Acıbakla Acıçiğdem Adaçayı Gece Terlemeleri Adamotu Ahlat Akdiken



DİRİ VE DİK GÖĞÜSLER İÇİN ÖNERİLER

İster küçük olsun ister büyük olsun, göğüslerin güzelliği ebatlarından değil, diri ve dik olmasından dolayıdır. Zamanla göğüsler sarkar ve güzellikleri, kaybolmaya yüz tutar. Bunun için daha önceden önlem almak gerekir. İşte sizlere bazı önlemler ve diri göğüsler için öneriler ;
SOĞUK DUŞ ŞOKU ;
* Diri göğüslere sahip olmak için her gün düzenli olarak soğuk suyla duş yapmaya özen gösterin. Sabahları duş aletinin yardımıyla, suyu göğüslerinizin üzerinde dairesel hareketlerle gezdirin.
LİFLİ BESİNLERİN GÜCÜNDEN FAYDALARI ;
* Göğüslerinizin diriliğini koruyabilmesi için aşırı tuz tüketiminden kaçının. Çünkü su tutulmasına neden olan maddeler bağ dokusunu olumsuz yönde etkiliyor. C vitamini içeren besinlerse cildin diri kalmasını sağlayan kolajenlere uyarıcı etki yapıyor.
EGZERSİZİN FAYDALARI ;
* Önereceğimiz üç egzersiz, göğüs bölgenizdeki kasların güçlenmesini sağlayacak.
1. ÖNERİ : Belinizi dik tutarak bağdaş kurun. Avuçlarınızı göğüs hizasında birleştirin. Dirsekleriniz yere paralel olsun. Bu pozisyondayken ellerinizi birbirine 20 saniye süreyle güçlü bir şekilde bastırın. Sonra yavaşça gerilen göğüs kaslarınızı gevşetin. Hareketi 10 kez tekrarlayın.
2. ÖNERİ : Yüzüstü uzanın. Ayaklarınız çapraz olmalı. Kollarınızdan güç alarak aşağı yukarı hareket edin. Egzersizi 10 kez tekrar edin.
3. ÖNERİ : Ayakta, ellerinizi başınızın arkasında ve ensenizde kavuşmuş şekilde durun. Ellerinizi ensenizden hiç ayırmadan dirseklerinizi ağzınızın tam önünde birbirine değdirdikten sonra eski pozisyona dönün. Egzersizi 20 kez yineleyin.
DİK OTURMANIN GÖĞÜSLERE ETKİLERİ ;
*Sırtınızı dik tutmaya özen gösterirseniz, göğüs kafesiniz daha fazla yukarı kalkar, böylece kan dolaşımınız da hızlanır. Bu sayede de bağ dokularınız sıkılığını korumaya devam eder.

Kışın çorba için!

Bazal metabolizmanın değiştiği kış aylarında, vücut ısısının normale dönmesi için alınan yüksek enerjili gıdalar, aşırı kiloya neden oluyor. En iyisi çorba içmek!

Kış aylarında havaların soğuması, vücudun bazal metabolizması üzerinde olumsuz etki yapıyor. Soğuğa karşı ısısı değişmeye başlayan vücut, normal ısı düzeyine ulaşmak ve kendisini ayarlamak için, alınanın yanı sıra fazladan enerjiye ihtiyaç duyuyor.

Konya SSK Hastanesi Diyet Uzmanı Şirin Kayhan Eser, enerjiye ihtiyaç duyulması nedeniyle kişilerin yeme isteğinin arttığını ve enerji seviyesi yüksek olan karbonhidratlı yiyeceklere yöneldiğini söyledi.

Soğuk havalarda çok yemenin yanı sıra evden ya da çalışılan yerden dışarı fazla çıkılmadığını kaydeden Eser, bunun da hareketsizliğe neden olduğunu, yenilenlerin eritilmemesine ve kilo alınmasına yol açtığını bildirdi.

KIŞ MEVSİMİNDE EN AZ 5 KİLO
Bazal metabolizmanın değiştiği kış aylarında, vücut ısısının normale dönmesi için alınan yüksek enerjili gıdalar ve hareketsizlik nedeniyle çok sayıda kişinin kış dönemini en az 5 kilo fazlalığı ile kapattığını vurgulayan Eser, vücudun kilo alma alışkanlığı kazanması durumunda tehlikeli hastalıklara yakalanma riskinin artacağını ifade etti.

