Sağlıklı gıda tüketiminin 5 anahtarı
Sağlıklı gıda tüketiminin 5 anahtarı, “temizlik, doğru pişirme, uygun şartlarda saklama, çiğ-pişmiş gıda ayırımının doğru yapılması ile taze ve sağlıklı hammadde temini” olarak sıralanıyor.
Gıdaların 70 derecede pişirilmesi tüketim için uygun bulunuyor. Çiğ gıdaların hazırlanmasında kullanılan bıçak ve kesim tahtalarının mutlaka ayrı olması gerekiyor. Gıdaların çok uzun süre buzdolabında saklanmaması, donmuş ürünlerin oda sıcaklığında çözdürülmemesi tavsiye ediliyor.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nün (KORGEM) hazırladığı broşüre göre; sağlıklı gıda tüketiminin ilk şartı, gıdaları hazırlamaya başlamadan önceki kişisel temizlik…
Buna göre, gıdalar hazırlanmadan, önce ellerin yıkanması gerekiyor ve hazırlama esnasında da yıkama işlemenin sık sık tekrarlanması gerekiyor. Ayrıca, gıda hazırlamada kullanılan tüm yüzeylerin ve aletlerin yıkanması ve sanitasyonunun (sağlık önlemleri) sağlanması, mutfaklarınsinek, böcek ve diğer hayvanlara karşı korunması gerekiyor.
Birçok mikroorganizmalar hastalık sebebi olmamakla beraber toprak, su, hayvan ve insanda oldukça geniş ölçüde bulunuyor. Bu mikroorganizmalar ellerle, giysilerde, kullanılan araç-gereçle gıdaya taşınıyor ve gıda kaynaklı hastalıklara sebep oluyor.
PİŞMİŞ GIDALARLA ÇİĞ GIDALARIN AYRILMASI GEREKİYOR
Gıdaların hazırlanma aşamasında taze et, kanatlı et ve deniz ürünlerinin diğer gıdalardan ayrılması gerekiyor. Özellikle çiğ gıdaların hazırlanmasında kullanılan bıçak ve kesim tahtalarının mutlaka ayrı olması gerekiyor.
Ayrıca, hazırlanmış gıdalar ile çiğ gıdaların birbirinden ayrılacak şekilde kapalı kaplarda saklanması gerekiyor. Çünkü, çiğ gıdalar özellikle et, kanatlı et ve deniz ürünleri ile bunların suları tehlikeli mikroorganizmalar içeriyorlar. Bu mikroorganizmalar gıdaların hazırlanması ve saklanması sırasında diğer gıdalara geçebiliyorlar.
UYGUN PİŞİRME
Özellikle et, kanatlı et, yumurta ve deniz ürünleri gibi gıdaların uygun pişirilmesi gerekiyor. Gıdaların kaynatılmasında en az 70 dereceye ulaşılması, et ve kanatlı etlerin sularının pembe değil, berrak olmasına dikkat edilmesi gerekiyor. Uygun pişirme hemen hemen tüm tehlikeli mikroorganizmaları öldürüyor.
Konuyla ilgili yapılan araştırmalar da gıdaların 70 derecede pişirilmesinin tüketim için güvenli olacağını gösteriyor.
GIDALARIN GÜVENLİ SICAKLIKLARDA SAKLANMASI
Pişmiş gıdaların 2 saatten fazla oda sıcaklığında bırakılmaması, pişmiş ve hassas gıdaların 5 derecenin altında soğutulması, servis sırasında ise pişmiş gıdaların 60 derecenin üzerinde ısıtılması gerekiyor.
Gıdaların çok uzun süre buzdolabında saklanmaması, donmuş ürünlerin oda sıcaklığında çözdürülmemesi tavsiye ediliyor. Gıdalar oda sıcaklığında saklandıkları zaman mikroorganizmalar çok çabuk çoğalıyorlar. Mikroorganizmaların 5 derecenin altında, 60 derecenin üstünde gelişmesi yavaşlıyor veya duruyor. Bazı mikroorganizmalar ise 5 derecenin altında büyümeye devam ediyor.
HAMMADDE KULLANIMI
Taze ve sağlıklı gıda seçmeye özen göstermek, gıdaların hazırlanmasında temiz su kullanmak, özellikle taze yenecek meyve ve sebzelerin akan su altında yıkanması gerekiyor.
Buz ve su dahil olmak üzere hammaddeler tehlikeli mikroorganizmalar ve kimyasallar bulamış olabiliyor. Toksinler zedelenmiş ve küflenmiş gıdalarda oluşabiliyor. Hammadde seçiminde dikkatli olunması yıkama ve soyma işlemleri ile doğabilecek risklerin azaltılması gerekiyor.
Kaynak: AA
Zayıflama Tedavisi
Günümüzün hızla yayılan hastalıkları arasında yer alan obezite (şişmanlık) her yaştan bireyler için ciddi bir sağlık problemidir. Araştırmalar gösteriyor ki şişmanlık, istemek ya da kendine hakim olamamak kadar basit bir sorun değildir. Nedeni tam olarak kesinleşmese de genetik, metabolik, biyokimyasal, kültürel ve psikososyal faktörlerin sebep olduğu bir hastalıktır. Bazı kişiler kilolu ya da şişman olmaya herkesten biraz daha fazla eğilimlidir.
