Acıbakla Acıçiğdem Adaçayı Gece Terlemeleri Adamotu Ahlat Akdiken
Anında 5 Kilo Verdiriyor !
Ufacık bir dokunuşla 5 kilo vereceksiniz desek ne düşünürsünüz ?Hem de kalıcı bir şekilde ve oldukca güzel sonuçlar doğurarak…
Olduğunuzdan zayıf ve zarif görünmek için uygulayın :
Boy aynasının önüne geçin ve çıplak ayakla aynanın önünde dik bir şekil alın. Sırtınız duvara dayayarak durabildiğiniz kadar dik durmay deneyin. Vücudunuzu ne kadar esnetebilirseniz ve boyunuzu ne kadar daha uzunmuş gibi gösterebilirseniz bel bölgesinden o kadar kilo kaybetmiş gibi görünürsünüz.
Şayet gün boyunca bilgisayarın başındaysanız, hep koltukta dik oturmaya çalışın. Ayakta dururken de omuzlarınızı geride tutarak vücudunuzu çok fazla yamultmamaya çalışın. Bu duruş şekli omuzlarınızı dik ve daha geniş gösterecektir ve bel bölgenizin daha ince görünmesini sağlayacaktır. Ayrıca göğüs ve omuzların daha kaslı görünmesi daha fit bir imaja bürünmenizi sağlar. Sağlık açısından değerlendirdiğimizde de bu duruş boyun ve omuz ağrılarınıza da iyi gelecektir.
Ayaktayken hep dik durun ve karnınızı daima içeri çekin. Bu sayede karın kasları çok daha iyi çalışacak ve zaman içinde oluşabilecek sarkmaların önlenmesine yardımcı olacak. Aklınıza gelen her dakika karnınız içeride olsun. Kasıldıkça sertleşecektir.
Ayakta dururken poponuzu daima kasın. Bu sayede daha dik ve formda bir görünüm kazanacaksınız. Poponuzu sıkın ve dayanabildiğiniz kadar bu şekilde durun.
Eğer bu adımları gün içinde düzenli bir şekilde uygularsanız vücudunuz gayet güzel bir şekil alacaktır. Hatta uygulamaya başladığınız dakikadan itibaren 10 dakika içinde olduğunuz kilonun en az 5 kilo altında görünmeyi başarabileceksiniz
CİLT İÇİN FAYDALI VİTAMİN VE MİNERALLER
BU HAFTANIN ÖZETİ!!
Birkaç gündür evde tadilat vardı.(Cumartesinden beri).bu yüzden bloğa post yazmaya pek vaktim olmadı.Bir de üstüne üstlük Kıbrıs’tan moralimi bozan bir haber alınca canım pek yazmak istemedi.Oğlum engelli, konuşamıyor ve Kıbrıs’ta özel bir okula gidiyor.Tabii annemlerin yanında yaşıyor.Cumartesi annemler markete girmişler ve onu gelmek istemediği için arabada bırakmışlar ama arabayı da kilitlemeyi ihmal etmemişler.Yaklaşık 10 dakika sonra döndükleri zaman arabanın kapısının açık oğlumun da arabada olmadığını görmüşler.Tabii deliye dönmüş ve adını çağırarak koşa koşa mahallede onu aramışlar.Yaklaşık yarım saat sonra umutlarını kesip polisi aramışlar ve oğlumu tarif edince de onun orada olduğunu öğrenmişler.Konuşamadığı için de birinin gelip onu aramasını bekliyorlarmış.Yolda iki delikanlının onu bulduğunu ve oraya getirip bıraktığını söylemişler.Annem tansiyon hastası bir de koşup onu aramış ve bulamayınca da fenalaşmış.Bana nasıl söyleyeceklerini düşünüyorlarmış.Allahtan ki bulundu.ama ya bulunmasaydı ya başına birşey gelseydi diye düşünmekten kendimi alamadım.Ve tabii moralim sıfırın da altına düştü.Bir de annem rahatsızlanınca iyice üzüldüm.Eh evde bir de ustalar var yani post yazmaya pek de mecalim yoktu.Neyse şimdi annem yavaş yavaş düzeliyor tabii ben de.Geç de olsa yazıp bunları sizinle paylaşmak istedim.
