Acıbakla Acıçiğdem Adaçayı Gece Terlemeleri Adamotu Ahlat Akdiken



KOLESTEROL YÜKSEKLİĞİ

Türk Kardiyoloji Derneği’nin yaptığı araştırmalara göre ülkemizde 9 milyon kişinin kolesterol düzeyi sınır değerlerin üzerinde bulunuyor. Kalıtımsal olarak ülkemizde iyi kolesterol düzeyinin de düşük olması kalp hastalıkları açısından önemli bir risk yaratıyor.

Sağlık açısından kan kolesterol düzeyinin 200 mg/dl.’nin altında olması gerektiğine dikkat çekiliyor. Ancak kolesterol içeriği fazla olan gıdalarla beslenilmesi, şişmanlık, hareketsizlik, stres, tiroid bezinin az çalışması, şeker, böbrek yetmezliği gibi hastalıklar, hormon, idrar söktürücü ve bazı tansiyon ilaçları kolesterol düzeyini artırıyor.

Fazla miktarda et, yağlı yemek ve hamur işlerinin tüketilmesinin kolesterol düzeyini artıracağına dikkat çekiliyor. Kurban Bayramı gibi et tüketiminin arttığı günlerde, özellikle diyet yapması gereken kronik sağlık sorunları olan kişiler için ciddi sağlık sorunları oluşabilmektedir. Bu dönemde, etin hem taze hem de yağ oranının fazla olması sorunu büyütüyor. Diğer taraftan bayram ziyaretlerinde etin yanında kandaki kolesterol oranını etkileyen hamur işi tatlılar, çikolatalar ikram ediliyor. Bunlara hareket azlığı da eklenince sağlık sorunlarının ortaya çıkma ihtimali artıyor. Özellikle kalp-damar hastalığı olanlarda, şeker ve böbrek hastalarında, ayrıca kolesterol tedavisi görenlerde vücudun dengesi bozuluyor. Şeker, tansiyon, kalp ilacı kullanan kişilerin bayramda ilaçlarını aksatmamalarını öneriyoruz.

Fazla miktarda kalorili ve yağlı yiyeceklerin tüketilmesinin neden olabileceği sağlık sorunlarının dikkate alınarak diyetin kontrol edilmesi gerekiyor. Günlük tüketilen et, hem yağsız olmalı hem de miktarı azaltılmalıdır. Etin yanından diğer hazmı zor ve tatlılardan kaçınılmalı. Tansiyon ve kalp problemi olanlar bir kereden bir şey olmaz dememeli, tuzsuz ve yağsız et tercih etmelidirler. Sebze ve meyve yemeye özen gösterilmeli. Bol su içilmeli. Bu sayede et ve hamur işi gıdaların tüketilmesi de azaltılmış olur. Ayrıca sağlık durumu iyi olanları da düzenli yürüyüş yapmayı ihmal etmemeliler.

Kolesterolün yüksek olmasının sakıncaları kan kolesterol düzeyindeki artış damar sertliğine neden olan başlıca faktörlerden biri. Damar sertliği de kalp hastalıklarının oluşumuna zemin hazırlıyor. Kolesterolün 200mg/dl’nin üzerinde olduğu kişilerde diğer risk faktörlerinin de olması bu süreci hızlandırıyor. Kolesterol yüksekliğinin yanısıra sigara içimi, şişmanlık, diyabet, tiroid bezi yetersizliği varsa risk ciddi olarak artıyor. İyi kolesterol seviyesinin düşüklüğü; az spor ve az yürüyüş yapmak da tehlikeyi büyütüyor. Bu nedenle fazla kiloların verilmesini, düzenli egzersiz yapılmasını, kolesterol düzeyi yüksek yiyeceklerden uzak durulmasını öneriyoruz.


Sibel Can Diyeti

İki hafta sonra yeni albümüyle hayranlarıyla buluşacak olan Sibel Can, 5 aydır özel beslenme rejimi uyguladı. Sanatçı obezite bilim doktoru Haluk Saçaklı’nın, “vücudun ihtiyacı olan bütün besin değerlerinin yeterli ve dengeli şekilde tüketilmes”ni öngören diyetiyle 5 ayda 9 kilo verdi. Sibel Can beslenme programında, ana öğünlerde 4 temel besin grubunu yan yana getirdi. Örneğin süt grubundan peyniri, et grubundan tavuk ve balığı, ekmek-tahıl grubundan ekmek ve pilavı, sebze grubundan sebze ve meyveyi birlikte tüketti. Bir diğer önemli nokta ise temel besinlerde renk farklılığının gözönünde tutulması oldu. Örneğin farklı renklerde olan et, sebze, ekmek, peynir ya da süt grubu aynı anda tüketildi.

Adet dönemi öncesi 3 gün

Uyanınca (1056 kalori): 1 bardak oda sıcaklığında su içiniz.
Kahvaltı (Saat 07.00-09.00 arası): 4 kaşık müsli ya da yulaf ezmesi, 4 adet kuru kayısı-1 bardak diyet süt karışımı
Kuşluk (Saat 10.00-11.00 arası): 1 adet elma
Öğle (Saat 12.00-14.00 arası): 3 adet ızgara köfte, tavuk ya da balık, 300 gr. haşlanmış yeşil sebze, 1 ince dilim esmer ekmek
İkindi (Saat 16.00-17.00 arası): 1 adet orta boy haşlanmış patates
Akşam (Saat 18.00-20.00 arası): 1 porsiyon yeşil sebze çorbası, Yağsız hazırlanmış roka salatası, 5 adet (150 gr.) yağsız etten hazırlanmış ızgara köfte veya tavuk ya da balık
Gece (Saat 22.00): 1 adet elma
Yatarken: 1 bardak oda sıcaklığında su içiniz.

