BAĞIRSAK SORUNLARI VE BAĞIRSAK DÜZENSİZLİĞİ İÇİN BİTKİSEL ÖNERİLER

Bağırsak enfeksiyonlarının yoğun olduğu, bir mevim içindeyiz. Bu konuda dikkatli davranıp gereken tedaviyi almak şart. Bol sıvı,ayran,maden suyu gibi doğal destekler ile de sıvı ve element kaybını yerine koymöak gerekir.
Bir de pek çok kişinin yaşadığı bağırsak düzensizliği ve sindirim sorunu gündemde. Bu iki sorun için bitkisel çözümler arayanlara, bir kaç öneri ;
Anason çayı, hazımı kolaylaştırır ve bağırsak gazlarını yok eder.
Ardıç meyveleri, bağırsak gazlarını önler.
Armut, bağırsakları yumuşatır.
Asma çubuklarından çıkan sıvı, bağırsak kanamalarına karşı kullanılır. Bazı yerlerde bu sıvı göz damlası olarak da kullanılır.
Ayva, bağırsağı kuvvetlendirir.
Bamya, sindirim sistemini düzenler, bağırsakları yumuşatarak kabızlığı önler.
Biberiye çayı, mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir. Safra kesesi salgısını çoğaltır.
Bira mayası, hazımsızlık ve bağırsak zorluklarına karşı etkilidir. Ayrıca bağırsaklarda çürüyen besinlerin oluşturduğu zehirli maddeleri zararsız hale getirir. Bağırsak iltihabına, iyi gelir. İki üç kahve kaşığı bira mayası bir bardak suya karıştırılarak günlük olarak tüketilebilir.
Fasulye, bağırsak temizler.
Havuç tohumlarından yapılan şurup, mide ve bağırsak gazlarını, kanamalarını ve iltihaplarını önler.
Isırgan otu özü, metobolizma rahatsızlıklarının yanı sıra bağırsak, mesane, böbrek, dalak hastalıklarına iyi gelir.
Kabak çekirdeği, bağırsak kurtlarını düşürücü, zehirli olmayan önemli bir tedavi maddesidir.
Büyüklerin 700 gram, küçüklerin ise 400 gram kabak çekirdeğini aç karnına yemeleri gerekmektedir. Ayrıca; çekirdekleri yedikten 2-3 saat sonra bir çay bardağı hint yağı içmek istenen sonuç açısından etkilidir.
Kavun, bağırsakları yumuşatır.
Kekik, bağırsak parazitlerine iyi gelir.
Kimyon, karın ağrısına, mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir.
Lahana, çiğ olarak yenildiğinde sindirim sistemi rahatsızlıklarına, bağırsak tıkanıklığına, bağırsak tembelliğine, bağırsak kurtlarına iyi gelir.
Lavanta çiçeği çayı, bağırsak gazlarını yok eder.
Melisa, bağırsak ağrılarına çok iyi gelir.
Nar, kabuğu bağırsak kurtları ve solucanları düşürücü etki yapar.
Nohut, bağırsakları yumuşatır.
Salep, bağırsak tembelliğine iyi gelir.
Semizotu, bağırsakları yumuşatır.
Tarçın ağacı yapraklarından ve kabuklarından elde edilen tarçın yağı, bağırsakları düzenler. Hazmı kolaylaştırır, ağrıları dindirir, mide kramplarını giderir.
Tarhunotu, limon, elma, incir domates, Bağırsak enfeksiyonlarına iyi gelir.

harika bir yazı:))

internette gezinirken komik bir yazı buldum.Paylaşmak istedim. İnsan dalga geçince gerçekten kendini kilolarına karşı daha rahat hissediyor.

Bu yazı http://www.sinancanan.net ‘ten alıntıdır. 2001 yılında yazdığı bu yazısıyla keyfimi yerine getirdiği için teşekkür ediyorum…

