Acıbakla Acıçiğdem Adaçayı Gece Terlemeleri Adamotu Ahlat Akdiken



İBRAHİM SARAÇOĞLUNDAN İFTARDA VE SAHURDA BESLENME ÖNERİLERİ

Mübarek ramzan geldi, hoş geldi. İbrahim Saraçoğlu da Ramazanda beslenme ile ilgili önemli açıklamlarda bulundu. Öncelikle sahurda beslenme ile ilgili açıklamalarına bakalım.
SAHURDA BESLENME
* Sahurda acı,baharat ve tuzdan uzak durun. Çünkü bunlar sindirimi hızlandırır ve daha çabuk acıkmanızı sağlar.
* Pirinç pilavı yerine bulgur pilavı tüketin. Pirinç büyük oranda nişasta içerdiğinden, hızla kana karışır. Bu da hem şekerinizin düşmesine, hem de çabuk acıkmanıza sebep olur.
* Hamur işleri ve beyaz ekmeği tüketmemeye gayret edin. Çünkü kan şekerini hızlı yükseltip, hızlı düşürür. Onun yerine kepek ekmeği tüketin. Bu sizi daha uzun süre tok tutacaktır.
* Eğer hipo glisemi probleminiz var ise, içinde bol miktarda nişasta bulunan patates tam bir mucizedir. Kan şkerinin dengede olmasını sağlar. Sahurda 2 adet haşlanmış patates yemek, hem sizi tok tutar, hemde hipoglisemiyi önler. * Turşu ve kızartmlardan uzak durun.
* Siyah kuru üzümün iri çekirdekli olanı tüketin. Özellikle çekirdeği çok şifalıdır. Onu yiyin. Eğer şeker hastasıysanız sadece çekirdeğini yiyin.
* Yeşil mercimek, protein açısından etteki proteine eş değer tek besindir. Sahurda rahatlıkla yiyebilirsiniz. Ayrıca kolesterol ve trigliseridi düşürür.
* Zeytinyağı tok tutar.
İFTARDA BESLENME
* İftarı açtığınızda bol tatlılara sığınmayın.
* Yemekleri bol bol yiyip mide fesatına uğramayın.
* İftarı bir kase çorba ve bir dilim ekmek ile açıp, 5-10 dak yemeğe ara verin.
* Eğer sigara kullanıyorsanız, iftardan sonra çok fazla sigar içmeniz vücudunuza ani nikotin yüklenmesine sebep olacağından,kalp ve damar hastalıklarını tetikler.
* Romatoid artirin tıpta tedavisi yoktur. Romatoid artrit hastaları beyaz ekmeği tüketin.


CİLT İÇİN FAYDALI VİTAMİN VE MİNERALLER

Cilt zamanla esnekliğini kaybeder. Sizin ise, 20 li yaşalardan itibaren cilt bakımınızı düzenli yapıp ilk desteği vermeniz gerekir. Geriye kalanlar ise, düzenli ve sağlıklı bir beslenme, sigarasız bir hayat, çeşitli vitamin ve minarel desteğidir. Aşağıda verilmiş olan bir takım vitamin ve minareller cilt sağlığı açısısından son derece önemlidir.
* C Vitamini: Narenciye, kivide, orman meyvelerinde ve maydanozda bol miktarda bulunur. Kolojen yapı için gereklidir, cilt esnekliği sağlar.
* Çinko: Hücre ve deri yenileyici özelliği vardır. Kolojen yapı için çok önemlidir. Saçın beyazlamasını engeller. Kabak çekirdeği ,yumurta, kırmızı et, istiridye,fasulye, yatvuk, badem ve zencefil kökünde bulunur.
* Sülfür: Bağ dokularının yapılandırılmasına yardım eder. Lahana, brokoli, sarmısak ve soğan en zengin kaynaklarıdır.
* Silika: Salatalık, domates, dolmalık biber ve yulafta bol miktarda buluna silika, cilt esnekliğinin korunmasını sağlar ve kemikleri güçlendirir. Sağlıklı tırnaklar ve parlak saçların oluşmasını sağlar. .
* Magnezyum: Hücre zarlarındaki su pompalanmasını kontrol eder ve atıkların temizlenmesini sağlar. Aşırı tuz ve diğer toksinlerin neden olduğu fazla su tutulmasının önüne geçerek hücreyi rahatlatır. En iyi kaynak yeşil yapraklı sebzelerdir.
* Beta karoten: Havuçtan dolayı pek çoğumuzun tanıdığı beta karoten cildi güneş yanığına karşı korur. Havuç ve yeşil sebzelerde bulunur.

KOLESTEROL YÜKSEKLİĞİ

Türk Kardiyoloji Derneği’nin yaptığı araştırmalara göre ülkemizde 9 milyon kişinin kolesterol düzeyi sınır değerlerin üzerinde bulunuyor. Kalıtımsal olarak ülkemizde iyi kolesterol düzeyinin de düşük olması kalp hastalıkları açısından önemli bir risk yaratıyor.

