Acıbakla Acıçiğdem Adaçayı Gece Terlemeleri Adamotu Ahlat Akdiken



SUNA DUMANKAYADAN CİLT LEKELERİ İÇİN SÜPER ÇÖZÜM

Cildinizdeki lekeler sinirlerinizi bozuyor değil mi ? Üstelik yaz mevsiminde de çoğalıyorlar ve daha kötü görünüyorlar. Peki ne yapmak lazım? Suna Dumankayanın önerilerine kulak vermek lazım. Cilt lekelerinden kurtulmak için Suna Dumankayadan 3 ayrı önerimiz mevcut.
*1. ÖNERİ : Yumurta akı ve rendelenmiş limon kabuğu krem kıvamına gelinceye kadar karıştırılarak yoğrulur. Hazırlanan bu kremden, ban­yodan bir saat önce masaj yapılarak cilde sürülür.
* 2. ÖNERİ : Eşit miktarda elma suyu ile limon suyu karıştırılır. Hazırlanan bu karışıma zeytinyağı ve süt ilâve edilerek kaynatılır. Elde edilen bu karışım soğuduktan sonra cilde masaj yapılarak sürülür.
* 3. ÖNERİ : Rendelenen havuçtan elde edilen su, killi toprak ile karıştırılır. Hazırlanan bu karışım zeytinyağı ile karıştırılarak merhem kıvamına gelinceye kadar yoğrulur. Bu karışımdan tedavi süresince, gün aşırı lekeli cilde sürülür.

AHLATIN (YABAN ARUMUTUNUN) FAYDALARI

Ahlat, yaban armutunun diğer adıdır. İçeriğinde Tanen, Şeker, Meyve asitleri bulunur. Yaban armudunun pek çok faydası bulunur.
İSHAL İÇİN : Meyveleri, ishal keser. İshal süresince yaban armudu yenilir.
ZEHİRLİ HAYVAN SOKMASI İÇİN : Zehirli hayvan sokmalarında da filizleri dövülüp, konur. Yaprakları ve filizleri dövülüp sokulan yere bağlanır.
KALBİ KUVVETLENDİRMEK İÇİN : Meyvesi yenmeye devam edilir.
BÖBREKLERİ ÇALIŞTIRMAK İÇİN : Armut gibi böbrekleri çalıştırır.
YAN ETKİLERİ : Kabızlık yapar aç karnına yenmesi iyi değildir.

İsveç Diyeti

Artık Türkiye’de İsveç deyince muhtemelen birçok kişinin aklına İsveç diyeti geliyor. Avrupa’da çılgınca uygulanan İsveç Diyeti Türkiye’de ilk defa Aylin Livaneli’nin Milliyet Gazetesi’ndeki köşesinde duyuruldu. Böylelikle Türk halkı geniş kitleleri ardında sürükleyecek yeni ve etkili bir diyetle tanıştı. Diyeti uygulayan herkes iki haftada 7 ile 20 kilo arasında verebildiğini belirtti. Dahası diyetin en büyük özelliği metabolizmayı tamamen değiştirdiği için 2 yıl boyunca hiç kilo alınmamasını sağlaması. Ancak kişisel olarak edindiğim izlenim, benim bünyemde diyetin hiçbir işe yaramadığı oldu. Diyet süresince bütün kurallara uymama rağmen sadece 2 kilo olan kilo fazlalığımı 8. günün sonunda hiç veremediğimi görünce diyeti bıraktım. Yine de yakın tanıdıklarımda diyete ilişkin olumlu sonuçları bizzat gözlerimle gördüm. Şimdi karar sizin. Ancak unutmayın diyetin en önemli tarafı aşağıdaki kurallara uymak.

Kurallar
1. Ayrıca çay, kahve ve meşrubat içilmemeli.
2. Günde 2 litre su içilmeli.
3. Diyet 13 günden fazla sürdürülmemeli.
4. Diyeti ancak 6. günde kesebilirsiniz.
5. 3 aydan kısa bir sürede diyeti tekrarlamayın.
6. Aynı gün içinde öğle ve akşam yemekleri yer değiştirilebilir.

Tavsiyeler
1. Brokoli bulamazsanız karnıbahar yiyebilirsiniz.
2. Kolesterolü yüksek olanlar yumurtanın akını yiyebilir.
3. Ölçü ve miktar belirtilmeyen yiyecekleri abartmamak koşuluyla istediğiniz kadar yiyebilirsiniz.
4. Diyet ağır gelirse 6. günde kesip 3 ay sonra 6 gün daha uygulamak mümkün.

