Acıbakla Acıçiğdem Adaçayı Gece Terlemeleri Adamotu Ahlat Akdiken
Maydanoz-Limon Suyu Ne Yapar?
Zayıflama yöntemleri ve diyetler hakkında ağızdan ağza dolaşan, yıllardır uygulanan çeşitli yöntemler var. Ancak bunların bir kısmının bilimsel gerçeklerle yakından uzaktan ilgisi yok. JFK Hastanesi Beslenme Uzmanı Sedef Süsoy, zayıflamak isteyenlerin diyet ürünler, tatlandırıcılar ve sabahları aç karna içilen maydanoz suları ile ilgili yaptıkları yanlışlara dikkat çekerek, bu konudaki sorularımızı yanıtladı…
Yemekler nasıl pişirilmeli ki, kilo almaya davetiye çıkarılmasın?
“Kızartmalardan kaçınalım” diyoruz ama sadece haşlama mı sağlıklı? Sadece haşlama yemek zorunda değiliz. Yemeklerimizi fırında ızgarada ya da tencere yemeği olarak tüketebiliriz (sotelemeden). Ama kızartmalardan kaçınmak gerekiyor. Çünkü kızarttığımız her şey (et, sebze) yüksek oranda yağ çekiyor. Yani, yediğimiz yemekle birlikte bolca yağ içiyor gibi oluyoruz.
Yemeklerimizde hangi yağı kullanalım?
Zeytinyağı sağlıklı diye biliyoruz, ancak en az diğer yağlar kadar o da kalorili… Yemeklerimizde kullanacağımız yağ sıvı olmalı. Tereyağı ve margarinleri hayatımızdan çıkarmalıyız. Sıvıyağı kullanırken de ölçüsüne dikkat etmeliyiz. Katı yağın da sıvı yağın da kalorisi aynıdır ve bir tatlı kaşığı yağ 45 kaloridir. Sıvıyağı kullanmanın en doğru yolu ise, zeytinyağı veya fındık yağından bir ölçü, diğer sıvıyağlardan da bir ölçü karıştırarak kullanmaktır. Böylece, yağ dengesini yakalamış oluruz.
Akşam yemekleri için ideal saat kaç? Daha sonra bir şey yenmemeli mi?
Akşam yemeği mümkün olduğu kadar erken saatlerde yenmelidir. Mesela 18.00 ile 19.30 arası olabilir. Daha sonrasında ise, sadece bir ara öğünle yemek yeme işlemi bitirilmelidir. Bu öğünde ise, kişiye göre bir meyve, süt vb hafif gıdalar tüketilebilir. Yatmadan en az iki saat önce tüm yeme işlemleri bitmelidir.
Ailede bir kişi diyet yapıyorsa, diğer fertler bu kişiye nasıl yardımcı olabilir? Herkes diyete göre mi beslenmeli?
Diyet yapmak ’sağlıklı beslenme’ anlamına gelir. Bu nedenle, evdeki herkes rahatlıkla diyete göre beslenebilir. Diyet için her zaman ‘kişiye özeldir’ deriz. Kişilerin yaşam tarzına, alışkanlıklarına göre düzenlenen bir diyette, ev halkı için fazla bir değişiklik olmayacaktır.
Damak zevkimizin ve beslenme alışkanlıklarımızın küçük yaşlarda şekillendiği göz önüne alınırsa, çocuklara tatlıyı sevdirmemek mi gerekir?
Ailenin beslenme şekli, çocuğun alışkanlıkları konusunda etkilidir. Çocukları tatlıyla ödüllendirmemek, tatlıya yöneltmemek gerekir. Hiç kimsenin doğrudan tatlıya ihtiyacı yoktur. Tatlıdan almamız gerektiğini savunduğumuz şekeri, ekmek veya ekmek yerine geçen karbonhidrat grubundan da alabiliriz.
Pek çok diyetin mönüsünde soda yer alıyor. Günlük soda tüketimi ne kadar olursa, zararlı değildir?
Açıkçası ben diyetlerde pek soda içilmesi taraftarı değilim. Çünkü sodadan aldığımız mineralleri sadece sağlıklı beslenerek de yeterli miktarda alabiliriz. Ayrıca, içerisinde bulunan yüksek orandaki sodyum (Na) yüzünden, fazla miktarda tüketilen soda ile vücutta fazla sodyum birikimi oluşabilir. Bu da tansiyon hastaları için istemediğimiz bir durumdur. Zaten toplumumuzda tuz tüketimi gereğinden fazla olduğu için ayrıca bir tuz yüklemesine gerek yoktur.
Pek çok kişi zayıflamak için aç karnına maydanoz suyu, limon suyu içiyor. Bu yöntemlerin bilimsel bir açıklaması, dayanağı var mı?
Kesinlikle yoktur. Maydanoz suyunun diüretik, yani idrar söktürücü olduğu bilinmektedir. İnsanlar vücutlarından idrar çıkışı olduğunda, şişkinlikleri azaldığı için zayıfladıklarına inanır. Limonun ise, bağırsakları çalıştırıcı etkisi vardır ama zayıflatıcı özelliği yoktur. Sabahları aç karnına içilen sıcak ya da soğuk suyun da zayıflatıcı özelliği yoktur.
Kişinin tuvalet alışkanlıkları kilosu üzerinde etkili midir? Kabızlık sorunu olanlar şişmanlıktan daha mı çok yakınır?
Kişinin tuvalet alışkanlığı kilosuna etkin olabilir. Kabızlık bazı metabolik hastalıkların göstergesi olabilir. Bu nedenle, bu hastalıklar tedavi edilmediğinde kabızlık devam eder ve metabolizma yavaşlar. Kilo verimi azalır.
Kişi kilo aldığı halde beden ölçüsünü koruyorsa, bu şişmanlık adına endişe edilecek bir durum değil midir?
Kilo alınıyorsa, beden ölçüsü önemli değildir. Beden hemen etkilenmeyebilir. Kilo alımı sadece bir işarettir. Dikkat edilmesi gerekir ve sebebi araştırılmalıdır. Yarım paket kepekli diyet bisküvi ince bir dilim ekmeğe eş değer
Diyet ürünler hakkında ne düşünüyorsunuz?
“Nasıl olsa diyet ürün… Kilo aldırmaz” düşüncesiyle gerekenden fazla tüketilebiliyorlar… Diyet ürünler sadece zengin lif kaynaklarıdır. Yani, yüksek miktarda kepek ya da yulaf içerirler. Ama bunun yanı sıra, az miktarda da olsa içlerinde yağ ve un bulunur. Yani, kısaca ekmek yerine geçerler. Diyet ürünler yenildiklerinde kilo verdirmez, sadece tokluk hissi yaratırlar. Örneğin, yarım paket diyet kepekli bisküvi bir ince dilim ekmeğe eşdeğerdir. Fazla tüketildiklerinde kilo yapabilirler.
Tatlandırıcı kullanımında bir sınırlama olması gerekli mi?
Tatlandırıcı kullanılarak içilen çay ile şekersiz içilen çay arasında kalori ve sağlığa yarar-zarar açısından bir fark var mı? Tatlandırıcı kullanımını ben pek önermiyorum. Çayı ve benzeri tüm içecekleri şekersiz içmek en sağlıklısı. Ama bazı kişiler ‘ben şekersiz yapamam’ derlerse, o zaman tatlandırıcı öneriyorum. Tatlandırıcı kullanımında tatlandırıcı maddenin türü çok önemlidir. Özellikle sakarin içeren tatlandırıcılar değil de, aspartam içeren tatlandırıcılar kullanılması önemlidir. Sizin formda kalma sırrınız ne? Nelere dikkat ediyorsunuz? Sağlıklı besleniyorum. Yani, kesinlikle öğün atlamıyorum, dengeli besleniyorum. Ara öğünlerde meyve tüketiyorum. Bol su içiyorum. Katkı maddesi içeren ve yağlı olan tüm yiyeceklerden uzak duruyorum.
Gözünüz belinizde olsun!
Bel bölgesindeki yağlanmanın çok tehlikeli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Vedat Sansoy, “Bel kalınlığının erkeklerde 102, kadınlarda ise 88 santimetreden fazla olması, kalp hastalığı riskini 1.5 kat artırıyor. Özellikle 40 yaşından sonra” diyor
ZAYIFLARKEN sağlığınızdan olmayın - 2
AYŞEGÜL AYDOĞAN
Kilolar arttıkça, vücuttaki yağlanma bölgeleri de değişiyor. Kalça, bel, basenler yavaş yavaş genişliyor. Ancak kaç kilo alındığından ya da kaç kilo fazlanız olduğundan çok, yağın nerede ve ne kadar biriktiği artık daha önemli.