Aşırı kilonun tansiyon, şeker, damar tıkanıklığı ve kalp rahatsızlıkları gibi çok sayıda hastalığa yol açabileceğini, bu nedenle dikkatli olunması gerektiğini ifade eden Eser, kış aylarında kilo almanın önüne geçebilmek için tok tutucu özelliği olan çorbanın her öğünde tüketilmesini önerdi.

Eser, hamurlu ve yağlı yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini de vurgulayarak, ”Akşamın geç saatlerinde yeme isteğine karşı iradeli davranılmalı, açlık, yiyecek yerine içeceklerle geçiştirilmelidir. Gün boyunca sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeli, hamur tatlılar yerine sütlü tatlılar tüketilmelidir” diye konuştu.

Eser, obezlerin sağlıklı yaşam sürebilmesi için fazla kilolarından kurtulmalarına yönelik diyet programları uyguladıklarını belirterek, ”Kış aylarındaki programlarımızda genelde başarılı olamıyoruz. Normalde hareketsiz olan ve yeme isteklerinin önüne geçemeyen obezler kış aylarında vermesi gereken kilo kadar daha kilo alıyor. Bu yüzden diyet uzmanları kendileri açısından oldukça zor geçen kış aylarını pek sevmezler” dedi.


SUYUN HAYATIMIZDAKİ YERİ VE SAĞLIK AÇISINDAN ÖNEMİ

Su temel yaşam kaynaklarımızdan birtanesi. Son dönemlerde su sıkıntısı yaşıyoruz ve hayat kaynaklarımızı tüketiyoruz. Su sağlık açısından son derece önemli ve diyet yapan kişilerin listesinin başında geliyor. En önemli konulardan bir tanesi susamadan su içme alışkanlığı edinmek. Su organik olmadığından bedende yağa dönüşmez. Metabolizma sonucu oluşan atıkların bedenden dışarı atılmasına yardımcı olur. Su içildiğinde midede tokluk duygusu geliştiğinden yeme isteğini azaltır. Açlık duygusu oluştuğunda enerji değeri olan yiyecek, içecek atıştırma yerine su içmek daha olumlu bir davranıştır. Su, içerdiği kalsiyum, magnezyum gibi minerallerle sağlığın korunmasına yardımcı olur. Boya uygun beden ağırlığının korunması sağlıklı yaşamın temel koşullarındandır.Uygun ağırlığın korunmasında beden hareketini artırmak zorunludur. Günümüzde obezite sorununun yaygınlaşmasında en önemli faktörlerden biri hareketsizlik, diğeri enerjisi yoğun yiyecek ve içecek tüketmektir. Beden hareketinin artması metabolizmayı hızlandırdığından bedenden su kaybını da artırır. Kaybolan suyu yerine koymak için hareketli bireyler daha çok su içmek zorundadırlar.
Zayıflama diyetinde besin alımının azalmasına bağlı olarak kabızlık görülebilir. Bu gibi durumda birey yatağının başında su bulundurarak yataktan kalkınca içebilir. Bu uygulama bağırsak hareketini artırır.Suyun yemek sırasında ya da aralarda içilmesi farketmez. Sabah saat 07.00’den gece 23.00’e kadar olan zaman diliminde 2’şer saat ara ile bir bardak su içilmesi günlük su ihtiyacını karşılar.
Uzun süre harcanandan çok enerji alımı şişmanlıkla sonuçlanır. Şişmanlık estetik yönünden daha çok sağlığı olumsuz etkilediğinden şişman bireyin uygun ağırlığına inmesi gerekmektedir. Şişmanlık kısa sürede oluşmadığına göre enerji değeri yüksek yağlı, şekerli, unlu besinler sınırlanarak ve beden hareketi artırılarak haftada 0.5-1.0 kg zayıflamak mümkündür. Beden hareketi arttığı için su ihtiyacı da artar. Günlük 2.5 litre su alımı gerekir. Zayıflamak isteyen birey yürüyüş gibi fiziksel aktivite sırasında yanında su şişesi bulundurmalı, susama isteği olmasa bile su içmelidir.Mineral içeriği yüksek maden suyu iyi bir seçenektir. Düşük enerjili diyetle alınan maden suyu kalsiyum ve magnezyum gibi önemli minerallere olan gereksinmenin karşılanmasına yardımcı olur.