Not: Günde 8-12 bardak su içiniz. Çay, kahve ve kolalı içecekler günlük su tüketimine dahil edilmez. Eğer tüketilecekse, tercihinizi yeşil çaydan yana kullanın. Ama her türlü bitki çayını suyun alternatifi olarak içebilirsiniz. Günde 3 kez ahududu ve adaçayı içmeye çalışılmalıdır. Ekmek tam buğday olmalı, baharatlı ve tuzlu besinlerden uzak durmalısınız. Kesinlikle tatlı ve çikolata tüketmeyin. (Bu kurallar tüm listeler için geçerlidir)

Adet dönemi sonrası 3 gün

Uyanınca (1492 kolori): 1 bardak oda sıcaklığında su içiniz.
Kahvaltı (Saat 07.00-09.00 arası): 1 su bardağı diyet yoğurt, 1 ince dilim esmer ekmek, 1 çay kaşığı kırmızı meyve jölesi
Kuşluk (Saat 10.00-11.00 arası): 1 adet küçük boy muz
Öğle (Saat 12.00-14.00 arası): 5 porsiyon (150 gr.) diyet peynir grubu ilave edilmiş 2 su bardağı haşlanmış kepekli makarna., Yağsız hazırlanmış roka salatası
İkindi (Saat 16.00-17.00 arası): 1 ince dilim esmer ekmek, 1 çay kaşığı meyve jölesi
Akşam (Saat 18.00-20.00 arası): 300 gr. haşlanmış yeşil sebze, 5 adet (150 gr.) yağsız etten hazırlanmış ızgara köfte veya tavuk ya da balık
Gece (Saat 23:00): 1 adet elma
Yatarken: 1 bardak oda sıcaklığında su.

1302 kalorilik 1. tercih

Uyanınca: 1 bardak oda sıcaklığında su içiniz, 1 porsiyon mevsim meyvesi
Kahvaltı (Saat 07.00-09.00 arası): 1 kibrit kutusu büyüklüğünde diyet peynir ya da 1 adet yumurta, 1 ince dilim esmer ekmek, Sınırsız söğüş domates, salatalık, yeşil sivri biber, marul, maydanoz vs., 4 adet yağsız siyah zeytin, 1 tatlı kaşığı süzme bal, Şekersiz açık limonlu siyah çay
Kuşluk (Saat 10.00-11.00 arası): 1 porsiyon mevsim meyvesi
Öğle (Saat 12.00-14.00 arası): 2 adet ızgara köfte (60 gr.), tavuk ya da balık, 1 ince dilim esmer ekmek, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile hazırlanmış sınırsız mevsim salatası, 1 kibrit kutusu diyet peynir
İkindi (Saat 16.00-17.00 arası): Diyet kasar peynirli yağsız tost, Sınırsız söğüş domates, salatalık, yeşil sivribiber, marul, maydanoz vs., Şekersiz bitki çayı (ıhlamur, ada çayı vs.)
Akşam (Saat 18.00-20.00 arası): 1 kase yağsız karışık sebze çorbası, 1 tatlı Kaşığı zeytinyağı ile hazırlanmış sınırsız mevsim salatası, 1 ince dilim esmer ekmek, 1 kibrit kutusu büyüklüğünde diyet peynir
Gece (Saat 22.00): 1 porsiyon mevsim meyvesi, 1 adet kuru kayısı, 1 adet ceviz
Yatarken: 1 bardak oda sıcaklığında su.

1302 kalorilik 2. tercih

Uyanınca: 1 bardak oda sıcaklığında su içiniz., 1 porsiyon mevsim meyvesi
Kahvaltı (Saat 07.00-09.00 arası): 1 kibrit kutusu büyüklüğünde diyet peynir ya da 1 adet yumurta, 1 ince dilim esmer ekmek, Sınırsız söğüş domates, salatalık, yeşil sivri biber, marul, maydanoz vs., 4 adet yağsız siyah zeytin, 1 tatlı kaşığı süzme bal, Şekersiz açık limonlu siyah çay
Kuşluk (Saat 10.00-11.00 arası): 1 porsiyon mevsim meyvesi
(Saat 12.00-14.00 arası): 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ye 90 gr. diyet peynir ya da tavuk veya diyet ton balığı ile hazırlanmış sınırsız mevsim salatası, 1 ince dilim esmer ekmek
İkindi (Saat 16.00-17.00 arası): 1 kibrit kutusu büyüklüğünde peynir, 2 grisini ya da 1 porsiyon tahıl değişimi, Şekersiz bitki çayı (ıhlamur, ada çayı, kuşburnu vs.)
Akşam (Saat 18.00-20.00 arası): 1 kase yağsız karışık sebze çorbası, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile hazırlanmış sınırsız mevsim salatası, 1 kibrit kutusu büyüklüğünde 30 gr. diyet peynir grubu ilave edilmiş, 1 su bardağı haşlanmış kepekli makarna
Gece (Saat 22.00): 1 porsiyon mevsim meyvesi, 1 adet kuru kayısı, 1 adet fındık
Yatarken: 1 bardak oda sıcaklığında su içiniz.

Sibel’i zayıflatan Haluk Saçaklı: Azmetti başardı

3 yıldan bu yana çeşitli aralıklarla Sibel Can’a beslenme programı uygulayan Haluk Saçaklı, ünlü sanatçının zayıflamak için büyük bir azim gösterdiğini belirtti. Saçaklı, Sibel Can’ı uyguladığı rejimin sırlarını anlattı.

Sibel Hanım’ın diyet listesi neden tercihli?
Tercihli istediği için kendisine değişik yiyecek grupları olan listeler hazırladık. Hangisini istiyorsa onu uyguladı ama önemlisi, kahvaltıya hangisiyle başladıysa gün içinde de o listeyi devam ettirmesi oldu. Bu beslenme programı klasik diyetisyenlerin hazırladıklarından farklı. Çok fazla aç kalınmıyor.

Egzersiz yapmadan başarmak mümkün mü?
Maalesef değil. Öyle olunca koltuk altında sarkma, göğüste, bacak içinde yumuşama oluyor. Evet terazide değişiklik oluyor ama yumuşama olmaması için kaslanma şart. Bunun için egzersiz yapılmalı…

Sibel Can haftanın 5 günü yüzmüş. Bu imkanı bulamayanlar için ne önerirsiniz?
Bu Sibel Hanım’m tercihiydi, yüzmek istedi. En iyisi haftanın 5 günü birer saat yürümek.