Günümüzde obezite ve kalp hastalıkları riski denince, kabul edilen parametrelerin başında bel çevresi ölçümü geliyor. Konuyla ilgili sorularımızı Haseki Hastanesi Kardiyoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Vedat Sansoy yanıtladı.
5 risk faktörü arasında
Elma ve armut tipi şişmanlık nedir?
Yağın bedenin alt bölümlerinde, basen ve kalçada toplanmasına jinoid yani armut tipi şişmanlık, yağın bel çevresinde toplanmasına ise android yani elma tipi şişmanlık diyoruz. Özellikle elma tipi şişmanların kesinlikle zayıflamasını öneriyoruz.
Bel çevresi son yıllarda neden önem kazandı?
Bel çevresi, kalp hastalıkları riskini belirleyen metabolik sendrom dediğimiz 5 risk faktöründen biri. Kolesterol, sigara gibi bilinen kalp hastalıkları nedenleri, bugün kabul edilen riskler arasında yer almıyor.
Nedir bu riskler?
Bel çevresinin erkeklerde 102, kadınlarda 88 santimetreden yüksek olması, HDL kolesterolün 40′ın altında olması, trigliserid değerinin 150′nin üzerinde olması, kan basıncının 140 - 90′ın üzerinde olması ve açlık kan şekerinin 110′un üzerinde olması. Tüm bunlar kalp hastalığı riskini artırıyor.
Kolesterol de artıyor
Beldeki yağlanma neden kalp hastalıkları riskini belirliyor?
Bel çevresindeki yağ, iç organları tutuyor. Riskli olan bu. Bel çevresi bu değerlerin üstünde çıkan kişilerde kalp ve damar hastalıkları riski 1.5 kat artıyor. Bel çevresi yüksek saptananlarda tansiyon ve kolesterol değerleri de daha yüksek.
Kimler bel çevresini ölçmeli?
Aslında herkes ölçmeli diyoruz ama özellikle 40 yaşın üstündeki kişiler mutlaka bel ölçüsünü bilmeli.
Kolesterol önemini yitirdi mi?
Önemini yitirmedi ama şöyle bir durum olabilir. Kişinin kolesterolü normal çıkabilir. Buna karşılık bel çevresinde yağlanma oranı fazladır, dolayısıyla bu kişi risk grubundadır.
Türklerin bel çevresi ne durumda?
Türk Erişkinlerinde Kalp Hastalığı ve Risk Faktörleri Sıklığı Taraması Çalışması’na göre Türkiye’de özellikle kadınların beli giderek kalınlaşıyor.
AÇ KALMADAN AYDA 10 KİLO VERİN!
KAHVALTI
Çay, kahve vs. (Şekersiz)
2 kibrit kutusu peynir (60 gram)
Salata
1 ince dilim ekmek (30 gram)
ÖĞLE
3 köfte kadar et, tavuk, balık (90 gram = 1 porsiyon)
Salata
1 ince dilim ekmek
Veya
1 kâse çorba
Salata
1 ince dilim ekmek
Veya
1 adet kaşarlı yağsız tost ve çay - kahve (şekersiz)
SAAT 17.00′DE
2 porsiyon meyve
veya 2 adet galeta
AKŞAM
5 - 6 yemek kaşığı sebze yemeği
Salata
1 ince dilim ekmek
Gece boyunca 2 porsiyon meyve
NOT: Bu diyetin birinci haftasında günde yarım su bardağı yoğurt istenildiği zaman yenebilir. Ayran, cacık olarak da kullanılabilir. İkinci haftada yoğurt kullanılmaz. Diyeti uygulayan erkekler günlük porsiyon miktarlarını 1/2 oranı kadar artırabilirler.
Türk kadınları obezite sınırında
Türkiye’de özellikle kadınların, Avrupa’daki hemcinslerine oranla daha şişman olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sansoy, şunları söyledi: “Beden Kitle Endeksi değerlerine göre Avrupa’daki erkeklerde yüzde 14-15 olarak saptanan obezite değerleri, Türk erkeklerinde de aynı. Ancak kadınlarda, Batı ve Kuzey Avrupa kadınlarının yüzde 13- 14′ü Güney ve Doğu Avrupa kadınlarının yüzde 25-30′u obezken, bu oran Türk kadınında yüzde 47.”
Sadece yüzde 5 kilo kaybıyla…
Kiloyla ilişkili hastalık riskini,
Kan basıncını,
Kan şekerini,
Kandaki kolesterol ve trigliseridleri,
Ve erken ölüm riskini azaltmış olursunuz.
>Belinizi düzenli olarak ölçün
BEL ÖLÇÜSÜ ERKEK (cm) KADIN (cm)
Normal 94′ten küçük 80′den küçük
Risk düzeyi orta 95 - 102 80 - 88
Risk düzeyi yüksek 102′den büyük 88′den büyük
Sişmanlık riskini en iyi ortaya koyan Beden Kitle İndeksi (BKİ), kilogram olarak vücut ağırlığının, boyun metre cinsinden karesine bölünerek hesaplanıyor. Örneğin 70 kg. ağırlığında, boyu 1.60 cm. olan birinin BKİ’si şöyle hesaplanır: 70 / (1.60 x 1.60) = 27.34 kg/m2′dir.
Zayıf 18.5 kg/m2′den küçük
Normal (Sağlıklı) 18.5 - 24.9 kg/m2
Fazla kilolu 25.0 - 29.9 kg/m2
Obez 30 - 39.9 kg/m2
Morbid obez 40 kg/m2′den büyük
Sofrada nelere dikkat etmeli?
Kızartmalardan uzak durun.
Ekmeğe tereyağı sürmeyin.
Sosları yemeğinizden ayrı olarak isteyin.
Yağsız sebzeleri tercih edin.
Kremalı soslu yiyecekleri seçmeyin.
Bol su için.
Tatlı yerine, sık yemediğiniz bir meyveyi deneyin.
Bir öğünde fazla yerseniz, bir sonraki öğünü sadece peynir ve salata ya da yoğurt ve salata ile geçiştirin.
(Roche Diyet ve Aktivite Önerileri broşüründen yararlanılmıştır.)
SAĞLIKLI YAŞAMIN SIRRI BU PİRAMİTTE
ŞEKER
Orta seçim: Pekmez, bal, reçel, marmelat, sebze ve meyveli tatlılar.
Sakınılması gereken: Çikolatalı ve tereyağı eklenmiş ağır tatlılar.
YAĞ:
En iyi seçim: Bitkisel sıvı yağlar (zeytinyağı, soya, mısırözü, ayçiçeği), zeytin. İyi seçim: Omega 3 / Omega 6 içeren margarin, fındık fıstık, ceviz.
Orta seçim: Fıstık ezmesi, soya sosu, mayonez.
Sakınılması gereken: Tereyağı, içyağ, sadeyağ, katı margarin, şekerli fındık, fıstık ezmeleri.
(1 porsiyonda olması gereken miktar: 5 adet zeytin, 1 tatlı kaşığı sıvıyağ, 1 tatlı kaşığı Omega 3 / Omega 6 içeren margarin, 5 - 6 fındık, 3 ceviz.)
SÜT - YOĞURT:
İyi seçim: Yağı alınmış veya azaltılmış süt, yoğurt, çökelek, lor, yağsız veya az yağlı sütten yapılan dondurma ve sütlü tatlılar.
Sakınılması gereken: Tam yağlı süt, yoğurt, yağlı peynirler, kremadan yapılan dondurma.
(Günde 2 - 3 porsiyon. 1 porsiyon miktarı; 1 su bardağı süt, 1 su bardağı yoğurt.)
ET - ET ÜRÜNLERİ:
En iyi seçim: Balık, tavuk, hindinin derisiz beyaz eti. İyi seçim: Tavuk ve hindinin derisiz siyah eti, yağsız kuzu eti. Sakınılması gereken: Sakatatlar, yağlı et, kızartılmış etler, tavuk derisi. (Günde 2-3 porsiyon. Porsiyon miktarı 30 gram tavuk, balık, dana, hindi eti, 30 gr. peynir.)
SEBZELER:
En iyi seçim: Yeşillikler, lahana, pırasa, karnabahar, domates.
İyi seçim: Tüm taze sebzeler.
(Günde 3 - 5 porsiyon. 1 porsiyon miktarı; 4 çorba kaşığı pişmiş sebze, 1 orta boy havuç, 4 çorba kaşığı bezelye.)
MEYVELER:
En iyi seçim: Portakal, mandalina.
İyi seçim: Avokado dışında tüm meyveler.
(Günde 3 - 4 porsiyon. 1 porsiyon miktarı; 1 küçük boy elma, 1 küçük boy armut, 1 orta boy şeftali, 1 orta boy portakal, 3 - 4 adet kayısı veya erik.)
