Pratik "zayıflayın"

Fazla kilolarından kurtulmak isteyenler bunu çok pratik yöntemlerle de başarabilirler. Aldığınız her lokmadan sonra kaşığınızı masaya geri koyun, yerken gazete okumayın

İnternet sayfaları, şişmanlık sorunu olan ve zayıflamak isteyenlere, ”Ağzınıza aldığınız her lokmadan sonra kaşığınızı elinizden masanın üzerine bırakınız. Yemek yerken gazete okumayın ve televizyon seyretmeyin” gibi pratik önerilerde bulunuyor.
Şişmanlık sorunu olan ve zayıflamak isteyenler, artık internet sayfalarından yararlanabiliyor. Şişmanlığın, fiziksel olarak, ömrü kısaltığı, hipertansiyon, kroner kalp hastalığı, solunum güçlüğü, horlama, kabızlık, göğüs ve rahim kanseri riskini arttırdığı belirtiliyor.

Öneriler…
İnternet sayfalarında, kilolarından şikayetçi olan ve zayıflamak isteyenlere faydalı olabilecek pratik önlemler ve tavsiyeler ise şöyle sıralanıyor:
”Patates, pirinç ya da makarna ile sebze ve salata bir öğün esas yemeği olmalı. Et ya da balık çok az miktarda alınmalı. Besin maddeleri satın alınırken yağsız olanları seçilmeli ve yağsız hazırlanmalıdır. Kepekli ve bitkisel ürünler tercih edilmelidir. Enerjisi az olan içecekler tercih edilmelidir. Ağzınıza aldığınız her lokmadan sonra kaşığı elinizden masaya bırakınız. Özellikle yavaş yiyiniz ve içiniz. İyice çiğneyiniz, yiyeceklerin tadına varmaya çalışınız. Küçük porsiyon yemek, küçük bir tabakta daha fazla görünür. Yemek esnasında asla gazete okumayın ve televizyon seyretmeyin.
İştahınız olmadığı halde kesinlikle artan yemekleri yemeyiniz. Haftada sadece bir kere vücut ağırlığınızı kontrol ediniz. Sadece yemeklerden sonra ve tok karnına alışveriş yapınız.” Her türlü sağlık sorunları ile ilgili bilgi ve önerilerin bulunduğu internet sayfaları şunlar:
” www.doktorum.net, www.sana.com.tr, www.tıp-rehber.com.”