KÖPEK BALIĞI KIKIRDAĞINDAN GELEN GENÇLİK VE GÜZELLİK

Okyanuslarda ve denizlerde insanların korkulu ruyası olan köpek balıklarının gençlik ve güzellik kaynağı olabileceği hiç aklınıza gelir miydi ? Benim gelmezdi şahsen ama birçok ünlümüzde köpek balığı kıkırdağından yağılan kozmetik ürünlerle gençliği ve güzelliği yakaladığını iddia ediyor. Denemekte yarar var bence. Avrupa ve Amerika’da kadınlar arasında büyük ilgi gören anti-aging gıda kapsülü Inversion F, Türkiye’de ünlü isimlerin de tercihi oldu. Gülay Kamaz, Semiha Yankı, Oya Başar, Eylem Şenkal, Seray Sever gibi pek çok ünlü isim içeriğinde köpekbalığı kıkırdağı da bulunan kapsüllerden kullanıyor. Inversion F, 30 ve üzeri yaş grubundaki kadınlarda, saç, cilt, tırnaklar ve vücut üzerinde kalıcı olumlu etki sağlarken, metabolik fonksiyonları hızlandırarak genç ve güzel bir görünüm kazandırıyor.
Geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye getirilen ve sadece eczanelerde satışa sunulan anti-aging ürünü “Inversion F”, saçlar, tırnaklar, cilt ve vücuda gençlik aşılarken çevresel faktörlerle vücuda zarar verebilecek olumsuz etkilerden de korunmayı sağlıyor. Inversion F, ilk günden itibaren ünlü isimlerden de ilgi gördü.
“Inversion F”, antioksidan etkisi ile serbest radikallerin cilde, saça ve tırnaklara vereceği zararlı etkilerden koruyor, yağ yakıcı etkisi ile vücudun kullandığı enerjiyi artırıyor, besleyici etkisi ile yenilik ve gelişim için gerekli besin takviyesini sağlıyor, güçlendirici etkisi ile vücudun ihtiyacı olan dinamizmi kazandırıyor. “Inversion F”, kadınlar için çok önemli olan saç, cilt, tırnaklar ve vücut üzerindeki dört etkinin bir arada gerçekleşmesini sağlayan bir formül içeriyor.
Kadınlar için geliştirilen ilk anti-aging gıda takviyesi olma özelliğine sahip “Inversion F”, gümüş ve kırmızı olmak üzere iki kapsülden oluşuyor. Omega 6, Yeşil Çay Özleri, C Vitamini, Çinko, Selenyum, Krom ve doğal bettakaroten içeren 2 adet kırmızı kapsül kahvaltı sonrasında; köpek balığı kıkırdağı, Omega 3 Balık Yağı, Üzüm Özleri, B2, B5, B6, B8 vitaminleri, bakır, demir içeren 1 adet gümüş kapsül ise akşam yemeklerinden sonra kullanılıyor.


Zamanı Donduran Besinler

ZAMANI DONDURAN BESİNLER Anti-aging yani yaşlanmayı durdurma son zamanların en sık konuşulan sağlık konularının başında gelmektedir şüphesiz. Aslında anti-aging diye bir şey yoktur önemli olan biyolojik saati doğru kurmak ve yaşam tarzımızdaki doğru değişikliklerle yaşam kalitemizi artırmaktır. Beslenme alışkanlıklarınızı gözden geçirin aşağıdaki besinleri daha çok tüketmeye çalışın ve farkı gözleyin…

1. Böğürtlen Familyası

Böğürtlen familyasındaki minyon, şirin bir o kadar da yararlı meyveler ülkemizde sıklıkla reçel olarak tüketilmektedir. Oysa bu meyvelerin taze meyve olarak ara öğünlerde tüketilmesi yüksek anti-oksidan içeriklerinden ötürü hücre ölümlerini geciktiricidir. Fareler üzerinde yapılan çalışmalar yaban mersininden zengin diyetle beslenen deneklerin hafıza ve motor faaliyetlerinde gelişmeler, yaşa bağlı faktörlerde de koordinasyonlu azalmalar saptanmıştır. Ayrıca bu fitokimyasalların damar sağlığını geliştirdiği, tansiyonu dengelediği de gözlenmiştir. Son olarak iyi bir C vitamini kaynağı da olan böğürtlengiller sağlıklı hücreler için elzem olan E vitaminin de fonksiyonlarına yardımcı olabilmektedir.