1. gün
Sabah: 1 fincan kahve, 1 kesme şeker
Öğle: 2 katı yumurta, 1 porsiyon haşlanmış ıspanak, 1 domates
Akşam: 1 biftek(200 gram,) zeytinyağlı ve limonlu yeşil salata

2. gün
Sabah: 1 fincan kahve, 1 kesme şeker
Öğle: 1 dilim salam, 100 gram yoğurt
Akşam: 1 biftek (200 gram), yeşil salata, 1 meyve

3. gün
Sabah: 1 fincan kahve, 1 kesme şeker, 1 dilim kızarmış ekmek
Öğle: Haşlanmış ıspanak, 1 domates, 1 meyve
Akşam: 2 katı yumurta, 1 dilim salam, yeşil salata

4. gün
Sabah: 1 fincan kahve, 1 kesme şeker, 1 dilim kızarmış ekmek
Öğle: 1 katı yumurta, 1 rendelenmiş havuç, 250 gram yağsız beyaz peynir
Akşam: 2 dilim portakalın suyu, 100 gram yoğurt

5. gün
Sabah: 1 büyük rendelenmis havuç (limonlu)
Öğle: Haşlanmış yağsız balık (200 gram, limonlu ve tereyağlı)
Akşam: 1 biftek (200 gram), salata ve brokoli

6. gün
Sabah: 1 fincan kahve, 1 kesme şeker
Öğle: 2 katı yumurta, 1 büyük rendelenmiş havuç
Akşam: Derisi alınmiş tavuk (200 gram), salata

7. gün
Sabah: Şekersiz çay
Öğle: Izgara et (200 gram), taze meyve
Akşam: Hiçbir şey

8. gün
Sabah: 1 fincan kahve, 1 kesme seker
Öğle: 2 katı yumurta, 1 porsiyon haslanmış ıspanak, 1 domates
Akşam: 1 biftek(200 gram), zeytinyaglı ve limonlu yeşil salata

9. gün
Sabah: 1 fincan kahve, 1 kesme şeker
Öğle: 1 dilim salam, 100 gram yoğurt
Akşam: 1 biftek (200 gram), yeşil salata, 1 meyve

10. gün
Sabah: 1 fincan kahve, 1 kesme şeker, 1 dilim kızarmış ekmek
Öğle: Haşlanmış ıspanak, 1 domates, 1 meyve
Akşam: 2 katı yumurta, 1 dilim salam, yeşil salata

11. gün
Sabah: 1 fincan kahve, 1 kesme şeker, 1 dilim kızarmış ekmek
Öğle: 1 katı yumurta, 1 rendelenmiş havuç, 250 gram yağsız beyaz peynir
Aşam: 2 dilim portakalın suyu, 100 gram yoğurt

12. gün
Sabah: 1 büyük rendelenmis havuç (limonlu)
Öğle: Haşlanmış yağsız balık (200 gram, limonlu ve tereyağlı)
Akşam: 1 biftek (200 gram), salata ve brokoli

13. gün
Sabah: 1 fincan kahve, 1 kesme şeker
Öğle: 2 katı yumurta, 1 büyük rendelenmiş havuç
Akşam: Derisi alınmiş tavuk (200 gram), salata


AKUPUNKTUR VE SİGARA BIRAKMA

Akupunkturla Sigara Bırakma Tedavisi
Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir?
Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir?
Akupunktur ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir?
Sigarayı Neden Bırakalım?
Sigara neden zararlı?
Sigarayı bırakan bir insanın vücudunda ne gibi olumlu gelişmeler olur?
Sigara içen bir kişiyi bırakmaya iten nedenler nelerdir?
Sigarayı bırakma yolları nelerdir?
Sigarayı bırakmak isteyenlerin yaşadığı tipik kaygı ve sorunlar nelerdir?

Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir?
Yapmanız gereken tek şey sigarayı bırakmaya karar vermektir. Bu, insanın yaşamında alabileceği en önemli kararlardan biridir. Bu kararı verdikten sonra, akupunktur, size sigarayı bırakmanızda büyük kolaylık sağlayacaktır.

İnsanlarda serotonin ve endorfin adı verilen iki madde vardır. Bunlar beyinde bulunur ve rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygular ile ilgilidirler. Normalde insanlarda kahkaha atınca, mutlu bir haber alınca ya da çikolata veya güzel bir tatlı yiyince, bir yeriniz acıyınca serotonin ve endorfin düzeyi yükselir. Ancak sigara içenlerde serotonin - endorfin salgılama işini sigara üstlendiğinden vücut otonomisini kaybetmiştir. Hani keyiflenince de, dertlenince de sigara içilir ya, işte, açıklaması budur.

Sigarayı bırakanlarda ilk hafta beyin serotonin salgılama işini gerçekleştiremediğinden vücut oldukça zor anlar yaşar. Beyin ancak 72 saat sonra eski görevini yapmaya başlar.
Bu 72 saatlik süre içinde, hastanın yoksunluk belirtileri önlenirse, sigarayı bırakması çok kolaylaşır. Akupunktur ile tedavi, kişinin sigara içmemekten dolayı oluşabilecek şikayetleri ortadan kaldırır. Böylece sigara içmemeye karar vermiş olan kişi, bunu hiç zorlanmadan başarır; çünkü, akupunktur tedavisi beyni yeniden sigaraya gerek duymadan serotonin ve endorfin salgılaması için uyarır ve bundan sonra da beyin eski otonomisini kazanır.

Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir?
Üç gün üst üste 20 dk.lık 3 seans tedavi uygulanır. Toplam 1 saat süren bir tedavidir. Böylece 72 saatlik en zor geçen dönemde vücut kontrol altındadır. Daha sonra hastanın bağımlılık derecesiyle bağlantılı olarak ek seanslar yapılabilir, ama genellikle buna gerek kalmaz. Tedavi süresince tek bir sigara bile içilmemesi ve nikotin preparatları kullanılmaması gerekir. Aksi halde, başladığımız noktaya geri döneriz.

Akupunktur tedavisi ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir?
%90 - 95 gibi yüksek bir başarı oranı vardır.

Sigara neden zararlı?
Tütün kullanımı yaklaşık 200 yıl öncesine kadar gidiyor. İlk zamanlarda tütünün sağlığa iyi geldiği düşünülüyordu. Sigaranın zararları 1950’li yıllara kadar çok fazla bilinmiyordu. Ancak, daha sonraki yıllarda yapılan araştırmalar, sigaranın insan sağlığına gerçekten zararlı olduğunu ortaya çıkardı. Sigara dumanında sağlık açısından zararlı yüzlerce (bu sayı abartılmamıştır) madde bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse, bunların en çok bilinenlerinden birkaç tanesi ; amonyak, terebentin, kadmiyum, insektisitler, naftalin, aseton, arsenik, formal, hidrojen siyanür, radon, polenyum, deterjanlar…
Bunların bir çoğu kanserojendir. Ayrıca tütün ve sigaranın sarıldığı kağıdın yanmasından dolayı açığa çıkan maddeler ve katran da yine konserojen maddeler arasındadır.
Kalıp - Damar sağlığı açısından özellikle tehlikeli olan maddeler ise nikotin ve karbonmonoksittir. Nikotin kalp artışlarını hızlandırır, tansiyonu yükseltir, kan pıhtılaşmasını arttırır. Yani kalbin yükünü ve oksijen ihtiyacını arttırır. Bütün yanma olaylarında açığa çıkan zehirli bir gaz olan karbonmonoksit ise, kandaki oksijen ile birleşerek kanda bulunan oksijen miktarını düşürür. Sonuç olarak nikotin nedeniyle oksijene gereksinimi artmış olan kalp, kanda yeterli oksijeni bulamaz ve işi çok daha zorlaşır.

Sigara kullanımı ile doğrudan ilişkisi olduğu kanıtlanmış hastalıkları şöyle sıralıyalım: Ağız kanserleri, sindirim sistemi kanserleri, solunum sistemi kanserleri, akciğer hastalıkları, kalp ve damar hastalıkları, ülser, mesane kanseri.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünyada 1 milyar 100 milyon insan sigara içiyor. Erkekleri %47si, kadınların %12’si sigara tiryakisi. Ayrıca, son yıllarda sigara içen kadınların sayısında nispeten daha fazla bir artış olduğu gözlemlenmektedir. Bu da dünyaya yeni gelecek nesillerin sağlığını direkt olarak etkileyecektir. Son rakamlara göre, dünyada yılda 3 milyon kişi sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle ölmektedir.
Şimdi hemen yeri gelmişken önemli bir konuya değinmek gerekiyor. Örneğin; akciğer kanserinin sigaraya bağlı olarak meydana geldiği heryerde söyleniyor. Fakat siz daha geçen ay akciğer kanserinden ölen bir tanıdığınızın hiç sigara içmediğini biliyorsunuz ve uzmanların biraz fazla abarttığını düşünüyorsunuz. Bunun açıklaması şöyle: Akciğer kanserinin 4 türü vardır; hatta bunların da alt grupları vardır. Bunların içinde sigara kullanımı ile doğrudan ilgili olanlar (%60) zaten en sık görülen kanser türleridir. Sigara ile ilgisi olmayan ise, çok daha az oranda görülen bir kanser türüdür.

İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre günde 20 sigara’dan fazla içenlerin %40’ı, daha emeklilik yaşına gelmeden ölmektedir. Oysa sigara içmeyenlerde bu oran %15’dir.

Bir de pasif içici kavramı var. Sigarayı içen kişi, eğer filtreli sigara içiyorsa, bu filtre bir miktar zararlı maddenin geçişini engelleyebilir. Halbuki sigaranın ucundan havaya karışan duman hiçbir süzgeçten geçmediği için daha tehlikelidir. Yani uzun süre bu dumana maruz kalan ve pasif içici denilen kişiler de tehlike altındadır. Ayrıca unutmamak gerekir ki, sigarayı içen kişi de havaya yayılan bu dumanı yine solumaktadır. Sigara içilen evlerdeki küçük çocuklarımız bronşit ve zatürre gibi solunum yolu hastalıklarına daha sık yakalanırlar. Pasif içici olduklarından akciğer kanseri açısından risk grubundadırlar ve ileride sigara içmeye daha çok eğimli olurlar.
Özellikle gelişmiş ülkelerde kamuoyuna yansıyan bu sonuçlar ve alınan tedbirler sonucunda sigara kullanımı %50 ye varan oranlarda azaltılmıştır. ABD, İngiltere, Kanada bu konuda başarılı ülkeler arasındadır.

Öte yandan, aynı zamanda sigara üreticisi olan bu ülkeler, gelişmekte olan ülkelerde edindikleri pazarlarını büyütme çabası içindedirler.