TAHILLAR, KURUBAKLAGİLLER
İyi seçim: Kepekli ekmek, buğday unu ekmeği, çavdar ekmeği, yulaf ekmeği, bulgur pilavı, zeytinyağlı kuru baklagil, bulgur sebze karışımı yemekler. Orta seçim: Sıvıyağ
la pişmiş pirinç pilavı, makarna, mantı, beyaz ekmek, yağsız kraker. Sakınılması gereken: Yağ ve şeker içeren her türlü unlu ürünler, bisküvi, krakerler. (Günde 6 - 11 porsiyon. 1 porsiyon miktarı; 1 ince dilim kepekli ekmek, 1 kepçe çorba, 2 çorba kaşığı bulgur pilavı, 2 çorba kaşığı pirinç pilavı, 2 çorba kaşığı makarna, 4 çorba kaşığı kurubaklagil, 1/2 haşlanmış mısır, 1 küçük patates, 1 çay bardağı leblebi.)
(Türkiye Diyetisyenler Derneği’nin broşüründen alınmıştır.)
Aç dolaşırken de kilo alabilirsiniz!
Türk Kalp Vakfı Beslenme ve Diyet Uzmanı Dr. Özbay, “Birkaç kilo vermek uğruna yetersiz ya da dengesiz beslenenler kilo alır, vücutları yağlanır” diyor
ZAYIFLARKEN sağlığınızdan olmayın - 1
AYŞEGÜL AYDOĞAN
Günümüzde her 100 kişiden 30′u kilo vermekle uğraşıyor. Zayıflama çabaları, kimi zaman ilaçlar, kimi zaman da diyet reçeteleri nedeniyle öldürücü boyutlara ulaşabiliyor. Öyle ki uzmanların 200 diyetten “sadece 20’si sağlıklı” dediği diyet reçeteleri kadar, piyasada dolaşan ilaçlar da ölüm saçıyor. Fazla kilolar, her ne kadar estetik yönden rahatsız etse de asıl sağlık açısından büyük bir sorun. Tıpta “obezite” olarak adlandırılan şişmanlık, son birkaç yıldır hastalık olarak kabul ediliyor.
Dizi yazımızda kilolarınızdan kurtulmak için sağlıklı diyet örnekleri ve önerilerini birlikte bulacaksınız.
7 besin grubu da olmalı
Yeterli ve dengeli beslenmenin sağlıklı zayıflamanın ilk kuralı olduğunu söyleyen Türk Kalp Vakfı Beslenme ve Diyet Uzmanı Dr. Sumru Özbay, konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı:
Yeterli ve dengeli beslenmenin formülü nedir?
Yedi tür besin grubunu içeren beslenme, dengeli beslenmedir. Bu besin gruplarını süt ve yoğurt grubu, peynir ve yumurta grubu, et, tavuk, balık grubu, sebzeler ve meyveler, kurubaklagiller, ekmekler ve yağlar olarak ayırıyoruz. Bu yedi tip besinin, vücudun ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri karşılaması için her öğünde mutlaka tüketilmesi gerekli.
Peki yetersiz ve dengesiz beslenmenin sonucu…
Kilo almaya başlama ve yağlanma.
Vücutta daha çok hangi bölgeler yağlanmaya elverişli?
Erkek göbeklenir çünkü…
Kadın ve erkek vücudunda yağlanma bölgeleri bellidir. Genelde sırtta, belde, basende, omuz ve göğüs çevresinde, kalçada, karında yağlanmalar görülmekte. Sıklıkla bu bölgeleri üç kısma ayırabiliriz. Birincisi koltuk altından göğüslere doğru olan kısım, ikincisi karın, üçüncü kısım ise basen ve kalçalar. Baldır ve üst bacak kısmı, bir diğer bölgeyi oluşturur. Bunun dışında özellikle erkeklerde görülen, alkole bağlı şişmanlıklarda mide genişlemesi, mide üzerindeki yağ birikiminin de çok fazla olduğunu görüyoruz.
adın ve erkek arasında ne fark var?
Erkeklerde daha çok bira türü mayalı içkilerden kaynaklanan göbek yağlanması meydana geliyor. Bu nadiren kadınlarda da görülebilir. Kadınlarda ise kalça, baldır ve karın bölgesinde şişmanlık oluyor.
Günde 1 saat yürüyün
Formda kalmak için en etkili spor hangisi?
Kesinlikle yürüyüş. Günde bir saat kadar yürüyüş yapılmalı. Düz yol yürüyüşü baldır bacak yağlanmaları ve selülitlerden kurtulmak için birebir. Yürüyüş 1.5 - 2 ayda etkisini gösterir. Kişi aynı miktarda yemek yiyerek, fakat yürüyüş yaparak yılda 10 kilo verebilir. Ama bırakmamak şartıyla… Bırakıldığında vücutta adeta balon gibi kilo almalar görülür. Kişi diyetle 5 - 6 kilo vererek bir beden küçülürken, yürüyüş yaparak iki beden küçülebilir.
Hangi besin kaç kalori?
Kalorisi en yüksek olan besin grubu yağlar. Bir gram yağ 9.3 kalori, bir gram karbonhidrat 4.3 kalori, bir gram protein ise 4.1 kalori…
PROTEİNLER: Proteinlerin kilo yapmada etkileri azdır. Günlük protein ihtiyacı 25 - 30 gramdır. Bir porsiyon et (6 köfte, 8 - 10 istavrit veya tekir, 3 - 4 dilim palamut veya kalkan balığı), kahvaltıda alınacak bir kibrit kutusu peynir veya bir yumurta, gün içinde bir su bardağı süt veya yoğurt, günlük 25 - 30 gram olan protein ihtiyacını karşılar. Kaslarda oksijenlenmeyi arttırarak, dinçlik ve zindelik verdiği için haftalık 14 öğün yemeğin en az 3 - 4 öğününün kırmızı etten oluşması çok faydalıdır.
Meyvedeki şeker önemli
KARBONHİDRATLAR: Bu besinlerden alınan kalori, enerji olarak mutlaka harcanmalı. Günlük aktiviteler karbonhidratlı gıdalardan karşılanmalı. Vücudun direkt şeker ihtiyacını karşılaması açısından meyvelerdeki meyve şekeri fruktozun önemli yeri var.
YAĞLAR: Her türlü yiyecekle çok kolay alınır. Doku ve organlar üzerinde birikir, damar sertliğine, kasık fıtığına, yüksek tansiyona yol açar. Süt yoğurt grubunda, et, tavuk, balıkta bulunur, yemeklere konulan yağlarla vücuda alınır.
Tatile çıkmadan bu diyeti yapın
3 hafta içinde 5 kilo verin
KAHVALTI
Çay (şekersiz)
1 kibrit kutusu peynir (30 gram)
1 tatlı kaşığı bal veya reçel
Salata
2 ince dilim ekmek (60 gram)
ÖĞLE
5 köfte kadar et, tavuk ya da balık (150 gram = 1.5 porsiyon)
Salata
1 ince dilim ekmek
VEYA
5 - 6 yemek kaşığı sebze yemeği (etli veya etsiz, susuz)
Yarım su bardağı yoğurt (125 gram)
Salata
2 ince dilim ekmek
SAAT 15.00′TE
1 porsiyon meyve (12 kiraz, 3 kayısı, bir orta boy karpuzun ya da kavunun sekizde biri, 1 elma, yarım muz, 10 yeşil erik, 6 tane yeni dünya, 1 incir, 1 orta boy armut’tan biri)
DİKKAT!
Erkekler bu diyeti uygularken günlük porsiyon miktarlarını 1/2 kadar artırmalıdır.
Salatalarda domates, salatalık, maydanoz, marul, havuç, turp, kıvırcık, roka, semizotu istenildiği miktarda kullanılabilir.
10 altın kural
1 Yemek yaparken ölçülerinizi küçültün. Daha az miktarda yemek yapın.
2 Alışverişe gitmeden önce bir liste hazırlayıp listeye sadık kalın.
3 Kendi siparişiniz olmayan yemekten yemeyin.
4 Yemeğinizi bitirir bitirmez sofradan kalkın.
5 Artan yemekleri içi görünmeyen kaplarda saklayın.
6 Yemeğinize konsantre olun, yemek yerken televizyon seyretmeyin, kitap gazete okumayın.
7 Şişmanlatıcı gıdaları kesinlikle evde bulundurmayın.
8 Tatlıya başlamadan önce biraz bekleyin ve hâlâ gerçekten aç olup olmadığınıza karar verin.
9 Her öğünde bol miktarda su için. (Günde en az 1.5 litre)
10 Bir şeyler atıştırmak istediğinizde sizi oyalayacak uğraşılar bulun.
Nasıl daha az yersiniz?
Küçük porsiyonları tercih edin.