Sağlık açısından kan kolesterol düzeyinin 200 mg/dl.’nin altında olması gerektiğine dikkat çekiliyor. Ancak kolesterol içeriği fazla olan gıdalarla beslenilmesi, şişmanlık, hareketsizlik, stres, tiroid bezinin az çalışması, şeker, böbrek yetmezliği gibi hastalıklar, hormon, idrar söktürücü ve bazı tansiyon ilaçları kolesterol düzeyini artırıyor.

Fazla miktarda et, yağlı yemek ve hamur işlerinin tüketilmesinin kolesterol düzeyini artıracağına dikkat çekiliyor. Kurban Bayramı gibi et tüketiminin arttığı günlerde, özellikle diyet yapması gereken kronik sağlık sorunları olan kişiler için ciddi sağlık sorunları oluşabilmektedir. Bu dönemde, etin hem taze hem de yağ oranının fazla olması sorunu büyütüyor. Diğer taraftan bayram ziyaretlerinde etin yanında kandaki kolesterol oranını etkileyen hamur işi tatlılar, çikolatalar ikram ediliyor. Bunlara hareket azlığı da eklenince sağlık sorunlarının ortaya çıkma ihtimali artıyor. Özellikle kalp-damar hastalığı olanlarda, şeker ve böbrek hastalarında, ayrıca kolesterol tedavisi görenlerde vücudun dengesi bozuluyor. Şeker, tansiyon, kalp ilacı kullanan kişilerin bayramda ilaçlarını aksatmamalarını öneriyoruz.

Fazla miktarda kalorili ve yağlı yiyeceklerin tüketilmesinin neden olabileceği sağlık sorunlarının dikkate alınarak diyetin kontrol edilmesi gerekiyor. Günlük tüketilen et, hem yağsız olmalı hem de miktarı azaltılmalıdır. Etin yanından diğer hazmı zor ve tatlılardan kaçınılmalı. Tansiyon ve kalp problemi olanlar bir kereden bir şey olmaz dememeli, tuzsuz ve yağsız et tercih etmelidirler. Sebze ve meyve yemeye özen gösterilmeli. Bol su içilmeli. Bu sayede et ve hamur işi gıdaların tüketilmesi de azaltılmış olur. Ayrıca sağlık durumu iyi olanları da düzenli yürüyüş yapmayı ihmal etmemeliler.

Kolesterolün yüksek olmasının sakıncaları kan kolesterol düzeyindeki artış damar sertliğine neden olan başlıca faktörlerden biri. Damar sertliği de kalp hastalıklarının oluşumuna zemin hazırlıyor. Kolesterolün 200mg/dl’nin üzerinde olduğu kişilerde diğer risk faktörlerinin de olması bu süreci hızlandırıyor. Kolesterol yüksekliğinin yanısıra sigara içimi, şişmanlık, diyabet, tiroid bezi yetersizliği varsa risk ciddi olarak artıyor. İyi kolesterol seviyesinin düşüklüğü; az spor ve az yürüyüş yapmak da tehlikeyi büyütüyor. Bu nedenle fazla kiloların verilmesini, düzenli egzersiz yapılmasını, kolesterol düzeyi yüksek yiyeceklerden uzak durulmasını öneriyoruz.


AKUPUNKTUR VE SİGARA BIRAKMA

Akupunkturla Sigara Bırakma Tedavisi
Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir?
Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir?
Akupunktur ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir?
Sigarayı Neden Bırakalım?
Sigara neden zararlı?
Sigarayı bırakan bir insanın vücudunda ne gibi olumlu gelişmeler olur?
Sigara içen bir kişiyi bırakmaya iten nedenler nelerdir?
Sigarayı bırakma yolları nelerdir?
Sigarayı bırakmak isteyenlerin yaşadığı tipik kaygı ve sorunlar nelerdir?

Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir?
Yapmanız gereken tek şey sigarayı bırakmaya karar vermektir. Bu, insanın yaşamında alabileceği en önemli kararlardan biridir. Bu kararı verdikten sonra, akupunktur, size sigarayı bırakmanızda büyük kolaylık sağlayacaktır.

İnsanlarda serotonin ve endorfin adı verilen iki madde vardır. Bunlar beyinde bulunur ve rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygular ile ilgilidirler. Normalde insanlarda kahkaha atınca, mutlu bir haber alınca ya da çikolata veya güzel bir tatlı yiyince, bir yeriniz acıyınca serotonin ve endorfin düzeyi yükselir. Ancak sigara içenlerde serotonin - endorfin salgılama işini sigara üstlendiğinden vücut otonomisini kaybetmiştir. Hani keyiflenince de, dertlenince de sigara içilir ya, işte, açıklaması budur.

Sigarayı bırakanlarda ilk hafta beyin serotonin salgılama işini gerçekleştiremediğinden vücut oldukça zor anlar yaşar. Beyin ancak 72 saat sonra eski görevini yapmaya başlar.
Bu 72 saatlik süre içinde, hastanın yoksunluk belirtileri önlenirse, sigarayı bırakması çok kolaylaşır. Akupunktur ile tedavi, kişinin sigara içmemekten dolayı oluşabilecek şikayetleri ortadan kaldırır. Böylece sigara içmemeye karar vermiş olan kişi, bunu hiç zorlanmadan başarır; çünkü, akupunktur tedavisi beyni yeniden sigaraya gerek duymadan serotonin ve endorfin salgılaması için uyarır ve bundan sonra da beyin eski otonomisini kazanır.

Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir?
Üç gün üst üste 20 dk.lık 3 seans tedavi uygulanır. Toplam 1 saat süren bir tedavidir. Böylece 72 saatlik en zor geçen dönemde vücut kontrol altındadır. Daha sonra hastanın bağımlılık derecesiyle bağlantılı olarak ek seanslar yapılabilir, ama genellikle buna gerek kalmaz. Tedavi süresince tek bir sigara bile içilmemesi ve nikotin preparatları kullanılmaması gerekir. Aksi halde, başladığımız noktaya geri döneriz.

Akupunktur tedavisi ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir?
%90 - 95 gibi yüksek bir başarı oranı vardır.

Sigara neden zararlı?
Tütün kullanımı yaklaşık 200 yıl öncesine kadar gidiyor. İlk zamanlarda tütünün sağlığa iyi geldiği düşünülüyordu. Sigaranın zararları 1950’li yıllara kadar çok fazla bilinmiyordu. Ancak, daha sonraki yıllarda yapılan araştırmalar, sigaranın insan sağlığına gerçekten zararlı olduğunu ortaya çıkardı. Sigara dumanında sağlık açısından zararlı yüzlerce (bu sayı abartılmamıştır) madde bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse, bunların en çok bilinenlerinden birkaç tanesi ; amonyak, terebentin, kadmiyum, insektisitler, naftalin, aseton, arsenik, formal, hidrojen siyanür, radon, polenyum, deterjanlar…
Bunların bir çoğu kanserojendir. Ayrıca tütün ve sigaranın sarıldığı kağıdın yanmasından dolayı açığa çıkan maddeler ve katran da yine konserojen maddeler arasındadır.
Kalıp - Damar sağlığı açısından özellikle tehlikeli olan maddeler ise nikotin ve karbonmonoksittir. Nikotin kalp artışlarını hızlandırır, tansiyonu yükseltir, kan pıhtılaşmasını arttırır. Yani kalbin yükünü ve oksijen ihtiyacını arttırır. Bütün yanma olaylarında açığa çıkan zehirli bir gaz olan karbonmonoksit ise, kandaki oksijen ile birleşerek kanda bulunan oksijen miktarını düşürür. Sonuç olarak nikotin nedeniyle oksijene gereksinimi artmış olan kalp, kanda yeterli oksijeni bulamaz ve işi çok daha zorlaşır.

Sigara kullanımı ile doğrudan ilişkisi olduğu kanıtlanmış hastalıkları şöyle sıralıyalım: Ağız kanserleri, sindirim sistemi kanserleri, solunum sistemi kanserleri, akciğer hastalıkları, kalp ve damar hastalıkları, ülser, mesane kanseri.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünyada 1 milyar 100 milyon insan sigara içiyor. Erkekleri %47si, kadınların %12’si sigara tiryakisi. Ayrıca, son yıllarda sigara içen kadınların sayısında nispeten daha fazla bir artış olduğu gözlemlenmektedir. Bu da dünyaya yeni gelecek nesillerin sağlığını direkt olarak etkileyecektir. Son rakamlara göre, dünyada yılda 3 milyon kişi sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle ölmektedir.
Şimdi hemen yeri gelmişken önemli bir konuya değinmek gerekiyor. Örneğin; akciğer kanserinin sigaraya bağlı olarak meydana geldiği heryerde söyleniyor. Fakat siz daha geçen ay akciğer kanserinden ölen bir tanıdığınızın hiç sigara içmediğini biliyorsunuz ve uzmanların biraz fazla abarttığını düşünüyorsunuz. Bunun açıklaması şöyle: Akciğer kanserinin 4 türü vardır; hatta bunların da alt grupları vardır. Bunların içinde sigara kullanımı ile doğrudan ilgili olanlar (%60) zaten en sık görülen kanser türleridir. Sigara ile ilgisi olmayan ise, çok daha az oranda görülen bir kanser türüdür.

İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre günde 20 sigara’dan fazla içenlerin %40’ı, daha emeklilik yaşına gelmeden ölmektedir. Oysa sigara içmeyenlerde bu oran %15’dir.

Bir de pasif içici kavramı var. Sigarayı içen kişi, eğer filtreli sigara içiyorsa, bu filtre bir miktar zararlı maddenin geçişini engelleyebilir. Halbuki sigaranın ucundan havaya karışan duman hiçbir süzgeçten geçmediği için daha tehlikelidir. Yani uzun süre bu dumana maruz kalan ve pasif içici denilen kişiler de tehlike altındadır. Ayrıca unutmamak gerekir ki, sigarayı içen kişi de havaya yayılan bu dumanı yine solumaktadır. Sigara içilen evlerdeki küçük çocuklarımız bronşit ve zatürre gibi solunum yolu hastalıklarına daha sık yakalanırlar. Pasif içici olduklarından akciğer kanseri açısından risk grubundadırlar ve ileride sigara içmeye daha çok eğimli olurlar.
Özellikle gelişmiş ülkelerde kamuoyuna yansıyan bu sonuçlar ve alınan tedbirler sonucunda sigara kullanımı %50 ye varan oranlarda azaltılmıştır. ABD, İngiltere, Kanada bu konuda başarılı ülkeler arasındadır.

