Acıbakla Acıçiğdem Adaçayı Gece Terlemeleri Adamotu Ahlat Akdiken
Maydanoz-Limon Suyu Ne Yapar?
Zayıflama yöntemleri ve diyetler hakkında ağızdan ağza dolaşan, yıllardır uygulanan çeşitli yöntemler var. Ancak bunların bir kısmının bilimsel gerçeklerle yakından uzaktan ilgisi yok. JFK Hastanesi Beslenme Uzmanı Sedef Süsoy, zayıflamak isteyenlerin diyet ürünler, tatlandırıcılar ve sabahları aç karna içilen maydanoz suları ile ilgili yaptıkları yanlışlara dikkat çekerek, bu konudaki sorularımızı yanıtladı…
Yemekler nasıl pişirilmeli ki, kilo almaya davetiye çıkarılmasın?
“Kızartmalardan kaçınalım” diyoruz ama sadece haşlama mı sağlıklı? Sadece haşlama yemek zorunda değiliz. Yemeklerimizi fırında ızgarada ya da tencere yemeği olarak tüketebiliriz (sotelemeden). Ama kızartmalardan kaçınmak gerekiyor. Çünkü kızarttığımız her şey (et, sebze) yüksek oranda yağ çekiyor. Yani, yediğimiz yemekle birlikte bolca yağ içiyor gibi oluyoruz.
Yemeklerimizde hangi yağı kullanalım?
Zeytinyağı sağlıklı diye biliyoruz, ancak en az diğer yağlar kadar o da kalorili… Yemeklerimizde kullanacağımız yağ sıvı olmalı. Tereyağı ve margarinleri hayatımızdan çıkarmalıyız. Sıvıyağı kullanırken de ölçüsüne dikkat etmeliyiz. Katı yağın da sıvı yağın da kalorisi aynıdır ve bir tatlı kaşığı yağ 45 kaloridir. Sıvıyağı kullanmanın en doğru yolu ise, zeytinyağı veya fındık yağından bir ölçü, diğer sıvıyağlardan da bir ölçü karıştırarak kullanmaktır. Böylece, yağ dengesini yakalamış oluruz.
Akşam yemekleri için ideal saat kaç? Daha sonra bir şey yenmemeli mi?
Akşam yemeği mümkün olduğu kadar erken saatlerde yenmelidir. Mesela 18.00 ile 19.30 arası olabilir. Daha sonrasında ise, sadece bir ara öğünle yemek yeme işlemi bitirilmelidir. Bu öğünde ise, kişiye göre bir meyve, süt vb hafif gıdalar tüketilebilir. Yatmadan en az iki saat önce tüm yeme işlemleri bitmelidir.
Ailede bir kişi diyet yapıyorsa, diğer fertler bu kişiye nasıl yardımcı olabilir? Herkes diyete göre mi beslenmeli?
Diyet yapmak ’sağlıklı beslenme’ anlamına gelir. Bu nedenle, evdeki herkes rahatlıkla diyete göre beslenebilir. Diyet için her zaman ‘kişiye özeldir’ deriz. Kişilerin yaşam tarzına, alışkanlıklarına göre düzenlenen bir diyette, ev halkı için fazla bir değişiklik olmayacaktır.
Damak zevkimizin ve beslenme alışkanlıklarımızın küçük yaşlarda şekillendiği göz önüne alınırsa, çocuklara tatlıyı sevdirmemek mi gerekir?
Ailenin beslenme şekli, çocuğun alışkanlıkları konusunda etkilidir. Çocukları tatlıyla ödüllendirmemek, tatlıya yöneltmemek gerekir. Hiç kimsenin doğrudan tatlıya ihtiyacı yoktur. Tatlıdan almamız gerektiğini savunduğumuz şekeri, ekmek veya ekmek yerine geçen karbonhidrat grubundan da alabiliriz.
Pek çok diyetin mönüsünde soda yer alıyor. Günlük soda tüketimi ne kadar olursa, zararlı değildir?