Sigarayı bırakan bir insanın vücudunda ne gibi olumlu gelişmeler olur?
20 dk sonra tansiyon ve nabız normale döner.
8 saat sonra vücut kendini yenilemeye başlar. Kan oksijeni normal düzeye çıkar.
24 saat sonra kalp krizi riski azalmaya başlar. 1 yıl sonra yarıya düşer.
48 saat sonra duyu organları iyi çalışmaya başlar. Tat ve koku duyusu düzelir. Cilt kendini yeniler.
72 saat sonra Akciğer kapasitesi artar, solunum rahatlar.
2 hafta sonra efor kapasitesi artar (Yürüme, merdiven çıkma…).
1-9 ay içinde akciğer hücreleri yenilenir. Akciğer hastalıkları (zatürre gibi) riski azaltır. Öksürük, nefes darlığı düzelir.
5 yıl sonra ağız, boğaz, yemek borusu kanserleri riski %50 azalır.
Pankreas, mesane, rahim kanseri riski azalır.
Sindirim sistemi ülseri riski azalır.
Sigara gebelikten önce ya da gebeliğin ilk 3 ayında bırakılırsa erken doğum riski ve düşük doğum kilolu bebek doğurma riski, içmeyenlerdeki düzeye iner.
Koroner kalp hastalığı riski sigaranın bırakılmasından 15 yıl sonra sigara içmeyenlerin düzeyine iner.
Aynı evde yaşayan küçük cocukla
r ve bebeklerin, solunum yolu hastalıklarına yakalanma riski azalır.

Sigara içen bir kişiyi bırakmaya iten nedenler nelerdir?
Sigaraya bağlı bir hastalığın ortaya çıkması.
Fiyatın pahalı gelmesi.
Sigaranın zararları hakkındaki yayınlar.
Çevresi tarafından bırakmaya yönelik teşvik, kınama.
Kapalı yerlerde sigara içiminin yasaklanması.

Gelişmiş ülkelerde sigaranın zararları hakkındaki yazılar, sigaranın fiyatı, kınama ve yasaklamalar etkili olmaktadır; ancak, bizim insanımızı bir hastalığın ortaya çıkması daha çok etkilemektedir. Örneğin, kalp krizi geçirmiş veya by-pass ameliyatı olmuş hastaların sigarayı bırakma oranları yüksektir ve başarılıdır.

Sigarayı bırakma yolları nelerdir?
Akupunktur,
Grup Terapisi,
Hipnoz,
Kişisel çaba ile bırakma,
Farmokolojik tedavi.

Sigarayı bırakmak isteyenlerin yaşadıkları tipik kaygı ve sorunlar nelerdir?
Sigarayı azaltmak mı, tamamen bırakmak mı? Yoksunluk belirtilerinin daha uzun sürmesine neden olur. Çoğunlukla başarısızlıkla sonuçlanır. Sigara miktarı yine arttırılır.
Ara ara sigara içmek: Vücuda tekrar nikotin etkisini hatırlatır. Zamanla düzenli olarak içmeye dönüşür. Halbuki sigara içilmemesine alışmak daha kolaydır.
Çevre baskısı: Sigarayı bırakanların çoğu çevresi tarafından adeta tekrar içmeye zorlanır. Bu, sigara içenlerin bir kişiyi daha kaybetmelerinden kaynaklanan ilginç bir psikolojik durumdur. Ancak kısa bir zaman içinde arkadaşlarınız da sigara içmediğinizi kabullenip sizi rahat bırakacaklardır.
Katran ve nikotin düzeyi düşük (light) sigara içmek: Bu durumda genellikle günlük sigara adedi arttırılarak eski nikotin düzeyi tutturulmaya çalışılır. Zaten “tehlikesiz sigara” yoktur.
Sorumluluğu başkasına yıkmak: Çoğu kişi sevdiği birisi onu desteklemezse sigarayy bırakmaktan kaçar. Hatta deneyip de başarısız olursa başkasını suçlar. Oysa sigarayı bırakmak öncelikle kişisel bir sorundur, mutlaka kendinize güvenmeyi başarmalısınız.
Şişmanlama korkusu: Gerçekte sigarayı bırakanların sadece 1/3’ü kilo alır ve bu fark gerçekte 3-4 kg. kadardır. Bundan daha fazla alınan kilolar kendine güvensizlikten kaynaklanan, sigarayı elde ve ağızda tutmak alışkanlığının yerini alan, abur cubur atıştırma alışkanlığıdır. Oysa, gerçekte sigarayı bırakmaktan dolayı ilk günlerde açılan iştah, kısa bir süre sonra normale döner.
Yoksunluk belirtileri: Şiddetli nikotin arayışı, gerginlik, kızgınlık, huzursuzluk, sinirlilik, uyku kalitesinin bozulması, iştah artışı ve benzeri belirtiler olabilir. Bu belirtiler geçicidir ve vücudun kendini onardığını gösterir. Örneğin, öksürük ve balgam artışı, solunum yollarındaki titrek tüylerin zehirli maddeleri atmak için görevlerini yerine getirmeye başlamasından kaynaklanır. Yoksunluk belirtileri sigara bırakanların 2/3’ünde görülür. Belirtiler, ilk 72 saat içinde şiddetlidir. 7-10 gün içinde azalarak ortadan kalkar.