2. Koyu yeşil yapraklı sebzeler

Bu sebzeler, damarlara toksik etki yaparak Alzheimer ve kalp hastalıklarına yatkınlığı artıran homosistein denen kimyasalların parçalanmasında görevli folat, ve B6 vitaminlerinden zengindir. Ispanak, kıvırcık lahana, semizotu, marul, fesleğen gibi yeşilleri sofralarınızdan eksik etmeyin. Neuroscience Labarotuvarının yaptığı en son çalışmaya göre ıspanakda göbek maruldan 3 kat fazla folat bulunmaktadır. Temel Reis’in güç kaynağı meşhur sebze artık harika bir antioksidan olarak bilinmektedir.

3. Somon, ringa, sardalye balıkları

Vücudumuzun üretemediği ama belli dengede ihtiyaç duyduğu omega 3 yağlarından zengin, açık sularda yetişmiş bu balıkları haftada 3 kez mutlaka tüketmelisiniz. Balık tüketemiyorsanız hem hayvansal hem de bitkisel omega 3 karışımlarından doktorunuza danışarak tüketmeye başlamalısınız. Omega 3’ün en iyi bitkisel kaynakları arasında koyu yeşil yapraklı sebzeler, yağlı tohumlar ve keten tohumu da sayılmaktadır.

4. Kırmızı Şarap ve Üzüm suyu

İçeriğindeki alkolün beyin fonksiyonlarını olumsuz etkilemesinden dolayı üzüm suyuna karşı 1–0 yenik duran kırmızı şarap en son çalışmalarda galibiyeti kaptırdı. James Joseph adlı bilim adamı tarafından yapılan bir araştırmada üzüm suyunun belirgin olarak kısa süreli hafıza ve motor becerileri geliştirdiği gözlenmiş. Bu etkiyi dopamin seviyelerindeki artışa bağlayan Joseph, Konkord üzümlerinin diğer meyve ve sebzelere oranla daha fazla antioksidan içerdiğini saptamış.

5. Tam Tahıllar ve Kuru baklagiller

Sağlıklı beslenme adına yapılabilecek en kolay ve yararlı yollardan biri de kepekli pirince geçmek olabilir. Kognitif sağlık açısından çok önemli olan vitaminler ve magnezyumdan zengin bu besin, aynı zamanda B6 vitamini ile de homosistein seviyelerini düşürebilmektedir.

Kurubaklagiller ise olmazsa olmaz besinlerin başında gelir ve Meksika fasulyesi ya da barbunya gibi kırmızı fasulyeler içerikleri açısından başı çekmektedir. İçeriklerindeki A, E ve D vitaminleri ile hücreleri koruyucudurlar. Haftada en az 3 kez tüketmelisiniz.

6. Yoğurt

Süt ve süt ürünleri normalde zor sindirilmeleri rağmen yoğurt bir istisnadır. Özellikle son zamanlarda değer kazanan kefir ve probiyotik yoğurtların sağladığı iyi huylu bakteriler bağırsak aktivitelerimizi hızlandırır. Yaşla birlikte, özellikle posa kaynağı fakir, yanlış beslenen, fast food fazla tüketen bireylerde barsaklardaki bu iyi huylu bakteriler azalır ve hastalıklara karşı daha savunmasız kalırız. Bunun için probiyotik yoğurt ve light kefir tüketiminizi artırmalısınız.

7. Ceviz, Fındık, Badem

Daha öncede bahsedildiği gibi bitkisel omega 3 için en iyi kaynaklardan biridir. Her gün değişmeli olarak 10 fındık veya 8 badem veya 4 ceviz içi tüketebilirsiniz. Ayrıca E vitamininin de en iyi kaynaklarından olan yağlı tohumlar, normal hücre faaliyetleri sonrasında oluşan ancak hücrenin önemli komponentlerine zarar verme riski olan serbest radikalleri kontrol edebilir. Mısır gevreği, salata ya da ara öğünler için lezzetli seçimlerdir.