Çünkü hemen kilo almaya genetik ve biyolojik olarak yatkınlıkları vardır. Ancak ülkemizde ve dünyada obezitenin son 20-30 yılda hızla artmasının sebebi genetikten çok yaşam tarzı değişikliği ve beslenme alışkanlığımızla daha fazla ilgilidir.
Denge sağlıklı yaşam kliniğine gelen fazla kilolu hastaların, önce muayene ve tahlilleri yapılarak fazla kilolarının sebebi araştırılır. Daha sonra doktor, diyetisyen, psikolog ve spor eğitmeni tarafından kişiye özel bir tedavi programı hazırlanarak hastanın bu kilolardan kurtulması sağlanır.
Obezite nedir?
Obezite ya da halk arasında bilinen adıyla şişmanlık,vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.
Obezite nasıl ölçülür?
Obezite için en yaygın kullanılan ölçüm, beden (vücut) kitle indeksi (BKİ=VKİ) ya da İngilizce adıyla “Body Mass Index” (BMİ) ve bel çevresi ölçümüdür.
BMI değeri ve anlamı
BMİ, vücut ağırlığının (kg), boyun karesine (m2) bölünmesi ile hesaplanır. Bu değer yaş ve cinsiyetten bağımsızdır. Bununla beraber, BMİ çocuklarda, hamile kadınlarda ve çok adaleli kişilerde doğru sonuç vermeyebilir, bu nedenle bu kişilerde kullanılması uygun değildir.
BMI nasıl hesaplanır?
Örneğin ağırlığınız 75 kg, boyunuz ise 1.60 m’dir. Buna göre BMİ değeriniz:BMI değeri18.5 kg/m2’nin altında olanlar; zayıf
18.5-24.9 kg/m2 arasında olanlar; normal kilolu
25-29.9 kg/m2 arasında olanlar; fazla kilolu
30-39.9 kg/m2 arasında olanlar; obez /şişman)
40 kg/m2’nin üzerinde olanlar;
ileri derecede obez olarak tanımlanmaktadır.
Bel çevresi ölçümü ve anlamı
Vücutta toplam yağ miktarı önemli olmakla beraber, yağın nerede biriktiği daha önemlidir. Karın çevresinde yağ birikimi, iç organlardaki yağlanmayı gösterdiğinden kalça ve vücudun diğer bölgelerindeki yağ birikimlerinden daha fazla sağlık risklerine neden olur.Bel çevresi ile sağlık riski arasındaki ilişki
Artmış risk
Yüksek risk
Erkek
94 cm
102 cm
Kadın
80 cm
88 cm
Obezitenin sebepleri nelerdir?
Araştırmalar göstermektedir ki şişmanlık; istemek ya da kendine hakim olamamak kadar basit bir problem değildir. Sebebi tam olarak kesinleşmese de genetik, metabolik, biyokimyasal, kültürel ve psiko sosyal faktörlerin sebep olduğu bir hastalıktır. Bazı bireyler kilolu ya da şişman olmaya meyillidir. Çünkü hemen kilo almaya genetik ve biyolojik yatkınlıkları vardır.
Ancak ülkemizde ve dünyada obezitenin son 20-30 yılda çok hızlı artmasının sebebi genetikten çok yaşam tarzı değişikliği ve beslenme alışkanlığımızla daha fazla ilgilidir.
Günlük kalori ihtiyacımız nasıl hesaplanır?
Günlük kalori gereksinimimiz şu formülle hesaplanır:Erkekler için kg x 30 – Kadınlar için kg x 25.Diyelim ki 80 kg olan bir erkeğin günlük kalori gereksinimi 80 x 30 = 2400 kcal.
Kadınlar için 80 x 25 = 2000 kcal’dır.Bu kcal kadar kalori alan bireyler kilolarını korur. Daha az kalori aldıklarında zayıflar, daha çok kalori aldıklarında şişmanlarlar. Normal kalori aldıklarında fiziksel aktivite yapıp daha fazla enerji harcarlarsa zayıflarlar.
Obezite risk faktörleri nelerdir?