ELEMENTLER VE VİTAMİNLERİN VÜCUDUMUZA YARARLARI

Elementler ve vitaminler vücut ve zihin sağlığımız açısından hayati öneme sahiptir. Ama eksikliği kadar fazlası da zararlı olabilir. O yüzden herşeyin kararında olması en güzelidir. Peki Bu vitamin ve elementlerin ne işe yaradığını, Eksikliğinin nelere sebep olabileceğini biliyor muyuz? Gelin hep birliklte görelim.
BAKIR : Karaciğerde depolanan önemli minerallerden biridir. Dokuların yeniden oluşması için gereklidir. Demirden yararlanmayı sağlar ve C vitaminin kullanımı için gereklidir. Özellikle sinirler için önemlidir. Bakır her türlü hastalığa karşı koruyucudur.Eksikliğinde ; - Kalp hastalıkları ve kalp krizleri olur.- Kansızlık olur.- Sinir bozuklukları olur.- Cilt hastalıkları oluşur.
ÇİNKO: Bu mineral vücutta her şey için çok gereklidir. Vücudun sağlıklı kalabilmesi için, gelişmenin normal olması için ve vücudun kendi kendini yenilemesinde önemli rol oynar. Vücuttaki her hücrede ÇİNKO vardır. Kalp, beyin ve üreme sistemi için çok faydalıdır. Ayrıca hastalıklara karşı direnci artırır ve yaraları çabuk iyileştirir. Sürekli ve yeterli miktarda bu mineral alınınca rahatsızlıkların çoğu geçer. Eksikliğinde;- Saçlar dökülür ve vücut kıllarını kaybeder.- Sedef hastalığı ve ciltte akne sık görülür.- Tat ve koku hissi kaybolur.- Gözlerde katarakt oluşur.- Erkeklerde erken prostat büyümesi görülür.- Cinsel organların gelişmesi durur ve özellikle erkeklerde yumurtaların gelişmesi aksar.
DEMİR: Vücut için çok gerekli bir mineraldir. Demir büyümeye yardım eder ve hastalıklardan korunmayı sağlar. Ayrıca B vitaminlerinin kullanımını kolaylaştırıp, artırır. Kan ve bazı enzimlerin üretimi için gereklidir.Bu mineral özellikle kadınlar için çok önemlidir. Bilhassa regl kanamaları fazla olan hanımlarda kansızlığı giderir. Peklikte, solunum yetmezliğinde yorgunluğu gidermede çok faydalıdır. Demir eksikliğinin uzun süre çekilmesi KANSERE yol açabilir.Bağırsak parazitleri, tanenli gıdalar, mide ülseri, yiyeceklerden alınan demiri azaltır.
FOSFOR : Bu mineral vücuttaki bütün hücrelerde bulunur. Kemik ve diş yapısı, kalbin ahenkli çalışması ve böbrek fonksiyonları için gereklidir. Kalsiyum ve D vitamini olmadan Fosfor, Fosfor olmadan da B gurubu vitaminler işlevlerini yapamaz. Sinir sistemi ve bütün organların çalışmasını artırır ve genel güç kazandırır.
FLOR: Kalsiyum ve fosfor minerali ile kemiklerin normal ve sağlıklı olmasını sağlar. Kemik erimelerine, kırılmalara, diş minesinin oluşmasını sağlayıp, diş çürümelerini önler.
KALSİYUM : Vücut yapısının sağlıklı olabilmesi için gerekli minerallerden biridir. Bu mineral daha çok vücudumuzdaki kemiklerde bulunur. Özellikle vücuttaki demirin kullanımı ve alınan gıdaların hücre zarından geçebilmesi için gereklidir. Stres, Aspirin, fazla yağ alımı ve fazla şeker tüketimi vücuttaki kalsiyum miktarını azaltır.Bu mineral;- Romatizmayı giderir.- Kemik erimesini önler ve normal gelişmesini sağlar.- Kalbin ve akciğerin normal çalışmasını sağlar.- sinir sisteminin normal çalışmasını sağlar.- Kanın pıhtılaşmasını kolaylaştırır.
KÜKÜRT: Cilt, saç ve tırnakların sağlığı için gereklidir. solunum yolları, karaciğer ve alerjik rahatsızlıklar için çok önemlidir. Oksijen dengesinde ve beyin fonksiyonları için gereklidir.” B” gurubu vitaminlerin görevlerini iyi yapmalarını sağlar.
MAGNEZYUM : Vücudumuzun normal gelişmesini sağlar. Sinir sistemi üzerinde çok etkilidir. Kasları ve sinirleri gevşetir. Bu mineral stresi önleyici olarak bilinir. kandaki şekeri enerjiye dönüştürür. Bu mineral diğer minerallerin daha etkin şekilde kullanımını sağlar. Ayrıca çabuk yorulmayı, damarların sertleşmesini önleyip, tüm salgı bezelerinin sağlıklı çalışmasına faydalıdır.
MANGAN : Vücudumuzun tüm dokularında bulunan bu vitamin, kıkırdakların yenilenmesini sağlayarak ARTROZ’ u önler, ARTRİT’ i ve romatizmayı geçirir. Sinir sistemi içinde önemli olan bu mineral beyin ve kasların beslenmesi için gereklidir. “J (Cholıne) ve B1” vitamini ile çalışarak sindirim sistemine yardımcı olur. Şekerin vücutta enerjiye dönüşümünü sağlar. Bu mineral kadın ve erkeklerde üreme sistemi için çok önemlidir.