Bu arada moralim bozuk olduğu için başım sürekli ağrıyıp midem bulandı(tansiyonum fırlamış olabilir ama ölçtürmedim) ve diyete hiç uyamadım.Ama az yemeye gayret ettim.Kilo almamaışım ama sadece 100 gr.verebilmişim:-) Eşim moralim düzelsin diye bana bir adımsayar(pedometre ) almış.Daha doğrusu Becel’in promosyonuymuş ama margarine ihtiyacımız olmadığı halde hoşuna gidip almış.Radyolu ve saatli.Hem adımlarını sayıp kaç kilometre yürüdüğünü bulup yaktığın kaloriyi hesaplıyor hem de mesafe hesabı için kendi adım aralığını girebiliyorsun.Ayrıca kalori hesabı için kendi ağırlığını da girebiliyorsun.Ekstra olarak saat fonksiyonu da var.Bize yaklaşık olarak 8 YTL ‘ye geldi.Netten araştırdım emsalleri oldukça pahalı.Yürüdükçe bakıp kaç kalori yaktığımı hesaplayıp yediklerimi yakmışmıyım diye bakıyorum.Pazartesinden itibaren(inşallah diyorum) neler yediğimi ve yaklaşık olarak yaktığım kaloriyi buraya yazmayı düşünüyorum.Tabii sonucunda kaç kilo verdiğimi de.Takipte olun.:-))
KISACA(!) HAFTANIN ÖZETİ…
Canlarım ne kadar kızsanız haklısınız.Çarşamba günü eşim işe dönünce hemen yazılarıma döneceğime dair söz vermiştim ama anca cuma günü fırsat bulabiliyorum.Bu arada neler yaptığımı anlatayım da neden fırsat bulamadığımı anlayın.Çarşamba günü niyetim evde oturup evdeki işlerimi tamamlamak ve yazılarımı yazmaktı.Daha çayımı yeni demlemiştim ki ablam aradı ve Üçkuyulardaki Çarşamba pazarına gitmemizi önerdi.Biraz mırın kırından sonra hadi gideyim dedim.Neyse önce ablama gittim ordan kızımn okuluna uğradıktan sonra henüz dinlenemeden (buralara yürüyerek gitmiştim) hemen ablam ve bir arkadaş daha pazara yürüdük.Bir sürü ıvır zıvır aldım birden bire elim doldu.Sonra tekrar ablamın evine gitmeyi (yokuş yukarı yürüyecektik çünkü) gözüm yemedi ve oradan dolmuşa binip eve geldim.
Hemen aldıklarımı açıp (koltuklar için polar örtü de almıştım) evdekilere gelince süpriz olsun diye serdim.Kızıma da köpekli anahtarlık almıştım(Kendime de).Sonra yemek hazırlamaya durdum daha yemekleri yeni bitirmiş ortalığı topluyordum ki babası kızını alıp gelmiş.Servisle gelse bir saaat daha geç gelecekti.Sonra yemeğimizi yemiş çayımızı içiyorduk ki eltim eşimi aradı ve eşim araya gitti.Sonra bir baktım yeğenini alıp gelmiş.Kızımın da Türkçe yazılısı vardı bu arada ben ona soru hazırlamış onları çözdürüyordum.gün öylece geçti tek satır yazamadım tabii…Perşembe sabahı kızımı yolculadıktan sonra acele acele kahvaltıyı yapıp yeğenle birlikte ablamla buluşmak için Perşembe pazarının yolunu tuttuk.