Diyet mevsimi ya da Diyetsiz Kalıcı Zayıflama

Diyet mevsimi açılıyor…
Bazılarınız ne zaman kapanmıştı ki diye düşünse de önümüzdeki günlerde gelişmelerin hızlanacağınızdan hiç kuşkunuz olmasın.
Kolay değil, bahar kapımızda ve bahar demek yazın gelişi demek. Fazla gecikmez, gazetelerde, dergilerde, televizyon ve radyo kanallarında, İnternet sitelerinde hummalı bir faaliyet başlar!
Bakın, neler olacak???
Sayfalar, ekranlar yine… her yıl olduğu gibi dolup taşacak “şunu ye, bunu yeme!”, “şöyle ye, böyle yeme” öğütleriyle ve tabii ortalık diyetçilerin pek bir bilimsel açıklamalarından geçilmez olacak ve her zaman olduğu gibi, reklam kapıları sonuna dek açılacak…
En çok zayıflatan, en güvenli, en sağlıklı zayıflama diyetlerini sayfalarına taşıyan gazete ve dergiler günler öncesinden başlayarak bu mühim olayı davul zurnayla duyururken, tiraj artırma garantisinin zevkini iliklerine dek yaşayacak…
Tv’ler harıl harıl güvenilir ve karizmatik diyetçilerin peşlerine düşerek rating sağlamlaştırma ve diğerlerinden geri kalmama yarışına kalkışacak…
Tabii bir yandan da mevsimi önceleyip falanca diyetçinin “harika zayıflama programıyla” kilolarını herkesten önce verme uyanıklığındaki starlar “takılın peşime sizi de zayıflatıvereyim ayol” derken sayfa ve ekranların baş köşelerine kuruluvermenin tadından yenmez zevkini doyasıya sürecekler…
Zayıflama ürün ve ilaçları, yasakmış şuymuş buymuş demeden, açıktan ve gizliden, alenen ve sinsice pazarlanacak…
Spor salonları cicili bicili zayıflama programı afişlerini yeni sezon için yenilerken hafta sayısını 1 azaltıp garantili verilen kilo sayısını 3 artıracak…
Atkins diyeti, Montignac diyeti, Zone diyeti, Miami Beach diyeti ve isimlerini saymaya satırlar yetmez yüzlerce zayıflama diyeti, cilalanmış yeni sürümleri ile “tut elimi, kır kaşığımı” heveslilerinin beğenilerine bir kez daha sunulurken, mega ötesi starlaştırılmış beslenme uzmanlarımız ve bilcümle diyetçilerimiz özel hastanelerinin promosyon bütçelerini zorlayarak mucize zayıflatan iğneleri, sırrını bir tek kendilerinin bildiği organizmayı hiç sarsmadan zayıflatıveren bitki karışımları ile, kuşkunuz olmasın, kendilerini hiç özletmeyecekler…
Ayurvedacısı, akupunkturcusu, “davul tozu-minare gölgesi ile zayıflatırımcısı”, yağ oranını gösteren teknoloji harikası tartının ya da yağ eriten makinenin pzarlayıcısı, “yağ alınır hanııım”cısı, hipnozcusu, telkincisi, NLPcisi, 1 haftada kilo verdireni, detoksçusu, anti-aging’çisi (tekrar… daha önce hiçbir şey olmamışcasına) sökün edecekler…
Her sene olduğu gibi göz gözü görmeyecek… sabah ak diyenin öğleden sonra kara dediği, zayıflamasının reklamını yapan starların senelerdir emme basma tulumba gibi aynı oyunu oynadıkları, diyetçilerin her birinin yine yeni bir zayıflama programıyla sahneye çıkmayı başarırken kimsenin kendilerine “n’oldu yahu senin geçen yılki çok sağlıklı ve çok zayıflatan reçetelerine” diye sormayacağından emin olarak sallamaya ve dönmeye devam ettikleri, diyet reçeteleri peşinde koşarken harcadıkları kalorilerin çok daha fazlasını “kontrol kayıpları” ile depolayan gazetecilerin yıldan yıla tombullaşmakta olup başlarına sürecek merhemleri olmasa da senenin flaş diyetini yayınlamaktan hiç de gocunmadıkları… filan gibi ayrıntılar “bikinim beni bekler” heyecanında unutuluverecek…
Diyetzedeler, bir kez daha kısa sürede fazlasıyla geri gelecek kilolarını (bunun hep böyle olduğunu unutarak) bir an önce verme telaşıyla, doğru diyeti, doğru yöntemi bulmaya çalışırken helak olacaklar ve psikolojilerine, aile yaşamlarına, sosyal hayatlarına yeni ve ağır darbeler indirecekler, bedensel sağlıklarını diyetlerle zayıflama umutları ile bir defa daha bozacaklar…
incelme heveslerinin büyüsüne kapılan gençler, “bunca insan diyorsa doğrudur herhalde” kanısıyla kendilerini kısıtlama tuzaklarında bulup, gözlerine fazla gelmeye başlayan birkaç kilodan kurtulmaya çalışırken, başlarına belki de ömürleri boyunca bela olacak diyet belaları saracaklar…
Çarklar eskisinden daha hızlı ve daha etkin dönecek, paralar kazanılacak, kazanılan paralarla yatırımlar yapılacak… yağ pazarı daha da genişleyecek, daha da verimli hale gelecek…
Varsın diyetlerle verilen kilolar fazlasıyla geri geliyormuş, önlem alın dendikçe obezite salgını azgınlaşıyormuş, bulimia ve anoreksiya cehennemlerinde çile çeken gençlerin sayısı hiç durmadan artıyormuş… kim takar? Önemli olan, bilimsel kilo vermektir, değil mi? Verirken bilimsel… kilolar geri gelirken cesur yürekli diyetçilerin hiçbiri ortada yok!
Peki, biz ne yapacağız?
Biz yine, dilimizin döndüğü, kalemimizin yettiğince…
Zayıflama diyetleri ile verilen kiloların kaçınılmaz olarak ve artarak geri geldiğini…
Seçilen yöntem ne olursa olsun enerji kısıtlamaları ile kilo sorunlarına çözüm bulma girişimlerinin hem umutsuz bir heves hem de ruhsal ve bedensel ağır zararlara gebe olduğunu…
Kilo sorunlarının ancak diyetsiz, kısıtlamasız çözülebileceğini ve insan organizmasının bu hedefe ulaşabilmek için gerekli tüm yeteneklerle donatılmış olduğunu… söylemeye devam edeceğiz.
Sesimize kulak verenlere, gün geçtikçe daha çok sayıda insan tarafından uygulanmakta ve sevindirici, güven verici sonuçlar vermekte olan Diyetsiz Kalıcı Zayıflama’nın tüm ayrıntılarını, elimizden gelen tüm açıklıkla anlattığımız, Zayıflama Diyetlerinin Kara Kitabı, Zayıflamak ve Şişmanlamıyorum adlı yapıtlarımızın tanesi 5,95 YTL fiyatla kitapçılarda ve İnternet kitap sitelerinde bulunabildiğini anımsatacağız ve bu kitapları okuyup, örneğin Diyet Kardeşliği sitesi gibi forumlarda birbirleri ile yardımlaşarak zayıflamaya, iyileşmeye çalışanlara gücümüz olduğunca destek olmaya gayret edeceğiz.
Zayıflama Diyetleri Çöpe!