Küçük bir tabak kullanın.
Daha yavaş yemek yiyin.
Tam olarak doyduğunuzda değil, açlığınız geçtiğinde yemeği bırakın.
Yemeğin servis tabağını masaya koymayın.
Yemek için küçük, salata için büyük tabak kullanın.
Yemeğe başlamadan önce 2 bardak su için.
Verdiğiniz her kilo 8000 kaloriye eşit
1 kilogram = 8000 kaloridir. 1 kilo verebilmek için yemeklerle aldığınızın dışında 8 bin kalori daha yakmanız gerekmektedir. Buna göre, günlük kalori ihtiyacınızı karşılamak için yemeklerle aldığınız enerjiyi 600 kalori azaltırsanız, haftada yarım kilo ve 6 ayda yaklaşık 13 kilo verirsiniz.
Kilo kaybı haftada 1 kiloyu geçmemelidir. Önerilen, haftada 0.5 - 1 kilo vermektir. Yavaş ve istikrarlı kilo kaybı daha sağlıklıdır.
Ne yapsanız kilo veremiyorsanız…
Kilo kaybetmek için özel beslenme ve egzersiz programlarına başlayanlar bazen daha yolun başında pes eder! Peki ama neden?
Kilo verememenin pek çok nedeni var ama en önemlisi arzulanan kilo kaybının bir türlü sağlanamamasıdır. Eğer bir kilo kaybı programında yağlarınızdan istediğiniz hızda kurtulamıyorsanız bu yazıyı dikkatle okuyun. Mutsuz bir zayıflama yolcusu olmak istemiyorsanız anlatılanların sizinle ilgili olup olmadığına daha çok dikkat gösterin. Aklınıza takılan soruların çoğunun yanıtını da önceki başarısızlıklarınızın nedenlerini de bu yazıda bulabileceğinizi umuyorum.
Hormonlar: Gizli kilo sabotajcıları
Kilo yönetimi programına başlayan hastalarımıza neredeyse ezberletmeye çalıştığımız bir cümle var: Kilo kaybını değil yaşam tarzınızı değiştirmeyi hedefleyin. Eğer kilo kaybına odaklanırsanız ve hele bir de yağlardan kurtulmanın aynı hızda devam edeceğini sanırsanız bir süre sonra hayal kırıklığına uğrarsınız. Vücudunuz özenle biriktirdiği yağlarını kaybetmekten pek hoşlanmaz. Kilo almaya karşı herhangi bir direnç göstermeyen bedenimizin kilo kaybına gösterdiği tepki traji-komik bir davranıştır. Bu davranıştan “tutumlu genler”in sorumlu olduğunu daha önce yazmıştık. Buzul çağındaki uzun açlık dönemlerinde insan genlerinde oluşan değişikliklerin ürettiği bu tutumlu genler -herhangi bir açlık, kıtlık ihtimaline karşı- vücudun yağ kaybını engellemektedir. Vücudunuz bunu başaracak pek çok sistem ve kimyasalla donatılmıştır.
İlk yanıtı tiroit bezi veriyor
İlk yanıt tiroit hormonları aracılığıyla verilir. Siz kilo vermeye başlayınca bedeninizde üretilen T4 hormonunun T3 hormonuna dönüşmesi bozulmakta, bir tiroit hormonu yetersizliği ortaya çıkmaktadır. Tiroit hormonu yetersizliğinin daha yavaş çalışan, daha az enerji harcayan bir metabolik süreç oluşturduğunu yani metabolizmanızı tembelleştirdiğini daha önce de hatırlatmıştık. Kilo kaybı sürecinde bir süre sonra ortaya çıkan yavaşlamanın başka nedenleri de var. Bunların da çoğu hormonal savunma mekanizmalarıdır. Vücudunuz leptin, oreksin, ghrelin, insülin, kortizol gibi hormonları salgılama süreçlerinde yaptığı değişikliklerde yağ kaybını önlemeye çalışır. Kısacası eğer bir kilo kaybı süreci planlıyorsanız vücudunuzda şu veya bu şekilde yaşayacağınız metabolik ve hormonal bazı kavgalara hazır olmalısınız.
Siz de mutsuz bir “kronik diyetçi” olmayın
“Kilo kaybedemiyorum” diye üzülen hastaların yaptıkları en önemli yanlış, beslenme hatalarıdır. Kilo kaybı için uzun süre aç kalan, düzensiz yemek yiyen, besin dengelerini bozan diyetlerle metabolizmasını alt üst eden, bütün gün aç kalıp akşam saatlerinde sürekli buzdolabını ziyaret eden -hatta bu ziyaretlerini gece tatlı uykusunu bölerek sürdüren-, kilo vermeye çalışmasına rağmen hálá karbonhidratı fazla, şekerden zengin, besin yükü fazla besinler tüketerek, kafeinli içecekler ve diyet ürünlerle hipoglisemi nöbetlerini tetikleyen pek çok müzmin diyetçi(!) tanıdım. Her şeyi bildiklerini ve her yolu denediklerini ama kilo kaybını bir türlü beceremediklerini anlatırken bile ümitsiz ve yorgundular. Üzülerek belirtelim ki kronik diyetçilerin üretiminde onlar kadar yanlış diyet programlarının, ticari diyet merkezlerinin, kuşkulu diyet ürünlerinin, tehlikeli, zararlı ve etkisiz diyet haplarının ve bu işi sadece kazanç amacıyla yapan sözde uzmanların da rolü var.
Sadece “yememek” işi çözmüyor
Vücudunuzun kilo kaybına direnmesinin ikinci önemli nedeni çok önemli bir şeyin, daha aktif bir yaşam tarzı geliştirme yani daha fazla bedensel egzersizin unutulmasıdır. Hareket sürenizin yoğunluk ve sıklığını artırmadan, vücudunuzu eskisinden daha çok kalori harcayan bir araç haline getirmeden yağ kaybını başarmanız, başarsanız bile bu başarıyı istediğiniz hıza ulaştırmanız, sürdürmeniz ya da korumanız pek mümkün olmaz. Bedensel aktivite yaktığı kalorilerin yanında istirahat metabolizma hızınızı da artırarak kilo kaybınızı destekleyecektir.
Hastalıklar da kilo aldırabilir
Kilo kaybına neden olan sabotajcılar arasında bedensel sorunlar, hormonal-metabolik hastalıklar da vardır. Senelerdir kilo kaybına muvaffak olamayan “polikistik over sendrom”lu pek çok genç kız veya orta yaşlı hasta tanıdım. Gözden kaçmış tiroit bezi tembelliği (hipotiroidi) sorunu çözülmediği için kilo veremeyen çok sayıda hastam oldu. Glikoz tolerans bozukluğu düzeyine ulaşmış “hiper-insülinemi” yani aşırı insülin üretimi ve buna hücresel cevapsızlık problemi olan ve bu nedenle hipoglisemi-hiperglisemi dalgalanmaları yaşamaktan yorulan yorgun, bitkin, uykulu, unutkan, sinirli hastaları da bu gruba ekleyebilirsiniz.
Orta yaş sınırını geçince kilolar artıyor
Orta yaşlı erkeklerin veya menopoz dönemini yaşayan kadınların ortak problemlerinden biri de kilo kaybında yaşanan zorlanmalardır. Bahara girerken kış aylarında biriktirdiği 23 kiloluk kayıpları, eskiden 23 haftalık diyetler ve hafif aktivite artışlarıyla çözümlerken şimdi zorlanan 45-50 yaş kuşağı hastaların hikáyesini kilo sorununun çözümüyle uğraşan hekimlerin hepsi iyi bilir. Burada erkeklerde testosteron hormonunun kadınlarda östrojen ve diğer hormonların azalması kilo direncinin başlıca nedenleridir. Unutmayın! Vücudunuz kolay kilo almak, kolayca yağlanmak ama bunları kolay kolay bırakmamak üzere programlanmış son derece akıllı bir makinedir. Eğer kilo sorununuzu çözmek istiyorsanız o makineden gelen seslere kulak verin.
İlaçlar kilo aldırır mı?