Buradan otobüsle 45 dk kadar sürüyor.Merve(Eşimin yeğeninin adı) Hatay pazarına ilk kez geliyordu ve çok beğendi (Daha önce Kayseri’deydiler tayinleri buraya çıktı).İki gün üstüste pazara gelmek benim için biraz yorucuydu aslında ama kızcağız çok merak ediyordu.Kızıma ve oğluma eşortman takım , eve tül örtüler(Biri Barbie’liydi)kızıma toka, oğluma çorap,dün pazradan aldığım iki hint işi yastığa iki kardeş, renkli çamaşırlar vb. aldım.Merve de çok güzel bir eşortman altı aldı.Ablam fazla bir şey almadı.Bu arada 9 eylül’den bir sınıf arkadaşım arayarak okulu mahkemeye vermek istediklerini benim katılıp katılmayacağımı sordu.Pazardan sonra önce kızımın okuluna sonra da ablamın evine gittik.Orada mikrodalgada meyvalı kek denedim.Çok güzel oldu , sadece 9 dkda yumuşacık lezzetli bir kek oldu.Çayla birlikte yedik.Sonra eşim aradı bizi oradan çünkü yürüyecek hiç halim kalmamaıştı.Eve gelip apar topar yemek hazırladım ve kızımın matematik yazılısı için soru hazırladım.bugün sabah kalktığım zman hafif bir kırıklığım vardı ve banyo yapıp biraz uzandım.Yataktan kalkmayı bir türlü canım istemedi ama sonunda kalkıp yemeğimi pişirken bir taraftan da yazımı yazayım dedim.
Bu arada geçen sene öğretmenlik yaptığım okuldaki öğretmen arkadaşlardan biri beni aradı.Başka bir yerde işe girmiş ve diyetisyen olarak birinin fikirlerine ihtiyacı varmış.Ben yardımcı olabilirmiyim diye sordu.Sonra da telefonu patronuna verdi.Kadın şu anda kaç kilosunuz diye sordu ilk olarak söylemeye utandım.Kaç kilo kaybettiğimi sordu buraya gelin görüşelim dedi.Teli kapattıktan sonra uzun zamandır yapmadığım bir şeyi yapıp gidip tartıldım.Sonuç hüsran tabii.Pazartesinden itibaren diyete yeniden başlıyorum inşallah neler yediğimi buralara yazmaya çalışacağım.Kaç kilo olduğumu da o gün açıklayacağım.Desteklerinizi bekliyorum.
KÖPEK BALIĞI KIKIRDAĞINDAN GELEN GENÇLİK VE GÜZELLİK
Okyanuslarda ve denizlerde insanların korkulu ruyası olan köpek balıklarının gençlik ve güzellik kaynağı olabileceği hiç aklınıza gelir miydi ? Benim gelmezdi şahsen ama birçok ünlümüzde köpek balığı kıkırdağından yağılan kozmetik ürünlerle gençliği ve güzelliği yakaladığını iddia ediyor. Denemekte yarar var bence. Avrupa ve Amerika’da kadınlar arasında büyük ilgi gören anti-aging gıda kapsülü Inversion F, Türkiye’de ünlü isimlerin de tercihi oldu. Gülay Kamaz, Semiha Yankı, Oya Başar, Eylem Şenkal, Seray Sever gibi pek çok ünlü isim içeriğinde köpekbalığı kıkırdağı da bulunan kapsüllerden kullanıyor. Inversion F, 30 ve üzeri yaş grubundaki kadınlarda, saç, cilt, tırnaklar ve vücut üzerinde kalıcı olumlu etki sağlarken, metabolik fonksiyonları hızlandırarak genç ve güzel bir görünüm kazandırıyor.
Geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye getirilen ve sadece eczanelerde satışa sunulan anti-aging ürünü “Inversion F”, saçlar, tırnaklar, cilt ve vücuda gençlik aşılarken çevresel faktörlerle vücuda zarar verebilecek olumsuz etkilerden de korunmayı sağlıyor. Inversion F, ilk günden itibaren ünlü isimlerden de ilgi gördü.
“Inversion F”, antioksidan etkisi ile serbest radikallerin cilde, saça ve tırnaklara vereceği zararlı etkilerden koruyor, yağ yakıcı etkisi ile vücudun kullandığı enerjiyi artırıyor, besleyici etkisi ile yenilik ve gelişim için gerekli besin takviyesini sağlıyor, güçlendirici etkisi ile vücudun ihtiyacı olan dinamizmi kazandırıyor. “Inversion F”, kadınlar için çok önemli olan saç, cilt, tırnaklar ve vücut üzerindeki dört etkinin bir arada gerçekleşmesini sağlayan bir formül içeriyor.