Merhaba,
Bu yazımda perhiz yaparak zayıflamayı bir türlü başaramayan okurlarım için Mezopotamyalı ünlü doktor Johhannes Bezdyrene tarafından özel hazırlanmış olan “5 günde 18 kilo vermeyi kim istemez? Tabii ki su aygırları!” adlı diyeti sunacağım. Bu diyet, kesinlikle iyi sonuç veriyor. Hatta bazı deneklerin bu perhiz listesini sadece okuduktan sonra 250 gram ilâ 3 kilogram arası ağırlık kaybettikleri, bu kaybın da özellikle istifra vasıtasıyla vuku bulduğu bildirilmiştir. Şimdi isterseniz, sözü fazla uzatmadan kiloları kısaltalım (Hıhahhahhah!):
5 GÜNDE 18 KİLO PERHİZİ
1. GÜN
Sabah kahvaltısı: Bir bardak su, yarım bardak daha su, sonra hala açsanız, bir saat kadar sonra bir bardak daha su.
Öğlen yemeği: Bu gün öğlen yemek yemek yasak. Ama iki bardaktan fazla olmamak kaydıyla su içebilirsiniz.
Akşam yemeği: İki bardak su ve yarım çay kaşığı diş macunu (tadı iğrenç olacağından yiyemezseniz, bir bardak daha su).
2. GÜN
Sabah kahvaltısı: En az kırk dakika haşlanmış çift sarılı yumurtanın kabuğu ve bir bardak su (iki damla limon damlatabilirsiniz). Ardından günlük egzersizlerinizi yapınız (135 şınav, 400 mekik, 300 takla ve binbeşyüz tur hızlı hızlı kendi çevrenizde dönme; sonuçta istifra edebilirsiniz ki, bu da arzu edilen bir durumdur).
Öğlen yemeği: Yarım kilo dana pirzolayı teflon tavada az miktarda su ilavesiyle ve yağsız olarak güzelce pişirdikten sonra, 0,2 gram kepek ekmeği kabuğunu, iyice pişmiş etin buharına 2 saniye tutarak yiyebilirsiniz. Ayrıca su içmeyi abartmayınız. En fazla yedi bardak içebilirsiniz.
Akşam yemeği: Dört adet maydanoz yaprağını, taze kaşar peynirinin ambalajına sararak tüketiniz. Zorlansanız da yapınız bunu. Sonra da bol bol su içiniz.3. GÜN
Sabah Kahvaltısı: Muhtemelen kalkmakta zorlanacağınız için, bu sabah kahvaltı etmeseniz de olur.
Öğlen yemeği: 10 dakika boyunca pişirdiğiniz bol zeytinyağlı imambayıldıya bakınız. Ama sakın dokunmayınız. Bayılırsanız, ayılıp 10 dakika daha bakınız. Ardından da bir bidon su içiniz.
Akşam yemeği: 1,5 gram kadar haşlanmış tavuk etini 3-5 kez çiğneyip hemen tükürünüz. Sakın ha yutmayınız!. Ve tabii ardından bir kaç damacana suyunuzu içiniz.
4. GÜN
Sabah kahvaltısı: İçtiğiniz sular ve besin yetmezliği dolayısıyla bozulan mesaneniz sayesinde, gece boyunca sadece yatağınızı değil, halıyı ve perdeleri dahî ıslatacağınız için, sabah saatlerini temizlikle geçireceksiniz. Yok eğer temizliğe takatim kalmadı diyorsanız, çarşafın kuru bir ucundan bir kaç santimetrekarelik bir bölümü yiyebilirsiniz.
Öğlen Yemeği: Olur da mutfağı bulabilirseniz, ısırgan otunu kaynar suya atıp, soğutmadan içmeyi deneyin. Bu, bütün yeme isteğinizi kesecektir. Isırgan otu yoksa bir avuç cam çivisi de aynı işi görür. Yalnız yutmasanız iyi olur.
Akşam yemeği: Bu akşam, vücudumuzdaki toksinlerin (zehirlerin) daha rahat atılabilmesi için en az üç adet müshil hapı içeceğiz. Tabii yanında en az iki varil suyumuzu unutmuyoruz. Müshil hapı yoksa hint yağı (en az 5 su bardağı) içiniz. Ardından istediğinizi yiyebilirsiniz, çok önemli değil.
5. GÜN
Sabah Kahvaltısı: Dün geceki akşam menüsünden sonra, bu sabah daha esaslı bir temizlik gerekecektir. Fakat ben size odadan hemen kaçmanızı tavsiye ederim (eğer gece boğulmamışsanız). Muhtemelen gideceğiniz yer de kenef olacaktır. Dolayısıyla bu sabah da kahvaltı edemeyeceksiniz.
Öğlen Yemeği: Eğer telefona ulaşacak gücünüz kalmışsa, muhtemelen öğlen saatlerinde size serum takılmış olacaktır. Bu günkü öğlen yemeğinizi de serumdaki bileşenler halledecektir, telaşlanmayın.
Akşam Yemeği: Akşamleyin muhtemelen sokakta olacaksınız (sizi hastaneye götüren ambulanstaki görevli, tüm ambulansı batırdığınız için sizi arabadan atmış olmalı). Yanınızda para olmadığı için hamburgerciye falan da gidemezsiniz. O yüzden ben size bol akan bir dere bulup kafayı daldırmanızı ve bol su içmenizi tavsiye ederim.
********
Evet, artık bu muhteşem perhizin sonuna geldiniz. Hala hayatta iseniz, yaklaşık 15-18 kilo vermiş olmanız gerekiyor. Muhtemelen bir ay içinde hastaneye yatmanız da gerekebilir. Ama amacımız kilo vermek olunca, her şeye değer doğrusu. Sizce de öyle değil mi?
(*) Kendisi aslında 121 kilo olan Dr. Bezdyrene, bu diyeti 15 gün boyunca uygulamış ve 21 kilo olarak bu hayata veda etmiştir. Bu diyet reçetesini ise ölmeden bir gün önce, yanında bulunan hemşirelerden birine tarif yoluyla yazdırmıştır.
Ruhu şâd olsun.


Kısa süreli diyetten kaçının

Çabuk kilo verdiren diyetler neden işe yaramıyor? Dikkat ettiniz mi kısa zamanda verdiğiniz kiloları yine kısa zamanda geri alıyorsunuz. Peki nedenini düşündünüz mü?

Vücut normal temposunda çalışırken birdenbire aşırı kilo verdiren 800 - 900 kalorilik bir programa geçtiğiniz zaman vücut bunu açlık tehlikesi olarak algılıyor ve beyin vücuda ‘temponu düşür’ diyor. Bu kez vücut çalışma hızını düşürüyor.
Azalan besin miktarını dengeli kullanmak istiyor. İsveç diyeti gibi rejimleri en fazla 10-15 gün uygulayabilirsiniz. Sonra normal yeme biçimine herkes geri dönüyor.
Çabuk kilo verdiren diyetlerde en büyük kilo kaybı ilk birkaç günde olur. Ancak kaybedilen genellikle yağ değil, sudur. Bu diyetler şişmanlığa ancak geçici çözümler sağlar.
Bu diyetten sonra tipik alışkanlıklarınıza, yağlı, tuzlu şekerli unlu yeme tipine geri döndüğünüzde vücudunuzun temposunu bilinçsiz bir diyetle yavaşlattığınız için artık yeni gelen yiyecekle metabolizmanız baş edemez. Eskisi gibi yeseniz de daha çok kilo almaya başlarsınız. Ayrıca bu diyetler kişide stres yaratır ve daha çok yemeye yöneltir. Kişinin ileride uygulayacağı diyet programlarında başarılı olması zorlaşır, sağlıklı diyetlere zor cevap verir. Özellikle ergenlik çağında kesinlikle yapılmamalı.


Yazın içmek kilo yapar

Yaz aylarında ter kaybı ve hareketsizlik yüzünden vücut dengesinin bozulmasıyla meşrubat, dondurma gibi kalorisi yüksek besinlerin aşırı tüketimi şişmanlığa neden oluyor.

Yazın aşırı sıcaklar, ter kaybı nedeniyle metabolizma yavaş çalıştığı için daha kolay kilo alındığını dile getiren uzman diyetisyenler, ince kalabilmek için şu önerilerde bulunuyor:

Kilo almamak için…

Meyveli dondurma tercih edin, günde 2 toptan fazla yenmeyin.

Patates kızartması, kola ve hamburger yerine, hamburger ve ayran alın.

Günde en az 3 litre su, 2 bardak ayran, 1 şişe soda için.

Bol sebze ve meyve tüketin.

Etten uzak durun, mutlaka yenecekse tavuk ya da balık ızgara olarak tüketin.

Meşrubat almayın ya da diyet olanları için.

Kızartmalara dokunmayın.


Gözünüz belinizde olsun!