POTASYUM : Vücut için hayati minerallerden biridir. Vücutta su dengesinin sağlanmasına yardımcı olur ve gıdaların hücre içine geçişini kolaylaştırır. Bu mineral vücutta her gün tüketilir ve tekrar doldurulur. Sinir sistemi ve beyne oksijenin taşınmasında, kasların sağlıklı kalmasında, karaciğerin korunmasında, pekliğin giderilmesinde, çok önemlidir. Yeterli miktardan fazla alınması,tansiyonu yükseltir.
SELENYUM : Üreme sistemi için önemli olan bu mineral, “E” vitamini ile birlikte kanser ve tümör oluşmasını önler. Hücre koruyucusu olan bu mineral vakitsiz ihtiyarlamayı önler.
SİLİSYUM : - Bu mineral hücre zarlarını kuvvetlendirerek kanamaları önler.- Organların vakitsiz yaşlanmasını ve bozulmasını önler.- Beyin yorgunluğunu giderir.- Yaraların çabuk iyileşmesini sağlar.
SODYUM : Salgı bezlerinin çalışması için gerekli olan bu mineral, safra, pankreas, tükürük ve mide asidi salgıları için çok önemlidir. Ayrıca sinir ve kas fonksiyonları için gereklidir. Yeterince alınmazsa ; gelişmede bozukluk, kilo kaybı, mide ekşimesi görülür.
B 1 VİTAMİNİ ( THIAMINE ): Sinir sisteminin çalışmasını,oksijen almayı,gelişmeyi,kalp atışlarının düzenli olmasını ve karbonhidratların enerjiye dönüşmesine yardım ederek, şeker metabolizmasını sağlar.Sinirsel hastalıklarda, kasların zayıflamasında, zayıflamaları durdurup yeniden kilo almada, solunum yetersizliği, kabızlık ve iştahsızlıkta faydalıdır.
B 2 VİTAMİNİ ( RIBOFLAVİNE ): Karaciğerin normal çalışmasını ve yağ metabolizmasını sağlar. Protein ve karbonhidratların enerjiye dönüşmesini, kansızlığın giderilmesini, Alyuvarların yenilenmesini, antikorların oluşmasını ve dokuların yenilenmesini sağlar. Ayrıca göz sağlığı için çok önemlidir. Ağız içi ve dil iltihapları, gözün iltihaplanması, kızarması, ağrıması ve katarakt oluşmasını önlemede. Migrende,cilt rahatsızlıkları ve ince bağırsak iltihaplarında çok faydalıdır
B 3 VİTAMİNİ = PP ( NICOTNIAMIDE ) : B 3 Vitamini vücudumuzun, yağ, protein ve karbonhidratları enerjiye çevrilmesi ve şeker metabolizmasını sağlama, bağırsakları çalıştırma, sinir sistemini düzenleme,beyin fonksiyonlarını ayarlama ve cildin sağlığının korunmasında, ayrıca bitkinlik, uyuklama ve depresyonda çok faydalıdır.
B 6 VİTAMİNİ veya G VİTAMİNİ (PYRIDOXINE) : Bu vitamin diş sağlığının korunmasında,sinir sisteminde,kan hücrelerini artırarak kansızlığın giderilmesinde, İNSÜLİN ve ADRENALİN hormonlarının oluşmasında çok faydalıdır.Proteinlerin, yağların ve şekerli gıdaların sindirilmesine yardım eder. Kolesterolün düşmesine, vücudun direncini artırarak kansere karşı korur ve romatizma, astım,diyabete fayda sağlar. Eksik
liğinde
böbreklerde OKZALAT taşı oluşur.
B 9 VİTAMİNİ ( FOLİK ASİT ) : Alyuvarların oluşumunda ve proteinlerin enerjiye çevrilmesinde gerekli bir vitamindir. Karaciğer ile salgı bezelerinin çalışmasını sağlar. Saçların beyazlaşmasını ve dökülmesini, iktidarsızlığı, düşünceleri toplayamamayı önler ve giderir. Ayrıca hamilelikte anne ve çocuğun sıhhatini korur.
C VİTAMİNİ : Bu vitamin hücre ve dokuların dış etkenlerden korunmasını sağlar. Vücudun enfeksiyonlara karşı direncini artırarak şeker hastalarına, bahar yorgunluğuna, kemiklerin sertliğini muhafazaya ve nezleye karşı korur. Ayrıca kan damarlarını kuvvetlendirerek kanamaları durdurur. Vücudun tüm organlarının ve salgı bezlerinin sağlıklı bir şekilde görevlerini sürdürebilmeleri için bu vitamin gereklidir. Ayrıca menopozda, variste ve karaciğere faydalıdır.
E VİTAMİNİ : Bu vitamin vücudumuzda depolanır. E vitamini, C vitamini ve Selenyum minerali ile birlikte çalışarak toksinleri vücudumuzdan atma özelliği olan kıymetli bir vitamindir. Bu vitaminin eksikliğinde ;* Kanda kolesterol oranı artarak damar sertliğine neden olur.* Kalp ve kaslarda bozulmalara ,* Sinir bozuklukları ve beyinsel bozukluklara,* Ciltte ve saçlarda bozulmalara,* Vakitsiz yaşlanmalara ve cilt buruşukluklarına,* Kadın ve erkekte kısırlık ve iktidarsızlığa,* Gözde erken katarakta, göz önünde sinek uçuşmalarına neden olur.
OMEGA 3 ve OMEGA 6 : Ana rahminden başlayıp, yaşam süresince hücrelerin yapı taşını oluşturmakta ve bağışıklık sistemini güçlendirerek, kalp, kanser, romatizma, sedef ve egzama gibi hastalıklardan korur. Kolesterol ve trigliseridi dengeler, normal değerlerde kalmasını sağlar. Kanı inceltir ve damar tıkanıklığını önler. Tansiyonu düzenler, cildi güzelleştirir, yaşlanmayı geciktirir.