Yeme Alışkanlığı: çok yemek, fast-food yemekler, yağlı, kızartmalı, soslu yemekler, cips, çekirdek gibi çerezler ve tatlılarHareketsiz Yaşam: normal kalori alınsa dahi bu kaloriler yakılmazsa şişmanlık oluşur. Günde 5 saat veya daha fazla TV seyredenlerde obezite gelişme riski günde 2 saat veya altında seyredenlere oranla 5 kat daha fazladır.Genetik: Eğer kilo problemleri olan bir aileden geliyorsanız sizinde kilolu olma ihtimaliniz %25-30 daha fazladırPsikolojik faktörler: Bazı insanlar mutsuz, stresli ve sıkıntılı olduklarında aşırı yemek yeme eğilimde olurlar. Katı diyetler sonrası da kişilerde aşırı yemek yeme isteği gözlenir.Yaş: Yaş ilerledikçe metabolizma hızı ve kas kütlesi azaldığından ilerleyen yaşlarda insanlar kilo almaya meyilli olurlar.Cins: Erkeklerde kas kütlesi kadınlara göre daha fazladır. Erkekler istirahat halinde bile kadınlardan %20 fazla kalori harcarlar. Bu sebepten dolayı kadınlarda obezite riski daha yüksektir.Hamilelik: her hamilelikte kadınlar kilo alırlar. Bu kilolar doğumdan sonra kalıcı hale gelebilir.İlaçlar: kortikostreoidler ve trisilik antidepresan gibi bazı ilaçlar kilo almaya sebep olabilirler.Bazı Hastalıklar: hipotiroidi, cushing gibi bazı hastalıklar kilo aldırabilirler.
İdeal Kilo nedir?
İdeal kilo yoktur. Herkesin duygusal ve sosyal gereksinimlerine yanıt veren sağlığı için uygun olan ulaşılabilir kilosu vardır.
Obezitenin sebep olduğu fiziksel ve psikolojik problemler nelerdir?
Kalp hastalıkları (angina, kalp krizi v.b.)
Tip 2 diyabet (şeker hastalığı)
Hipertansiyon
İnme(felç)
Çeşitli kanserler (rahim, meme, prostat)
Kanda yağ ve kolestrol artması
Safrakesesi hastalıkları ve taşı
Uyku apnesi ve diğer solunum problemleri
Azalmış fertilite, adet düzensizlikleri
Osteoartrit (eklemlerde kireçlenme)
Tüm nedenlerle ölüm riskinde artış
Duygusal stres
Toplumsal dışlanma
Sosyal takıntı, saplantı
Yüzde 5-10 oranında kilo kaybının yararları nelerdir?
Aşırı kiloya bağlı hastalık riskini azaltır.
Kan basıncını düşürür.
Diyabetiniz varsa kan glikoz düzeyinizi indirir.
Kolestrol ve trigliserid seviyesini aşağı çeker.
Diğer hastalıklara bağlı ölüm riskini azaltır.
Kendinizi iyi hissetmenizi ve iyi görünmenizi sağlar
Kilo verebildiğinizi ve kilonuzu koruyabildiğinizi gösterir.
Nasıl sağlıklı kilo verebilirim?
Doğal ve bilimsel yöntemlerle kilo vermenin, kilonuzu korumanın yolu yaşama biçiminizi değiştirmekten geçer. Hayat tarzınızda ve beslenme alışkanlıklarınızda yapacağınız kalıcı değişiklikler hiç de zor değildir. Yüzlerce diyet, kilo verme programı, pek çok yöntem hızlı ve kolay kilo vermeyi vaat eder. Bu yöntemleri kullanan kişiler kısa zamanda anlamlı oranda kilo kaybedebilirler fakat en kısa zamanda verdikleri kilonun daha fazlasını geri almaya başlarlar. Anlamlı oranda kilo verip bunu korumak için hayat tarzınızı ve beslenme alışkanlıklarınızı kalıcı şekilde değiştirmeniz gerekir. Doğal olan yollardan şaşmamalı, FDA tarafından onaylanmamış hiçbir ilacı ve ürünü kullanmamalısınız.
Sağlıklı ve kalıcı kilo vermek için;
-Anlaşma yapın
Sağlıklı kilonuza ulaşmak ve bunu korumak yaşam boyu anlaşma ve konsantrasyon, zaman ve efor gerektirir. Kalıcı değişikliklere ve bunları doğru sebepler için yapmaya hazır olduğunuzdan emin olun.Kimse size dışardan kilo verdiremez. Aslında dışardan özellikle yakınlarınız tarafından yapılan baskılar sonucu durum daha da kötüleşebilir. Kendinize iyilik etmek için diyet ve egzersizi sizin istemeniz gerekir.Kilo ile ilgili yaşam tarzı değişikliklerini yapmayı planlarken, önce hayatınızdaki mevcut diğer problemleri çözmeye çalışın. Alışkanlıklarınızı değiştirmek, belirgin zihinsel ve fiziksel enerji gerektirir.Onun için hayatınızda evliliğiniz ya da para durumu ile ilgili başka büyük problemler olmadığından emin olun. Zamanlama başarının anahtarıdır. Hayatınızda ciddi kilo vermek için mücadele verebilecek bir noktada olmalısınız.Aklınızdan çıkarmayın ki ne kadar hazır olursanız olun kaçınmanız gereken yiyecekler yiyebilir ve aşırıya kaçabilirsiniz. Vazgeçip başa dönmek yerine bunun olup bittiğini kabul edin ve diyetinize devam edin. Mükemmel olmayı değil daha enerjik ve sağlıklı olmayı hedefleyin. Hiçbir zaman vazgeçmeyin. Egzersiz yapmak için zaman bulamama gibi bahaneleri bırakıp nasıl daha fazla egzersiz yapabilirim diye düşünün. (merdivenleri yürüyerek çıkmak ya da otomobilinizi uzağa park etmek gibi.
