmaktadır.
Salyangoz Protein Özlü Krem Içeriğinde:
Allantoin
- Cildin yenilenmesine yardımcı olur.
Elastin
- Cildin esneklik kazandırmaya yardımcı olur.
Vitaminler
- Cildin canlanmasına ve yenilenmesine yardımcı olur.
Kolajen
- Cildin sıkılaşmasına yardımcı olur.
Glikolik Asit
- Ölü cildin atılmasına yardımcı olur.
Özellikleri:
-30 gr’dır
-Renksizdir.
-Yağsizdir.
-Tüm cilt tipleri için uygundur.
-Hızlı emilir.
-Kıyafetlerinizde ya da cildinizde leke bırak
kaynak.netten alıntı