Kadınlar için geliştirilen ilk anti-aging gıda takviyesi olma özelliğine sahip “Inversion F”, gümüş ve kırmızı olmak üzere iki kapsülden oluşuyor. Omega 6, Yeşil Çay Özleri, C Vitamini, Çinko, Selenyum, Krom ve doğal bettakaroten içeren 2 adet kırmızı kapsül kahvaltı sonrasında; köpek balığı kıkırdağı, Omega 3 Balık Yağı, Üzüm Özleri, B2, B5, B6, B8 vitaminleri, bakır, demir içeren 1 adet gümüş kapsül ise akşam yemeklerinden sonra kullanılıyor.
MENOPOZDA SAĞLIKLI KALIN
Menopoz yaşamın normal bir döngüsüdür. Korkmaya ya da gözümüzde büyütmeye gerek yoktur.Çağımızda yaşlanma belirtilerini geciktirebileceğimiz, onları kontrol edebileceğimiz birçok yöntem biliyoruz. Bunları uygulama iradesini gösterecek kararlılığımız varsa, her dönemin ayrı bir güzelliği olduğunu fark edebiliriz. Böylece yaşamın tadını doyasıya çıkarabiliriz. Menopozun ilk âdet ile (menstruasyonla) birlikte başladığını söyleyen doktorlar vardır. Bu bakış açısı, insana umut da verebilir, umutsuzluk da. Ben daima umudu seçmeyi tercih ederim. Düşünün bir kere, kadınların adet gördüğü süre ortalama 30- 40 yıl kadardır. Az bir zaman değil! Ama elbette bir gün, menopoz belirtileri başlar. Kendimizi bırakırsak, fizyolojik ve psikolojik değişimler birbirini takip eder. Karar bizimdir, kendimizi salıvermeyi de, kontrolü ele almayı da seçebiliriz.
Erkek hormonları devrede
Hormon eksikliğinden daha önemlisi, hormon dengesi: Premenopoz ve menopoz kadınlık hormonları olan östrojen ve progesteron seviyesinin düşmesiyle kendini gösterir. Ancak tek sorun, bu hormonların düşmesi değildir. Daha önemlisi, kadın vücudundaki hormon dengesinin bozulmasıdır. Birçok kadın, östrojen seviyesi azaldıkça, erkeklik hormonunun yükseldiğini fark eder. Menopozun hoşlanmadığımız yan etkilerinin bir kısmı bu nedenle baş gösterir.
Kadınlık hormonlarının seviyesi aşağı doğru inerken, her zaman aynı seviyede kalan erkek hormonları daha etkin bir duruma geçer. Çünkü erkeklik hormonlarının düşüşü yavaş bir seyir izler. Örneğin saçlarımız incelip seyrekleşmeye, yüzümüzde kıllar çıkmaya başlar. Özellikle çene ve dudağın üst kısmında. Adeta sakal ve bıyıkları hatırlatırcasına!
Ciltte değişim
Gittikçe azalan ve sonunda kaybolan östrojen ve progesteron yoksunluğu cildimizi çok etkiler. Cildimizi gergin tutan kollajen’in üretimi azalır, yağ bezleri yavaşlar, derimiz incelir, gevşer, esnekliğini kaybeder, kurur, güneşe karşı hassasiyeti artar. Korunmazsak yüzümüz lekelerle dolar, tırnak yapısı bozulur, saçlar incelip dökülür, yüzde kıllanma başlar.
Kendinizi izleyin
Her şeyden önce, hiçbir sorununuz olmasa dahi, 40 yaşından itibaren, bir doktor kontrolüne girmenizi ve her yıl hormonlarınızı ölçtürmeye başlamanızı öneririm. Her şey yolundaysa, moraliniz yükselir, kendinizin farkında olursunuz. Dengesizlikler oluyorsa, doktorunuz size çözümler önerir. Vücudunuzda olup bitenlerin farkında olmanız çok önemlidir. Emin olun hayata karşı duruşunuzda pek çok şey hormonlarınızla ilgilidir.