Kilo vermekte zorlanıyorsanız kullandığınız ilaçları da şöyle bir gözden geçirmenizde fayda var. Bazı ilaçlar ne yazık ki kilo almayı kolaylaştırıyor. Bunların ilk sırasında kortizol içeren ilaçlar geliyor. Ne iyi ki hekimler de hastalar da kortizol ihtiva eden ilaçların bu riskini artık çok iyi biliyor. Şimdi en yaygın tehlike depresyon ilaçlarının sorumsuz ve dikkatsiz kullanımı ile ilişkili gibi görünüyor. Bu ilaçlara bir psikiyatri uzmanı, bu konuda deneyimli bir iç hastalıkları hekiminin önermesi olmadan başlamamak gerekiyor. Depresyon giderici ilaçlar, bırakın hekim önerisini bazı hastalar tarafından komşuların önerisi ile bile kullanılır hale geldi. Anti-depresan ilaçların çoğunun kilo aldırdığı doğru ama tedavisi gereken bir depresyon problemi varsa bu ilaçların kullanılması da tıbbi bir zorunluluktur. Dikkat edilmesi gereken nokta bu ilaçlara başlarken bir uzman desteği almak, onları rastgele kullanmamaktır. Eğer “majör depresyon” tedavisi gören biriyseniz kilo alma bahanesiyle ilaçlarınızı asla kesmemeniz gerektiğini de bilmelisiniz. Kilo almayı kolaylaştıran ilaçlar listesine anti- histaminikleri, bazı beta reseptör engelleyici ilaçları da ekleyebilirsiniz.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu
Çin Diyeti
Kalori hesapları yapmadan, forma girmenizi sağlayan Çin diyeti basit bir temel ilkeye dayanır. Organizmamızda, tıpkı besinlerle olduğu gibi iki zıt enerji vardır: toprağa ve soğuğa bağlı dişi enerji. Yin ve gücü, ateşi temsil eden Yang.
Yin, örneğin, peynirde, sebzelerde ve meyvede bulunur. Yang ise ette ve baharatlarda. Zayıflamak ve sağlıklı kalmak için bu iki enerjinin organizmada eşit oranda bulunması gerekir. Yang enerjisinin ağırlıkta olduğu insanlar besin yoluyla yin enerjisini güçlendirmelidir. Ya da tam tersi.
Eğer bir besinden fazla miktarda ya da az miktarda alınırsa organizma bundan etkilenir. Sonuç olarak da kilo alınır ya da verilir, güçten düşülür. İdeal kiloya ve forma kavuşmak için neyi daha sık ve neyi daha az yemek gerektiğini bilmek gerekir. Çin diyetini uygulamanın bir başka nedeni de çok dengeli bir beslenme sunmasıdır. Bu diyette bol miktarda karbonhidrat, hububat ve sebze yenir. Yağ alımı ise en aza indirilir. Yalnız diyeti uygulamadan önce yin mi yoksa yang yapıda mı olduğunuzu saptamanız gerekir. Bunun için de testimizin soruların yanıt vermeniz yeterlidir.
Yin misiniz yang mı?
Hangi besinlere ağırlık vermeniz gerektiğini bilmek için bu testi uygulayarak yapınızı belirleyin. Aşağıda sıraladığınız özelliklerin çoğu sizde varsa yin tipisiniz demektir. Bu durumda yang besinlere ağırlık vermenizi öneririz.
* Sakin, içe dönük, sessiz, oldukça pasif birisiniz.
* Ten renginiz soluk ve sık sık üşürsünüz.
* İştahınız az.
* Az sıvı alıyor ve genelde sıcak içecekleri yeğliyorsunuz.
* Metabolizmanız ağır çalışıyor.
* Kötü hazım ve kabızlık sorununuz var. Ve genellikle ayaklarda şişmeden yakınıyorsunuz.
* Genellikle kalçalarda, karında ve baldırlarda yağ birikimi oluyor.
Eğer aşağıdaki özellikler size daha çok uyuyorsa yang tipisiniz demektir. Dengeyi sağlamak için yin besinleri yemelisiniz.
* Dışa dönük, dinamik ve çabuk öfkelenen birisiniz.
* Soğuğu pek hissetmiyorsunuz.
* Sık sık ve iştahla yiyorsunuz.
* Metabolizmanız hızlı ve çok enerji yakıyorsunuz.
* Karın kramplarından ve mide yanmasından şikayetçisiniz.
* Daha çok vücudunuzun üst kısmı şişmanlıyor.
Yin tipi diyeti
Pazartesi
* Kahvaltı: Tarçınlı çay, 1 bardak pirinç sütü. 3 etimek.
* Öğle: Sebzeli pilav. Biraz kırmızı biber veya soya sosu ile tatlandırılmış tavada sebze.
* İkindi: 1 meyve.
* Akşam: Buharla pişirilmiş pilav ve safranlı dana eti. Fırında domates. 2-3 haşlanmış erik.
Salı
* Kahvaltı: 1 fincan çay. Müslili süt.
* Öğle: Haşlanmış soya fasulyesi, havuç ve mısırlı salata. 1 haşlanmış elma.
* İkindi: 1 meyve.
* Akşam: Buharda pişmiş pilav ve fırında balık. Buharda pişmiş sebze.
Çarşamba
* Kahvaltı: Sütlü kahve. 2 dilim kepekli ekmek.
* Öğle: Bezelyeli pilav. 1 rafadan yumurta. Buharda pişmiş ıspanak. 1 haşlanmış meyve.
* İkindi: 1 bardak süt.
* Akşam: Curry’li tavuk veya karides. Karışık haşlanmış sebze. 1 meyve.
Perşembe
* Kahvaltı: 1 fincan çay, 1 dilim ekmek ve 1 dilim ananas.
* Öğle: Kızarmış tavuk. Bularda pişmiş sebze ve salata.
* İkindi: 1 meyve
* Akşam: Soya soslu spaghetti. 1 dilim ızgara et.
Cuma
* Kahvaltı: 1 fincan kahve. 2 dilim kepek ekmeği, diyet bal.
* Öğle: 1 dilim ızgara et. Curry’li sebze haşlaması. 1 sandviç ekmeği.
* İkindi: 1 meyve.
* Akşam: Sebze çorbası. Fırında dil balığı. Meyve salatası.
Cumartesi
* Kahvaltı: 1 fincan çay. Müslili süt.
* Öğle: Curry’li tavuk. Meyve salatası.
* Akşam: Buharda pişmiş pilav. Baharatlı omlet. 1 meyve.
Pazar
* Kahvaltı: 1 fincan çay. 2 dilim kepek ekmeği. Diyet bal.
* Öğle: Taze soğanla pişirilmiş soyalı tavuk.
* Akşam: Buharda pişmiş domatesli pilav. Haşlanmış taze fasulye.
Yang tipi diyeti
Pazartesi
* Kahvaltı: 1 fincan yasemin çayı, 1 fincan Müslili süt.
* Öğle: 1 yumurta, domates, soya filizi ile hazırlanmış salata. Salatayı hafif soya sosu ve karabiberle tatlandırabilirsiniz. 1 sandviç ekmeği. 1 meyve.
* Akşam: Mantarlı pilav. Haşlanmış kuşkonmaz ve haşlanmış balık filato.
Salı
* Kahvaltı: 1 fincan kahve. 2 dilim etimek ve diyet bal.
* Öğle: Buharda pişirilmiş pilav. Tavada sarmısak, kırmızı biber ve soya sosu ile pişirilmiş ıspanak ve soya filizi.
* İkindi: 1 meyve suyu veya 1 meyve.
* Akşam: Mantı çorbası. Meyve salatası.
Çarşamba
* Kahvaltı: 1 fincan sütlü kahve. 1 dilim ekmek. 1 meyve.
* Öğle: Buharda pişirilmiş soya soslu pilav. Havuz rendesi.
* Akşam: Safranlı haşlanmış balık. Soya filizi ve domates salatası. 1 sandviç ekmeği.
Perşembe
* Kahvaltı: 1 fincan yasemin çayı. Müslili süt.
* Öğle: Bezelyeli ve soya soslu spaghetti. Müslili yoğurt.
* Akşam: Sebze çorbası. Buharda pişirilmiş tavşan eti.
Cuma
* Kahvaltı: 1 fincan çay. Müslili yoğurt.
* Öğle: Bezelye, domates ve biberle hazırlanmış soya soslu salata.
* Akşam: Mantı çorbası, Tavuk (göğüs eti), 1 meyve.
Cumartesi
* Kahvaltı: 1 fincan süt. 2 etimek. Diyet bal. 1 bardak meyve suyu.
* Öğle: Mantarlı pilav. Buharda pişirilmiş sebze.
* Akşam: Mantı çorbası, Tavuk (göğüs eti). 1 meyve.
Pazar
* Kahvaltı: 1 fincan kahve. 2 etimek. Diyet bal. 1 meyve.
* Öğle: Buharda pişirilmiş sebzeli pilav. Mantarlı dil balığı fileto.
* Akşam: Sebze çorbası. Buharda pişirilmiş kuşkonmaz ve tavuk (göğüs eti).
Sofranızdaki enerji
Yin besinleri
Peynir, inek sütü, yoğurt, sebze bambu filizi, meyve, tatlılar. Margarin, soya sosu. Soğuk ve pişmemiş ya da haşlanmış besinler de yin besinlerdir.
Yang besinleri
Et, balık, baharatlar, kahve, alkollü içkiler, ayçiçek yağı, soya yağı ve tüm sıcak yemekler.