-Başkalarından destek alın
Sonuçta, sadece siz kendiniz kilo verme konusunda kendinize yardım edebilirsiniz. O zaman kendi davranışlarınızın sorumluluğunu almalısınız. Fakat bu her şeyi tek başınıza yapmanız anlamına gelmez. Arkadaş veya ailenizden destek alın.Sizin için en iyisini istediklerini bildiğiniz ve sizi cesaretlendirecek kişileri seçin. Sizi destekleyen kişiler sizin duygu ve düşüncelerinizi dinleyebilmeli. Sizi cesaretlendirmeli ve hatta sizle egzersiz yapmak için zaman ayırabilmeli, daha sağlıklı bir yaşam için önceliklerinizi paylaşmalı. İdeal destekleyici kişi kilo verme programına da katılan kişidir. Bazı kişiler diyetisyen veya kişisel çalıştırıcı gibi profesyonel destekte, bazıları da kilo verme organizasyonlarındaki grup desteğinden fayda görür. Bir gruba katılıyorsanız oradan kazancınız sizin verdiğinizle doğru orantılıdır. Aktif olarak katılmanız halinde destek, cesaret, yalnız olmadığınızı hissetme ve özel kaygılarınıza yardımcı öneriler gibi grubun potansiyel ödüllerinden faydalanırsınız.
-Gerçekçi bir hedef belirleyin
Yeme ve egzersiz planınızdan ne beklediğinizi düşünürken gerçekçi olun. Sağlıklı kilo verme yavaş ve istikrarlı olur. Haftada 1-2 kilo vermeye çalışın. Daha hızlı kilo vermek demek yağ yerine su veya kas dokusundan kaybetmek demektir. 6 ayda mevcut kilonuzun % 10 u hedeflenmelidir. Sonraki 3 ay içinde bu kiloyu korumalı bir problem yaşanmıyorsa 2. hedef belirlenmelidir.20 kg vermek gibi sonuca yönelik amaçlar yerine az yemek ve egzersiz yapmak gibi uygulamaya yönelik hedefler belirleyin. Alışkanlıklarınızı değiştirmek kilo vermenin anahtarıdır. Hedeflerinizin gerçekçi, size özel ve ölçülebilir olduğundan emin olun. Haftanın 5 günü günde yarım saat yürümek gibi. Geçmişteki kilo verme çabalarınızdan farklı olarak, alışkanlıklarınızı dereceli olarak değiştiren bir strateji belirleyin. Kesin bir başlama tarihi belirleyin. Nerede ve ne sıklıkla egzersiz yapacağınızı planlayın. Bol su, meyve ve sebze, hububat ve balık içeren gerçekçi bir yeme planı hazırlayın. Bir defter tutun ve bu deftere yaptığınız ve yediğiniz her şeyi not alın. Olası engeller bulun ve bunlarla başa çıkma yöntemleri geliştirin.
-Sağlıklı besinlerden zevk almayı öğrenin
Zayıflama çayları, diyet hapları, popüler diyetler ve garip bileşimler uzun dönemli kilo kontrolü ve sağlıklı bir yaşam için çözüm değildir.Onun yerine nasıl çok çeşitli sağlıklı besinler yiyebileceğinizi öğrenin.Sizin için sağlıklı bir kiloyu amaçlayan yeni bir yeme stili, alınan toplam kalorinin azaltılması hedeflenmelidir. Fakat kalorileri eksiltmek yemekten alınan tadı, tatmini ve yemek hazırlama süresini azaltmak demek değildir. Aldığınız kaloriyi azaltmanın yolu bitki ağırlıklı beslenmedir. Meyve sebze ve hububat gibi. Hedefinize ulaşırken damak tadından ve beslenmeden ödün vermemek için çeşitlilik yaratın. Yağı eksiltme üzerine uğraşırsanız kalorileri azaltmak daha kolay olur. Yukarıda belirttiğimiz formül ile günlük kalori ihtiyacınızı hesaplayın. Toplam kalori üzerinden %15-20 az kalori almak 6 ayda sizi anlamlı derecede zayıflatır. Çok düşük kalorili diyetler sağlıklı bir uzun dönem stratejisi olamazlar. Kadınlar için günde 1200 kalori, erkekler için ise 1400 kaloriden azı genellikle önerilmez. Aldığınız kalori çok düşükse sağlık için alınan tüm besinleri almama riski doğar. Herhangi bir kilo verme programına başlamadan önce en iyisi bir uzmana danışmaktır. Uzman bireysel ihtiyaçlarınıza dayanarak sağlıklı ve güvenli yiyecek seçeneklerini belirlemek için size yardımcı olacaktır.