Bel bölgesindeki yağlanmanın çok tehlikeli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Vedat Sansoy, “Bel kalınlığının erkeklerde 102, kadınlarda ise 88 santimetreden fazla olması, kalp hastalığı riskini 1.5 kat artırıyor. Özellikle 40 yaşından sonra” diyor

ZAYIFLARKEN sağlığınızdan olmayın - 2
AYŞEGÜL AYDOĞAN

Kilolar arttıkça, vücuttaki yağlanma bölgeleri de değişiyor. Kalça, bel, basenler yavaş yavaş genişliyor. Ancak kaç kilo alındığından ya da kaç kilo fazlanız olduğundan çok, yağın nerede ve ne kadar biriktiği artık daha önemli.
Günümüzde obezite ve kalp hastalıkları riski denince, kabul edilen parametrelerin başında bel çevresi ölçümü geliyor. Konuyla ilgili sorularımızı Haseki Hastanesi Kardiyoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Vedat Sansoy yanıtladı.

5 risk faktörü arasında
Elma ve armut tipi şişmanlık nedir?
Yağın bedenin alt bölümlerinde, basen ve kalçada toplanmasına jinoid yani armut tipi şişmanlık, yağın bel çevresinde toplanmasına ise android yani elma tipi şişmanlık diyoruz. Özellikle elma tipi şişmanların kesinlikle zayıflamasını öneriyoruz.

Bel çevresi son yıllarda neden önem kazandı?
Bel çevresi, kalp hastalıkları riskini belirleyen metabolik sendrom dediğimiz 5 risk faktöründen biri. Kolesterol, sigara gibi bilinen kalp hastalıkları nedenleri, bugün kabul edilen riskler arasında yer almıyor.

Nedir bu riskler?
Bel çevresinin erkeklerde 102, kadınlarda 88 santimetreden yüksek olması, HDL kolesterolün 40′ın altında olması, trigliserid değerinin 150′nin üzerinde olması, kan basıncının 140 - 90′ın üzerinde olması ve açlık kan şekerinin 110′un üzerinde olması. Tüm bunlar kalp hastalığı riskini artırıyor.

Kolesterol de artıyor
Beldeki yağlanma neden kalp hastalıkları riskini belirliyor?
Bel çevresindeki yağ, iç organları tutuyor. Riskli olan bu. Bel çevresi bu değerlerin üstünde çıkan kişilerde kalp ve damar hastalıkları riski 1.5 kat artıyor. Bel çevresi yüksek saptananlarda tansiyon ve kolesterol değerleri de daha yüksek.

Kimler bel çevresini ölçmeli?
Aslında herkes ölçmeli diyoruz ama özellikle 40 yaşın üstündeki kişiler mutlaka bel ölçüsünü bilmeli.

Kolesterol önemini yitirdi mi?
Önemini yitirmedi ama şöyle bir durum olabilir. Kişinin kolesterolü normal çıkabilir. Buna karşılık bel çevresinde yağlanma oranı fazladır, dolayısıyla bu kişi risk grubundadır.

Türklerin bel çevresi ne durumda?
Türk Erişkinlerinde Kalp Hastalığı ve Risk Faktörleri Sıklığı Taraması Çalışması’na göre Türkiye’de özellikle kadınların beli giderek kalınlaşıyor.

AÇ KALMADAN AYDA 10 KİLO VERİN!

KAHVALTI

Çay, kahve vs. (Şekersiz)
2 kibrit kutusu peynir (60 gram)
Salata
1 ince dilim ekmek (30 gram)
ÖĞLE

3 köfte kadar et, tavuk, balık (90 gram = 1 porsiyon)
Salata
1 ince dilim ekmek
Veya
1 kâse çorba
Salata
1 ince dilim ekmek
Veya
1 adet kaşarlı yağsız tost ve çay - kahve (şekersiz)
SAAT 17.00′DE

2 porsiyon meyve
veya 2 adet galeta

AKŞAM

5 - 6 yemek kaşığı sebze yemeği
Salata
1 ince dilim ekmek
Gece boyunca 2 porsiyon meyve

NOT: Bu diyetin birinci haftasında günde yarım su bardağı yoğurt istenildiği zaman yenebilir. Ayran, cacık olarak da kullanılabilir. İkinci haftada yoğurt kullanılmaz. Diyeti uygulayan erkekler günlük porsiyon miktarlarını 1/2 oranı kadar artırabilirler.

Türk kadınları obezite sınırında

Türkiye’de özellikle kadınların, Avrupa’daki hemcinslerine oranla daha şişman olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sansoy, şunları söyledi: “Beden Kitle Endeksi değerlerine göre Avrupa’daki erkeklerde yüzde 14-15 olarak saptanan obezite değerleri, Türk erkeklerinde de aynı. Ancak kadınlarda, Batı ve Kuzey Avrupa kadınlarının yüzde 13- 14′ü Güney ve Doğu Avrupa kadınlarının yüzde 25-30′u obezken, bu oran Türk kadınında yüzde 47.”

Sadece yüzde 5 kilo kaybıyla…

Kiloyla ilişkili hastalık riskini,
Kan basıncını,
Kan şekerini,
Kandaki kolesterol ve trigliseridleri,
Ve erken ölüm riskini azaltmış olursunuz.

>Belinizi düzenli olarak ölçün
BEL ÖLÇÜSÜ ERKEK (cm) KADIN (cm)
Normal 94′ten küçük 80′den küçük
Risk düzeyi orta 95 - 102 80 - 88
Risk düzeyi yüksek 102′den büyük 88′den büyük

Sişmanlık riskini en iyi ortaya koyan Beden Kitle İndeksi (BKİ), kilogram olarak vücut ağırlığının, boyun metre cinsinden karesine bölünerek hesaplanıyor. Örneğin 70 kg. ağırlığında, boyu 1.60 cm. olan birinin BKİ’si şöyle hesaplanır: 70 / (1.60 x 1.60) = 27.34 kg/m2′dir.

Zayıf 18.5 kg/m2′den küçük
Normal (Sağlıklı) 18.5 - 24.9 kg/m2
Fazla kilolu 25.0 - 29.9 kg/m2
Obez 30 - 39.9 kg/m2
Morbid obez 40 kg/m2′den büyük

Sofrada nelere dikkat etmeli?

Kızartmalardan uzak durun.
Ekmeğe tereyağı sürmeyin.
Sosları yemeğinizden ayrı olarak isteyin.
Yağsız sebzeleri tercih edin.
Kremalı soslu yiyecekleri seçmeyin.
Bol su için.
Tatlı yerine, sık yemediğiniz bir meyveyi deneyin.
Bir öğünde fazla yerseniz, bir sonraki öğünü sadece peynir ve salata ya da yoğurt ve salata ile geçiştirin.