Nötr besinler
Soya, fasulye, bezelye, nohut, ananas, incir, malta eriği, üzüm, bal, mısır özü yağı.
100 kalori az ye!
Prof. Dr. Mehmet Öz, nasıl kilo vermek gerektiğini açıkladı: 100 kalorilik daha az yemek yemek ya da 100 kalori daha fazla harcamak …
Halbuki Sayın Müftüoğlu çok önceleri söylememiş miydi:
Her gün 1 dilim ekmek az, her gün 1000 adım fazla!.. Bu kuralı uyar ve günde 100-150 kalorilik bir besin sınırlamasını ısrarla sürdürürken günde toplam beş altı bin adım atabilirseniz başarınızın ömür boyu süreceğinden hiç kuşkunuz olmasın.
Bizim ise farklı düşündüğümüzü anımsarsınız…
2004 yılındaki kitabımızda şu satırları yazmıştık:
“Enerji terazisini kontrol altına almak amacıyla kalori hesapları yapmaya uğraşmak, insanca bir yaşamı sürdürmeye çalışan bir birey için hiçbir başarıya ulaşma olasılığı olmayan bir girişimdir. Kalorileri saymaya kakışan, kişinin kendisi de olsa, diyetçisinden, uzmanından destek de alsa, hesapları tutturabilmek imkansızdır.
Enerji terazisini istenilen düzeyde kontrol altında tutmak için kalori sayma girişimlerinin ardında Diyetçi Dayatmacı Zihniyetin dogmatik görüşleri bulunmaktadır. Bu görüşler doğrultusunda, insanlar başarılması mümkün olmayan bir girişime teşvik edilmekte, sonuç ise beslenme süreçlerinin altüst edilmesi ve yemek eyleminin bir saplantıya dönüşmesi olmaktadır.”
Ve eklemiştik:
“Bir diyetçi diyor ki:
Günlük enerji girişinizi 100 kalori azaltın…
Ne demek istiyor acaba?
Öncelikle bu 100 kalorinin nasıl hesaplanacağı sorunu var. Gözünüze 100 kalorilik bir besin kestirip, ‘bunu yemiyorum’ dediğinizde, günlük enerji girişinizi 100 kalori azaltmış olmanız pek akıllıca gözükmüyor. Hem neye göre 100 kalori azaltacaksınız? Düne göre mi, ayın son gününe göre mi, yoksa perşembelere göre mi? Belki de, ortalama enerji girişlerinize göre, demek istiyordur. İyi de o zaman bu değeri hesaplamanız gerekecektir, bunun da yapılası bir iş olmadığı ortadadır.
Zaten enerji teraziniz diyelim artı 200′de ise, 100 kalorilik azaltmaya rağmen şişmanlamaya devam edeceğiniz anlamına gelir bu.
Ya enerji teraziniz dengede ise: o zaman işler iyice karışmaktadır. Çünkü diyetçiniz bu masumane ve kolay yapılabilir görünen azaltma öğüdünü, sadece zayıflamak isteyenlere değil, şişmanlamaktan korkanlara da vermektedir. Uyduğunuzu varsayalım, ayda 3 000 kalorilik bir eksiyi dayatalım. Yaklaşık 2,5 ayda 1 kilo, senede de 5 kiloya yakın bir ağırlık kaybı demektir bu. Israr edip 10 senecik uysanız bu öğüde, 50 kilo verirsiniz. “İyi ama ben zaten 68 kiloyum, acaba 18 kiloda yakışılı görünür müyüm?” türünden muzır soruların zihniniz bulandırmasına izin vermeyin! Adam, koskoca uzman… düşünmüş taşınmış, insanları iyiliği için, “kolayca uygulanabilir” bir yöntemi gazeteler aracılığıla halkına ulaştırıyor. Mızmızlığın alemi yok.”
“Ortadan, herkesin yararlanması için verilen bu öğüdün, zaten zayıflamakta olan, enerji terazisin eksiye zorlayan birçok insanın ilgisini çekmesi de kuvvetle muhtemeldir. ‘100 kaloricik daha çaba göstermeliyim, incelmemi hızlandırmalıyım’ diye düşüneceklerin de kendilerine reva gördükleri eziyeti artıracakları doğaldır.
‘Günlük enerji girişinizi 100 kalori azaltın’ gibi sonderece ’sağduyulu ve mutedil’ görünümlü bir öğüdü, kalkıp akıl kantarımıza vurduğumuzda, altında ne gibi saçmalıklar olduğunu fark etmekte gecikmeyiz.
Ne var ki bu türden palavraları sıkarken, diyetçilerin güvendiği, ya da beklediği bir şey vardır. ‘Nasılsa insanların çoğu, üzerinde düşünme çabasını göstermeyecek, ölçüp biçmeden önerimin bilimselliğine, benim ciddiyetime inanıp, akıllarında mesajın özü olan ‘100 kalori azaltın’ı tutacaklardır, durum böyle olunca da ağzımdan damlayan her cevher gerçek gibi kabul edilecektir’
Pek de haksız sayılmazlar, diyetçi dayatmacı zihniyetin propagandası, çoğunluğun gözlerini öylesine körleştirmiş ki, diyetçiler ne deseler, ne palvra sıksalar kendilerine inanan kalabalıklar bulabiliyorlar.
Nereye kadar acaba?”
Ne yapsak da çocuklara sebze yedirsek?
Bu hafta Yiyorum Büyüyorum sitesi bizimle bir röportaj yaptı. Zümrüt Hanım’a teşekkür ediyoruz. Beslenme ile ilgili soruları bana bu post’u yazma fikrini verdi.
Aynı zamanda, çok heyecan verici bir şekilde bloglarında ve sitelerinde Miniklerin Yemek Keyfi’nden ve çalışmalarımızdan söz edenlere de teşekkür ederiz.
Ne yapsak da çocuklara sebze yedirsek?
İşte anne ve babaların birçoğunun sorunu. 5-6 yaşlarına doğru çocuklar ağızlarını inatla yeşil olan hemen hemen her şeye kapamaya başlıyorlar. Hemen hemen, diyorum çünkü Ispanaklı Börek harika bir istisna. Günün birinde mutfağında Ispanaklı böreği icat etmiş olan o eşsiz anneye gerçekten hayranlık dolu saygılarımızı ifade etmemiz gerekir… ben bunun bir annenin eseri olduğunu, düşünürüm, çocuğuna sebze yedirme arzusunda bir anne…
Miniklerin Yemek Keyfi’ni yazdıktan sonra da minik canavarlarımızı sağlıklı ve keyifli bir şekilde beslememizi sağlayabilecek yemek tarifleri toplamaya devam ediyorum. Onları kendi hallerine bıraksak, bonbon, çikolata, cipsler ve -oyuncakları için- tahıl gevrekleri -yine oyuncakları için- fast-food’dan başka bir şeyi gözleri görmeyecek. Oyuncak, oyuncak… ne oluyoruz yahu? Yemek mi yiyoruz, oyun mu oynuyoruz?
Bir dakika, belki de o kadar fena bir fikir değil… oyunla yemeği buluşturmak.
Hadi, biz de gıda endüstrisinin pazarlama yöntemlerini bir kereliğine lehimize kullanalım! “hayatım, gel biraz oyna… sonra da yemeğini yersin”.
Evet, yapmamız gereken, yavrumuzla birlikte peynirli çubuklar hazırlamak… üstelik bunu yapmak en az oyun hamuru ile oynamak kadar eğlenceli.
Tabii, özellikle bu aşamada ona bu çubukların özellikle ÇORBAYLA yeneceğini hatırlatmayı unutmayın.
Kendi yarattığı çubukları yemek öyle hoşuna gidecektir ki, yanında istediğiniz sebzeyle hazırladığınız bir çorbayı da afiyetle tumbasına indirecektir. Ben bu yöntemle Güney’e pırasa yedirmeyi bile becerdim… pırasa ve Güney… bir mucize!
Peynirli Çubuk… harika bir yemek sitesi olan “ô délices”te bulduğum İsveç tarifini uyarladım…
- 4 su bardağı un
- 1,5 su bardağı ılık süt
- 25 gram yumuşak tereyağ
- 1 çorba kaşığı bal
- 1 poşet instant kuru hamur mayası
- 1,5 tatlı kaşığı tuz
- ¾ su bardağı rendelenmiş tost kaşar
Bütün malzemeyi bir mutfak robotu yardımıyla ya da elde yoğurun.
(Eğer bir ekmek makinesi kullanıyorsanız, haznenin tabanına süt, tereyağ, bal, tuz, unu koyun. Üzerine rendelenmiş tost kaşar ve mayayı dökün. Hamur programını kullanın.)