Öte yandan, aynı zamanda sigara üreticisi olan bu ülkeler, gelişmekte olan ülkelerde edindikleri pazarlarını büyütme çabası içindedirler.

Sigarayı bırakan bir insanın vücudunda ne gibi olumlu gelişmeler olur?
20 dk sonra tansiyon ve nabız normale döner.
8 saat sonra vücut kendini yenilemeye başlar. Kan oksijeni normal düzeye çıkar.
24 saat sonra kalp krizi riski azalmaya başlar. 1 yıl sonra yarıya düşer.
48 saat sonra duyu organları iyi çalışmaya başlar. Tat ve koku duyusu düzelir. Cilt kendini yeniler.
72 saat sonra Akciğer kapasitesi artar, solunum rahatlar.
2 hafta sonra efor kapasitesi artar (Yürüme, merdiven çıkma…).
1-9 ay içinde akciğer hücreleri yenilenir. Akciğer hastalıkları (zatürre gibi) riski azaltır. Öksürük, nefes darlığı düzelir.
5 yıl sonra ağız, boğaz, yemek borusu kanserleri riski %50 azalır.
Pankreas, mesane, rahim kanseri riski azalır.
Sindirim sistemi ülseri riski azalır.
Sigara gebelikten önce ya da gebeliğin ilk 3 ayında bırakılırsa erken doğum riski ve düşük doğum kilolu bebek doğurma riski, içmeyenlerdeki düzeye iner.
Koroner kalp hastalığı riski sigaranın bırakılmasından 15 yıl sonra sigara içmeyenlerin düzeyine iner.
Aynı evde yaşayan küçük cocukla
r ve bebeklerin, solunum yolu hastalıklarına yakalanma riski azalır.

Sigara içen bir kişiyi bırakmaya iten nedenler nelerdir?
Sigaraya bağlı bir hastalığın ortaya çıkması.
Fiyatın pahalı gelmesi.
Sigaranın zararları hakkındaki yayınlar.
Çevresi tarafından bırakmaya yönelik teşvik, kınama.
Kapalı yerlerde sigara içiminin yasaklanması.

Gelişmiş ülkelerde sigaranın zararları hakkındaki yazılar, sigaranın fiyatı, kınama ve yasaklamalar etkili olmaktadır; ancak, bizim insanımızı bir hastalığın ortaya çıkması daha çok etkilemektedir. Örneğin, kalp krizi geçirmiş veya by-pass ameliyatı olmuş hastaların sigarayı bırakma oranları yüksektir ve başarılıdır.

Sigarayı bırakma yolları nelerdir?
Akupunktur,
Grup Terapisi,
Hipnoz,
Kişisel çaba ile bırakma,
Farmokolojik tedavi.

Sigarayı bırakmak isteyenlerin yaşadıkları tipik kaygı ve sorunlar nelerdir?
Sigarayı azaltmak mı, tamamen bırakmak mı? Yoksunluk belirtilerinin daha uzun sürmesine neden olur. Çoğunlukla başarısızlıkla sonuçlanır. Sigara miktarı yine arttırılır.
Ara ara sigara içmek: Vücuda tekrar nikotin etkisini hatırlatır. Zamanla düzenli olarak içmeye dönüşür. Halbuki sigara içilmemesine alışmak daha kolaydır.
Çevre baskısı: Sigarayı bırakanların çoğu çevresi tarafından adeta tekrar içmeye zorlanır. Bu, sigara içenlerin bir kişiyi daha kaybetmelerinden kaynaklanan ilginç bir psikolojik durumdur. Ancak kısa bir zaman içinde arkadaşlarınız da sigara içmediğinizi kabullenip sizi rahat bırakacaklardır.
Katran ve nikotin düzeyi düşük (light) sigara içmek: Bu durumda genellikle günlük sigara adedi arttırılarak eski nikotin düzeyi tutturulmaya çalışılır. Zaten “tehlikesiz sigara” yoktur.
Sorumluluğu başkasına yıkmak: Çoğu kişi sevdiği birisi onu desteklemezse sigarayy bırakmaktan kaçar. Hatta deneyip de başarısız olursa başkasını suçlar. Oysa sigarayı bırakmak öncelikle kişisel bir sorundur, mutlaka kendinize güvenmeyi başarmalısınız.
Şişmanlama korkusu: Gerçekte sigarayı bırakanların sadece 1/3’ü kilo alır ve bu fark gerçekte 3-4 kg. kadardır. Bundan daha fazla alınan kilolar kendine güvensizlikten kaynaklanan, sigarayı elde ve ağızda tutmak alışkanlığının yerini alan, abur cubur atıştırma alışkanlığıdır. Oysa, gerçekte sigarayı bırakmaktan dolayı ilk günlerde açılan iştah, kısa bir süre sonra normale döner.
Yoksunluk belirtileri: Şiddetli nikotin arayışı, gerginlik, kızgınlık, huzursuzluk, sinirlilik, uyku kalitesinin bozulması, iştah artışı ve benzeri belirtiler olabilir. Bu belirtiler geçicidir ve vücudun kendini onardığını gösterir. Örneğin, öksürük ve balgam artışı, solunum yollarındaki titrek tüylerin zehirli maddeleri atmak için görevlerini yerine getirmeye başlamasından kaynaklanır. Yoksunluk belirtileri sigara bırakanların 2/3’ünde görülür. Belirtiler, ilk 72 saat içinde şiddetlidir. 7-10 gün içinde azalarak ortadan kalkar.