-Aktif olun ve aktif kalın
Tek başına diyet yapmak size kilo verdirebilir. Günlük diyetinizden 250 kalori kısmak sizin ayda 1 kg vermenizi sağlar. 8000 kalori 1 kg a eşittir. Buna haftada 30 dak. Yürüyüş eklerseniz kilo verme oranınız 2 katına çıkar. Bununla birlikte egzersizin başka birçok faydası vardır. Ne kadar kalori yaktığınız aktivitenizin sıklığına süresine ve yoğunluğuna bağlıdır. Kilo vermenin en iyi yollarından biri haftanın 3 veya daha fazla gününde 30 dakikadan fazla süreli aerobik egzersiz, koşma, bisiklet gibi egzersizler yapmaktır. Ağır kaldırma v.b. gibi egzersizler yaşlanmayla birlikte gelen kas kaybını önlemeye yardımcı olur. Kas dokusu daha fazla kalori yaktığı için kas kütlesi sağlıklı kiloya ulaşmada çok önemlidir. Ne kadar fazla yağsız kas kütleniz varsa o kadar fazla kalori yakabilirsiniz demektir. Egzersize yavaş yavaş başlayıp dereceli olarak süresini ve yoğunluğunu arttırın. Ürüme, yüzme, bisiklet ve koşama ideal seçeneklerdir. Ayrıca yalnız mı yoksa başkalarıyla mı egzersiz yapacağınıza karar verin. Genelde bir arkadaş bulmak sizi programa bağlı kalmaya teşvik eder. Düzenli ve programlı bir aerobik yağ kaybetmede en iyi olsa da her türlü ekstra hareket kalori yakmanıza yardımcı olur. Yaşam tarzı aktiviteleri günümüz içerisine daha kolay uyarlanabilir. Gün içerisinde fiziksel aktivitelerinizi arttıracak yollar düşünün.
-Yaşam tarzınızı değiştirin
Birçok hafta ya da birkaç ay sağlıklı besinler yemek ya da egzersiz yapmak yeterli değildir. Bu davranışlarınızı hayatınızın geneline uyarlamanız gerekir. Bunun için öncelikle kilolu olmanıza sebep olan davranışlarınızı değiştirmelisiniz. Yaşam tarzı değişiklikleri, yeme alışkanlıkları ve günlük rutininizi dürüst olarak gözden geçirmekle başlayın. Yeme alışkanlıklarınızı değiştirmek için kendinize hangi psikolojik şartlar altında yeme isteğinizin tetiklendiğini sorun (sıkıntı, depresyon, stress, toplumsal baskı) yeme tarzınıza, alışveriş yapma alışkanlıklarınıza dikkat edin. Sizi tetikleyen durumları tespit edip onları ortadan kaldırmaya çalışın. En azından fazla etkilenmemeye gayret edin. Kilo verme konusunda kişisel hedeflerinizi belirledikten sonra geçmişinizde bu çabalarınızı sabote eden etkenleri gözden geçirin ve aynı tuzaklara düşmemeye çalışın. Başlangıçta engellerle karşılaşabilirsiniz. Ama tamamen vazgeçmek yerine tekrar deneme yoluna gidin. Unutmayın hayatınızı değiştirmeyi planlıyorsunuz ve bu bir anda olmaz. Sağlıklı yaşam tarzınıza uyduğunuz takdirde sonuç almanız kaçınılmazdır.
Fiziksel Aktivite sağlığını nasıl etkiler?
Aktif yaşam tarzı her insan için faydalıdır. Aşağıda bu yaralardan bazılarını göreceksiniz:
1. Kalp hastalığı ya da felç nedeniyle gelen ölüm riskini azaltır.
2. Kalp, hipertansiyon, kalınbağırsak kanseri ve diyabet oluşumu riskini azaltır.
3. Yüksek tansiyonu düşürür.
4. Kemik, kas ve eklemlerimizi sağlamlaştırır. Dolayısıyla Osteoporozu (kemik erimesi) önler.
5. Depresyonu önler ve mutlu olmanızı sağlar.
6. Stresle en iyi başa çıkma yoludur.
7. Kilonuzun kontrol altında tutulmasını sağlar.
8. Kemikleri güçlendirdiğinden ileriki yaşlarda yaşanan düşme ve kemik kırılması riskini azaltır.
9. Meme kanseri riskini azaltır.
10. Eklem şişlikleri ve artrite bağlı diğer rahatsızlıkları önler.
11. Size enerji verir ve gün içinde canlı hissetmenizi sağlar.
12. Daha iyi ve kaliteli bir uyku uyumanıza sebep olur.
13. Kesinlikle daha fit ve güzel görünmenizi sağlar.
Obezitenin İlaçla Tedavisi:
Obezite tedavisinde etkinliği kanıtlanmış FDA tarafından onaylanmış 2 ilaç vardır :
Sibutramin (Reductil)
Bazal metabolizmayı attırır, iştahı azaltır. Ağız kuruluğu ve kabızlık yapabilir. Koroner arter hastalığı ve hipertansiyonu olanlarda tavsiye edilmez. Orlistat (Xenical)
Bağırsaklardan yağ emilimini eksilterek alınan kalori miktarını azaltır. Sistematik emilimi yoktur. Karın ağrısı, gaz ve ishal yapabilir.
Kalori Yakmanın 20 yolu
Özel yiyecekler almadan, pahalı diyet kulüplerine katılmadan sadece hayat tarzınızı değiştirerek güvenli bir şekilde kilo verebilirsiniz.