(Roche Diyet ve Aktivite Önerileri broşüründen yararlanılmıştır.)

SAĞLIKLI YAŞAMIN SIRRI BU PİRAMİTTE

ŞEKER
Orta seçim: Pekmez, bal, reçel, marmelat, sebze ve meyveli tatlılar.
Sakınılması gereken: Çikolatalı ve tereyağı eklenmiş ağır tatlılar.

YAĞ:
En iyi seçim: Bitkisel sıvı yağlar (zeytinyağı, soya, mısırözü, ayçiçeği), zeytin. İyi seçim: Omega 3 / Omega 6 içeren margarin, fındık fıstık, ceviz.
Orta seçim: Fıstık ezmesi, soya sosu, mayonez.
Sakınılması gereken: Tereyağı, içyağ, sadeyağ, katı margarin, şekerli fındık, fıstık ezmeleri.
(1 porsiyonda olması gereken miktar: 5 adet zeytin, 1 tatlı kaşığı sıvıyağ, 1 tatlı kaşığı Omega 3 / Omega 6 içeren margarin, 5 - 6 fındık, 3 ceviz.)

SÜT - YOĞURT:
İyi seçim: Yağı alınmış veya azaltılmış süt, yoğurt, çökelek, lor, yağsız veya az yağlı sütten yapılan dondurma ve sütlü tatlılar.
Sakınılması gereken: Tam yağlı süt, yoğurt, yağlı peynirler, kremadan yapılan dondurma.
(Günde 2 - 3 porsiyon. 1 porsiyon miktarı; 1 su bardağı süt, 1 su bardağı yoğurt.)

ET - ET ÜRÜNLERİ:
En iyi seçim: Balık, tavuk, hindinin derisiz beyaz eti. İyi seçim: Tavuk ve hindinin derisiz siyah eti, yağsız kuzu eti. Sakınılması gereken: Sakatatlar, yağlı et, kızartılmış etler, tavuk derisi. (Günde 2-3 porsiyon. Porsiyon miktarı 30 gram tavuk, balık, dana, hindi eti, 30 gr. peynir.)

SEBZELER:
En iyi seçim: Yeşillikler, lahana, pırasa, karnabahar, domates.
İyi seçim: Tüm taze sebzeler.
(Günde 3 - 5 porsiyon. 1 porsiyon miktarı; 4 çorba kaşığı pişmiş sebze, 1 orta boy havuç, 4 çorba kaşığı bezelye.)

MEYVELER:
En iyi seçim: Portakal, mandalina.
İyi seçim: Avokado dışında tüm meyveler.
(Günde 3 - 4 porsiyon. 1 porsiyon miktarı; 1 küçük boy elma, 1 küçük boy armut, 1 orta boy şeftali, 1 orta boy portakal, 3 - 4 adet kayısı veya erik.)

TAHILLAR, KURUBAKLAGİLLER
İyi seçim: Kepekli ekmek, buğday unu ekmeği, çavdar ekmeği, yulaf ekmeği, bulgur pilavı, zeytinyağlı kuru baklagil, bulgur sebze karışımı yemekler. Orta seçim: Sıvıyağ
la pişmiş pirinç pilavı, makarna, mantı, beyaz ekmek, yağsız kraker. Sakınılması gereken: Yağ ve şeker içeren her türlü unlu ürünler, bisküvi, krakerler. (Günde 6 - 11 porsiyon. 1 porsiyon miktarı; 1 ince dilim kepekli ekmek, 1 kepçe çorba, 2 çorba kaşığı bulgur pilavı, 2 çorba kaşığı pirinç pilavı, 2 çorba kaşığı makarna, 4 çorba kaşığı kurubaklagil, 1/2 haşlanmış mısır, 1 küçük patates, 1 çay bardağı leblebi.)
(Türkiye Diyetisyenler Derneği’nin broşüründen alınmıştır.)


Aç dolaşırken de kilo alabilirsiniz!

Türk Kalp Vakfı Beslenme ve Diyet Uzmanı Dr. Özbay, “Birkaç kilo vermek uğruna yetersiz ya da dengesiz beslenenler kilo alır, vücutları yağlanır” diyor

ZAYIFLARKEN sağlığınızdan olmayın - 1
AYŞEGÜL AYDOĞAN

Günümüzde her 100 kişiden 30′u kilo vermekle uğraşıyor. Zayıflama çabaları, kimi zaman ilaçlar, kimi zaman da diyet reçeteleri nedeniyle öldürücü boyutlara ulaşabiliyor. Öyle ki uzmanların 200 diyetten “sadece 20’si sağlıklı” dediği diyet reçeteleri kadar, piyasada dolaşan ilaçlar da ölüm saçıyor. Fazla kilolar, her ne kadar estetik yönden rahatsız etse de asıl sağlık açısından büyük bir sorun. Tıpta “obezite” olarak adlandırılan şişmanlık, son birkaç yıldır hastalık olarak kabul ediliyor.
Dizi yazımızda kilolarınızdan kurtulmak için sağlıklı diyet örnekleri ve önerilerini birlikte bulacaksınız.

7 besin grubu da olmalı
Yeterli ve dengeli beslenmenin sağlıklı zayıflamanın ilk kuralı olduğunu söyleyen Türk Kalp Vakfı Beslenme ve Diyet Uzmanı Dr. Sumru Özbay, konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı:

Yeterli ve dengeli beslenmenin formülü nedir?
Yedi tür besin grubunu içeren beslenme, dengeli beslenmedir. Bu besin gruplarını süt ve yoğurt grubu, peynir ve yumurta grubu, et, tavuk, balık grubu, sebzeler ve meyveler, kurubaklagiller, ekmekler ve yağlar olarak ayırıyoruz. Bu yedi tip besinin, vücudun ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri karşılaması için her öğünde mutlaka tüketilmesi gerekli.

Peki yetersiz ve dengesiz beslenmenin sonucu…
Kilo almaya başlama ve yağlanma.