Her 4 kadından biri şişman

Araştırma Türk kadınları üzerinde yapıldı. Ve sonuç böyle çıktı. Belki hem üzücü hem de teselli edici bir yanı var. Peki ama kadınlarımız niye şişmanlıyor. Neyi eksik bırakıyor…

Ege šniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu tarafından yapılan “15 yaş üzeri kadınlarda şişmanlığın g”rülme sıklığı ve şişmanlık oluşumunu etkileyen etmenler” konulu bir araştırma, kadınların yüzde 27.3′ünün şişman olduğunu ortaya çıkardı.
Ege šniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Halk Sağlığı Hemşireliği Ana Bilim Dalı “ğretim üyesi Doç. Dr. Süheyla Altuğ ™zsoy, tarafından gerçekleştirilen araştırma, Bornova Ergene Mahallesi sağlık ocağına kayıtlı 15 yaş üzeri 420 kadın üzerinde gerçekleştirildi. ™zsoy, çalışma sonuçlarına g”re, kadınların yüzde 31.19′unun son bir yıl içinde kilo aldığını belirterek şu bilgileri verdi:
“Araştırmamıza katılan kadınların yüzde 27.38′i şişman çıkmıştır. Kadınların yüzde 57.62’sinin yakın akrabasında şişman birey vardır. B”yle bir akrabası bulanan deneklerin yüzde 32.23′ü şişmandır. Yüzde 13.81′i sürekli sigara içmekte, yüzde 18.33′ü de günde 1 - 9 adet sigara tüketmektedir. Ancak yüzde 9.29′u düzenli egzersiz yaparken, yüzde 6.43′ü haftada 3 gün, yüzde 3.57’si de haftada 15 dakika egzersiz yapmaktadır. Kadınların eğitim düzeyi yükseldikçe, düzenli egzersiz alışkanlıklarının arttığı g”rülmektedir.”


Gözünüz belinizde olsun!

Bel bölgesindeki yağlanmanın çok tehlikeli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Vedat Sansoy, “Bel kalınlığının erkeklerde 102, kadınlarda ise 88 santimetreden fazla olması, kalp hastalığı riskini 1.5 kat artırıyor. Özellikle 40 yaşından sonra” diyor

ZAYIFLARKEN sağlığınızdan olmayın - 2
AYŞEGÜL AYDOĞAN

Kilolar arttıkça, vücuttaki yağlanma bölgeleri de değişiyor. Kalça, bel, basenler yavaş yavaş genişliyor. Ancak kaç kilo alındığından ya da kaç kilo fazlanız olduğundan çok, yağın nerede ve ne kadar biriktiği artık daha önemli.
Günümüzde obezite ve kalp hastalıkları riski denince, kabul edilen parametrelerin başında bel çevresi ölçümü geliyor. Konuyla ilgili sorularımızı Haseki Hastanesi Kardiyoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Vedat Sansoy yanıtladı.

5 risk faktörü arasında
Elma ve armut tipi şişmanlık nedir?
Yağın bedenin alt bölümlerinde, basen ve kalçada toplanmasına jinoid yani armut tipi şişmanlık, yağın bel çevresinde toplanmasına ise android yani elma tipi şişmanlık diyoruz. Özellikle elma tipi şişmanların kesinlikle zayıflamasını öneriyoruz.

Bel çevresi son yıllarda neden önem kazandı?
Bel çevresi, kalp hastalıkları riskini belirleyen metabolik sendrom dediğimiz 5 risk faktöründen biri. Kolesterol, sigara gibi bilinen kalp hastalıkları nedenleri, bugün kabul edilen riskler arasında yer almıyor.

Nedir bu riskler?
Bel çevresinin erkeklerde 102, kadınlarda 88 santimetreden yüksek olması, HDL kolesterolün 40′ın altında olması, trigliserid değerinin 150′nin üzerinde olması, kan basıncının 140 - 90′ın üzerinde olması ve açlık kan şekerinin 110′un üzerinde olması. Tüm bunlar kalp hastalığı riskini artırıyor.

Kolesterol de artıyor
Beldeki yağlanma neden kalp hastalıkları riskini belirliyor?
Bel çevresindeki yağ, iç organları tutuyor. Riskli olan bu. Bel çevresi bu değerlerin üstünde çıkan kişilerde kalp ve damar hastalıkları riski 1.5 kat artıyor. Bel çevresi yüksek saptananlarda tansiyon ve kolesterol değerleri de daha yüksek.