1- Kilo almanın en önemli nedenlerinden biri yemek aralarında atıştırmaktır. Atıştıracağınız zamanlarda su için.
2- Buzdolabınızı boşaltın. Böylece hem para harcamazsınız hem de sizi atıştırmaya iten neden yok olur.
3- Yeterince uyuyun. Böylece, yiyerek alacağınız enerjiyi uyurken toplamış olursunuz.
4- Alkol, ekmek ve karbonhidratlardan uzak durun.
5- Karanlık ortamlarda bulunmamaya ve akşamları bir saat önceden uyumaya çalışın. Eğer akşam bir şeyler izlemek istiyorsanız. Karanlık değil, aydınlık bir ortamda yapın bunu.
6- Mutlaka kahvaltı yapın. Bu size gün içinde harcamanız gereken enerjiyi verecektir ve öğlen yemeğinde çok acıkmayacaksınız.
7- Öğün aralarında yeme istedi doğduğunda, sevdiğiniz bir müziği dinleyin. Araştırmalar, müzik dinlediğinizde de sevdiğiniz bir yemeği yediğinizde de beyninizin aynı bölgesi uyarılıyor.
8- Ayakta hiçbir şey yemeyin.
9- Yeşil çay için. Araştırmalar gösteriyor ki, yeşil çay içmek vücuttaki kalorilerin yakılmasında çok etkili. Günde 3 bardak yeşil çay içmeye çalışın.
10- Yediğiniz şeye konsantre olun. Televizyon seyrederken, bir şeyler okurken ya da e-maillerinize cevap verirken yemeyin.
11- Dışarı çıkın. Günde en az 20 dakika dışarıda oturmaya ya da yürüyüş yapmaya özen gösterin. Çünkü gün ışığı yeme isteğinizi kontrol etmenize yardımcı oluyor.
12- Sağlıklı şeyler yiyin. Dışarıda yemek yediğiniz zaman çocuk mönüsü ya da sossuz salata yiyin.
13- Kendinizi çok fazla zorlamayın. Diyet programınızı yaparken 1200 kalorinin altına düşmemeye özen gösterin.
14- Bahçe işleriyle uğraşın. 1 saat bahçe işiyle uğraşmak 500 kalori yakmanızı sağlar.
15- Asansör kullanmak yerine merdivenden çıkın.
16- Ev işi yaparak da kalori yamanız mümkün. Ufak tefek ev işleriyle uğraşın.
17- İp atlayın. Bu muhteşem bir egzersizdir ve diğerlerinden daha eğlencelidir.
18- Sık ama az yiyin.
19- Çikolatayı çok seviyorsanız, her akşam bir parça (küçük tabi ki) çikolata yiyin.
20- Kendinizi sıkıntıya sokmayın, her şey beyinde biter.
İlaçla Diyetle Doktor Kontrolu Şart
Kontrolsüz kullanılan ilaçlar kişiye zarar veriyor.
Kendi kendine diyet yapan bir çok kadın aynı hataya düşerek, arkadaş tavsiyesiyle diyet hapı kullanmaya başlıyor. Kafein ve diğer bazı uyarıcılara dayanan diğer diyet haplarının yanı sıra, doğal bileşenlere dayalı ve iksir özelliği taşıyan diyet hapları da bulunuyor. Unutulmaması gereken, diyet hapları asla kaloriyi azaltma, egzersiz veya doktor tavsiyelerinin yerine konulamaz.
Dikkat edilmesi gerekenler!
Uyarılar!
Diyet mevsimi ya da Diyetsiz Kalıcı Zayıflama
Diyet mevsimi açılıyor…
Bazılarınız ne zaman kapanmıştı ki diye düşünse de önümüzdeki günlerde gelişmelerin hızlanacağınızdan hiç kuşkunuz olmasın.
Kolay değil, bahar kapımızda ve bahar demek yazın gelişi demek. Fazla gecikmez, gazetelerde, dergilerde, televizyon ve radyo kanallarında, İnternet sitelerinde hummalı bir faaliyet başlar!
Bakın, neler olacak???