Açıkçası ben diyetlerde pek soda içilmesi taraftarı değilim. Çünkü sodadan aldığımız mineralleri sadece sağlıklı beslenerek de yeterli miktarda alabiliriz. Ayrıca, içerisinde bulunan yüksek orandaki sodyum (Na) yüzünden, fazla miktarda tüketilen soda ile vücutta fazla sodyum birikimi oluşabilir. Bu da tansiyon hastaları için istemediğimiz bir durumdur. Zaten toplumumuzda tuz tüketimi gereğinden fazla olduğu için ayrıca bir tuz yüklemesine gerek yoktur.
Pek çok kişi zayıflamak için aç karnına maydanoz suyu, limon suyu içiyor. Bu yöntemlerin bilimsel bir açıklaması, dayanağı var mı?
Kesinlikle yoktur. Maydanoz suyunun diüretik, yani idrar söktürücü olduğu bilinmektedir. İnsanlar vücutlarından idrar çıkışı olduğunda, şişkinlikleri azaldığı için zayıfladıklarına inanır. Limonun ise, bağırsakları çalıştırıcı etkisi vardır ama zayıflatıcı özelliği yoktur. Sabahları aç karnına içilen sıcak ya da soğuk suyun da zayıflatıcı özelliği yoktur.
Kişinin tuvalet alışkanlıkları kilosu üzerinde etkili midir? Kabızlık sorunu olanlar şişmanlıktan daha mı çok yakınır?
Kişinin tuvalet alışkanlığı kilosuna etkin olabilir. Kabızlık bazı metabolik hastalıkların göstergesi olabilir. Bu nedenle, bu hastalıklar tedavi edilmediğinde kabızlık devam eder ve metabolizma yavaşlar. Kilo verimi azalır.
Kişi kilo aldığı halde beden ölçüsünü koruyorsa, bu şişmanlık adına endişe edilecek bir durum değil midir?
Kilo alınıyorsa, beden ölçüsü önemli değildir. Beden hemen etkilenmeyebilir. Kilo alımı sadece bir işarettir. Dikkat edilmesi gerekir ve sebebi araştırılmalıdır. Yarım paket kepekli diyet bisküvi ince bir dilim ekmeğe eş değer
Diyet ürünler hakkında ne düşünüyorsunuz?
“Nasıl olsa diyet ürün… Kilo aldırmaz” düşüncesiyle gerekenden fazla tüketilebiliyorlar… Diyet ürünler sadece zengin lif kaynaklarıdır. Yani, yüksek miktarda kepek ya da yulaf içerirler. Ama bunun yanı sıra, az miktarda da olsa içlerinde yağ ve un bulunur. Yani, kısaca ekmek yerine geçerler. Diyet ürünler yenildiklerinde kilo verdirmez, sadece tokluk hissi yaratırlar. Örneğin, yarım paket diyet kepekli bisküvi bir ince dilim ekmeğe eşdeğerdir. Fazla tüketildiklerinde kilo yapabilirler.
Tatlandırıcı kullanımında bir sınırlama olması gerekli mi?
Tatlandırıcı kullanılarak içilen çay ile şekersiz içilen çay arasında kalori ve sağlığa yarar-zarar açısından bir fark var mı? Tatlandırıcı kullanımını ben pek önermiyorum. Çayı ve benzeri tüm içecekleri şekersiz içmek en sağlıklısı. Ama bazı kişiler ‘ben şekersiz yapamam’ derlerse, o zaman tatlandırıcı öneriyorum. Tatlandırıcı kullanımında tatlandırıcı maddenin türü çok önemlidir. Özellikle sakarin içeren tatlandırıcılar değil de, aspartam içeren tatlandırıcılar kullanılması önemlidir. Sizin formda kalma sırrınız ne? Nelere dikkat ediyorsunuz? Sağlıklı besleniyorum. Yani, kesinlikle öğün atlamıyorum, dengeli besleniyorum. Ara öğünlerde meyve tüketiyorum. Bol su içiyorum. Katkı maddesi içeren ve yağlı olan tüm yiyeceklerden uzak duruyorum.