1- 1,5 saat kabarmaya bırakın. Hamuru yayın ve şeritler halinde kesin. Burgu yaparak şeritleri kıvırın. Tepsiye koyun.
Şeritleri siz burmak yerine isterseniz çocuğunuzun istediği şekilleri yaratmasına izin verin. Ama yine siz yanından ayrılmayın, ve çok fazla hamuru ezmemesi gerekir, yoksa pişerken sertleşecektir.
Bir fırça yardımıyla, hazır şekillerin üzerine süt sürün. Ve üzerine susam veya haşhaş tohumu serpeleyin. FIrınınızın 200 dereceye ısınmasını beklerken, hazırladığınız şekilleri kabarmaya bırakın. 10-12 dakika pişirin.
30 kadar çubuk elde edeceksiniz ve sanırım tüketilmeleri de çok çabuk olacak. Ama isterseniz derin dondurucuda dondurabilir, gerektiğinde çıkarabilirsiniz. Fırında birkaç dakika ısıttığınızda çıtır çıtır olacaktır.
Spor… zayıflama… egzersiz… pilates… yürüyüş… spor salonları… fitness… aerobik… step… filan falan
Diyetsiz Kalıcı Zayıflamada sporun rolü
daada 4 şubatta bıraktığı yorumda sporla ilgili bazı sorularını dile getirmişti. Sorularını sizlerle paylaşıyorum ve bu fırsatla sporun zayıflamadaki yeri ile ilgili düşüncelerimi aktarmaya devam ediyorum.
Size bir şey sormak istiyorum ! Biliyorsunuz sizin kitabınızı okudum ve inandım kendime açlığı tokluğu öğrettim ve Diyetsiz Kalıcı Zayıflıyorum ve elimden geldiğince çevremdeki bana ulaşan herkese doğrularımı aktarmaya çalışıyorum dilim döndüğünce. Ben spor konusunda takıntı yarattım kendi kendime! bu aralar hiç hareket yapmıyorum. Kilom çok yavaş gidiyor bu normal mi? Bu kilo verişimi hızlandırmak istiyorum ve bunun içinde hareket şart ama tabii ki hayatım boyunca yapabileceğim şeylerin olması da kafamı kurcalıyor. Tamam her gün elimden geldiğince yürüdüm diyelim fazla yormadan zevkli bir şekilde ya sonra! Kilo verişim durunca normal kiloma gelince ne olacak ben bu yürüyüşleri bırakacağım yani zayıflamak için yürüyeceğim. Sonra kilo alacak mıyım acaba? Sevgimle. Hoşça olun…
Üzerinde biraz düşünelim:
Kilo sorunlarına yakalanmamış bir insan için sporla kilo kaybının bir ilişkisi olabilir mi? Örneğin böyle bir kişi, kilo kaybetme arzusu dışında, şu veya bu nedenle spora başlarsa neler olur, sırf spor yaptığı için zayıflar mı?
Bizce, cevap hayır olacaktır. Artan harcamaları doğrultusunda bu kişinin enerji ihtiyacı artacak, karnı daha fazla acıkacak ve eğer kişi bu yeni seviyedeki gereksinimlerine karnını doyurarak cevap verirse kilosu da sabit kalacaktır.
Diyetçiler bizden, kilo sorunları olmayan insanların ağırlığında hiçbir değişime yol açmayan bir eylemin, kilo kaybetmek için kullanılabileceği masalına inanmamızı istiyorlar. Daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi, spor yaparak ya da hareketi artırarak zayıflamayı umut etmek aslında farkına varmadan kendini diyete, kısıtlamaya sokmak anlamı taşımaktadır.
Örnekleyelim: Ayşe Hanım yemeğini yiyor, diyelim karnını da güzel doyuruyor… yani yemek esnasında kısıtlama yapmıyor, ama sofradan kalktıktan, diyelim bir saat sonra, hadi şu yediklerimin bir kısmını yakayım, düşüncesiyle yürüyüşe çıkıyor. İşte burada ciddi bir mantık hatası mevcut. Amaç yenilenleri eritmek olursa, hemen akla şu sorular takılıyor: İyi ama acaba Ayşe Hanım, neden bir kısmını sporla, yürüyüşle yakması gerekecek miktarları yiyor? Neden, ağırlık Dengeleme Yeteneği onu bir sonraki öğüne kadar olan ihtiyaçları karşılandığında durdurmuyor? Neden fazlalıklar gelip yemeğine ekleniyor?
Bu örneğimizde yanıtları bulmak pek zor değil… çünkü Ayşe Hanım, sporla kilo verilebileceğine inanıyor ve bu inanış onun Ağırlık Dengeleme Yeteneğinin tam anlamıyla çalışabilmesini engelliyor.
Yani… sofradan karnı doymuş olarak kalkmış olmasına rağmen, bir sonraki öğünde acıkıp, tekrar sofraya oturmayı beklemek yerine… dur, ben biraz şu işe yardım edivereyim, diyerek yediklerini yakmaya kalkışıyor…
Diyelim ki gerçekten bir miktar enerji yaktı… ne olur sonrasında?
Bizce işin önemli bölümü burası: ya karnı erken ve muhtemelen daha çok acıkacak… o da kalkıp bir güzel karnını (alışık olduğu öğün saatine göre daha erken) doyuracaktır… ki bu durumda yapmış olduğu sporun “zayıflama açısından” hiçbir katkısı olmayacaktır…
Ya da, aman ne güzel, yaktım kalorileri, şimdi iyice bir bekleyeyim ki, yaktıklarım depoları azaltsın, diyerek… eyvah ki eyvah… kendini enerji kısıtlamasında bulacak ve bedeninin tepkilerine de maruz kalacaktır.
Her zaman aynı şeyi söyledik, yineleyelim: spor yapmak, abartıya kaçılmadığı, özellikle de arkadaşlarla paylaşılan zevkli bir ortamda olduğu zaman, ruh ve beden sağlığı açısından sayılamaz yararlar sağlıyor. Ama ne zaman ki, insanın aklına sporun kilo kaybına yararı olabileceği fikirleri düşmeye başlarsa bunun tam aksi oluyor. Bu durumda, kişi kaçınılmaz olarak kendini bir kısır döngüde buluveriyor: dur, birazcık daha koşayım, biraz daha eriteyim… dur, biraz daha fazla yiyeyim, sonra da biraz daha fazla koşar eritirim…
işte bu düşünce biçiminin sporu ağırlık kontrolü için kullanmaya çalışanların aklında yer etmemesi imkansız ve adını da koyalım… bu tam bir bulimik davranış ve düşünüş biçimi. Fazla yediğinizi düşündüklerinizden kusarak, şu veya bu zayıflama ürününü alarak… ya da spor yaparak kurtulmaya çalışmak özünde tamamen aynı kapıya çıkıyor!
Şimdi, bir de olaylara olumlu yönünden bakalım:
Diyetsiz Kalıcı Zayıflama kararı alıp, bunu uygulamaya sokanların birçoğunda… karınlarını gerçekten doyurmaya başladıkları ve kısıtlamaları uzaklaştırdıklarında bir zindeliğe, daha çok hareket etme isteğine şahit oluyoruz. Özellikle daha önce yıllarını diyetler peşinde geçirip, bedenlerinin tasarrufa zorlandığı kişilerde, bu kısıtlamaların getirdiği “tembellik”ten çıkış bazen çok çarpıcı oluyor.
Vee daada,
Diyetsiz Kalıcı Zayıflama yolunda yaptıklarınızı, yazdıklarınızı, cesaret ve açık fikirliliğinizi ben ve eşim hayranlıkla izliyoruz. Diyet Kardeşliği çatısı altında veya blogunuzdaki satırlarınız birçok kişiye güven ve devam hevesi veriyor. Sizin de satır aralarında belirttiğiniz gibi “aceleci” olmaya hiç gerek yok. Kilolar açısından, yokuşu inmeye başladınız… bazen yavaş gitmiş, bazen duraklamalar olmuş ne gam! Doğru yolda olduğunuzu bilmeniz sizi hedeflerinize ulaştıracaktır.
EPH200 sözcüğü neler gizleyebilir?
Aşağıdaki satırlarla karşılaştığımızda, tahmin edebileceğiniz gibi ilgimizi çekmemesi mümkün değildi. Okurlarımızın sıklıkla akıllarına takılan bazı soruların yanıtları oluşturma fırsatı da böylelikle elimize geçmiş oldu.
“% 100 doğal EPH200 ile diyet/egzersiz yapmadan kilo vermek artık mümkün!!!”
EPH200… hiç de kulağımıza yabancı gelmiyor, EPH… iyi ama satış sitesindeki tanıtımların ağır ısrarlarına bakarsanız, bu üründe efedrin (ephedrine) yokmuş!