SİGARAYI BIRAKTIKTAN SONRA KİLO ALMAMAK İÇİN

Pek çok insan sigarayı bıraktıktan sonra boşluktan ve stresten dolayı aşırı ve gereksiz yemeye başlar ve kilo allır. Ama belirli bir düzen uygularsanız ve biraz dikkatli davranırsanız sağlıklı yaşamanın yanında formunuzu da korumuş olursunuz. Şimdi gelin beslenme alışkanlığınızı değiştirerek nasıl kilonuzu koruyacağımıza birlikte bakalım. Bu öneriler sadece sigarayı bırakanlar için değil kilo vermek isteyen ve formda kalmak isteyen herkes için yararlı olacaktır.1– Meyve yemek nedense hep yemek yedikten sonra yenilir diye düşünülür. Meyveleri yemeklerden yarım saat önce yemelisiniz. Yemeklerden 3 saat sonrasına kadar bir daha meyve yenmemeli. 2– Yemeklerden 5–10 dak önce su için. Yemek süresince bir daha su içimeyin.3– Öğünlerde bir tür yiyeceklerle diğer türden (Protein ve karbonhidratları ) bir arada yemeyin. Öğün menülerinizi bu kurala göre benimserseniz çok daha sağlıklı olacaktır. Ayrıca, Öğün aralarında meyve yeme alışkanlığı edinin. 4– Yemeklerde bol yeşil salata yiyin. 5– Beyaz ekmek yerine esemr ekmek tüketin.6– Çay ve kahvenizi şekersizveya tatlandırıcı kullanarak için. 7– Porsiyonlarınızı azaltın. Sofradan doymadan kalkmayı alışkanlık haline getirin. 8– Her fırsatta yürüyün ve merdiven inip çıkın.9– Haftada 2–3 kez tempolu yürüyüşler yapın.


Lida daidai hua zayıflama yosun hapları… dikkat tehlike!


LİDA DAİDAİ HUA JİAO NANG… yan etkileri… zararları…

Lida daidai hua… dikkat tehlike! Kanada, Almanya, İsviçre, İrlanda, Hong Kong satışını yasaklıyor.
Lida kolay ve çabuk kilo kaybı sağlayan, Çin kökenli bitkilerden elde edilen bir besin desteği olarak takdim ediliyor. Ancak görülüyor ki, Lida Reductil ve Meridia gibi ilaçların etken maddesi olan Sibutramin içeriyor.
Sağlık için yarattığı çok önemli riskler de, kullanıcılarının Lida’nın içeriğinde bu maddenin varlığını bilmemelerinden kaynaklanıyor.
Sibutramin, açlık duygusunu azaltmak üzere merkezi sinir sistemine etki eden bir kimyasal molekül. Ancak, doktor reçetesi ile ve tıbbi kontrol altında kullanılması gereken bir ilaç, çünkü uygun olmayan bir kullanım sonucu kalp ve damar sisteminde, gastro-intestinal sistemde, merkezi sinir sisteminde, deride, duysal organlarda ağır yan etkilere yol açabiliyor.
Ve özellikle, başka ilaçlarla birlikte (bazı anti depresanlar, bazı migren ilaçları, öksürük, nezle tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar…) alındığında dikkatli ve hassas olmak gerekiyor.

Sibutramin’in önde gelen rahatsız edici etkileri, kan basıncında artış ve kalp ritminde hızlanma oluyor. Bu iki parametrenin tedavi süresince düzenli olarak kontrol edilmesi gerekiyor, özellikle Sibutramin uygulamasının ilk 3 ayı boyunca, ayda en az 2 kez kontrol öneriliyor. Kalp çarpışlarında dakikada, eskiye göre 10 sayılık bir yükseliş ya da tansiyonun 1 değerinde (örneğin 13′den 14′e) artışı Sibutramin tedavisinin sonlandırılmasını gerektiriyor.