CİLT İÇİN FAYDALI VİTAMİN VE MİNERALLER
SUYUN HAYATIMIZDAKİ YERİ VE SAĞLIK AÇISINDAN ÖNEMİ
Anti aging vitaminler
Sağlıklı yaşamak ve birçok hastalığa yakalanmadan önüne geçebilmek için, anti aging vitaminlerin bir kısmını besinlerle, bir kısmını da hazır olarak almak gerekiyor. İşte uzun ve sağlıklı yaşamın sırrı: Anti aging vitaminler…
Vitaminler, yağda eriyenler ve suda eriyenler şeklinde ikiye ayrılır:
Yağda eriyenler (yağda erimemişlerse bağırsakta emilmezler)
A vitamini
D vitamini
E vitamini
K vitamini
Suda eriyenler
B vitaminleri
B1 (tiyamin)
B2 (riboflavin)
B3 (niasin)
B5 (pantotenikasit)
B6 (piridoksin)
B12 (siyanokobolamin)
Biyotin
Kolin
Folikasit
İnositol
Paraaminobenzoik asit
C vitamini
Yağda eriyen vitaminler
A Vitamini (yağlı yiyeceklerle alınması şart)
Diğer adıyla görme vitamini; embriyonun gelişmesi ve büyüme için gerekli hücrelerin çoğalmasını sağlar. Bronş, ağız, yemek borusu, mide, bağırsak ve vajina iç derisini (mokoza) korur. Aknelerin oluşmasını engeller. Aynı zamanda antioksidan olduğundan kanseri önlemede rol oynar.
Kaynakları
Balık, et, karaciğer, yumurta, süt ve peynir.
Günlük ihtiyaç 1 mgr.
Aşırısı
Yağda eriyen idrarla atılmaz. Karaciğerde nötralize edilir. Uzun zaman yüksek dozda alınırsa, iştahsızlık, deri kuruması, saç dökülmesi, kemik ağrıları olabilir.
D Vitamini
Ön maddesi deri altında bulunur. Güneş ışınlarının etkisiyle D vitaminine dönüşür. Bu vitamin, kalsiyum ve fosforun bağırsakta emilimi ve vücutta kullanımı için gereklidir. Kuvvetli kemik ve dişler, bu vitaminin kalsiyumu buralara yerleştirmesiyle olur.
Kaynakları
Karaciğer, balık, yumurta, tereyağı, peynir, mantar.
Günlük ihtiyaç 5 mgr.
Azlığı
Az kalsiyum ve fosfor alınmasına bağlı olarak kemiklerde yumuşama görülür.
Aşırısı
Bulantı ve kusma yapar. Böbreklere zarar verir.
Çocuklar için önemli:
Çocukların güneşin dik gelmediği saatlerde açık havada gezdirilmesi durumunda, deri altındaki ön madde D vitaminine dönüşür.
E Vitamini Dr. Kuşhan’ın kullandığı destekleyiciler
Ginkgo- biloba
Günde 1 kere 60 mgr. alıyor. Ginkgo- biloba, özellikle kan dolaşımını artırıyor. Unutkanlığı önlemek için de kullanılabilir.
Antioxidant
A vitamini 20.000 İ.U
E vitamini 400 İ.U
C vitamini 1.000 mgr.
Çinko 15 mgr.
Selenyum 5 mcg.
Hepsini tek kapsülde olmak üzere günde 1 tane alıyor. Serbest radikalleri nötralize eden vitamin ve mineral kombinasyonudur.
Coenzyme Q- 10
Günde 1 tane (50 mgr.) alıyor. Serbest radikalleri nötralize eden kuvvetli antioksidandır.
Selenyum
Günde 1 tane (100 mgr.), prostat kanserinden korunmak için alıyor.
Lycorin (likopen)
Günde 1 tane alıyor. Prostat kanserinden korunmak için değerli bir antioksidandır.
Exodex
Kalp-damar sağlığının korunmasında güçlü bir antioksidandır. Üzüm çekirdeği ekstresi ve kromyum içeriyor.
Aspirin
Kanı sulandırıp akışkanlığını artırmak için alıyor. Kanın pıhtılaşmasını önlüyor.
- Serbest radikallerin hücre zarındaki yağı oksitlenmesine ve böylece kanser oluşumuna engel olur.
- Kötü huylu (LDL) kolesterolün serbest radikaller vasıtasıyla oksitlenip damar çeperine çökerek sertliği (ateroskleroz) yapmasını engeller. Böylece yüksek tansiyon, kalp krizi, felç gibi hastalıklar önlenmiş olur.
- Bağışıklık ve savunma sistemini güçlendirir.