Vücutta daha çok hangi bölgeler yağlanmaya elverişli?
Erkek göbeklenir çünkü…
Kadın ve erkek vücudunda yağlanma bölgeleri bellidir. Genelde sırtta, belde, basende, omuz ve göğüs çevresinde, kalçada, karında yağlanmalar görülmekte. Sıklıkla bu bölgeleri üç kısma ayırabiliriz. Birincisi koltuk altından göğüslere doğru olan kısım, ikincisi karın, üçüncü kısım ise basen ve kalçalar. Baldır ve üst bacak kısmı, bir diğer bölgeyi oluşturur. Bunun dışında özellikle erkeklerde görülen, alkole bağlı şişmanlıklarda mide genişlemesi, mide üzerindeki yağ birikiminin de çok fazla olduğunu görüyoruz.

adın ve erkek arasında ne fark var?
Erkeklerde daha çok bira türü mayalı içkilerden kaynaklanan göbek yağlanması meydana geliyor. Bu nadiren kadınlarda da görülebilir. Kadınlarda ise kalça, baldır ve karın bölgesinde şişmanlık oluyor.

Günde 1 saat yürüyün
Formda kalmak için en etkili spor hangisi?
Kesinlikle yürüyüş. Günde bir saat kadar yürüyüş yapılmalı. Düz yol yürüyüşü baldır bacak yağlanmaları ve selülitlerden kurtulmak için birebir. Yürüyüş 1.5 - 2 ayda etkisini gösterir. Kişi aynı miktarda yemek yiyerek, fakat yürüyüş yaparak yılda 10 kilo verebilir. Ama bırakmamak şartıyla… Bırakıldığında vücutta adeta balon gibi kilo almalar görülür. Kişi diyetle 5 - 6 kilo vererek bir beden küçülürken, yürüyüş yaparak iki beden küçülebilir.

Hangi besin kaç kalori?

Kalorisi en yüksek olan besin grubu yağlar. Bir gram yağ 9.3 kalori, bir gram karbonhidrat 4.3 kalori, bir gram protein ise 4.1 kalori…
PROTEİNLER: Proteinlerin kilo yapmada etkileri azdır. Günlük protein ihtiyacı 25 - 30 gramdır. Bir porsiyon et (6 köfte, 8 - 10 istavrit veya tekir, 3 - 4 dilim palamut veya kalkan balığı), kahvaltıda alınacak bir kibrit kutusu peynir veya bir yumurta, gün içinde bir su bardağı süt veya yoğurt, günlük 25 - 30 gram olan protein ihtiyacını karşılar. Kaslarda oksijenlenmeyi arttırarak, dinçlik ve zindelik verdiği için haftalık 14 öğün yemeğin en az 3 - 4 öğününün kırmızı etten oluşması çok faydalıdır.

Meyvedeki şeker önemli
KARBONHİDRATLAR: Bu besinlerden alınan kalori, enerji olarak mutlaka harcanmalı. Günlük aktiviteler karbonhidratlı gıdalardan karşılanmalı. Vücudun direkt şeker ihtiyacını karşılaması açısından meyvelerdeki meyve şekeri fruktozun önemli yeri var.
YAĞLAR: Her türlü yiyecekle çok kolay alınır. Doku ve organlar üzerinde birikir, damar sertliğine, kasık fıtığına, yüksek tansiyona yol açar. Süt yoğurt grubunda, et, tavuk, balıkta bulunur, yemeklere konulan yağlarla vücuda alınır.

Tatile çıkmadan bu diyeti yapın
3 hafta içinde 5 kilo verin

KAHVALTI

Çay (şekersiz)
1 kibrit kutusu peynir (30 gram)
1 tatlı kaşığı bal veya reçel
Salata
2 ince dilim ekmek (60 gram)
ÖĞLE

5 köfte kadar et, tavuk ya da balık (150 gram = 1.5 porsiyon)
Salata
1 ince dilim ekmek

VEYA

5 - 6 yemek kaşığı sebze yemeği (etli veya etsiz, susuz)
Yarım su bardağı yoğurt (125 gram)
Salata
2 ince dilim ekmek

SAAT 15.00′TE

1 porsiyon meyve (12 kiraz, 3 kayısı, bir orta boy karpuzun ya da kavunun sekizde biri, 1 elma, yarım muz, 10 yeşil erik, 6 tane yeni dünya, 1 incir, 1 orta boy armut’tan biri)

DİKKAT!

Erkekler bu diyeti uygularken günlük porsiyon miktarlarını 1/2 kadar artırmalıdır.
Salatalarda domates, salatalık, maydanoz, marul, havuç, turp, kıvırcık, roka, semizotu istenildiği miktarda kullanılabilir.

10 altın kural

1 Yemek yaparken ölçülerinizi küçültün. Daha az miktarda yemek yapın.
2 Alışverişe gitmeden önce bir liste hazırlayıp listeye sadık kalın.
3 Kendi siparişiniz olmayan yemekten yemeyin.
4 Yemeğinizi bitirir bitirmez sofradan kalkın.
5 Artan yemekleri içi görünmeyen kaplarda saklayın.
6 Yemeğinize konsantre olun, yemek yerken televizyon seyretmeyin, kitap gazete okumayın.
7 Şişmanlatıcı gıdaları kesinlikle evde bulundurmayın.
8 Tatlıya başlamadan önce biraz bekleyin ve hâlâ gerçekten aç olup olmadığınıza karar verin.
9 Her öğünde bol miktarda su için. (Günde en az 1.5 litre)
10 Bir şeyler atıştırmak istediğinizde sizi oyalayacak uğraşılar bulun.

Nasıl daha az yersiniz?

Küçük porsiyonları tercih edin.
Küçük bir tabak kullanın.
Daha yavaş yemek yiyin.
Tam olarak doyduğunuzda değil, açlığınız geçtiğinde yemeği bırakın.
Yemeğin servis tabağını masaya koymayın.
Yemek için küçük, salata için büyük tabak kullanın.
Yemeğe başlamadan önce 2 bardak su için.

Verdiğiniz her kilo 8000 kaloriye eşit

1 kilogram = 8000 kaloridir. 1 kilo verebilmek için yemeklerle aldığınızın dışında 8 bin kalori daha yakmanız gerekmektedir. Buna göre, günlük kalori ihtiyacınızı karşılamak için yemeklerle aldığınız enerjiyi 600 kalori azaltırsanız, haftada yarım kilo ve 6 ayda yaklaşık 13 kilo verirsiniz.
Kilo kaybı haftada 1 kiloyu geçmemelidir. Önerilen, haftada 0.5 - 1 kilo vermektir. Yavaş ve istikrarlı kilo kaybı daha sağlıklıdır.


Bilinçsiz diyet verem yapıyor!