Sibel Hanımı bu kez diyeti uygulamada başarılı oldu mu sizce?
Çok başarılı oldu. Daha önce hep 60 kiloda kalmıştı, şimdi 57′ye kadar indi. Zaten onun inmek istediği kilo buydu. Kilo vermekten öte bu kiloyu korumak da önemli. Ama bu kez hem eşine hem de bana söz verdi. ‘Dayanamıyorum’ dediği pilav, makarna ve dondurmayı tamamen kesti. ‘Yapacağım’ dedi ve yaptı. Bravo kendisine…

Bu diyette adet öncesi ve sonrası diye listeler var, bundan bahseder misiniz?
Tarihini önceden kestirebiliyorsak vücutta oluşan ödemi atmak için adet öncesi 3 gün diyetini uyguluyoruz. Adet bittikten sonra vücutta kan dolaşımıyla ilgili bir takım sorunlar oluşuyor, adet sonrası diyeti bunları engelliyor.


KÖPEK BALIĞI KIKIRDAĞINDAN GELEN GENÇLİK VE GÜZELLİK

Okyanuslarda ve denizlerde insanların korkulu ruyası olan köpek balıklarının gençlik ve güzellik kaynağı olabileceği hiç aklınıza gelir miydi ? Benim gelmezdi şahsen ama birçok ünlümüzde köpek balığı kıkırdağından yağılan kozmetik ürünlerle gençliği ve güzelliği yakaladığını iddia ediyor. Denemekte yarar var bence. Avrupa ve Amerika’da kadınlar arasında büyük ilgi gören anti-aging gıda kapsülü Inversion F, Türkiye’de ünlü isimlerin de tercihi oldu. Gülay Kamaz, Semiha Yankı, Oya Başar, Eylem Şenkal, Seray Sever gibi pek çok ünlü isim içeriğinde köpekbalığı kıkırdağı da bulunan kapsüllerden kullanıyor. Inversion F, 30 ve üzeri yaş grubundaki kadınlarda, saç, cilt, tırnaklar ve vücut üzerinde kalıcı olumlu etki sağlarken, metabolik fonksiyonları hızlandırarak genç ve güzel bir görünüm kazandırıyor.
Geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye getirilen ve sadece eczanelerde satışa sunulan anti-aging ürünü “Inversion F”, saçlar, tırnaklar, cilt ve vücuda gençlik aşılarken çevresel faktörlerle vücuda zarar verebilecek olumsuz etkilerden de korunmayı sağlıyor. Inversion F, ilk günden itibaren ünlü isimlerden de ilgi gördü.
“Inversion F”, antioksidan etkisi ile serbest radikallerin cilde, saça ve tırnaklara vereceği zararlı etkilerden koruyor, yağ yakıcı etkisi ile vücudun kullandığı enerjiyi artırıyor, besleyici etkisi ile yenilik ve gelişim için gerekli besin takviyesini sağlıyor, güçlendirici etkisi ile vücudun ihtiyacı olan dinamizmi kazandırıyor. “Inversion F”, kadınlar için çok önemli olan saç, cilt, tırnaklar ve vücut üzerindeki dört etkinin bir arada gerçekleşmesini sağlayan bir formül içeriyor.
Kadınlar için geliştirilen ilk anti-aging gıda takviyesi olma özelliğine sahip “Inversion F”, gümüş ve kırmızı olmak üzere iki kapsülden oluşuyor. Omega 6, Yeşil Çay Özleri, C Vitamini, Çinko, Selenyum, Krom ve doğal bettakaroten içeren 2 adet kırmızı kapsül kahvaltı sonrasında; köpek balığı kıkırdağı, Omega 3 Balık Yağı, Üzüm Özleri, B2, B5, B6, B8 vitaminleri, bakır, demir içeren 1 adet gümüş kapsül ise akşam yemeklerinden sonra kullanılıyor.


ŞİFA VEREN BİTKİ ÇAYLARI

Kış aylarının vazgeçilmez içeceği şüpesizki çaydır.