Azlığı
Yüksek tansiyon, kalp krizi, felç gibi hastalıkların erken yaşta gelişmesine neden olur.
Kaynakları:
Sızma yöntemiyle üretilmiş sıvı yağlarda ve bu yağların elde edildiği yiyecek maddelerinde bulunuyor.
100 gr. keten tohumunda 57 mgr.
100 gr. fındıkta 26 mgr.
100 gr. bademde 25 mgr.
100 gr. ayçiçeği yağında 50 mgr.
100 gr. mısır yağında 31 mgr.
100 gr. zeytinyağında 13 mgr. E vitamini bulunuyor.
Günlük ihtiyaç 15 mgr. civarındadır.
K Vitamini
Kanın pıhtılaşmasında görev alır. Minarellerin kemiklere yerleşmesi ve kemik tamiri için gereklidir.
Kaynakları
Lahana, ıspanak, brokoli, brüksel lahanası, karnabahar, tam tahıl ürünleri, peynir, et karaciğer, bitkisel yağlar.
Günlük ihtiyaç 80 mikrogram.
Azlığı
Özellikle çocuk ve yaşlılarda görülebilir. Kanamalara neden olabilir. Dişlerin fırçalanması esnasında uzun süren kanamalar dikkati çeker. Bunun için çocuklara ve yaşlılara dışarıdan K vitamini takviyesi yapılmalı.
Suda eriyen vitaminler
B1 Vitamini (tiyamin)
Sinir ve kaslar için gerekli olan karbonhidratların sağlanması ve metabolize edilmesi için gereklidir. Kan dolaşımı ve beyin fonksiyonlarına yardımcı olur.
Kaynakları
Tahıl ürünleri ve kabuklu pirinç, ayçiçeği çekirdeği, yağsız et, balık ve bezelye.
Azlığı
Nadir olmakla beraber azlığı durumunda yorgunluk, iştahsızlık, konsantrasyon bozukluğu, el ve ayaklarda hissizlikle beraber, felç durumu ve ölüme de neden olabilen beriberi hastalığı görülür.
Aşırısı
İdrarla atıldığı için yan etkisi tespit edilmemiş.
B2 Vitamini (riboflavin)
Cilt, saç ve tırnakların oksijen kullanımı için gereklidir. Katarakt tedavisinde faydalıdır.
Kaynakları
Et, balık, kuruyemişler, karaciğer ve tahıllar ürünleri.
Günlük ihtiyaç 1,5-2 mikrogram.
Azlığı
Alkolik yaşlılarda bu vitamin azlığı nedeniyle deri lezyonları, yorgunluk ve konsantrasyon bozukluğu görülür. Fazlası idrarla atılır.
B3 vitamini (niasin)
Sağlıklı bir beyin ve güzel bir cilt için gerekli bir vitamin. Metobolizmanın tüm safhalarında yer alır. Derin nemi ve mide, safra kesesi sıvılarının salgılanması için gerekli.
Kaynakları
Et, balık, kuruyemişler, karaciğer, tahıllar.
Günlük ihtiyaç 15 mgr.
Azlığı
Ağız ve bağırsak derisinde değişiklikler, baş ağrısı, baş dönmesi ve uykusuzluk.
B5 Vitamini (pantotenikasit)
Deri için ve saçların uzaması için gerekli vitamindir. Metabolizmanın tümüne iştirak eder. Yağ, karbonhidrat ve protein parçalanmasında rol alır. Kolesterol sentezinde yardımcı olur. Özellikle başta kortizon olmak üzere, böbrek üstü bezi hormonlarının üretimine yardımcı olur.
Kaynakları
Et, tavuk, balık, baklagiller, tam tahıl ürünleri, süt ve süt ürünleri.
Günlük ihtiyaç 6 mgr.
Azlığı
Doğada bol olduğu için çok nadir görülür.
B6 Vitamini (piridoksin)
Bebeklerin sağlıklı gelişmesi için gereklidir. Çocukların büyümesi, sinir sistemlerinin gelişmesi ve kan yapımı için bu vitamine ihtiyaçları vardır.
Kaynakları
Tavuk, et, balık, yumurta, sarısı, baklagiller ve tam tahıl ürünleri.
Günlük ihtiyaç 2 mgr.