LİDA Daidai Hua Jiao Nang eczanelerde satılmıyor, ancak İnternet’te ya da bazı dükkanlarda el altından satıldığı biliniyor.
Bir de üstelik bir süredir devam eden ateşli bir çekişme forumlarda izlenebiliyor: bazı haplar sahteymiş, yani tehlikeliymiş… orijinal kutuları bulup almak gerekirmiş… sahtelerine dikkat etmek gerekirmiş…
Herkesin kendi malını satmaya çalışırken, diğerlerini kolayca karaladığı ve bize şarlatanca ve sahte gelen bu tartışmadan akılda tutulması gereken sağlık için yaratabildiği tüm riskler göz önüne alındığında bu ürünün kullanılmamasında yarar olduğu!!!
Bilirsiniz biz hekimler (maalesef aramızdan az sayıda bazıları ot püsür pazarlamacılığına soyunsa da) hastalarımızı hep uyarırız, aman yasal ve otoritelerin kontrolünden geçmiş ilaç ve ürünler dışındakileri sağlığınız için kullanırken azami dikkat gösterin, diye. Ve bazen şaşırırız, elektrik süpürgesi alırken bunca ince eleyip sık dokuyan, insanların bazıları nasıl olur da, iş kilo kaybına gelince birden saflaşıp, neredeyse kendilerine her söylenene inanır hale gelirler, her masala kanarlar, diye.

Pek de uzaklarda değil, daha 1990′lı yıllarda yaşanan trajik “inceltici Çin bitkileri” skandalını anımsatmak isteriz. Günümüzde hâlâ uzmanların aklını kurcalayan bir konu var: acaba o günlerde satılan zayıflama kokteyllerinde, açıklanan Çin bitki tozları dışında İsomeride de (günümüzde satışı yasak olan bir amfetamin çeşidi) var mıydı, yoksa bir hata sonucu isim ve içerikleri benzeşen 2 Çin bitkisi birbirine mi karıştı?
Ama kesin olarak bilinen, bu tozları kullanan birçok Fransız, Belçikalı, İngiliz,Alman, Amerikalı… ve hatta Çinli, Japon genç kadında ağır böbrek yetmezlikleri görüldüğü. İçlerinden bazılarına böbrek grefi yapılmak zorunda kalınmış, bazıları hemodiyaliz sayesinde hayatta kalabiliyor ama bazıları ise idrar yolları kanserlerine yakalanmış ve ölümler olmuş…

Umut edelim ki, böylesi ağır ve kötü sonuçlar Lida kullanımı ile ortaya çıkmasın… Dünyanın birçok ülkesi ayağa kalkmış, yurttaşlarını uyarıyor. Bu ürünün içinde bulunan Sibutramin’in mutlaka doktor kontrolü altında kullanılması gerekiyor ve İnternet yoluyla satılan Lida sağlığınızda ağır hasarlar yol açabilir, diye. Bilmekte fayda var!!!

Alman Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı (BMAS) uyarı yayımlamış…
Santé Canada LİDA’nın ve Sibutramin ile Çin bitkileri içeren diğer iki ürünün (FAT BURNING ve REDUCE WEIGHT) kullanılmamasını tavsiye ediyor…
Swissmedic, İrlanda Tıp Konseyi (IMB) da uyarılarda bulunmuş ve sağlığa zararlı ve içinde Li Da Dai Dai Hua Jiao Nang’ın da bulunduğu birçok ürünün listesini yayımlamış…
Hong Kong Sağlık Bakanlığı Jacaranda, Queenmer FAT LOSS ve Li Da Dai Dai Hua Jiao Nang gibi Asya kökenli ürünlerin içinde Sibutramin var ve bu ürünler kayıtlı değil, diyor. Kullanmakta olanlara hemen bırakmalarını söylüyor…

Lüksemburg Sağlık Bakanlığı ve Belçika İlaçlar Genel Müdürlüğü (DMG) Li Da’nın İnternet’te satışa arzıile ilgili uyarılar yayımlamış…

Fransa Sağlık Bakanlığı
kaygılarını belirtiyor ve Sibutramin’in eczanede hazırlanan preparatlarda kullanımı ile iligli soruştura kararı alıyor.

FDA (Food and Drug Administration- A.B.D.) İnternet’te Asya bitkileri kökenli tehlikeli ürünlerin serbest satışı konusunda uyarılar yayımlıyor…

Peki ya ülkemizde…
Aktarlarda, İnternet’te kolayca bu ürün satın alınabiliyor…
Aslında pek şaşırmıyoruz, çünkü reçeteli satılması gereken lisanslı, yasal zayıflama ilaçları da… kolaylıkla, örneğin apartman görevlisine “git oğlum, bana şu ilacı al” denildiğinde… ya da belki de daha kötüsü diyetisyen tavsiyesi ile satın alınıp kullanılabiliyor…
Şaşırmıyoruz… sadece üzülüyoruz…