Son yıllarda verem hastalığında bir artış gözleniyor. Vereme yakalananlar arasında kilo vermek için diyet yapanların sayısı hiç küçümsenemeyecek kadar çok…

İzmir Veremle Savaş Derneği Genel Koordinat”rü Kudret Güzeloğlu, bilinçsiz diyet yapanların, vücut dirençleri düştüğü için vereme yakalanabildiklerini s”yledi.
Güzeloğlu, veremin geçmiş yıllarda fakir hastalığı olarak bilindiğini, 1940′lı yıllarda her 100 bin kişiden 258’sinin bu hastalıktan “ldüğünü, 1000 kişiden 60′ının ise vereme yakalandığını anlattı.
”Günümüzde verem hastalığı zengin, fakir dinlemiyor, sosyal seviyeye bakmıyor” diyen Kudret Güzeloğlu, İzmir’de işadamı düzeyinde, belli bir mesleği olan ve ekonomik sorunları olmayan çok sayıda kayıtlı verem hastası bulunduğunu bildirdi. Güzeloğlu, “zellikle ekonomik durumu iyi olan ve kilo alma korkusuyla diyet yapan kişilerin, vücut direncinin düşmesi sonucu bu hastalığa yakalanabildiğine işaret etti.
Türkiye’de her yıl 40 bin, İzmir’de bin 230 kayıtlı veremli hasta sayısı tespit edildiğini belirten Kudret Güzeloğlu, bu arada “zel doktora gittiği için dispanser kayıtlarında bulunmayan çok sayıda verem hastası bulunduğunu da bildirdi.
Kudret Güzeloğlu, 15 günden fazla uzun süren “ksürük, kilo kaybı, iştahsızlık, gece terlemeleri gibi “n belirtiler g”rüldüğünde, Verem Savaş Dispanserlerine başvurulmasını istedi.


SUYUN HAYATIMIZDAKİ YERİ VE SAĞLIK AÇISINDAN ÖNEMİ

Su temel yaşam kaynaklarımızdan birtanesi. Son dönemlerde su sıkıntısı yaşıyoruz ve hayat kaynaklarımızı tüketiyoruz. Su sağlık açısından son derece önemli ve diyet yapan kişilerin listesinin başında geliyor. En önemli konulardan bir tanesi susamadan su içme alışkanlığı edinmek. Su organik olmadığından bedende yağa dönüşmez. Metabolizma sonucu oluşan atıkların bedenden dışarı atılmasına yardımcı olur. Su içildiğinde midede tokluk duygusu geliştiğinden yeme isteğini azaltır. Açlık duygusu oluştuğunda enerji değeri olan yiyecek, içecek atıştırma yerine su içmek daha olumlu bir davranıştır. Su, içerdiği kalsiyum, magnezyum gibi minerallerle sağlığın korunmasına yardımcı olur. Boya uygun beden ağırlığının korunması sağlıklı yaşamın temel koşullarındandır.Uygun ağırlığın korunmasında beden hareketini artırmak zorunludur. Günümüzde obezite sorununun yaygınlaşmasında en önemli faktörlerden biri hareketsizlik, diğeri enerjisi yoğun yiyecek ve içecek tüketmektir. Beden hareketinin artması metabolizmayı hızlandırdığından bedenden su kaybını da artırır. Kaybolan suyu yerine koymak için hareketli bireyler daha çok su içmek zorundadırlar.
Zayıflama diyetinde besin alımının azalmasına bağlı olarak kabızlık görülebilir. Bu gibi durumda birey yatağının başında su bulundurarak yataktan kalkınca içebilir. Bu uygulama bağırsak hareketini artırır.Suyun yemek sırasında ya da aralarda içilmesi farketmez. Sabah saat 07.00’den gece 23.00’e kadar olan zaman diliminde 2’şer saat ara ile bir bardak su içilmesi günlük su ihtiyacını karşılar.
Uzun süre harcanandan çok enerji alımı şişmanlıkla sonuçlanır. Şişmanlık estetik yönünden daha çok sağlığı olumsuz etkilediğinden şişman bireyin uygun ağırlığına inmesi gerekmektedir. Şişmanlık kısa sürede oluşmadığına göre enerji değeri yüksek yağlı, şekerli, unlu besinler sınırlanarak ve beden hareketi artırılarak haftada 0.5-1.0 kg zayıflamak mümkündür. Beden hareketi arttığı için su ihtiyacı da artar. Günlük 2.5 litre su alımı gerekir. Zayıflamak isteyen birey yürüyüş gibi fiziksel aktivite sırasında yanında su şişesi bulundurmalı, susama isteği olmasa bile su içmelidir.Mineral içeriği yüksek maden suyu iyi bir seçenektir. Düşük enerjili diyetle alınan maden suyu kalsiyum ve magnezyum gibi önemli minerallere olan gereksinmenin karşılanmasına yardımcı olur.