Azlığı
Azlığı durumda göz ve kulak çerçevesinde deri değişiklikleri, ağız içi ve dudaklarda yaralar görülür. Ancak azlığına çok ender rastlanır.
B12 vitamini (siyanokobolamin)
Kan yapımı için gereklidir. Demirin kullanımını kolaylaştırır. Yağın yanmasını kolaylaştırır. Sinir sistemi, ağız ve boğaz derisinin yapımında rol alır.
Kaynakları
Balık, et, yumurta, tavuk ve peynir.
Günlük ihtiyaç 3 mikrogram.
Azlığı
Pek rastlanmıyor. Kansızlık, yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu gibi durumlar özellikle vejetaryenlerde sık görülüyor.
Biotin
Saç, deri ve tırnakları güçlendiren, güzelleştiren vitamindir. Kan ve deri hücrelerinin üretimi için gereklidir.
Kaynakları
Yumurta, karaciğer, kuruyemişler, soya fasulyesi, tam tahıl ürünleri ve sebzeler.
Günlük ihtiyaç 30-100 mikrogram.
Azlığı
Nadiren görülür. Zayıf ve erken kırlaşmış saçlara ve kuru bir cilde neden olabilir.
İnositol
Damar sertliğini önlediğine inanılıyor. Bunu da kolesterolü düşürerek yapıyor. Saçların uzamasına yardımcı oluyor.
Azlığı
Damar sertliği ve saç dökülmesine neden olabilir.
Kaynakları
Tam tahıl ürünleri, bira mayası ve baklagiller.
Folik asit
Beyin fonksiyonları için hayati önemi vardır. Ana rahminde gelişmekte olan bebeğin beyin, sinir ve sinir sistemi gelişimi için bu vitamine ihtiyaç vardır. Kan hücrelerinin yapımı için de gereklidir.
Kaynakları
Karaciğer, yumurta, tam tahıl ürünleri, kuruyemişler, baklagiller, yeşil sebzeler ve süt ürünleri.
Günlük ihtiyaç: 300 mikrogram.
Azlığı
Kansızlığa neden olur. Ağızda yaralar, dudaklarda çatlaklar, ruhsal durumda değişmeler ve bellek zayıflığı görülebilir.
Zamanı Donduran Besinler
ZAMANI DONDURAN BESİNLER Anti-aging yani yaşlanmayı durdurma son zamanların en sık konuşulan sağlık konularının başında gelmektedir şüphesiz. Aslında anti-aging diye bir şey yoktur önemli olan biyolojik saati doğru kurmak ve yaşam tarzımızdaki doğru değişikliklerle yaşam kalitemizi artırmaktır. Beslenme alışkanlıklarınızı gözden geçirin aşağıdaki besinleri daha çok tüketmeye çalışın ve farkı gözleyin…
1. Böğürtlen Familyası
Böğürtlen familyasındaki minyon, şirin bir o kadar da yararlı meyveler ülkemizde sıklıkla reçel olarak tüketilmektedir. Oysa bu meyvelerin taze meyve olarak ara öğünlerde tüketilmesi yüksek anti-oksidan içeriklerinden ötürü hücre ölümlerini geciktiricidir. Fareler üzerinde yapılan çalışmalar yaban mersininden zengin diyetle beslenen deneklerin hafıza ve motor faaliyetlerinde gelişmeler, yaşa bağlı faktörlerde de koordinasyonlu azalmalar saptanmıştır. Ayrıca bu fitokimyasalların damar sağlığını geliştirdiği, tansiyonu dengelediği de gözlenmiştir. Son olarak iyi bir C vitamini kaynağı da olan böğürtlengiller sağlıklı hücreler için elzem olan E vitaminin de fonksiyonlarına yardımcı olabilmektedir.
2. Koyu yeşil yapraklı sebzeler
Bu sebzeler, damarlara toksik etki yaparak Alzheimer ve kalp hastalıklarına yatkınlığı artıran homosistein denen kimyasalların parçalanmasında görevli folat, ve B6 vitaminlerinden zengindir. Ispanak, kıvırcık lahana, semizotu, marul, fesleğen gibi yeşilleri sofralarınızdan eksik etmeyin. Neuroscience Labarotuvarının yaptığı en son çalışmaya göre ıspanakda göbek maruldan 3 kat fazla folat bulunmaktadır. Temel Reis’in güç kaynağı meşhur sebze artık harika bir antioksidan olarak bilinmektedir.