Sayfalar, ekranlar yine… her yıl olduğu gibi dolup taşacak “şunu ye, bunu yeme!”, “şöyle ye, böyle yeme” öğütleriyle ve tabii ortalık diyetçilerin pek bir bilimsel açıklamalarından geçilmez olacak ve her zaman olduğu gibi, reklam kapıları sonuna dek açılacak…
En çok zayıflatan, en güvenli, en sağlıklı zayıflama diyetlerini sayfalarına taşıyan gazete ve dergiler günler öncesinden başlayarak bu mühim olayı davul zurnayla duyururken, tiraj artırma garantisinin zevkini iliklerine dek yaşayacak…
Tv’ler harıl harıl güvenilir ve karizmatik diyetçilerin peşlerine düşerek rating sağlamlaştırma ve diğerlerinden geri kalmama yarışına kalkışacak…
Tabii bir yandan da mevsimi önceleyip falanca diyetçinin “harika zayıflama programıyla” kilolarını herkesten önce verme uyanıklığındaki starlar “takılın peşime sizi de zayıflatıvereyim ayol” derken sayfa ve ekranların baş köşelerine kuruluvermenin tadından yenmez zevkini doyasıya sürecekler…
Zayıflama ürün ve ilaçları, yasakmış şuymuş buymuş demeden, açıktan ve gizliden, alenen ve sinsice pazarlanacak…
Spor salonları cicili bicili zayıflama programı afişlerini yeni sezon için yenilerken hafta sayısını 1 azaltıp garantili verilen kilo sayısını 3 artıracak…
Atkins diyeti, Montignac diyeti, Zone diyeti, Miami Beach diyeti ve isimlerini saymaya satırlar yetmez yüzlerce zayıflama diyeti, cilalanmış yeni sürümleri ile “tut elimi, kır kaşığımı” heveslilerinin beğenilerine bir kez daha sunulurken, mega ötesi starlaştırılmış beslenme uzmanlarımız ve bilcümle diyetçilerimiz özel hastanelerinin promosyon bütçelerini zorlayarak mucize zayıflatan iğneleri, sırrını bir tek kendilerinin bildiği organizmayı hiç sarsmadan zayıflatıveren bitki karışımları ile, kuşkunuz olmasın, kendilerini hiç özletmeyecekler…
Ayurvedacısı, akupunkturcusu, “davul tozu-minare gölgesi ile zayıflatırımcısı”, yağ oranını gösteren teknoloji harikası tartının ya da yağ eriten makinenin pzarlayıcısı, “yağ alınır hanııım”cısı, hipnozcusu, telkincisi, NLPcisi, 1 haftada kilo verdireni, detoksçusu, anti-aging’çisi (tekrar… daha önce hiçbir şey olmamışcasına) sökün edecekler…
Her sene olduğu gibi göz gözü görmeyecek… sabah ak diyenin öğleden sonra kara dediği, zayıflamasının reklamını yapan starların senelerdir emme basma tulumba gibi aynı oyunu oynadıkları, diyetçilerin her birinin yine yeni bir zayıflama programıyla sahneye çıkmayı başarırken kimsenin kendilerine “n’oldu yahu senin geçen yılki çok sağlıklı ve çok zayıflatan reçetelerine” diye sormayacağından emin olarak sallamaya ve dönmeye devam ettikleri, diyet reçeteleri peşinde koşarken harcadıkları kalorilerin çok daha fazlasını “kontrol kayıpları” ile depolayan gazetecilerin yıldan yıla tombullaşmakta olup başlarına sürecek merhemleri olmasa da senenin flaş diyetini yayınlamaktan hiç de gocunmadıkları… filan gibi ayrıntılar “bikinim beni bekler” heyecanında unutuluverecek…
Diyetzedeler, bir kez daha kısa sürede fazlasıyla geri gelecek kilolarını (bunun hep böyle olduğunu unutarak) bir an önce verme telaşıyla, doğru diyeti, doğru yöntemi bulmaya çalışırken helak olacaklar ve psikolojilerine, aile yaşamlarına, sosyal hayatlarına yeni ve ağır darbeler indirecekler, bedensel sağlıklarını diyetlerle zayıflama umutları ile bir defa daha bozacaklar…
incelme heveslerinin büyüsüne kapılan gençler, “bunca insan diyorsa doğrudur herhalde” kanısıyla kendilerini kısıtlama tuzaklarında bulup, gözlerine fazla gelmeye başlayan birkaç kilodan kurtulmaya çalışırken, başlarına belki de ömürleri boyunca bela olacak diyet belaları saracaklar…
Çarklar eskisinden daha hızlı ve daha etkin dönecek, paralar kazanılacak, kazanılan paralarla yatırımlar yapılacak… yağ pazarı daha da genişleyecek, daha da verimli hale gelecek…
Varsın diyetlerle verilen kilolar fazlasıyla geri geliyormuş, önlem alın dendikçe obezite salgını azgınlaşıyormuş, bulimia ve anoreksiya cehennemlerinde çile çeken gençlerin sayısı hiç durmadan artıyormuş… kim takar? Önemli olan, bilimsel kilo vermektir, değil mi? Verirken bilimsel… kilolar geri gelirken cesur yürekli diyetçilerin hiçbiri ortada yok!
Peki, biz ne yapacağız?
Biz yine, dilimizin döndüğü, kalemimizin yettiğince…
Zayıflama diyetleri ile verilen kiloların kaçınılmaz olarak ve artarak geri geldiğini…
Seçilen yöntem ne olursa olsun enerji kısıtlamaları ile kilo sorunlarına çözüm bulma girişimlerinin hem umutsuz bir heves hem de ruhsal ve bedensel ağır zararlara gebe olduğunu…
Kilo sorunlarının ancak diyetsiz, kısıtlamasız çözülebileceğini ve insan organizmasının bu hedefe ulaşabilmek için gerekli tüm yeteneklerle donatılmış olduğunu… söylemeye devam edeceğiz.