8. Zeytinyağı ve Keten tohumu

Akdeniz Mutfağının altın sıvısı zeytinyağı içeriğindeki yararlı bileşiklerle sağlık sigortamız gibidir. Önemli olan içeriğinde yararlı öğeleri bulunduran ilk sıkımlardan, aşırı kaçmadan tüketmektir.

Keten tohumu ve bu tohumun yağı da oldukça önemli bileşikleri ile hem vücudumuzda üretemediğimiz elzem yağları sağlar hem de antiaging için önemli fonksiyonları vardır. Kanser vakalarının yaşam ve beslenme alışkanlıklarında yapılan değişikliklerle %30-40 oranında azaltılabileceğini söyleyen araştırmalarda keten tohumu kullanımının da çok etkili olduğu gözlenmiş bu nedenle gastronomik süperstar seçilmiştir.

9. Sarımsak

Kötü kokusuyla rahatsız edici bulunan ancak yemeklere kattığı eşsiz lezzetliyle de gurmelerin baş listelerinde bulunan sarımsak sağlık için de olmazsa olmazlardandır. Antioksidan özellikleri dışında, antiviral ve antibakteriyel fonksiyonları da fevkalade önemlidir. Çiğ, dövülmüş halde tüketmek en iyisidir.

Sağlıklı ve zinde günler dilerim.


8 DAKİKADA İDEAL KİLO

 Jorge Cruise Amerika’da milyonlarca insanın hiç kaçırmadan izlediği televizyon programı “Sabahları 8 Dakika” nın yaratıcısı. Fakat Cruise kendini iyi bir vücuda sahip olmaya adamış “bay vücutlardan” biri değil. Her sabah 8 dakikalık bir egzersiz ve doğru beslenme programıyla sadece 4 haftada forma girmeyi öneren bir uzman.
Fazla kilolu olmaktan utanmanın ne demek olduğunu biliyorum çünkü yaşadım” diyen Jorge Cruise küçüklüğünden beri sağlıklısız bir hayat sürmüş: “Enerjim yoktu, her gün baş ağrıları çekiyordum ve ciddi astım rahatsızlığım vardı.” Haftalarca mide ağrısı çeken, bol bol su ve bitki çayları içen, yemek yiyemeyen ve hızla kilo kaybetmeye başlayan Jorge Cruise, ağrısı artıp acilen hastaneye kaldırıldığında apandisitinin patladığını öğrenmiş. Bu olaydan sonra yeme alışkanlıklarını kökten değiştirmiş.
“Fazla süt ürünü ve kırmızı et yemeyi bıraktım, işlenmiş gıdalardan tam tahıllara ve sebzelere geçiş yaptım, bol su içmeye, soya ürünleri yemeye başladım. Bir gün baş ağrılarımın ve astımımın kesildiğini fark ettim. Kendimi sağlıklı ve enerjik hissediyordum” diyen Cruise şimdi insanların sağlıklı olmalarına ve bunu korumalarına yardım etmek istiyor. Jorge Cruise yaşamını başka insanlara en iyi ve en verimli kilo verme bilgilerini öğretmeye adamış.
Program nasıl uygulanacak?
28 günde kilo vermek ve ideal kiloya ulaşmak için mucizeler vaad eden “Sabahları 8 Dakika” programı üç temel kurala dayanıyor:
Heyecan formunuz
Sabahları 8 Dakika uygulamasından önce yapacağınız günlük “Uyanma konuşması”yla kendi iç motivasyonunuzu yaratacaksınız. Bu size yeni yaşam biçiminizi sevme konusunda kendinizi motive etmeniz için gerekli olan heyecanı sağlayacak.
Bu konuşma sırasında kilo verme hedeflerinizi saptayın, bu kilolardan kurtulmak için yeni ikna yolları keşfedin. Kendinizi olumsuz düşünen birinden olumlu düşünen biri haline dönüştürün. Nefes alma şeklinizi değiştirerek gizli bir enerji kaynağı yaratın, hareketlerinizi değiştirmek için gözünüzde canlandırma gücünden yararlanın.
Sahip olduğunuzu bilmediğiniz zamanı ortaya çıkarın, bir saniye içinde ruh halinizi düzeltin, özgüveninizi ortaya çıkarın. Ayrıca sabahları yapacağınız uyanma konuşmasına ek olarak programın bir başka öğesi de “Günlük”. Bu bölümde; kaydettiğiniz ilerlemeyi, yaptığınız atılımları ve yaşamınızda sizi mutlu kılan şeyleri yazmak yeterli.
Fiziksel formunuz
Programın temelinde kendisini kanıtlamış “iki süper hızlı hareket” yer alıyor. Bunlar günde sadece 8 dakika zaman alıyor, fakat muhteşem sonuçlar veriyor. Bu iki güçlendirme hareketi, hergün metabolizmanızı hızlandırmanıza, form kazanmanıza ve yağlarınızı mümkün olduğunca etkili şekilde yakmanıza yardımcı oluyor.
Beslenme alışkanlıklarınız
Takip etmesi son derece kolay olan “yağ yiyin forma girin” beslenme programı kişide yemekten yoksun bırakılma duygusu uyandırmıyor. Bu programda, hemen her diyette söylendiği gibi, sadece omega yağlarını yemek zorunda değilsiniz. Yemeklerinizde her türlü yağı, hatta tereyağı gibi doymuş yağları bile kullanabilirsiniz. Ayrıca mısır yağı veya hoşlandığınız diğer yağları da kullanabilirsiniz. Sadece bunları az miktarda kullanmaya dikkat edin. Ama yine de unutmayın ki, omega yağlarını ne kadar fazla kullanırsanız, o kadar daha az yemek yiyecek, yediklerinizden keyif alacak, metabolizmanızı hızlandıracak, hastalıkları engelleyecek ve kendinizi daha mutlu hissedeceksiniz.
Ketentohumu yağı kullanın
Ketentohumu yağı kullanmanız gereken yağların başında geliyor. Sabahları ekmeğinize reçel sürmek yerine, ketentohumu yağı kullanın (Bunun erimiş tereyağı olduğunu düşünebilirsiniz). Bu tostunuzun daha lezzetli olmasını ve kendinizi daha uzun süre tok hissetmenizi sağlayacaktır. Sebzelerinizin üzerinde sos kullanmak yerine öğlen veya akşam öğünlerinde bir çay kaşığı ketentohumu yağı kullanın. Aşırı yemek yemenizi engellemek için akşam yemeğinden 1 saat önce bir çay kaşığı ketentohumu yağı karıştırılmış bir kase yağsız yoğurt veya soya yoğurdu yiyin. Pişirdikten sonra bir çay kaşığı ketentohumu yağı katarak çorbanızı daha doyurucu, yağ yakıcı bir dost haline getirin. Metabolizmanızı harekete geçirecek ve çorbanızın lezzetini artıracaktır