Hormon tedavisi
İster haplarla, ister deriye sürülen krem ve jeller ile veya plasterle olsun, hormon desteği almanın yararları çoktur. Sentetik olanları tartışmalıdır ama bio-identitic hormonlar harika sonuçlar yaratır. Östrojen tedavisi ciltteki kollajeni arttırarak, cildin kalınlığını ve gerginliğini korumasını sağlar. Ayrıca cildin nemli kalmasına, yağ salgısının normalleşmesine, direncinin artmasına ve dış etkenlerden korunmasına yardımcı olur. Menopozda hormon tedavisi tüm sıkıntıları hafifletir. Cildi korur, yaşlanmayı geciktirtir, sıcak basmalarını, kemik ve kas kaybını önler, sinirlilik, alınganlık, uykusuzluk gibi sorunları engeller, kalp hastalıklarından korur, kan dolaşımını düzenler, beynimizi yaşlanmaktan alıkoyar
Hormon almak istemiyorsanız
Haricen östrojen almanın yararları çok olmakla beraber, her bünyeye uygun değildir. Özellikle ailede meme veya rahim kanseri hikayesi olanlara hormon verilmez. Veya bazı insanlar hormon almak fikrinden hoşlanmaz. Bu durumdaki kadınlar, bitkisel östrojenlerden yararlanabilir.
Hormon alsanız da, almasanız da önce spor!
Hormon üretimini arttırmanın en etkili yolu, egzersiz yapmaktır. Fiziksel aktivite ve düzenli jimnastik, hormonlarımızı dengeler. Orta ve ileri yaşlarda egzersiz yapanlarla yapmayanlar arasındaki hormon seviyeleri, yüzde 40′a varan farklılıklar gösterebiliyor. Bu da cildinizden beyninize varıncaya kadar, sizi tümüyle canlandıran bir gençlik pınarından su içmek gibidir.
BİTKİSEL ALTERNATİFLER (Fitoestrojenler-bitkisel östrojenler)
Başta soya ürünleri olmak üzere, bazı gıdalarda ve tohumlarda ‘izoflavonlar’ bulunur. İzoflavonlar kadınlık hormonu olan estrojene çok benzeyen özellikler taşırlar. Östrojen seviyesi düşükse, vücuttaki östrojenin yerini alırlar, yüksek ise fazlasını bloke edebilirler. Düzenli olarak soya ürünleri, mercimek, bezelye, keten tohumu, kabak çekirdeği tüketerek doğal östrojenden yararlanabiliriz.
Evening Primrose Oil: Aynı adı taşıyan bitkinin tohumlarından elde edilen çok değerli bir yağdır. Gerek adet öncesi sıkıntıları, gerekse menopoz sorunlarını hafifletir. Cildi düzgünleştirir, saçları ve tırnakları güçlendirir.
O****-3: O****-3 çoklu doymamış yağların en önemlisidir. Hiç kuşkunuz olmasın, cildi gerginleştirir, ışıltısını artırır.
A-C ve E Vitamini: Bu antioksidan vitaminler ciltte mucizeler yaratır. Hücre oluşumunu sağlarlar, saçları ve mukoza dokusunu korurlar, yaşlanma sürecini geciktirirler. Özellikle C vitamini, ciltteki lekeleri azaltır, hücre yenilenmesini ve kollajen oluşumunu sağlar.
Menopoz Döneminde Cilt Bakımı Ve Kozmetik Tedavileri:
* SU İÇİN: Bu dönemde cildinizin suya olan ihtiyacı artar. Her şeyden önce bol bol su içmeyi ihmal etmeyin.
* GÜNEŞTEN KORUNUN: Menopozdan itibaren cilt inceldiği ve yapısı zayıfladığı için, güneşten korunmanız her zamankinden daha önemlidir. Yoksa yüzünüzün lekelerle dolması işten bile değildir. Cildinizin en iyi dostu, yüksek faktörlü bir güneşten koruyucudur.