Şifa veren bitki çayları
Nane çayı:, mide ve bağırsak gazlarında, bulantı ve kalp çarpıntısında içilir. Sindirim sistemi rahatsızlıklarında, karın ağrısı, ishal, safra kesesi taşı, baş ağrısı, migren, sinüzit, diş ağrısı, halsizlik, bronşit, öksürük gibi rahatsızlıklarda da tedavi edici özelliği olan nane,
Nefes darlığında da şöyle kullanılabilir: Bir tülbentin üzerine bal konulur, üzerine taze veya kuru nane yaprakları serpilir ve yatmadan önce göğüs üzerine bağlanarak, sabaha kadar bırakılır.
Biberiye çayı: Bu güzel kokulu bitkinin kullanılmadığı hastalık yok gibidir. Özellikle kan dolaşımı hastalıklarına, romatizma ve astım hastalıklarına, mide ve bağırsak gazlarına karşı kullanıldığı gibi, ağır yemeklerden sonra içildiğinde de sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca bronşit, öksürük, migren, gastrit, baş ağrısı, ağrılı adet, düşük tansiyon, kabızlık, safra kesesi taşı, ishal ve karaciğer rahatsızlıklarına da birebirdir.
Rezene çayı: özellikle gaz ve kramp ağrılarında, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında kullanılır. Bebeklerin gazlı olduğu zamanlarda sık başvurulan bir ilaçtır. Öksürük ve soğuk algınlıklarında ve çocuklarda boğmaca hastalığı sırasında, rezene çayı oldukça yararlıdır. Hıçkırık, bulantı, idrar yolları iltihabı, böbrek taşları gibi birçok durumda rezene çayına başvurabiliriz.
Hindiba çayı: Hem salatalarda, hem de haşlanarak zeytinyağı ve limon ilavesiyle kullanılabilen hindiba, iyi bir idrar söktürücüdür. Hindiba, karaciğer hastalarının, romatizmalıların ve şeker hastalarının sofralarının baş köşesine oturtması gereken otlardan biridir. Bunlardan başka bağırsakları yumuşatır, müzmin romatizma, gut, böbrek ve safra kesesi hastalıklarında yararlıdır.
köklerinden yapılan kahve, iyi bir iştah açıcıdır. Romatizma hastaları ilkbahar ve sonbaharda 4-6 hafta arası sabah ve akşam hindiba çayı içerek kür yapabilirler ve faydasını da hızla görürler. Hindiba çayı hazırlamak için kişi başına 1-2 tatlı kaşığı doğranmış hindiba kullanılır.
Ihlamur: Soğuk algınlığına ve öksürüğe karşı en etkili ve en yaygın olarak kullanılan doğal ilaçlardan biri olan ıhlamur, uykusuzluk, spazm ve kan dolaşımı bozukluklarında da kullanılır. Özellikle akşam saatlerinde fazla içmemeye dikkat etmek gerekir, çünkü fazla miktarda alındığında uykusuzluğa neden olabilir. Yapraklarında çok miktarda klorofil taşımasından dolayı kansızlık durumunda kullanılmasında fayda vardır. kaynatmadan demleyerek yapılır
Yogi Çayı: Tam da kış mevsimine uygun, yani ısıtıcı. Ayurvedik bir çay yogi çayı ve yoğun baharatların karışımından oluşuyor. Bu çayı hazırlamak için ufak bir tencereye bir parça kabuk tarçın, 4-5 kakule tanesi, 1 ufak kök zencefil, 2 karanfil ve 4-5 adet tane karabiber koyun. Üzerine 2 su bardağı su ilave edip 5 dakika kadar kaynattıktan sonra dilerseniz içine 1 tatlı kaşığı siyah çay ekleyip biraz demlendirip süzün. Dilerseniz sütle karıştırıp için.
Isırgan: Isırgan, birçok rahatsızlığa iyi gelen ve sonbahardan ilkbaharın sonuna kadar bahçelerde bol miktarda yetişen bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarına, mide, bağırsak, böbrek, romatizma ve gut hastalıklarına iyi gelir. Ayrıca nefrit, sarılık, idrar yolları taşları ve özellikle kansere karşı günde 3-4 fincan ısırganotu çayı çok yararlıdır. Isırgan çayını hazırlamak için kişi başına bir tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ısırganotu yeterlidir.
Kekik: Kekik çok güçlü bir antiseptik olarak biliniyor. Kekik yağından elde edilen timol birçok ilaçta, hatta ameliyatlarda yara temizlemek için kullanılıyor. Eski zamanlarda salgın hastalıklarda kullanılan kekik günümüzde de grip salgınlarında bol bol kullanılmalı. Ve boğmaca olana, öksürene, bronşite yakalanana, midesi rahatsız olana, ishal olana, adet sancısı çekene kekik çayı içirmeli. Böcek sokmalarında deriye sürülerek kullanılan kekik, cilt hastalıklarında da banyo suyuna atılarak kullanılabiliyor.
Zencefil: Ayurveda ve Çin Tıbbında 5 bin yıldır kullanılan zencefil, ısıtıcı bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarında temizleyici, düzenleyici ve canlandırıcı bir etkiye sahip. Ayrıca faranjitte, ishal, gaz gibi durumlarda, kan dolaşımını artırmak için, kas hastalıklarında ve romatizmal ağrılarda kullanılıyor. Soğuk algınlıklarında çayını içebilir, öksürük için zencefil-zerdeçal-bal karışımını sabah ve akşam aç karnına şurup niyetine kullanabilirsiniz. Zencefil canlandırıcı olduğu için akciğerleri temizler, gazı önler ve terlemeyi artırarak cildin de temizlenmesini sağlar.
Adaçayı: Antibiyotik ilaç görevi gören adaçayı diş eti rahatsızlıklarında ve boğaz ağrılarında çok yararlıdır. Sinir bozukluğu, baş dönmesi, titremeye iyi gelir ve menopoz döneminde karşılaşılan terlemeyi durdurur. Ayrıca dolaşım sistemi hastalıklarında, tansiyon düşüklüğünde, sindirim sistemi bozukluklarında, psikolojik rahatsızlıklarda, halsizlikte, sinir hastalıklarında da kullanılır. Özellikle boğaz ve ağız içi iltihaplarında günde birkaç defa adaçayıyla hazırlanıp soğutulmuş çayla gargara yapın, iyi geldiğini göreceksiniz.
sinameki :Memleketimizde çok kullanılan müshil ilâcıdır. Kolit ve spastik kabızlıkta kullanılmaz.
Elma: Elma, besin değeri dışında nefes darlığı ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur, lifli olduğu için bağırsakları temizler, karaciğerinden şikayet edenler, romatizmalılar ve hatta şeker hastaları bile elmadan faydalanabilirler. Elma yatıştırıcı, uyku vericidir, başağrılarına iyi gelir. Taze elma suyu cilde sürüldüğünde dokuları sağlamlaştırır ve teni güzelleştirir. İlkbaharda toplanan elma çiçekleri kurutularak sonbahar ve kış aylarında kaynatılır ve göğse ve öksürüğe iyi gelecek bir şurup elde edilir. Kurutulmuş elma parçalarından çay yapabileceğiniz gibi kabuğuyla küçük parçalara böldüğünüz elmaları kaynatarak içine isterseniz limon ve portakal koyarak çay olarak tüketebilirsiniz.
Kuşburnu:Çok yoğun vitamin zenginliği nedeniyle gözlerin dostudur. Vücuda dirilik sağlar. 100 gram kuşburnunda bir sandık portakala eşdeğer C vitamini vardır. İyi bir raşitizm ilacı, etkin bir kan temizleyicisidir. Güçlü bir kurt düşürücü ve bağırsak yumuşatıcısıdır. Mide kramplarına ve sindirim sistemi zorluklarına karşı faydalıdır. Romatizma ağrılarını gideriyor. Basur tedavisinde iyi sonuç veriyor.
Melissa :Yapraklar yatıştırıcı, mîdevî, gaz söktürücü, terletici ve antiseptik etkilere sâhiptir. Huzursuzluk ve sıkıntıları giderir. Hafıza zayıflığına faydalıdır. Baş dönmesi ve kulak çınlaması gibi şikayetleri keser. Hazımsızlık, baş ağrısı ve migrende de faydalıdır. Daha çok çay hâlinde kullanılır
Papatya: Bir bardak sıcak suya 5 adet papatya ufalanıp koyulur 5-10 dakika demlenip içilir. Günde iki bardak yeterlidir.
Fesleğen: Bir bardak suya bir kahve kaşığı konup 10 dakika demleyip süzülür. Günde 2-3 bardak yeterlidir. Karanfil: Bir çay bardağı sıcak suya bir diş karanfil toz halinde dövülüp konur. Şeker koyup içilir.
kaynak:nettenalıntı

Ne yapsanız kilo veremiyorsanız…

Kilo kaybetmek için özel beslenme ve egzersiz programlarına başlayanlar bazen daha yolun başında pes eder! Peki ama neden?