Kimler bel çevresini ölçmeli?
Aslında herkes ölçmeli diyoruz ama özellikle 40 yaşın üstündeki kişiler mutlaka bel ölçüsünü bilmeli.

Kolesterol önemini yitirdi mi?
Önemini yitirmedi ama şöyle bir durum olabilir. Kişinin kolesterolü normal çıkabilir. Buna karşılık bel çevresinde yağlanma oranı fazladır, dolayısıyla bu kişi risk grubundadır.

Türklerin bel çevresi ne durumda?
Türk Erişkinlerinde Kalp Hastalığı ve Risk Faktörleri Sıklığı Taraması Çalışması’na göre Türkiye’de özellikle kadınların beli giderek kalınlaşıyor.

AÇ KALMADAN AYDA 10 KİLO VERİN!

KAHVALTI

Çay, kahve vs. (Şekersiz)
2 kibrit kutusu peynir (60 gram)
Salata
1 ince dilim ekmek (30 gram)
ÖĞLE

3 köfte kadar et, tavuk, balık (90 gram = 1 porsiyon)
Salata
1 ince dilim ekmek
Veya
1 kâse çorba
Salata
1 ince dilim ekmek
Veya
1 adet kaşarlı yağsız tost ve çay - kahve (şekersiz)
SAAT 17.00′DE

2 porsiyon meyve
veya 2 adet galeta

AKŞAM

5 - 6 yemek kaşığı sebze yemeği
Salata
1 ince dilim ekmek
Gece boyunca 2 porsiyon meyve

NOT: Bu diyetin birinci haftasında günde yarım su bardağı yoğurt istenildiği zaman yenebilir. Ayran, cacık olarak da kullanılabilir. İkinci haftada yoğurt kullanılmaz. Diyeti uygulayan erkekler günlük porsiyon miktarlarını 1/2 oranı kadar artırabilirler.

Türk kadınları obezite sınırında

Türkiye’de özellikle kadınların, Avrupa’daki hemcinslerine oranla daha şişman olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sansoy, şunları söyledi: “Beden Kitle Endeksi değerlerine göre Avrupa’daki erkeklerde yüzde 14-15 olarak saptanan obezite değerleri, Türk erkeklerinde de aynı. Ancak kadınlarda, Batı ve Kuzey Avrupa kadınlarının yüzde 13- 14′ü Güney ve Doğu Avrupa kadınlarının yüzde 25-30′u obezken, bu oran Türk kadınında yüzde 47.”

Sadece yüzde 5 kilo kaybıyla…

Kiloyla ilişkili hastalık riskini,
Kan basıncını,
Kan şekerini,
Kandaki kolesterol ve trigliseridleri,
Ve erken ölüm riskini azaltmış olursunuz.

>Belinizi düzenli olarak ölçün
BEL ÖLÇÜSÜ ERKEK (cm) KADIN (cm)
Normal 94′ten küçük 80′den küçük
Risk düzeyi orta 95 - 102 80 - 88
Risk düzeyi yüksek 102′den büyük 88′den büyük

Sişmanlık riskini en iyi ortaya koyan Beden Kitle İndeksi (BKİ), kilogram olarak vücut ağırlığının, boyun metre cinsinden karesine bölünerek hesaplanıyor. Örneğin 70 kg. ağırlığında, boyu 1.60 cm. olan birinin BKİ’si şöyle hesaplanır: 70 / (1.60 x 1.60) = 27.34 kg/m2′dir.

Zayıf 18.5 kg/m2′den küçük
Normal (Sağlıklı) 18.5 - 24.9 kg/m2
Fazla kilolu 25.0 - 29.9 kg/m2
Obez 30 - 39.9 kg/m2
Morbid obez 40 kg/m2′den büyük

Sofrada nelere dikkat etmeli?

Kızartmalardan uzak durun.
Ekmeğe tereyağı sürmeyin.
Sosları yemeğinizden ayrı olarak isteyin.
Yağsız sebzeleri tercih edin.
Kremalı soslu yiyecekleri seçmeyin.
Bol su için.
Tatlı yerine, sık yemediğiniz bir meyveyi deneyin.
Bir öğünde fazla yerseniz, bir sonraki öğünü sadece peynir ve salata ya da yoğurt ve salata ile geçiştirin.

(Roche Diyet ve Aktivite Önerileri broşüründen yararlanılmıştır.)

SAĞLIKLI YAŞAMIN SIRRI BU PİRAMİTTE

ŞEKER
Orta seçim: Pekmez, bal, reçel, marmelat, sebze ve meyveli tatlılar.
Sakınılması gereken: Çikolatalı ve tereyağı eklenmiş ağır tatlılar.

YAĞ:
En iyi seçim: Bitkisel sıvı yağlar (zeytinyağı, soya, mısırözü, ayçiçeği), zeytin. İyi seçim: Omega 3 / Omega 6 içeren margarin, fındık fıstık, ceviz.
Orta seçim: Fıstık ezmesi, soya sosu, mayonez.
Sakınılması gereken: Tereyağı, içyağ, sadeyağ, katı margarin, şekerli fındık, fıstık ezmeleri.
(1 porsiyonda olması gereken miktar: 5 adet zeytin, 1 tatlı kaşığı sıvıyağ, 1 tatlı kaşığı Omega 3 / Omega 6 içeren margarin, 5 - 6 fındık, 3 ceviz.)