Sesimize kulak verenlere, gün geçtikçe daha çok sayıda insan tarafından uygulanmakta ve sevindirici, güven verici sonuçlar vermekte olan Diyetsiz Kalıcı Zayıflama’nın tüm ayrıntılarını, elimizden gelen tüm açıklıkla anlattığımız, Zayıflama Diyetlerinin Kara Kitabı, Zayıflamak ve Şişmanlamıyorum adlı yapıtlarımızın tanesi 5,95 YTL fiyatla kitapçılarda ve İnternet kitap sitelerinde bulunabildiğini anımsatacağız ve bu kitapları okuyup, örneğin Diyet Kardeşliği sitesi gibi forumlarda birbirleri ile yardımlaşarak zayıflamaya, iyileşmeye çalışanlara gücümüz olduğunca destek olmaya gayret edeceğiz.
Zayıflama Diyetleri Çöpe!
Rimonabant… İlerleme Yok, Xenical, Reductil… Uzun Vadede Etkileri Bilinmiyor
Son günlerde gazete ve dergilere yansıyan ilgi çekici bir haberin başlığı:
“Zayıflama ilaçlarının uzun vadedeki güvenilirlikleri bilinmiyor.”
Kanada’lı araştırmacılar Dr. Raj Padwal ve Dr. Sumit Majumdar, obeziteyle mücadelede kullanılan ilaçların, güvenilirlikleri ve etkilerine ilişkin verilerin eksikliğini tespit ettikleri ve Lancet dergisinde yayımlanan makalelerini hazırlamak için, şu anda piyasada olan iki molekül (sibutramin ve orlistat, ilaç isimleriyle ilki Reductil-Meridia, ikincisi ise Xenical-Zelium… ülkelere göre aynı ilacın isimleri değişebiliyor) ile ilgili son 6 yılda yapılmış araştırmaları değerlendirmiş ve makaleleri gözden geçirmişler; Kuzey Amerika’da (FDA-Amerikan Gıda ve İlaç Konseyi henüz onayını vermiş değil) piyasada olmayan ancak bazı Avrupa ülkelerinde satışa sunulmuş olan Rimonabant molekülü (ilaç ismi Acomplia) üzerine de aynı türde bir çalışma yürütmüşler.
“Hekimlerin güvenli ve bilinçli olarak hastalarına bu ilaçları yazabilmeleri için, gerekli olan bu moleküllerin uzun vadedeki etkileri üzerine veriler yeterli değil, hekimlerin ilaçların beklenen yararlar-alınan riskler konusunda bilinçli davranabilmelerini sağlayacak araştırmalar gerekli ” sonucuna varan Kanada’lı 2 doktor, bu ilaçların geniş ölçüde kullanılmasından önce, obezite’ye bağlı hastalık ve ölümleri önemli oranda azalttıklarının klinik araştırmalarla desteklenmesi gerekir, diyorlar.
Bu araştırmayı yorumlayan Yale Üniversite’si Tıp Fakülte’sinden Dr. David L. Katz’ın sözcükleri de kayda değer: “Kilo kaybı için kullanılan ilaçların tarihçesi cesaret verici değil. Şimdiye dek FDA tarafından onaylanmış olan iki ilacın büyük bir etkinlikleri yok ve potansiyel ciddi yan etkilere sahipler ve ancak alınmaya devam edildikleri sürece etki gösterebiliyorlar… İlaç tedavisini obeziteye karşı kullanarak, insan metabolizmasının temel faaliyelerini yeniden yönlendirmeye çabalıyoruz. Olağanüstü yüklü bir toksisite ve yan etkiler faturası ödemeden başarabileceğimizi sanmıyorum.”
Hemen hemen aynı günlerde, çok saygın ve bağımsız Fransız Prescrire dergisi redaktörleri de, zayıflamada kullanılan ilaçların “çok göreceli” etkinlikleri üzerine eğilmişler ve yayımladıkları “Rimonabant ile ilerleme yok” başlıklı kısa bir yazıda şunları okuyabiliyoruz:
“Erişkin obezlerde, rimonabantın başlıca yararı yılda 4-5 kiloluk bir kayıp, ilaç tedavisi durdurulduğunda, süratle başlangıç kilosuna dönülüyor, ve tüm bunlar istenmeyen etkilerin bedelini ödeyerek gerçekleşiyor… psişik (anksiyete, depresyon), nörolojik (baş dönmesi hisleri) ve sindirim sistemi (bulantılar, kusmalar) istenmeyen etkileri ortaya çıkıyor.”
Bizim görüşümüzü biliyorsunuz… zayıflamanın ne ilaçla ne de başka bir yöntemle bedene dayatılamayacağını düşünüyor, deneyimlerimizle her geçen gün yeniden öğreniyoruz. Ve biraz da sevinerek, ne zaman uzun süreye yayılan, ciddi bilimsel araştırmalar yapılsa bu görüşlerimiz destekler doğrultuda sonuçlar verdiğini gözlemliyoruz… Ve bir kez daha hatırlatmakta yarar görüyoruz… ne bugün, ne de yarın bedeni ruhsal veya bedensel (ne yazık ki çoğu zaman ikisi birden) ağır zararlara uğratmadan insanları zayıflatacak bir molekül yok, olması da mümkün değil!