“Kilo Vermeyi Başardım” Diyebilmek İçin 5 Yıl Bekleyin

Uzun süre diyet yaptınız ve istediğiniz kiloya ulaştınız. Artık giydikleriniz size daha çok yakışıyor ve özgüveninizi yeniden kazandınız. Eskisi gibi canım ne çekiyorsa yiyebilir, aç kaldığım günlerin acısını çıkarabilirim” diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz!…
Son yıllarda beslenme ve diyet üzerine yapılan araştırmalar ortaya koyuyor ki, kilo verdikten sonraki ilk 5 yıl çok önemli. Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Seçil Kenar, “Sağlıklı ve kilo verme” hakkında bilgiler verdi.

Verilen Kilolar 5 Yıl İçinde Geri Alınıyor

Kilo vermek isteyen kişiler kaç kilo olacakları, ne kadar sürede verecekleri gibi konularla ilgilenirler ve hep bu son bir daha kilo asla almam, yeter ki istediğim kiloya ineyim şeklinde söylemlerde bulunurlar. İstedikleri kiloya ulaştıklarında ise tamam işte bitti, başardım diyerek eski yeme alışkanlıklarına yavaş yavaş geri dönerler. Bu konuda uzun süreli çalışmalar gösteriyor ki maalesef olması gereken ağırlığa ulaşan, kilo veren birçok kişi 5 yıl içerisinde kaybettiği tüm kiloları geri alıyor.