SÜT - YOĞURT:
İyi seçim: Yağı alınmış veya azaltılmış süt, yoğurt, çökelek, lor, yağsız veya az yağlı sütten yapılan dondurma ve sütlü tatlılar.
Sakınılması gereken: Tam yağlı süt, yoğurt, yağlı peynirler, kremadan yapılan dondurma.
(Günde 2 - 3 porsiyon. 1 porsiyon miktarı; 1 su bardağı süt, 1 su bardağı yoğurt.)

ET - ET ÜRÜNLERİ:
En iyi seçim: Balık, tavuk, hindinin derisiz beyaz eti. İyi seçim: Tavuk ve hindinin derisiz siyah eti, yağsız kuzu eti. Sakınılması gereken: Sakatatlar, yağlı et, kızartılmış etler, tavuk derisi. (Günde 2-3 porsiyon. Porsiyon miktarı 30 gram tavuk, balık, dana, hindi eti, 30 gr. peynir.)

SEBZELER:
En iyi seçim: Yeşillikler, lahana, pırasa, karnabahar, domates.
İyi seçim: Tüm taze sebzeler.
(Günde 3 - 5 porsiyon. 1 porsiyon miktarı; 4 çorba kaşığı pişmiş sebze, 1 orta boy havuç, 4 çorba kaşığı bezelye.)

MEYVELER:
En iyi seçim: Portakal, mandalina.
İyi seçim: Avokado dışında tüm meyveler.
(Günde 3 - 4 porsiyon. 1 porsiyon miktarı; 1 küçük boy elma, 1 küçük boy armut, 1 orta boy şeftali, 1 orta boy portakal, 3 - 4 adet kayısı veya erik.)

TAHILLAR, KURUBAKLAGİLLER
İyi seçim: Kepekli ekmek, buğday unu ekmeği, çavdar ekmeği, yulaf ekmeği, bulgur pilavı, zeytinyağlı kuru baklagil, bulgur sebze karışımı yemekler. Orta seçim: Sıvıyağ
la pişmiş pirinç pilavı, makarna, mantı, beyaz ekmek, yağsız kraker. Sakınılması gereken: Yağ ve şeker içeren her türlü unlu ürünler, bisküvi, krakerler. (Günde 6 - 11 porsiyon. 1 porsiyon miktarı; 1 ince dilim kepekli ekmek, 1 kepçe çorba, 2 çorba kaşığı bulgur pilavı, 2 çorba kaşığı pirinç pilavı, 2 çorba kaşığı makarna, 4 çorba kaşığı kurubaklagil, 1/2 haşlanmış mısır, 1 küçük patates, 1 çay bardağı leblebi.)
(Türkiye Diyetisyenler Derneği’nin broşüründen alınmıştır.)


İYİ Kİ DOĞDUN AŞKIM!

Dün eşimin yaşgünüydü.
Hayatında yeni bir başlangıç yapmak için sigarayı bırakmaya da karar verdi.İnşallah başarılı olur da o aktif, bizler de pasif içici konumundan kurtuluruz .Her sabah ilk işim hava ne kadar soğuk olursa olsun bütün camları açmak ve kül tablalarını dökmek oluyordu bugün ilk defa dökecek bir kül tablası yoktu.Yine de alışkanlık bütün camları açtım.Dün eşime pasta yaptım .Hem yeni yaşını hem de sigarayı bırakma girişimini kutlamak için.Meyvalı ve yağsız bir kekti ama çok lezzetli olduğu için biraz kalın dilimler yemişiz.Bugün ablama da götürdüm o da çok beğendi.O da kilo vermeye çalışıyor ve haftada 3 gün spora gidiyor ama birbirimizi baltalamaya devam ediyoruz.Bakalım ne zaman ciddi ciddi kilo vermeye başlayacağız.Kendime bir hedef seçmeliyim önce.Mesela kurban bayramına kadar 5 kilo veya yılbaşı da olabilir.Geçen sene evlilik yıldönümünü seçmiştim.ama çok da başarılı olamadım tabii.Sonra hadi sevgililer günü olsun dedim.Ama havalar biraz ısınınca bir de bütün gün okulda ve ayakta olunca ister istemez kilo vermiştim.Bu sene de fitili bir ateşleyebilsem gerisi gelecek ama bir türlü olmuyor.Bir gün az yesem ertesi gün bişey çıkıyor fazla yiyorum.Ablamla iddaaya girdik sonunda ilk kilo verene diğeri istediği birşeyi alacak.Bakalım kim kazanacak iddaayı?