İyisi mi, biz önce açıklanan “7 mucizevi bitkiye” biraz daha yakından bakalım.
Hoodia gordoni: günümüzün gözde bitkisi! Onsuz zayıflama ürünü düşünmek olası değil… bu bitkiye geri döneceğiz.
Gymnema sylvestre: ensülin üretimini kamçıladığı ve kolesterol-trigliserit düzeylerini düşürdüğü rivayet olunur.
Garcinia cambogia: hidroksi sitrik asit (AHC) içeriği yağların organizmada depolanmasını engeller… miş. (Bu son iki bitkinin varsayılan etkileri üzerine herhangi bir bilimsel araştırma olmadığı için “miş” li konuşmak gerekir düşüncesindeyiz).
Yerba mate (Ilex paraguariensis), Guarana (paulinia cupana) ürünün içeriğinde ilan edilen ve uyaran etkileri bilinen, her ikisi de kafein içeren bitkiler!
Yeşil çayın bu üründe yer alması da, kanser tedavisinde kendisine atfedilen (bakınız FDA’nın bu konudaki uyarısı… İngilizce) birtakım asılsız ve kontrol edilmemiş özelliklerinden ziyade, kuşkusuz içerdiği kafeinden ötürü.
Yedinci bitki ise… diğerleri gibi mucize bitki olarak anons ediliyor tabii… aksöğüt kabuğu (salix alba). ®Aspirin’in atası ayılabilir, yani etkileri ateş düşürmek, ağrı kesmek.
Gelelim şimdi sorumuza. “Özellikle ve ağırlıklı olarak kafein ve aspirin içeren bu ürün nasıl zayıflatabilir?”.
Ne yapalım, işimiz bu… ZDÇ demek, durup dinlenmeden soru üretip, yanıtlarını aramak demek.
Neden aspirin?… size de biraz garip gelmiyor mu?
Cafein… aspirin… üçlünün bir “E”si (efedrinin E’si) eksik, ECA”yı tamamlamak için… Dikkat, söz konusu olan bir armatür markası değil tabii, ama body builder’ların (vücut geliştirmeciler) çok sevdikleri ama çok tehlikeli bir “yağ yeyici” ürünün baş harflerden oluşan ismi. İyi ki, diyoruz… söz konusu zayıflama ürününde efedrin yok?! Baksanıza, Efedrin, cafein ve aspirin bir araya geldiklerinde… yani ephedrin stimülanlarla, uyaranlarla bir araya geldiğinde… kardiyo vasküler riskler ciddi olarak artıyor. (bakınız FDA’nın yasaklaması ve uyarısı… İngilizce)
Eph200′ün içinde ephedrine yok, deniyor ama bizim içimize sinmiyor… ne olur ne olmaz, diğer dillerdeki sitelerde kontrol edelim, diyoruz.
Önce, Türkçe tanıtım-pazarlama sitesinde Eph200′ün tüm içerenlerinin açıklanıp açıklanmadığını merak ediyoruz… bizce, kuşkulanmak hakkımız, çünkü İnternet üzerinden sözde doğal ürünler satışları çok yaygın, ama bu ürünlerin bilimsel dayanakları mevcut değil ve satış yapabilmek için cennet vaatleri hiç de nadir değil.
Örneğin, Eph200′ün FDA onaylı olduğu söyleniyor ama biliyoruz ki, amerikan Food and Drug Administration besin desteği, diyetsel destek ya da katkı gibi isimlerle pazarlanan bu tür ürünlere onay vermiyor. Şuna veriyor, buna vermiyor değil… sadece bu FDA’nın görevleri arasında değil. Bu tür ürünler için, sorumluluk üretici firmanın.
Yine, satış yapabilmek için kullanım koşulları, hangi şartlarda kullanımdan kaçınılması gerektiği Türkçe sitede tam olarak verilmiyor… en azından aynı ürünün diğer dillerdeki sitelerinde yer alan açıklamaların birçoğu Türkçe sitede yer almıyor. Kaçınılmaz olarak aklımıza -örneğin- Amerikalı’nın canı can da, Türk’ün canı patlıcan mı, sorusu geliveriyor.
Türkçe sitede kullanımla ilgili tek uyarı şu satırlarda:
“SORU: Ne tip yan etkiler görülebilir?
Şu ana kadar yapılan yüzlerce çalışmada rastlanmış hiçbir yan etkisi yoktur, ancak yine de hamile ve süt veren annelerin kullanması tavsiye edilmez.”
Yabancı dilde aynı zayıflama ürününü pazarlayan sitelerde ise:
IMPORTANT NOTICE: THE EPH200 WEIGHT-LOSS PLAN IS NOT INTENDED AS A SUBSTITUTE FOR MEDICAL COUNSELING. CONSULT A PHYSICIAN BEFORE STARTING THIS OR ANY WEIGHT-LOSS PLAN, ESPECIALLY IF YOU ARE PREGNANT, BREAST-FEEDING, IF YOU TAKE MEDICATIONS, OR IF YOU ARE SEEING A PHYSICIAN FOR ANY SERIOUS HEALTH PROBLEM. THIS WEIGHT-LOSS PLAN SHOULD NOT BE FOLLOWED BY THE ELDERLY OR CHILDREN, BY PEOPLE TREATED FOR HIGH BLOOD PRESSURE OR DEPRESSION, OR WHO HAVE A HEART CONDITION, DIABETES, OR THYROID DISEASE. THIS WEIGHT-LOSS PLAN IS NOT INTENDED TO TREAT, DIAGNOSE, CURE OR PREVENT ANY DISEASE.
İlaç alıyorsanız, ciddi sağlık sorunları nedeniyle doktor kontrolündeyseniz… yaşlılarda ve çocuklarda… yüksek tansiyon veya depresyon tedavisi görenlerde, kalp sorunları olanlarda, diabette, tiroit hastalıklarında…
Gördüğünüz gibi uyarılar çok daha fazla!
Biraz daha araştırma yaptığımızda, gözümüze çok önemli bir diğer nokta çarpıyor: EPH200′de ephedra yok, ama Synephrine var. Turunç kabuğunda bulunan bir alkaloidin ismi bu. Vee, ephedrine ile benzeşen özelliklere sahip. Evet, sanırım kuşkularımız yersiz değildi, çünkü Türkçe sitede unutulan Citrus Aurantium‘u diğer dillerdeki sitelerde buluyoruz.
FDA, bu tür ürünlere onay vermiyor ama yasaklayabiliyor ve bu yetkisini, ardı ardına gelen rahatsızlıklar, şikayetler… ölümler üzerine ephedrine-cafein karışımı içeren ürünler için kullanmış. Bunun üzerine, çeşitli firmalar, ephedrine yerine Synephrine kullanmaya başlamışlar.
Bu konuda, Prof. Ergin Yeşilada’nın Sabah gazetesinde yayımlanan yazı dizisini okumanızı öneririz.
“Efedrin ile kafeinin birlikte kullanıldığı termojenik formülasyonlar yasaklanınca, üreticiler şimdi efedrin yerine turunç (Citrus aurantium) kullanmaya başladılar. Turunç içerisinde de efedrine benzer Beta-3 agonist etkiye sahip bileşen bulunmakta. İçinde bulunan maddelerden sinefrinin yüksek dozlarda yağı parçalayıcı ve iştahı azaltıcı etkileri görülmüş, ama tansiyonu yükseltici etkisi de tespit edilmiş.”
Bazı sonuçların altını çizmekte yarar var:
Kalkıp kendi kendine, doğal vs. adlandırılmalarına kapılıp İnternet’ten, aktardan ya da eczaneden bazı zayıflama ürünlerini alıp kullanmak çok tehlikeli olabilir.
“Doğal “ adlandırmasının hiçbir anlamı yok, unutulmasın ilaçların içinde yer alan moleküllerin çoğu bitkilerden geliyor. Bitkilerden elde edilen alkaloitler ilaçların temelini oluşturuyor.
Bayan Schinder, kızına EPH200 vermiş, o da kalkıp o kadar çok kilo vermiş ki, bir de röportaj yapmak inceliğinde bulunmuş…
Milka Bauer, Juana Berys, Marline Kirsch Eph200′den çok memnunmuşlar…
Bunların bilimsel ve kontrol edilebilir kanıtlar olduğu kanısında değiliz.
Hayır, bol yiyerek zahmetsizce zayıflatan ilaç ya da ürün mevcut değil hiçbir zaman da böyle bir ilaç olmayacak.
Tom Lee, hiç kuşkusuz bu üründen bol para kazanacak, ta ki günün birinde reklamlarının doğruluğu yetkili makamlarca araştırılmaya başlanana dek… A.B.D.’de bu tür reklamlara karşı hiç de hoşgörülü değiller. Bakınız FTC (Federal Trade Commission).