Kilo Verdikten Sonra Koruma Programları Uygulayın

Diyet sona erdiğinde uzun bir süre kendini kısıtlanmış hisseden kişi sevdiği besinleri tüketmeye başlıyor, nasılsa bir iki gün sonra tekrar dikkat etmeye başlayacağım diyerek sevdiği besinleri tüketimini arttırıyor fakat diyetten sıkılmış ve yorulmuş olmanın getirdiği olumsuzluklarla beraber bu 2-3 gün hiç bitmiyor ve ağırlık artışları başlıyor. Koruma programı, zayıflama programlarından daha önemlidir. İlk 6 ay kaybedilen ağırlığın korunması ve yemek düzeninin sağlanması açısından önemlidir. Daha sonra ki 5 yıl bitiminde birey artık ben kilo verdim demeye hak kazanır. Peki nedir koruma programı? Unutulmamalıdır ki diyetisyen ile takip edilen zayıflama programlarında kendi yeme sisteminizi fark etmeden geliştirmiş olursunuz.

Diyeti Hayatınızda Bir Kez Yapın, Tam Yapın

Koruma programında diyetisyen ile beraber günlük tüketilmesi gereken süt, protein, ekmek grubu, meyve, yağ gibi besin gruplarının porsiyon miktarları ve bu gruplar içerisinde yer alan besinlerin neler olduğu (örneğin kestane, patates, pirinç bir ekmek grubu üyeleridir şeklinde) belirlenir. Bu besinleri gün içine nasıl yayılacağını, hangi besinin hangi besinle yenileceğini, sizin sevdiğiniz besinleri tükettiğinizde örneğin pizza gibi o durumda neyi azaltacağınızın pratikleri yapılarak bundan sonra sizin kendi diyetinizi kendinizin nasıl ayarlayacağı konuşulmalıdır. 2 gün çok yerim diğer günler aç gezerim şeklinde yaklaşımlar yanlıştır ya da nasıl olsa artık bitti istediğimi yerim şeklinde düşünceler hatalıdır. Tekrar kilo alıp yeniden zayıflamak tekrar kilo almak gibi durumlar bireyde bir kısır döngünün oluşmasına neden olur. Kişinin psikolojisini olumsuz etkiler ve ben nasılsa başaramıyorum kilo versem de tekrar alacağım nasıl olsa şeklinde düşüncelere iterek kişide bıkkınlık ve mutsuzluk yaratır. Unutulmamalıdır ki diyet yaparken bir öğünde aldığınız besinlerin koruma programında sadece miktarları artacaktır. Diyeti hayatınızda 1 kez yapın, tam yapın, başardım cümlesini erken söylemeyin.

Öneriler:

· Kilo koruma programlarına devam edin.
· Bir günden bir şey olmaz diye düşünmeyin, disiplininizi bozmayın.
· Önemli olan kilo vermek değil, verilen kiloları korumaktır düşüncenizi aklınızdan çıkarmayın.
· Zayıflama programı bitiminde tatile çıkmayın.
· Tükettiğiniz yöresel yemekleri, özel tariflerinizi, sevdiğiniz besinleri diyetisyeninize söyleyiniz ve yiyebileceğiniz miktarları diyetisyeninize sorunuz.
· Diyetin sonuna doğru metabolizma hızınızın yavaşladığını özellikle ilk 3 ay içerisinde daha kolay kilo alabileceğinizi unutmayın.
· Sayısını veya süresini azaltsanız da, egzersizi asla kesmeyin.
· Adaptasyonda zorlanıyorsanız psikologtan yardım isteyiniz.
· Hoşunuza giden yeni hobiler edinin. Resim, boyama, dil kursu tarzı yeni bir kursa yazılabilirsiniz.
· Ağırlık artışının olmadığı her ay için kendinize sevdiğiniz bir hediye alın, başarınızı kutlayın.

Koruma Diyeti Örnek Mönü

Sabah
1-2 dilim peynir
5-6 adet zeytin veya 2 adet ceviz
Yeşillik
2 dilim kepek ekmek veya ½ simit

Ara
Meyve

Öğle
1 kase çorba
1 tabak sebze yemeği
1 kase yoğurt
Bol salata
1-2 dilim kepek ekmek veya 4-5 kaşık pilav/makarna veya 1 dilim börek

Ara
Meyve+3-4 kepekli bisküvi

Akşam
1 porsiyon et yemeği(köfte/tavuk/balık v.b)
Salata
1 dilim kepek ekmek

Gece
2 top dondurma
1 porsiyon meyve