Mariah Carey Lyrics
Mariah Carey Music Codes
Music Codes by SongArea.com

SİGARAYI BIRAKTIKTAN SONRA KİLO ALMAMAK İÇİN

Pek çok insan sigarayı bıraktıktan sonra boşluktan ve stresten dolayı aşırı ve gereksiz yemeye başlar ve kilo allır. Ama belirli bir düzen uygularsanız ve biraz dikkatli davranırsanız sağlıklı yaşamanın yanında formunuzu da korumuş olursunuz. Şimdi gelin beslenme alışkanlığınızı değiştirerek nasıl kilonuzu koruyacağımıza birlikte bakalım. Bu öneriler sadece sigarayı bırakanlar için değil kilo vermek isteyen ve formda kalmak isteyen herkes için yararlı olacaktır.1– Meyve yemek nedense hep yemek yedikten sonra yenilir diye düşünülür. Meyveleri yemeklerden yarım saat önce yemelisiniz. Yemeklerden 3 saat sonrasına kadar bir daha meyve yenmemeli. 2– Yemeklerden 5–10 dak önce su için. Yemek süresince bir daha su içimeyin.3– Öğünlerde bir tür yiyeceklerle diğer türden (Protein ve karbonhidratları ) bir arada yemeyin. Öğün menülerinizi bu kurala göre benimserseniz çok daha sağlıklı olacaktır. Ayrıca, Öğün aralarında meyve yeme alışkanlığı edinin. 4– Yemeklerde bol yeşil salata yiyin. 5– Beyaz ekmek yerine esemr ekmek tüketin.6– Çay ve kahvenizi şekersizveya tatlandırıcı kullanarak için. 7– Porsiyonlarınızı azaltın. Sofradan doymadan kalkmayı alışkanlık haline getirin. 8– Her fırsatta yürüyün ve merdiven inip çıkın.9– Haftada 2–3 kez tempolu yürüyüşler yapın.


Light gıdalara aldanmayın!

Light gıdaların kilo vermede çok da etkili olmadığını biliyor musunuz?

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Sert, yaptığı açıklamada, bisküvi ile başlayan light gıda üretiminin reçelden pirince, çikolatadan süt, yoğurt ve ekmeğe kadar her üründe uygulandığını ve bunların tezgahlarda yerini aldığını, ancak toplumun bu konuda yeterli bilgiye sahip olmadığını belirtti.

Sert, özellikle yaz aylarında tüketimi neredeyse çılgınlık boyutuna ulaşan light ürünlerin, “enerjisi azaltılmış gıda” anlamına geldiğini belirterek, şunları söyledi:

“Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’ne göre, bir ürünün light olabilmesi için, orijinal veya benzeri gıda maddesine göre, enerji değerinin en az yüzde 25 azaltılması gerekiyor. Bir ürünün üzerinde düşük kalorili yazabilmesi için de o ürünün 100 gramında 40 kaloriden az kalori bulunması şartı var.’”

Yapılan araştırmalara göre light ürün pazarının her yıl yüzde 25 büyüdüğünün bildirildiğini vurgulayan Sert, “bu büyümede, light gıdaların sanki hiç kilo yapmıyor gibi algılanmasının payı çok büyük. Oysa, bir kişi herhangi bir ürünü bir birim tüketiyor, daha sonra bu ürünün light olanını iki birim tüketiyorsa eskisinden daha fazla kalori alıyor demektir” diye konuştu.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de modern çağın önemli sağlık problemlerinden olan şişmanlık ve obezitenin artış gösterdiğine dikkati çeken Sert, “Yapılan araştırmalar, her 5 kadından birinin aşırı kilolu olduğunu ortaya koyuyor. Bu da light ürünlerin kurtarıcı gibi algılanmasına neden oluyor” dedi.

Sert, toplumun light gıdalar konusunda yeterince bilgi sahibi olmadığını, oysa, bu ürünlerin fazla miktarda düzensiz alınmasının, şişmanlık, diyabet ve çeşitli metabolik hastalıkları kamçıladığını ifade ederek, şunları kaydetti:

“Tıpkı sigara paketlerinde olduğu gibi gıda ürünlerinde de katkı maddeleri ve kalori miktarları okunabilir şekilde yazılmalı. Oysa, günümüzde tüm ürünlerde olduğu gibi light ürünlerin ambalajına baktığınızda karınca duasını andıran yazıları okuyabilmenin ve bu sayede bilinçlenmenin imkanı yok. Bunun yasak savma zihniyetiyle yapıldığı açıkça ortada.”

Öneriler
Doç. Dr. Sert, zayıflama uğruna bilinçsizce light gıdalara sarılmak yerine, bir uzmandan da yardım alınarak, yaşa ve cinsiyete göre bilinçli diyet yapılmasının daha sağlıklı sonuç vereceğini vurgulayarak, şunları söyledi:

“Eğer light gıdaların bir faydası olsaydı, bunu ilk çıkaran ülke olan Amerika ve ardından bunu uygulayan diğer ülkeler ve Türkiye’de bugün şişmanlık ve obezite sorunu bu kadar çok konuşulmazdı.

Bilinçli bir diyet kilo problemini ortadan kaldırır. Ayrıca, yemek yerken çatal ya da kaşık sürekli elde tutulmamalı masaya bırakılmalı. Bu sayede çiğneme süresi uzadıkça tokluk duygusu oluşumu da kuvvetlenir.”