3. Somon, ringa, sardalye balıkları
Vücudumuzun üretemediği ama belli dengede ihtiyaç duyduğu omega 3 yağlarından zengin, açık sularda yetişmiş bu balıkları haftada 3 kez mutlaka tüketmelisiniz. Balık tüketemiyorsanız hem hayvansal hem de bitkisel omega 3 karışımlarından doktorunuza danışarak tüketmeye başlamalısınız. Omega 3’ün en iyi bitkisel kaynakları arasında koyu yeşil yapraklı sebzeler, yağlı tohumlar ve keten tohumu da sayılmaktadır.
4. Kırmızı Şarap ve Üzüm suyu
İçeriğindeki alkolün beyin fonksiyonlarını olumsuz etkilemesinden dolayı üzüm suyuna karşı 1–0 yenik duran kırmızı şarap en son çalışmalarda galibiyeti kaptırdı. James Joseph adlı bilim adamı tarafından yapılan bir araştırmada üzüm suyunun belirgin olarak kısa süreli hafıza ve motor becerileri geliştirdiği gözlenmiş. Bu etkiyi dopamin seviyelerindeki artışa bağlayan Joseph, Konkord üzümlerinin diğer meyve ve sebzelere oranla daha fazla antioksidan içerdiğini saptamış.
5. Tam Tahıllar ve Kuru baklagiller
Sağlıklı beslenme adına yapılabilecek en kolay ve yararlı yollardan biri de kepekli pirince geçmek olabilir. Kognitif sağlık açısından çok önemli olan vitaminler ve magnezyumdan zengin bu besin, aynı zamanda B6 vitamini ile de homosistein seviyelerini düşürebilmektedir.
Kurubaklagiller ise olmazsa olmaz besinlerin başında gelir ve Meksika fasulyesi ya da barbunya gibi kırmızı fasulyeler içerikleri açısından başı çekmektedir. İçeriklerindeki A, E ve D vitaminleri ile hücreleri koruyucudurlar. Haftada en az 3 kez tüketmelisiniz.
6. Yoğurt
Süt ve süt ürünleri normalde zor sindirilmeleri rağmen yoğurt bir istisnadır. Özellikle son zamanlarda değer kazanan kefir ve probiyotik yoğurtların sağladığı iyi huylu bakteriler bağırsak aktivitelerimizi hızlandırır. Yaşla birlikte, özellikle posa kaynağı fakir, yanlış beslenen, fast food fazla tüketen bireylerde barsaklardaki bu iyi huylu bakteriler azalır ve hastalıklara karşı daha savunmasız kalırız. Bunun için probiyotik yoğurt ve light kefir tüketiminizi artırmalısınız.
7. Ceviz, Fındık, Badem
Daha öncede bahsedildiği gibi bitkisel omega 3 için en iyi kaynaklardan biridir. Her gün değişmeli olarak 10 fındık veya 8 badem veya 4 ceviz içi tüketebilirsiniz. Ayrıca E vitamininin de en iyi kaynaklarından olan yağlı tohumlar, normal hücre faaliyetleri sonrasında oluşan ancak hücrenin önemli komponentlerine zarar verme riski olan serbest radikalleri kontrol edebilir. Mısır gevreği, salata ya da ara öğünler için lezzetli seçimlerdir.
8. Zeytinyağı ve Keten tohumu
Akdeniz Mutfağının altın sıvısı zeytinyağı içeriğindeki yararlı bileşiklerle sağlık sigortamız gibidir. Önemli olan içeriğinde yararlı öğeleri bulunduran ilk sıkımlardan, aşırı kaçmadan tüketmektir.
Keten tohumu ve bu tohumun yağı da oldukça önemli bileşikleri ile hem vücudumuzda üretemediğimiz elzem yağları sağlar hem de antiaging için önemli fonksiyonları vardır. Kanser vakalarının yaşam ve beslenme alışkanlıklarında yapılan değişikliklerle %30-40 oranında azaltılabileceğini söyleyen araştırmalarda keten tohumu kullanımının da çok etkili olduğu gözlenmiş bu nedenle gastronomik süperstar seçilmiştir.