ELEMENTLER VE VİTAMİNLERİN VÜCUDUMUZA YARARLARI

Elementler ve vitaminler vücut ve zihin sağlığımız açısından hayati öneme sahiptir. Ama eksikliği kadar fazlası da zararlı olabilir. O yüzden herşeyin kararında olması en güzelidir. Peki Bu vitamin ve elementlerin ne işe yaradığını, Eksikliğinin nelere sebep olabileceğini biliyor muyuz? Gelin hep birliklte görelim.
BAKIR : Karaciğerde depolanan önemli minerallerden biridir. Dokuların yeniden oluşması için gereklidir. Demirden yararlanmayı sağlar ve C vitaminin kullanımı için gereklidir. Özellikle sinirler için önemlidir. Bakır her türlü hastalığa karşı koruyucudur.Eksikliğinde ; - Kalp hastalıkları ve kalp krizleri olur.- Kansızlık olur.- Sinir bozuklukları olur.- Cilt hastalıkları oluşur.
ÇİNKO: Bu mineral vücutta her şey için çok gereklidir. Vücudun sağlıklı kalabilmesi için, gelişmenin normal olması için ve vücudun kendi kendini yenilemesinde önemli rol oynar. Vücuttaki her hücrede ÇİNKO vardır. Kalp, beyin ve üreme sistemi için çok faydalıdır. Ayrıca hastalıklara karşı direnci artırır ve yaraları çabuk iyileştirir. Sürekli ve yeterli miktarda bu mineral alınınca rahatsızlıkların çoğu geçer. Eksikliğinde;- Saçlar dökülür ve vücut kıllarını kaybeder.- Sedef hastalığı ve ciltte akne sık görülür.- Tat ve koku hissi kaybolur.- Gözlerde katarakt oluşur.- Erkeklerde erken prostat büyümesi görülür.- Cinsel organların gelişmesi durur ve özellikle erkeklerde yumurtaların gelişmesi aksar.
DEMİR: Vücut için çok gerekli bir mineraldir. Demir büyümeye yardım eder ve hastalıklardan korunmayı sağlar. Ayrıca B vitaminlerinin kullanımını kolaylaştırıp, artırır. Kan ve bazı enzimlerin üretimi için gereklidir.Bu mineral özellikle kadınlar için çok önemlidir. Bilhassa regl kanamaları fazla olan hanımlarda kansızlığı giderir. Peklikte, solunum yetmezliğinde yorgunluğu gidermede çok faydalıdır. Demir eksikliğinin uzun süre çekilmesi KANSERE yol açabilir.Bağırsak parazitleri, tanenli gıdalar, mide ülseri, yiyeceklerden alınan demiri azaltır.
FOSFOR : Bu mineral vücuttaki bütün hücrelerde bulunur. Kemik ve diş yapısı, kalbin ahenkli çalışması ve böbrek fonksiyonları için gereklidir. Kalsiyum ve D vitamini olmadan Fosfor, Fosfor olmadan da B gurubu vitaminler işlevlerini yapamaz. Sinir sistemi ve bütün organların çalışmasını artırır ve genel güç kazandırır.
FLOR: Kalsiyum ve fosfor minerali ile kemiklerin normal ve sağlıklı olmasını sağlar. Kemik erimelerine, kırılmalara, diş minesinin oluşmasını sağlayıp, diş çürümelerini önler.
KALSİYUM : Vücut yapısının sağlıklı olabilmesi için gerekli minerallerden biridir. Bu mineral daha çok vücudumuzdaki kemiklerde bulunur. Özellikle vücuttaki demirin kullanımı ve alınan gıdaların hücre zarından geçebilmesi için gereklidir. Stres, Aspirin, fazla yağ alımı ve fazla şeker tüketimi vücuttaki kalsiyum miktarını azaltır.Bu mineral;- Romatizmayı giderir.- Kemik erimesini önler ve normal gelişmesini sağlar.- Kalbin ve akciğerin normal çalışmasını sağlar.- sinir sisteminin normal çalışmasını sağlar.- Kanın pıhtılaşmasını kolaylaştırır.
KÜKÜRT: Cilt, saç ve tırnakların sağlığı için gereklidir. solunum yolları, karaciğer ve alerjik rahatsızlıklar için çok önemlidir. Oksijen dengesinde ve beyin fonksiyonları için gereklidir.” B” gurubu vitaminlerin görevlerini iyi yapmalarını sağlar.
MAGNEZYUM : Vücudumuzun normal gelişmesini sağlar. Sinir sistemi üzerinde çok etkilidir. Kasları ve sinirleri gevşetir. Bu mineral stresi önleyici olarak bilinir. kandaki şekeri enerjiye dönüştürür. Bu mineral diğer minerallerin daha etkin şekilde kullanımını sağlar. Ayrıca çabuk yorulmayı, damarların sertleşmesini önleyip, tüm salgı bezelerinin sağlıklı çalışmasına faydalıdır.
MANGAN : Vücudumuzun tüm dokularında bulunan bu vitamin, kıkırdakların yenilenmesini sağlayarak ARTROZ’ u önler, ARTRİT’ i ve romatizmayı geçirir. Sinir sistemi içinde önemli olan bu mineral beyin ve kasların beslenmesi için gereklidir. “J (Cholıne) ve B1” vitamini ile çalışarak sindirim sistemine yardımcı olur. Şekerin vücutta enerjiye dönüşümünü sağlar. Bu mineral kadın ve erkeklerde üreme sistemi için çok önemlidir.
POTASYUM : Vücut için hayati minerallerden biridir. Vücutta su dengesinin sağlanmasına yardımcı olur ve gıdaların hücre içine geçişini kolaylaştırır. Bu mineral vücutta her gün tüketilir ve tekrar doldurulur. Sinir sistemi ve beyne oksijenin taşınmasında, kasların sağlıklı kalmasında, karaciğerin korunmasında, pekliğin giderilmesinde, çok önemlidir. Yeterli miktardan fazla alınması,tansiyonu yükseltir.
SELENYUM : Üreme sistemi için önemli olan bu mineral, “E” vitamini ile birlikte kanser ve tümör oluşmasını önler. Hücre koruyucusu olan bu mineral vakitsiz ihtiyarlamayı önler.
SİLİSYUM : - Bu mineral hücre zarlarını kuvvetlendirerek kanamaları önler.- Organların vakitsiz yaşlanmasını ve bozulmasını önler.- Beyin yorgunluğunu giderir.- Yaraların çabuk iyileşmesini sağlar.
SODYUM : Salgı bezlerinin çalışması için gerekli olan bu mineral, safra, pankreas, tükürük ve mide asidi salgıları için çok önemlidir. Ayrıca sinir ve kas fonksiyonları için gereklidir. Yeterince alınmazsa ; gelişmede bozukluk, kilo kaybı, mide ekşimesi görülür.
B 1 VİTAMİNİ ( THIAMINE ): Sinir sisteminin çalışmasını,oksijen almayı,gelişmeyi,kalp atışlarının düzenli olmasını ve karbonhidratların enerjiye dönüşmesine yardım ederek, şeker metabolizmasını sağlar.Sinirsel hastalıklarda, kasların zayıflamasında, zayıflamaları durdurup yeniden kilo almada, solunum yetersizliği, kabızlık ve iştahsızlıkta faydalıdır.
B 2 VİTAMİNİ ( RIBOFLAVİNE ): Karaciğerin normal çalışmasını ve yağ metabolizmasını sağlar. Protein ve karbonhidratların enerjiye dönüşmesini, kansızlığın giderilmesini, Alyuvarların yenilenmesini, antikorların oluşmasını ve dokuların yenilenmesini sağlar. Ayrıca göz sağlığı için çok önemlidir. Ağız içi ve dil iltihapları, gözün iltihaplanması, kızarması, ağrıması ve katarakt oluşmasını önlemede. Migrende,cilt rahatsızlıkları ve ince bağırsak iltihaplarında çok faydalıdır
B 3 VİTAMİNİ = PP ( NICOTNIAMIDE ) : B 3 Vitamini vücudumuzun, yağ, protein ve karbonhidratları enerjiye çevrilmesi ve şeker metabolizmasını sağlama, bağırsakları çalıştırma, sinir sistemini düzenleme,beyin fonksiyonlarını ayarlama ve cildin sağlığının korunmasında, ayrıca bitkinlik, uyuklama ve depresyonda çok faydalıdır.
B 6 VİTAMİNİ veya G VİTAMİNİ (PYRIDOXINE) : Bu vitamin diş sağlığının korunmasında,sinir sisteminde,kan hücrelerini artırarak kansızlığın giderilmesinde, İNSÜLİN ve ADRENALİN hormonlarının oluşmasında çok faydalıdır.Proteinlerin, yağların ve şekerli gıdaların sindirilmesine yardım eder. Kolesterolün düşmesine, vücudun direncini artırarak kansere karşı korur ve romatizma, astım,diyabete fayda sağlar. Eksik
liğinde
böbreklerde OKZALAT taşı oluşur.
B 9 VİTAMİNİ ( FOLİK ASİT ) : Alyuvarların oluşumunda ve proteinlerin enerjiye çevrilmesinde gerekli bir vitamindir. Karaciğer ile salgı bezelerinin çalışmasını sağlar. Saçların beyazlaşmasını ve dökülmesini, iktidarsızlığı, düşünceleri toplayamamayı önler ve giderir. Ayrıca hamilelikte anne ve çocuğun sıhhatini korur.
C VİTAMİNİ : Bu vitamin hücre ve dokuların dış etkenlerden korunmasını sağlar. Vücudun enfeksiyonlara karşı direncini artırarak şeker hastalarına, bahar yorgunluğuna, kemiklerin sertliğini muhafazaya ve nezleye karşı korur. Ayrıca kan damarlarını kuvvetlendirerek kanamaları durdurur. Vücudun tüm organlarının ve salgı bezlerinin sağlıklı bir şekilde görevlerini sürdürebilmeleri için bu vitamin gereklidir. Ayrıca menopozda, variste ve karaciğere faydalıdır.
E VİTAMİNİ : Bu vitamin vücudumuzda depolanır. E vitamini, C vitamini ve Selenyum minerali ile birlikte çalışarak toksinleri vücudumuzdan atma özelliği olan kıymetli bir vitamindir. Bu vitaminin eksikliğinde ;* Kanda kolesterol oranı artarak damar sertliğine neden olur.* Kalp ve kaslarda bozulmalara ,* Sinir bozuklukları ve beyinsel bozukluklara,* Ciltte ve saçlarda bozulmalara,* Vakitsiz yaşlanmalara ve cilt buruşukluklarına,* Kadın ve erkekte kısırlık ve iktidarsızlığa,* Gözde erken katarakta, göz önünde sinek uçuşmalarına neden olur.
OMEGA 3 ve OMEGA 6 : Ana rahminden başlayıp, yaşam süresince hücrelerin yapı taşını oluşturmakta ve bağışıklık sistemini güçlendirerek, kalp, kanser, romatizma, sedef ve egzama gibi hastalıklardan korur. Kolesterol ve trigliseridi dengeler, normal değerlerde kalmasını sağlar. Kanı inceltir ve damar tıkanıklığını önler. Tansiyonu düzenler, cildi güzelleştirir, yaşlanmayı geciktirir.