Anoreksi can almaya devam ediyor

İnternet sayfalarında dolaşırken fark ettim:
Sao Paolo’da ölen 18 yaşındaki anoreksik manken Japonya, Çin, Meksika… ve Türkiye’de çalışmış. Acaba bizim diyetçilerden sağlıklı beslenme reçeteleri almış mıdır, sorusu aklımı kurcalıyor.


Diyet mantığı A’dan Z’ye yanlış

Diyetçiler’e kulak asarsanız, kilo sorunlarının çözümü, en azından kağıt üzerinde kolay: “Daha az yiyecek, daha fazla hareket edecek, yüksek kalorili besinlerden uzak duracak… bedeninin tepkilerine de irade gücünle direneceksin!”.

Binlerce diyet reçetesinin , sayfalarca beslenme öğüdünün özü işte bu kadar basit. Basit ama yanlış. İnsanların şişmanlamasına yol açan gerçek nedenlerin bir güzel gizlenmesini sağlayan, koca bir palavra. Palavra çünkü, şişmanlamanın başlamasına yol açan yemek yemek, fazla kalorili şeylerle beslenmek, ya da az hareket eder olmak değil, tam aksine, kiloları verme ya da kontrol etme hevesiyle yemek yemekten kaçınmaya girişmek.

Nasılsa, blogun özgürlüğünden yararlanıp konuya uzun uzadıya döneceğimi bildiğim için, bu satırlarla karşılaşanları şaşırtma riskini göze alarak açık açık yazabilirim: Yemek yemekten ürkmeye, karnını doyurmaktan çekinmeye başlamak… kilo sorunlarının ilk adımını oluşturuyor… veee… şişmanlık da, obezite de… bulimia nervosa da, anoreksiya mentale de… hepsi işte bu zeminde tomurcuklanıp boy atıyor! Her türden kilo sorununun başlangıç noktası kendini kısıtlamada ya da kısıtlama ihtimali karşısında bulan bedenin tepkisidir.

Günümüzde, dünyanın dört bir yanında ne sınır, ne de dur durak tanımadan yayılan “Obezite Salgın’ının” tek sorumlusu ise insanları bile bile yanıltan Diyetçi Propaganda’dır.

Yazdıklarımın, kontrol edilebilir delillerini sunacağımdan kuşkunuz olmasın.