* PEELİNG KONUSUNDA İHTİYATLI OLUN: Menopoz döneminde AHA ya da BHA içeren ürünlerle peeling yapmak isterseniz, öncelikle cilt tipinizi iyi bilmeniz gerekir. Bu tür ürünler incelen cildinizi tahriş edebilir. Öte yandan ilerleyen yaşlarda (Özellikle 70 yaşından sonra) cilt üzerinde oluşan ölü deri tabakasına ihtiyacınız olabilir
* KOLAJENİ ARTIRMAK İÇİN: Tahriş edici klasik cilt bakımlarına karşı ihtiyatlı olun. Cildi soymadan kollajeni arttıran yumuşak yöntemleri tercih edin. Örneğin bir ışık yöntemi olan Foto rejuvenation çok yararlıdır. Bu ‘cilt soyucu’ bir işlem değildir. Tam tersine, üst deriyi soymadan ve yaralara yol açmadan, kollajen dokunun yeniden düzenlenmesini, kalınlaşmasını sağlar.
* NEMLENDİRME: Bu dönemde içeriğinde yüzde 15-30 oranında yağ bulunan kremler kullanılabilir. Özellikle hayvansal ya da bitkisel yağlar içeren, mineral veya kollajen benzeri nemlendiriciler, kuru ciltleri rahatlatır. Gece kremlerinden yararlanın. Bu kremlerde vitaminler, yeşil çay, soya, Qenzim-10 veya östrojen bulunur.
* YUMUŞAK TEMİZLİK: Cildinizin temizliğine çok dikkat edin. Alkolsüz tonikler kullanın ve sabun çeşitlerinden uzak durmayı tercih edin. Kullandığınız tüm sabun, şampuan gibi temizlik malzemelerinin Ph 5.5 olanlarını tercih edin.
* OZON TERAPİ: Bu tedavi kanımızı aktive ederek bütün sistemi canlandırır. Vücudumuzdaki hormon ve enzim seviyelerinin düzelmesine yardımcı olur. Hiçbir yan etkisi yoktur. Genel olarak anti-aging ve özel olarak cildi geliştirmek için güvenle kullanılabilir. Çok kısa bir özet yapacak olursam, menopozdan korkmayın! Yaşam tarzınızı geliştirmek için hiçbir zaman geç değildir. Kendinize iyi bir doktor bulun, sporunuzu programlayın, beslenmenize özen gösterin, su için, O****-3 ve antioksidanlardan yararlanın, son olarak da size uygun kozmetik yaklaşımları göz ardı etmeyin! Çok özel bir engeliniz yoksa, hormon takviyelerine karşı önyargılı olmayın.
Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (36)
KARNIMI ŞİŞİRMEDEN DE, DOYDUĞUMU FARK EDİYORUM
“Zayıflamak”… sayfa 153-155
… Doymak benim için karnımın iyice bir şişmesi, gerilmesi demekti. Kendimi ramazan davulu gibi hissetmeden, “eh, şükür, bu sefer de doydum” diyemiyordum. Yarış arabası hızıyla yemeğe başlıyor, jet tayyaresi gibi devam ediyor… sonunda da duvara çarpmadan duramıyordum. Sonra da gelsin “ahh’lar, uff’lar”… sağıma yattım olmadı… soluma yattım soluyamadım… bir daha mı böyle yemek, tövbe, deyip ertesi gün aynı terane… yenecekler bitmeden… tumba şişmeden ne dur ne de durak!
Acıkarak yemeye başladığımdan bu yana, bana bir haller oldu… dün ailecek restorandayız, ben tabii alışkanlıkla bir buçuk iskenderi çekmişim önüme… karnım da acıkmış, afiyetle başlamışım yemeye… sonra laf lafı açtı, kızın üniversite imtihanı, oğlanın araba sevdası… derken garson sırtımda bitiverdi, beğenmediniz mi der gibi bir edayla “ısıttırıp getirmemi ister misiniz?”… İskender’ciğimin yarıdan fazlası, tabakta soğumuş bana bakıyordu… “Teşekkür ederim, doydum” demişim. Dün gece rahat uyudum.