9. Sarımsak
Kötü kokusuyla rahatsız edici bulunan ancak yemeklere kattığı eşsiz lezzetliyle de gurmelerin baş listelerinde bulunan sarımsak sağlık için de olmazsa olmazlardandır. Antioksidan özellikleri dışında, antiviral ve antibakteriyel fonksiyonları da fevkalade önemlidir. Çiğ, dövülmüş halde tüketmek en iyisidir.
Sağlıklı ve zinde günler dilerim.
Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (43)
BİZ HEKİMLERE DÜŞEN GÖREV NEDİR ?
“Şişmanlamıyorum” sayfa 87
Alışılmış, tekrarlarla sanki gerçeklermiş gibi kabul ettirilmiş “kilo önerileri” yaşlı dünyamızı inanılmaz bir süratle “felaket”e doğru sürüklüyor. Üç-beş kilo ver de, diz ağrıların geçsin -maalesef örnekleri çoğaltmak olası-, diye kendimizce “görevimizi yaparak” hafif yollu korkuttuğumuz insanlar… kapıldıkları kısıtlamalı beslenme girdaplarında hem şişmanlıyor, hem de sağlıklarını yitiriyorlar.
Gözlerimizi ve kulaklarımızı, ama belki de en önemlisi aklımızı bedenin ağırlık dengeleme mekanizmalarına açmanın zamanı çoktan geldi.
Günümüzde, hem diyetlerin, kısıtlamaların zararlarına, hem de organizmanın doğal kaynaklarını harekete geçirerek, ya da işlerliklerini koruyarak, kilo sorunlarının nasıl çözülebileceğine dair yeterince kaynak, her dilde, her türden ortamda mevcut. Eksik olan ne literatür, ne de kanıtlar.
Yeter ki biz hekimler başımızı diyetçi yaygaradan kaldırıp, insanların, hastalarımızın başlarına neler geldiğini görmeyi bilelim.
Umudumuzu hiçbir zaman yitirmiyoruz, hekimler silkindiğinde devran tersine dönecek… biliyoruz.
Zayıflama İlaçları 4 “Spirulina Afrika’lı çocukları şişmanlatıyor, Amerika’lı obezleri zayıflatıyor”
Kilo sorunlarını diyetler ve kısıtlamalarla çözmeye kalkışanlarda kaçınılmaz duraklardan biri mucize besin ya da ilaç arayışıdır. Falanca arkadaş şu hapı kullanıp zayıflamıştır, veya şu besini artırıp zahmetsizce fazlalıklarını verivermiştir .. söylentiler kulaktan kulağa yayılır, siteden siteye atlar… sansasyon heveslisi medya kucak açar… bir bakmışsınız yeni “mucize” kısa sürede kendisine sağlam bir yer edinivermiş… böylesi bir ortamda, zaten “sürekli mucize beklentisine sokulmuş” diyetzedelerin, keselerine ellerini atmalarının gecikmemesi doğaldır. Daha siz fark etmeden, birçok diyetçi bunu “sağlıklı zayıflama” programlarına dahil etmiş, üretici ya da ithalci firmalar reklam zeminlerini çoktan devreye sokmuşlar… “bilimsel makaleler” yayımlanmış, uzmanlar görüşler bildirmişler… “balon” iyice bir şişirilmiştir.
Mucizenin cazibesine kapılmamak, diyetten diyete, o zayıflama ilacından bu incelme ürününe… verdiği kiloların “ne hikmetse” dönüp dönüp hem de artarak geri gelmesi karşısında aciz, ne yapacağını bilemez hale gelmiş diyet kurbanları için hiç de kolay değildir.
Gülenay‘ın “Zayıflama İlaçları” başlıklı yazıma bıraktığı yorumu okuyunca, aklımdan ilk geçenleri sizlerle paylaşmak istedim.