Kilo verememenin pek çok nedeni var ama en önemlisi arzulanan kilo kaybının bir türlü sağlanamamasıdır. Eğer bir kilo kaybı programında yağlarınızdan istediğiniz hızda kurtulamıyorsanız bu yazıyı dikkatle okuyun. Mutsuz bir zayıflama yolcusu olmak istemiyorsanız anlatılanların sizinle ilgili olup olmadığına daha çok dikkat gösterin. Aklınıza takılan soruların çoğunun yanıtını da önceki başarısızlıklarınızın nedenlerini de bu yazıda bulabileceğinizi umuyorum.

Hormonlar: Gizli kilo sabotajcıları
Kilo yönetimi programına başlayan hastalarımıza neredeyse ezberletmeye çalıştığımız bir cümle var: Kilo kaybını değil yaşam tarzınızı değiştirmeyi hedefleyin. Eğer kilo kaybına odaklanırsanız ve hele bir de yağlardan kurtulmanın aynı hızda devam edeceğini sanırsanız bir süre sonra hayal kırıklığına uğrarsınız. Vücudunuz özenle biriktirdiği yağlarını kaybetmekten pek hoşlanmaz. Kilo almaya karşı herhangi bir direnç göstermeyen bedenimizin kilo kaybına gösterdiği tepki traji-komik bir davranıştır. Bu davranıştan “tutumlu genler”in sorumlu olduğunu daha önce yazmıştık. Buzul çağındaki uzun açlık dönemlerinde insan genlerinde oluşan değişikliklerin ürettiği bu tutumlu genler -herhangi bir açlık, kıtlık ihtimaline karşı- vücudun yağ kaybını engellemektedir. Vücudunuz bunu başaracak pek çok sistem ve kimyasalla donatılmıştır.

İlk yanıtı tiroit bezi veriyor
İlk yanıt tiroit hormonları aracılığıyla verilir. Siz kilo vermeye başlayınca bedeninizde üretilen T4 hormonunun T3 hormonuna dönüşmesi bozulmakta, bir tiroit hormonu yetersizliği ortaya çıkmaktadır. Tiroit hormonu yetersizliğinin daha yavaş çalışan, daha az enerji harcayan bir metabolik süreç oluşturduğunu yani metabolizmanızı tembelleştirdiğini daha önce de hatırlatmıştık. Kilo kaybı sürecinde bir süre sonra ortaya çıkan yavaşlamanın başka nedenleri de var. Bunların da çoğu hormonal savunma mekanizmalarıdır. Vücudunuz leptin, oreksin, ghrelin, insülin, kortizol gibi hormonları salgılama süreçlerinde yaptığı değişikliklerde yağ kaybını önlemeye çalışır. Kısacası eğer bir kilo kaybı süreci planlıyorsanız vücudunuzda şu veya bu şekilde yaşayacağınız metabolik ve hormonal bazı kavgalara hazır olmalısınız.

Siz de mutsuz bir “kronik diyetçi” olmayın
“Kilo kaybedemiyorum” diye üzülen hastaların yaptıkları en önemli yanlış, beslenme hatalarıdır. Kilo kaybı için uzun süre aç kalan, düzensiz yemek yiyen, besin dengelerini bozan diyetlerle metabolizmasını alt üst eden, bütün gün aç kalıp akşam saatlerinde sürekli buzdolabını ziyaret eden -hatta bu ziyaretlerini gece tatlı uykusunu bölerek sürdüren-, kilo vermeye çalışmasına rağmen hálá karbonhidratı fazla, şekerden zengin, besin yükü fazla besinler tüketerek, kafeinli içecekler ve diyet ürünlerle hipoglisemi nöbetlerini tetikleyen pek çok müzmin diyetçi(!) tanıdım. Her şeyi bildiklerini ve her yolu denediklerini ama kilo kaybını bir türlü beceremediklerini anlatırken bile ümitsiz ve yorgundular. Üzülerek belirtelim ki kronik diyetçilerin üretiminde onlar kadar yanlış diyet programlarının, ticari diyet merkezlerinin, kuşkulu diyet ürünlerinin, tehlikeli, zararlı ve etkisiz diyet haplarının ve bu işi sadece kazanç amacıyla yapan sözde uzmanların da rolü var.

Sadece “yememek” işi çözmüyor
Vücudunuzun kilo kaybına direnmesinin ikinci önemli nedeni çok önemli bir şeyin, daha aktif bir yaşam tarzı geliştirme yani daha fazla bedensel egzersizin unutulmasıdır. Hareket sürenizin yoğunluk ve sıklığını artırmadan, vücudunuzu eskisinden daha çok kalori harcayan bir araç haline getirmeden yağ kaybını başarmanız, başarsanız bile bu başarıyı istediğiniz hıza ulaştırmanız, sürdürmeniz ya da korumanız pek mümkün olmaz. Bedensel aktivite yaktığı kalorilerin yanında istirahat metabolizma hızınızı da artırarak kilo kaybınızı destekleyecektir.

Hastalıklar da kilo aldırabilir
Kilo kaybına neden olan sabotajcılar arasında bedensel sorunlar, hormonal-metabolik hastalıklar da vardır. Senelerdir kilo kaybına muvaffak olamayan “polikistik over sendrom”lu pek çok genç kız veya orta yaşlı hasta tanıdım. Gözden kaçmış tiroit bezi tembelliği (hipotiroidi) sorunu çözülmediği için kilo veremeyen çok sayıda hastam oldu. Glikoz tolerans bozukluğu düzeyine ulaşmış “hiper-insülinemi” yani aşırı insülin üretimi ve buna hücresel cevapsızlık problemi olan ve bu nedenle hipoglisemi-hiperglisemi dalgalanmaları yaşamaktan yorulan yorgun, bitkin, uykulu, unutkan, sinirli hastaları da bu gruba ekleyebilirsiniz.