CİLT TİPİNE GÖRE BAKIM

Cilt Bakımının SırlarıSoğuk kış günlerinde yıpranan cildinizi doğru bakım yöntemleri ile koruyabilirsiniz. Birkaç basit uygulama ile siz de güzel ve canlı bir cilde sahip olabilirsiniz.

Cilt tipine uygun bakım
KURU CİLT:
• İnce gözenekli
• Yanak kısımları pul pul ve kırmızı renkli
• Hassas
• Özellikle ağız ve göz çevresinde kırışıklıklar
Neler Yapabilirsiniz?
• Geceleri yüzün için yumuşak, sabun içermeyen likit temizleyiciler ya da süper yağlı temizleme sabunları kullanabilirsiniz. Sabahları yüzüne sadece sıcak su çarpmalısınız.
• Gliserin ile formüle edilmiş nemlendiricileri seçebilirsiniz, bunlar nem kaybını geciktirir, daha fazla kurumayı önler.
• Yüzünü ve vücudunu hala nemli iken nemlendirici kullanmalısınız.
• Yağ bazlı fondöten ve krem allık kullanmalısın. İçerdikleri yağ, çizgi ve kırışıklıkları yumuşatmaya yardımcı olacaktır.
• Her gün SPF 15 faktörlü bir koruyucuyu yüzüne ve boynuna uygulayabilirsinız.
Neler Yapmamalısınız?
• Yüzünü asla sert bir sabunla yıkamamalısınız.
• Pütürlü temizleme ürünlerinden ve peelinglerden uzak durmalısınız.
YAĞLI CİLT:
• Büyük gözenekler
• Parlama (özellikle T-bölgesi)
• Saf olmayan bir cilt eğilimi
Neler Yapmalısınız?
• Yüzünü günde iki kez yağlı ciltler için formüle edilmiş yumuşak bir likit temizleyici ile temizlemelisiniz.
• Eğer ihtiyaç duyuyorsan yağ içermeyen bir nemlendirici kullanabilirsiniz.
• Yağı, pırıltıyı ve sivilceleri önlemek için yağsız ya da yağı kurutan fondöten, pudra ve toz allık kullanabilirsiniz.
• 15 SPF koruma faktörlü bir koruyucuyu ara sıra uygulayabilirsiniz.
Neler Yapmamalısınız?
• Yüzünü fazla ovalayıp fırçalamamalısınız. Çünkü yağ cildin koruyucu bariyeridir.
• Cildini günde iki kereden fazla temizlememelisiniz.
• İhtiyacın yoksa nemlendirici kullanmamalısınız.
• Yağı yok etmek için yüzünü pudralamamalısınız. Bu cildinin tebeşir gibi görünmesine yol açar.
KARMA CİLT:
• Yanak bölgesi kuru
• T-bölgesi yağlı
Neler Yapmalısınız?
• Karma ciltler için formüle edilmiş temizleyiciler seçebilirsiniz.
• Nemlendiriciyi sadece ihtiyaç duyulan bölgelere uygulamalısınız, T bölgesine kullanmak sivilcelere neden olabilir.
• Yağsız formüle edilmiş SPF 15 koruma faktörlü bir ürün seçebilirsiniz.
• Su bazlı ya da yağsız fondöten kullanmalısınız.
Neler Yapmamalısınız?
• Yüzünün değişik yerleri için farklı temizleyiciler kullanmamalısınız. Zaman ve para kaybıdır bu.
• Bakım ve temizleyizi ürünler seçerken mutlaka bir uzmana başvurmalısınız
kaynak:netten alıntı