Sayin doktorum,
Bende bir blogcu olarak sizin blogunuzla az once tanistim…Simdi tum postalariniz satir satir okumaya basladim…Birde ne goreyim spirulina:(eywah benim hapim:(
Gectigimiz yaz dogum yaptim ardindan Amerika’ya gelirken yanimda bir kac kutu getirdim…kalan bes kiloyu vermek ne zormus.Hayatim boyunca hic boyle sorunum olmamisti.Takildim su bes kiloya ve gobek bolgesi yaglarina…
Eh ben simdi ne yapayim yani…spirulinalara ne olcak???
gulenay
gulenayinsofrasi
Gülenay’a sorusu ve ilgisi için teşekkür eder, güzel ve iştah açıcı sitesi için tebriklerimi iletirim.
Spirulina… bol vitamin ve mineral içeren, ama özellikle çok yüksek protein içerikli (yüzde 60-70 oranında) bir yosun. Ülkemizde de üretilmeye başlanmış ve tabii piyasada haplarını bulmak mümkün.
Yüksek protein içeriği ve kolay, çabuk üretilebilmesi dolayısıyla kıtlık çekilen ülkelerde beslenme eksikliği çeken çocuklara besin desteği olarak kullanılıyor.
(Türkiye Bilim Site’sinde veya vikipedi‘de Spirulina ile ilgili bilgi bulabilirsiniz).
Gelelim, konunun bizi ilgilendiren bölümüne:
“Zayıflama diyetlerinde kullanılabilir. Spirulina, vücudu beslerken aynı zamanda yemeklerden önce alındığı takdirde, tokluk hissi vererek zayıflamada etkili olur.”
İşte konunun bam teli. Tokluk hissi… zayıflamada etkili…
Yemeklerden önce alındığında, tokluk hissi yarattığı fark edilince, aslında beslenme eksikliği çeken çocukları besleyebilmek için yararlanılan bu yosun’un önünde yeni ufuklar açılmış.
Bir yandan hiper proteine (yüksek protein oranlı) bir gıda… (yazıyı çok fazla uzatmamak kaygısı ile protein diyetlerinden bir başka yazımda söz etmeyi planlıyorum… unutmazsak, spirulina’nın adını orada da anarız)…
Öte yandan “tokluk hissi sağlıyor”.
Sorularımız ve yanıtlarımız basit:
Ne olur, tokluk hissi sağlarsa?
Daha az yemeyi başarabiliriz.
Yani?
Böylece fazla kilolardan kurtuluruz.
Peki, bedeniniz ne der buna?
???
Kendi ayar mekanizmaları dışında, iradenin kullanılarak doğru yöntemle (örneğimizde bir zayıflama ürünü) zayıflamanın kendisine dayatılmasını gıkını çıkartmadan kabullenir mi acaba?
???
Bir süre için, her şey yolunda gitse, tokluk hissi sağlayan bir destek sayesinde fazla kiloların bir kısmı verilse… sonra ne olur? Diğer kullanıcılarda neler olmuş, verdikleri kiloları geri almamayı başarabilmişler mi?
???
Daha önceleri de, şu veya bu diyetle, şu veya bu ilaçla… “aç kalmadan… tokluk hissini artırarak…” sloganlarına kapılıp kolayca zayıflamış olanların başına sonra neler gelmiş?
Diyetler, kilolar, zayıflama konularında gerçeklere ulaşmak söz konusu olunca…
En güvenilir yöntemin gözlem yapmak ve sorular sormak olduğuna inanıyoruz… tüm yazılarımızda ve kitaplarımızda, kendi bilgi ve deneyimlerimizi koşulsuz ve eksiksiz aktarmaya çalışırken, bir yandan da satırlarımızla karşılaşanları kendi akıl süzgeçlerini kullanmaya teşvike çaba gösteriyoruz. Sizlerden gelen yorum, yanıt ve destekler bizi cesaretlendiriyor, doğru yolda olduğumuz kanısını güçlendiriyor.
Bunca, laf kalabalığından sonra, Gülenay… size naçizane önerim… elinizde kalan kutuları çöpe atın derim, bedeniniz hamilelikte alınan kiloları… kısıtlama yapmamak ve onun söylediklerine birazcık kulak vermek kaydıyla… kendiliğinden kaybetme yeteneğine sahip…
Not: Spirulina’nın zayıflama ile olan ilgisi konusunda yapılmış hiçbir ciddi bilimsel araştırmaya ulaşmak mümkün değil. Konuyla ilgili tüm güvenilir kaynaklar, bu noktanın özellikle altını çiziyor.