… “Kafanızdaki kısıtlamaları bitirdiğiniz, kıtlığı ihtimali ile birlikte sildiğiniz andan itibaren… acıkarak başladığınız her yemekte, doyma sinyali burnunun ucunu gösterecek, sizi enerji ihtiyacınız doğrultusunda durdurmaya başlayacaktır”.
“Doymak” karnını şişirmek değildir… Yenecekler bittiği için durmak da değildir…
Doyduğunuza “diğerleri durduğuna göre, benim de durmam gerekir herhalde” diyerek karar veremezsiniz…
Sizin doyduğunuza “yaşına, boyuna, vücut tipine, kan grubuna…burcuna… göre hesapladık, bu kadarla doyman gerekir” gerekir diyenler hiç karar veremez…
Dün yeten miktarlar, bugün sizi doyurmayabilir… yarın fazla gelebilir…
Doyduğunuzu size söyleyebilecek yeterlilikte tek merci bedeninizdir.
“Ağırlık kontrolü mekanizmaları” hiç durmadan çalışmakta, alınan ve harcanan her bir kalorinin hesabını hiç yanılmadan yapmaktadır. Bedeniniz enerji stoklarının durumunu yaşamınızın her bir anında kalorisi kalorisine bilmekte ve bu stokları ustalıkla idare etmektedir.
Size düşen sadece, bu muhteşem kalori-sayar’ın size haber vermesine olanak sağlamak, ve dediklerini “dinlemek”tir.
Kendinizi ve bedeninizi kandırma ya da açlığa mahkûm etme sevdalarına kapılmaz, yapılamazı yapmaya kalkışmazsanız… bedeninizin “normal programı” doğanın sizin için öngörüp, genetiğinize yazdığı “doğal ağırlığınıza” sizi döndürmek için gereken her şeyi yapacaktır.
Doyma sinyali bu programın “durdurma ögesi”dir. Enerji ihtiyaçlarının “bir süre için karşılandığını” gören organizmanın, “şimdilik yeter” deyip, bunu size haber vermesidir.
Acıkmayla yemeğe başlamayı, beslenme davranışlarınızın temel direği haline getirip, basit ve “kendiliğinden” bir alışkanlığa dönüştürmeye başladığınız bu adımda… doymayla ilgili hedefiniz, sadece varlığının farkına varmak, “bariyerlerin” sizin için de mevcut olduğunu kavramak.
Lida daidai hua zayıflama yosun hapları… reductil… sibutramin
Lida daidai hua zayıflama yosun hapları… dikkat tehlike! başlıklı yazımıza gelen bir yorumu yazılanlardan herkesin öğreneceği çok şey olduğunu düşündüğüm için ben yorum eklemeden buraya alıntılıyorum…
ben şuanda 3.gün”lida” hapı kullanıyorum,internetten satın aldım.ve korkuyorum çünkü 2.gece uyumuyorum uykum hiç yok kendimi çok garip hissediyorum sarhoşuğun ötesi birşey.kendi sesim sanki yabancı geliyor bana.evet bu ürünü alırken biliyordum ki içinde ot mot yok ,sibutramin var.bir kaç yıl önce reduktil kullandım ki onun içinde de 15mg sibutramin vardır ama bu belirtilerin hiç birini yaşamadım.reduktil 110ytl ama “lida”38 ytl yani benim salakkça yaptım hesabım şuydu nasıl olsa sibutramin kullanıcam sadece fiyat farkı var. ama korkuyla hissediyorum ki “lida” içinde herhalde çok yuksek bir doz var.lütfen bana yardım edin ne yapmam gerek?herhalde yarından itibaren artık bu zehiri kullanmayacam artık .ama yinede birşeyler yapmamız lazım .bence bu çok tehlikeli bir hap yani “reduktil” bunun yanında çiçek kalır. birde bir kaçtane eczanede satıldığını gördüm bu ilacı.eğer beni duyan biri varsa lütfen cevap verin.bu hapın içinde ne var tam olarak öğrenmek istiyorum çünkü çok kötüyum ama eşime de söyleyemiyorum(gizli kullanıyorum).yani