Orta yaş sınırını geçince kilolar artıyor
Orta yaşlı erkeklerin veya menopoz dönemini yaşayan kadınların ortak problemlerinden biri de kilo kaybında yaşanan zorlanmalardır. Bahara girerken kış aylarında biriktirdiği 23 kiloluk kayıpları, eskiden 23 haftalık diyetler ve hafif aktivite artışlarıyla çözümlerken şimdi zorlanan 45-50 yaş kuşağı hastaların hikáyesini kilo sorununun çözümüyle uğraşan hekimlerin hepsi iyi bilir. Burada erkeklerde testosteron hormonunun kadınlarda östrojen ve diğer hormonların azalması kilo direncinin başlıca nedenleridir. Unutmayın! Vücudunuz kolay kilo almak, kolayca yağlanmak ama bunları kolay kolay bırakmamak üzere programlanmış son derece akıllı bir makinedir. Eğer kilo sorununuzu çözmek istiyorsanız o makineden gelen seslere kulak verin.

İlaçlar kilo aldırır mı?
Kilo vermekte zorlanıyorsanız kullandığınız ilaçları da şöyle bir gözden geçirmenizde fayda var. Bazı ilaçlar ne yazık ki kilo almayı kolaylaştırıyor. Bunların ilk sırasında kortizol içeren ilaçlar geliyor. Ne iyi ki hekimler de hastalar da kortizol ihtiva eden ilaçların bu riskini artık çok iyi biliyor. Şimdi en yaygın tehlike depresyon ilaçlarının sorumsuz ve dikkatsiz kullanımı ile ilişkili gibi görünüyor. Bu ilaçlara bir psikiyatri uzmanı, bu konuda deneyimli bir iç hastalıkları hekiminin önermesi olmadan başlamamak gerekiyor. Depresyon giderici ilaçlar, bırakın hekim önerisini bazı hastalar tarafından komşuların önerisi ile bile kullanılır hale geldi. Anti-depresan ilaçların çoğunun kilo aldırdığı doğru ama tedavisi gereken bir depresyon problemi varsa bu ilaçların kullanılması da tıbbi bir zorunluluktur. Dikkat edilmesi gereken nokta bu ilaçlara başlarken bir uzman desteği almak, onları rastgele kullanmamaktır. Eğer “majör depresyon” tedavisi gören biriyseniz kilo alma bahanesiyle ilaçlarınızı asla kesmemeniz gerektiğini de bilmelisiniz. Kilo almayı kolaylaştıran ilaçlar listesine anti- histaminikleri, bazı beta reseptör engelleyici ilaçları da ekleyebilirsiniz.

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu


Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (36)

KARNIMI ŞİŞİRMEDEN DE, DOYDUĞUMU FARK EDİYORUM
“Zayıflamak”… sayfa 153-155


… Doymak benim için karnımın iyice bir şişmesi, gerilmesi demekti. Kendimi ramazan davulu gibi hissetmeden, “eh, şükür, bu sefer de doydum” diyemiyordum. Yarış arabası hızıyla yemeğe başlıyor, jet tayyaresi gibi devam ediyor… sonunda da duvara çarpmadan duramıyordum. Sonra da gelsin “ahh’lar, uff’lar”… sağıma yattım olmadı… soluma yattım soluyamadım… bir daha mı böyle yemek, tövbe, deyip ertesi gün aynı terane… yenecekler bitmeden… tumba şişmeden ne dur ne de durak!
Acıkarak yemeye başladığımdan bu yana, bana bir haller oldu… dün ailecek restorandayız, ben tabii alışkanlıkla bir buçuk iskenderi çekmişim önüme… karnım da acıkmış, afiyetle başlamışım yemeye… sonra laf lafı açtı, kızın üniversite imtihanı, oğlanın araba sevdası… derken garson sırtımda bitiverdi, beğenmediniz mi der gibi bir edayla “ısıttırıp getirmemi ister misiniz?”… İskender’ciğimin yarıdan fazlası, tabakta soğumuş bana bakıyordu… “Teşekkür ederim, doydum” demişim. Dün gece rahat uyudum.

… “Kafanızdaki kısıtlamaları bitirdiğiniz, kıtlığı ihtimali ile birlikte sildiğiniz andan itibaren… acıkarak başladığınız her yemekte, doyma sinyali burnunun ucunu gösterecek, sizi enerji ihtiyacınız doğrultusunda durdurmaya başlayacaktır”.

“Doymak” karnını şişirmek değildir… Yenecekler bittiği için durmak da değildir…

Doyduğunuza “diğerleri durduğuna göre, benim de durmam gerekir herhalde” diyerek karar veremezsiniz…
Sizin doyduğunuza “yaşına, boyuna, vücut tipine, kan grubuna…burcuna… göre hesapladık, bu kadarla doyman gerekir” gerekir diyenler hiç karar veremez…

Dün yeten miktarlar, bugün sizi doyurmayabilir… yarın fazla gelebilir…
Doyduğunuzu size söyleyebilecek yeterlilikte tek merci bedeninizdir.

“Ağırlık kontrolü mekanizmaları” hiç durmadan çalışmakta, alınan ve harcanan her bir kalorinin hesabını hiç yanılmadan yapmaktadır. Bedeniniz enerji stoklarının durumunu yaşamınızın her bir anında kalorisi kalorisine bilmekte ve bu stokları ustalıkla idare etmektedir.

Size düşen sadece, bu muhteşem kalori-sayar’ın size haber vermesine olanak sağlamak, ve dediklerini “dinlemek”tir.
Kendinizi ve bedeninizi kandırma ya da açlığa mahkûm etme sevdalarına kapılmaz, yapılamazı yapmaya kalkışmazsanız… bedeninizin “normal programı” doğanın sizin için öngörüp, genetiğinize yazdığı “doğal ağırlığınıza” sizi döndürmek için gereken her şeyi yapacaktır.

Doyma sinyali bu programın “durdurma ögesi”dir. Enerji ihtiyaçlarının “bir süre için karşılandığını” gören organizmanın, “şimdilik yeter” deyip, bunu size haber vermesidir.

Acıkmayla yemeğe başlamayı, beslenme davranışlarınızın temel direği haline getirip, basit ve “kendiliğinden” bir alışkanlığa dönüştürmeye başladığınız bu adımda… doymayla ilgili hedefiniz, sadece varlığının farkına varmak, “bariyerlerin” sizin için de mevcut olduğunu kavramak.


Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (45)

KORKMAMAYI ÖĞRENİN !
“Şişmanlamıyorum” sayfa 166-167

Diyetçi vaveylanın dinmez ritmine kulak verirseniz, kısa süre içinde “kilo sorunlu” olup çıkmanız işten bile değil. Ağırlığınız artsın artmasın, çok geçmez bulunduğunuz kiloda kendinizi “şişman” ya da en azından “potansiyel şişman” bulmaya başlar… bunca uyarının haklı olduğuna kanaat getirir, “Kısıtlamalı Beslenme” kervanına katılıverirsiniz. Kilo sorunları ile tanışmamış olanları yağ pazarının -önceleri ürkek, ama giderek sadık- tüketicileri haline çevirmek için kullanılan şaşmaz silah hep korku olmaktadır.

Biz deriz ki: eğer bugüne dek olduğu gibi… şişmanlamamak, kilo sorunlarından uzak kalmaksa niyetiniz… Korkmamayı Öğrenin!

Kiloların artışı ile sağlık riskleri arasındaki bağlantıyı doğru tahlil edin. Çok yüksek kilo gruplarını ilgilendiren sağlık sorunlarının sizin çok çok uzağınızda olduğunun altını çizin.

Çocuklarınızın, ailenizin şişmanlayacağı, obezleşeceği korkularından uzak durun. Sizin kısıtlamasız, keyifli ve çeşitli besinlerle donatacağınız bir sofrada zevkle ve afiyetle yediğinizi gören yavrularınızın doğal korunma mekanizmaları eksiksiz çalışmaya devam edecek, ihtiyaçlarının üzerinde enerji-gıda alımlarını kolaylıkla engelleyecektir.

Çevrenizde size, kısıtlamalı bir beslenmeye geçmeniz yönünde öğüt-akıl verenlerin tamama yakınının “kilo sorunlu” olduklarını tespit edin… kimileri yüksek kilolarda, bazıları ise yoğun bir kısıtlamanın pençesinde olanların uyarılarının size zarardan başka bir şey sağlamayacağının farkına varın.

Her türden medyadaki şişmanlamama ile ilgili önerilerin, “bilimsel haber ve açıklamaların” birbirleri ile nasıl çeliştiğini gözlemleyin… böylesi uyarıların çok büyük bir bölümünün, size ve sizin gibilere diyet hizmet, ürün, ilaç ve yöntemleri satmak hevesinde olanlar tarafından pompalandığını görmeye çalışın…

Yine her türden medyada yer alan zayıflama-şişmanlamama ile ilgili haber, uyarı, programın nasıl reklam zemini hazırlamak, ucuza dikkat çekip tiraj artırmak gibi ticari kaygılardan kaynaklandığına dikkat edin.

Özetle, eğer gerçekten şişmanlamamak, kilo sorunlarından uzak kalmaksa niyetiniz… sizi ve ailenizin çekilmeye çalışıldığı korku girdabına kapılmamayı… korkmamayı öğrenin!


EPH200 sözcüğü neler gizleyebilir?


Aşağıdaki satırlarla karşılaştığımızda, tahmin edebileceğiniz gibi ilgimizi çekmemesi mümkün değildi. Okurlarımızın sıklıkla akıllarına takılan bazı soruların yanıtları oluşturma fırsatı da böylelikle elimize geçmiş oldu.

“% 100 doğal EPH200 ile diyet/egzersiz yapmadan kilo vermek artık mümkün!!!”

EPH200… hiç de kulağımıza yabancı gelmiyor, EPH… iyi ama satış sitesindeki tanıtımların ağır ısrarlarına bakarsanız, bu üründe efedrin (ephedrine) yokmuş!

İyisi mi, biz önce açıklanan “7 mucizevi bitkiye” biraz daha yakından bakalım.
Hoodia gordoni: günümüzün gözde bitkisi! Onsuz zayıflama ürünü düşünmek olası değil… bu bitkiye geri döneceğiz.
Gymnema sylvestre: ensülin üretimini kamçıladığı ve kolesterol-trigliserit düzeylerini düşürdüğü rivayet olunur.
Garcinia cambogia: hidroksi sitrik asit (AHC) içeriği yağların organizmada depolanmasını engeller… miş. (Bu son iki bitkinin varsayılan etkileri üzerine herhangi bir bilimsel araştırma olmadığı için “miş” li konuşmak gerekir düşüncesindeyiz).
Yerba mate (Ilex paraguariensis), Guarana (paulinia cupana) ürünün içeriğinde ilan edilen ve uyaran etkileri bilinen, her ikisi de kafein içeren bitkiler!
Yeşil çayın bu üründe yer alması da, kanser tedavisinde kendisine atfedilen (bakınız FDA’nın bu konudaki uyarısı… İngilizce) birtakım asılsız ve kontrol edilmemiş özelliklerinden ziyade, kuşkusuz içerdiği kafeinden ötürü.
Yedinci bitki ise… diğerleri gibi mucize bitki olarak anons ediliyor tabii… aksöğüt kabuğu (salix alba). ®Aspirin’in atası ayılabilir, yani etkileri ateş düşürmek, ağrı kesmek.
Gelelim şimdi sorumuza. “Özellikle ve ağırlıklı olarak kafein ve aspirin içeren bu ürün nasıl zayıflatabilir?”.
Ne yapalım, işimiz bu… ZDÇ demek, durup dinlenmeden soru üretip, yanıtlarını aramak demek.
Neden aspirin?… size de biraz garip gelmiyor mu?
Cafein… aspirin… üçlünün bir “E”si (efedrinin E’si) eksik, ECA”yı tamamlamak için… Dikkat, söz konusu olan bir armatür markası değil tabii, ama body builder’ların (vücut geliştirmeciler) çok sevdikleri ama çok tehlikeli bir “yağ yeyici” ürünün baş harflerden oluşan ismi. İyi ki, diyoruz… söz konusu zayıflama ürününde efedrin yok?! Baksanıza, Efedrin, cafein ve aspirin bir araya geldiklerinde… yani ephedrin stimülanlarla, uyaranlarla bir araya geldiğinde… kardiyo vasküler riskler ciddi olarak artıyor. (bakınız FDA’nın yasaklaması ve uyarısı… İngilizce)
Eph200′ün içinde ephedrine yok, deniyor ama bizim içimize sinmiyor… ne olur ne olmaz, diğer dillerdeki sitelerde kontrol edelim, diyoruz.
Önce, Türkçe tanıtım-pazarlama sitesinde Eph200′ün tüm içerenlerinin açıklanıp açıklanmadığını merak ediyoruz… bizce, kuşkulanmak hakkımız, çünkü İnternet üzerinden sözde doğal ürünler satışları çok yaygın, ama bu ürünlerin bilimsel dayanakları mevcut değil ve satış yapabilmek için cennet vaatleri hiç de nadir değil.
Örneğin, Eph200′ün FDA onaylı olduğu söyleniyor ama biliyoruz ki, amerikan Food and Drug Administration besin desteği, diyetsel destek ya da katkı gibi isimlerle pazarlanan bu tür ürünlere onay vermiyor. Şuna veriyor, buna vermiyor değil… sadece bu FDA’nın görevleri arasında değil. Bu tür ürünler için, sorumluluk üretici firmanın.
Yine, satış yapabilmek için kullanım koşulları, hangi şartlarda kullanımdan kaçınılması gerektiği Türkçe sitede tam olarak verilmiyor… en azından aynı ürünün diğer dillerdeki sitelerinde yer alan açıklamaların birçoğu Türkçe sitede yer almıyor. Kaçınılmaz olarak aklımıza -örneğin- Amerikalı’nın canı can da, Türk’ün canı patlıcan mı, sorusu geliveriyor.
Türkçe sitede kullanımla ilgili tek uyarı şu satırlarda:

“SORU: Ne tip yan etkiler görülebilir?
Şu ana kadar yapılan yüzlerce çalışmada rastlanmış hiçbir yan etkisi yoktur, ancak yine de hamile ve süt veren annelerin kullanması tavsiye edilmez.”

Yabancı dilde aynı zayıflama ürününü pazarlayan sitelerde ise:
IMPORTANT NOTICE: THE EPH200 WEIGHT-LOSS PLAN IS NOT INTENDED AS A SUBSTITUTE FOR MEDICAL COUNSELING. CONSULT A PHYSICIAN BEFORE STARTING THIS OR ANY WEIGHT-LOSS PLAN, ESPECIALLY IF YOU ARE PREGNANT, BREAST-FEEDING, IF YOU TAKE MEDICATIONS, OR IF YOU ARE SEEING A PHYSICIAN FOR ANY SERIOUS HEALTH PROBLEM. THIS WEIGHT-LOSS PLAN SHOULD NOT BE FOLLOWED BY THE ELDERLY OR CHILDREN, BY PEOPLE TREATED FOR HIGH BLOOD PRESSURE OR DEPRESSION, OR WHO HAVE A HEART CONDITION, DIABETES, OR THYROID DISEASE. THIS WEIGHT-LOSS PLAN IS NOT INTENDED TO TREAT, DIAGNOSE, CURE OR PREVENT ANY DISEASE.
İlaç alıyorsanız, ciddi sağlık sorunları nedeniyle doktor kontrolündeyseniz… yaşlılarda ve çocuklarda… yüksek tansiyon veya depresyon tedavisi görenlerde, kalp sorunları olanlarda, diabette, tiroit hastalıklarında…
Gördüğünüz gibi uyarılar çok daha fazla!

Biraz daha araştırma yaptığımızda, gözümüze çok önemli bir diğer nokta çarpıyor: EPH200′de ephedra yok, ama Synephrine var. Turunç kabuğunda bulunan bir alkaloidin ismi bu. Vee, ephedrine ile benzeşen özelliklere sahip. Evet, sanırım kuşkularımız yersiz değildi, çünkü Türkçe sitede unutulan Citrus Aurantium‘u diğer dillerdeki sitelerde buluyoruz.
FDA, bu tür ürünlere onay vermiyor ama yasaklayabiliyor ve bu yetkisini, ardı ardına gelen rahatsızlıklar, şikayetler… ölümler üzerine ephedrine-cafein karışımı içeren ürünler için kullanmış. Bunun üzerine, çeşitli firmalar, ephedrine yerine Synephrine kullanmaya başlamışlar.
Bu konuda, Prof. Ergin Yeşilada’nın Sabah gazetesinde yayımlanan yazı dizisini okumanızı öneririz.

“Efedrin ile kafeinin birlikte kullanıldığı termojenik formülasyonlar yasaklanınca, üreticiler şimdi efedrin yerine turunç (Citrus aurantium) kullanmaya başladılar. Turunç içerisinde de efedrine benzer Beta-3 agonist etkiye sahip bileşen bulunmakta. İçinde bulunan maddelerden sinefrinin yüksek dozlarda yağı parçalayıcı ve iştahı azaltıcı etkileri görülmüş, ama tansiyonu yükseltici etkisi de tespit edilmiş.”

Bazı sonuçların altını çizmekte yarar var:
Kalkıp kendi kendine, doğal vs. adlandırılmalarına kapılıp İnternet’ten, aktardan ya da eczaneden bazı zayıflama ürünlerini alıp kullanmak çok tehlikeli olabilir.
“Doğal “ adlandırmasının hiçbir anlamı yok, unutulmasın ilaçların içinde yer alan moleküllerin çoğu bitkilerden geliyor. Bitkilerden elde edilen alkaloitler ilaçların temelini oluşturuyor.
Bayan Schinder, kızına EPH200 vermiş, o da kalkıp o kadar çok kilo vermiş ki, bir de röportaj yapmak inceliğinde bulunmuş…
Milka Bauer, Juana Berys, Marline Kirsch Eph200′den çok memnunmuşlar…
Bunların bilimsel ve kontrol edilebilir kanıtlar olduğu kanısında değiliz.
Hayır, bol yiyerek zahmetsizce zayıflatan ilaç ya da ürün mevcut değil hiçbir zaman da böyle bir ilaç olmayacak.
Tom Lee, hiç kuşkusuz bu üründen bol para kazanacak, ta ki günün birinde reklamlarının doğruluğu yetkili makamlarca araştırılmaya başlanana dek… A.B.D.’de bu tür reklamlara karşı hiç de hoşgörülü değiller. Bakınız FTC (Federal Trade Commission).