bu hapı nereye götürmem lazım,bu hapı bana satan site sorumlu mu?eğer allah korusun bana veya benim gibi kullananlara bir şey olursa bunun hesapı kime sormamız lazım?lütfen acil yardım edin…hapının kutusundan zaten reçete filan diye bir şey yok. çince yazılı küçük bir kıad parçası var. hapların de zehirli bir yeşil rengi var.sadece 3. gün kullanıyorum ama artık çok pişmanım.sibutramini yuksek dozların nelere yol açtığını biraz önce nette bulup okudum ve tüylerim diken diken oldu.birde ben en azından artık biliyordum içinde sibutramin olduğunu peki o zavallı insanlar hangiler “100% natural bitkisel” haberleri bile olmadan bu zehiri kullanıyorlar?! zayıflatıyor mu bu hap?bilemiyorum …evet hiç bir şey iyemiyorum bir lokma bile ama su da içemiyorum ağız kuruluğum da dedikleri gibi bende yok.artık bilmek de istemiyorum ama yinede ne var bu hap içinde tam olarak öğrenmek istiyorum ,herkez öğrensin.kendimi zehirliyorsam 3 gündür en azında bileyim neyle.tekrarSOS diyorum .lütfen…
Yanıtım burada
Zayıflama İlaçları 3
Zayıflama ilaçlarını büyüteç altına yatırdığımız yazılarda, ismi ilaç olsun olmasın… kimyasal etkisiyle kilo verdirme iddiasında olan tüm ürünlerle ilgileneceğiz. Bazıları, yasal olarak ilaç adlandırmasına hak kazanmış, gerekli yasal kontrollerden geçerek piyasaya sürülmüştür. Diğerleri ise, zayıflatma hapı, zayıflatma otu, yosunu, vs. isimler taşırlar, ama ilaç olarak adlandırılmazlar. Baştan bu küçük ayırımı yapmak şart ama bir yandan da, ilaç olarak adlandırılanların da reçetesiz, kolayca elde edilebildiklerini düşününce… fark nerede, diye sormaktan kendimizi alamıyoruz.
Zayıflama ilaçları ve ürünleri birkaç başlık altında toplanabilir:
*İştah kesici-baskılayıcılar.
*Yağ bağlayıcılar.
*Metabolizmayı artırıcılar.
*Yağları eritme iddiasındakiler.
*Kasları geliştirerek, dolaylı yoldan metabolizmayı artırma iddiasındakiler.
Tüm bu ilaç ve ürünlerin kalıcı zayıflama sağlamadaki ortak ve kaçınılmaz başarısızlığının nedenlerini anlamak niyetindeysek, görünürdeki farklılıkların ötesinde… hangi ortak noktada buluştuklarını kavramak yararlı olur.
Suni ve kimyasal yollarla…
İştahı kesip, yenenleri azaltmaya çalışırken…
Alınan yağların bir kısmının emilmeden bedenden atılmasını sağlamaya çalışır ve bu yolla yenenlerden alınabilecek enerjiyi azaltmaya uğraşırken…
Metabolizmayı artırıp, alınan enerjiyi kolay yoldan harcatmaya çalışırken..
Ya da (hiçbirinin kanıtlanmış yağ eritici etkisi bulunmamasına rağmen) yağları eritip bedenin enerji stoklarını azalmaya çalışırken…
Yapılan, yapılmaya çalışılan hep bedeni kendi ayar mekanizmalarının dışında, enerji stokları (yağ depoları) azaltımına zorlamak. Daha ilk kitabımızdan itibaren, bu ortak noktanın altını çizmiş ve kalıcı zayıflama hedeflendiğinde…
“İnsan bedeninin zayıflamanın kendisine dayatılmasını kabullenme olasılığı mevcut mudur?” sorusunu sormuştuk.
Bizce hayati önemdeki bu sorunun yanıtını her geçen gün hayatın kendisi ve diyetzedelerin çektikleri veriyor:
Tüm zayıflama diyetleri, kısıtlama (açık ya da gizli) içeren tüm incelme yöntemleri geri tepiyor… üstelik insanları hem şişmanlatıyor, hem de hasta ediyor!
