harika bir yazı:))

internette gezinirken komik bir yazı buldum.Paylaşmak istedim. İnsan dalga geçince gerçekten kendini kilolarına karşı daha rahat hissediyor.

Bu yazı http://www.sinancanan.net ‘ten alıntıdır. 2001 yılında yazdığı bu yazısıyla keyfimi yerine getirdiği için teşekkür ediyorum…

Merhaba,
Bu yazımda perhiz yaparak zayıflamayı bir türlü başaramayan okurlarım için Mezopotamyalı ünlü doktor Johhannes Bezdyrene tarafından özel hazırlanmış olan “5 günde 18 kilo vermeyi kim istemez? Tabii ki su aygırları!” adlı diyeti sunacağım. Bu diyet, kesinlikle iyi sonuç veriyor. Hatta bazı deneklerin bu perhiz listesini sadece okuduktan sonra 250 gram ilâ 3 kilogram arası ağırlık kaybettikleri, bu kaybın da özellikle istifra vasıtasıyla vuku bulduğu bildirilmiştir. Şimdi isterseniz, sözü fazla uzatmadan kiloları kısaltalım (Hıhahhahhah!):
5 GÜNDE 18 KİLO PERHİZİ
1. GÜN
Sabah kahvaltısı: Bir bardak su, yarım bardak daha su, sonra hala açsanız, bir saat kadar sonra bir bardak daha su.
Öğlen yemeği: Bu gün öğlen yemek yemek yasak. Ama iki bardaktan fazla olmamak kaydıyla su içebilirsiniz.
Akşam yemeği: İki bardak su ve yarım çay kaşığı diş macunu (tadı iğrenç olacağından yiyemezseniz, bir bardak daha su).
2. GÜN
Sabah kahvaltısı: En az kırk dakika haşlanmış çift sarılı yumurtanın kabuğu ve bir bardak su (iki damla limon damlatabilirsiniz). Ardından günlük egzersizlerinizi yapınız (135 şınav, 400 mekik, 300 takla ve binbeşyüz tur hızlı hızlı kendi çevrenizde dönme; sonuçta istifra edebilirsiniz ki, bu da arzu edilen bir durumdur).
Öğlen yemeği: Yarım kilo dana pirzolayı teflon tavada az miktarda su ilavesiyle ve yağsız olarak güzelce pişirdikten sonra, 0,2 gram kepek ekmeği kabuğunu, iyice pişmiş etin buharına 2 saniye tutarak yiyebilirsiniz. Ayrıca su içmeyi abartmayınız. En fazla yedi bardak içebilirsiniz.
Akşam yemeği: Dört adet maydanoz yaprağını, taze kaşar peynirinin ambalajına sararak tüketiniz. Zorlansanız da yapınız bunu. Sonra da bol bol su içiniz.3. GÜN
Sabah Kahvaltısı: Muhtemelen kalkmakta zorlanacağınız için, bu sabah kahvaltı etmeseniz de olur.
Öğlen yemeği: 10 dakika boyunca pişirdiğiniz bol zeytinyağlı imambayıldıya bakınız. Ama sakın dokunmayınız. Bayılırsanız, ayılıp 10 dakika daha bakınız. Ardından da bir bidon su içiniz.
Akşam yemeği: 1,5 gram kadar haşlanmış tavuk etini 3-5 kez çiğneyip hemen tükürünüz. Sakın ha yutmayınız!. Ve tabii ardından bir kaç damacana suyunuzu içiniz.
4. GÜN
Sabah kahvaltısı: İçtiğiniz sular ve besin yetmezliği dolayısıyla bozulan mesaneniz sayesinde, gece boyunca sadece yatağınızı değil, halıyı ve perdeleri dahî ıslatacağınız için, sabah saatlerini temizlikle geçireceksiniz. Yok eğer temizliğe takatim kalmadı diyorsanız, çarşafın kuru bir ucundan bir kaç santimetrekarelik bir bölümü yiyebilirsiniz.
Öğlen Yemeği: Olur da mutfağı bulabilirseniz, ısırgan otunu kaynar suya atıp, soğutmadan içmeyi deneyin. Bu, bütün yeme isteğinizi kesecektir. Isırgan otu yoksa bir avuç cam çivisi de aynı işi görür. Yalnız yutmasanız iyi olur.
Akşam yemeği: Bu akşam, vücudumuzdaki toksinlerin (zehirlerin) daha rahat atılabilmesi için en az üç adet müshil hapı içeceğiz. Tabii yanında en az iki varil suyumuzu unutmuyoruz. Müshil hapı yoksa hint yağı (en az 5 su bardağı) içiniz. Ardından istediğinizi yiyebilirsiniz, çok önemli değil.
5. GÜN
Sabah Kahvaltısı: Dün geceki akşam menüsünden sonra, bu sabah daha esaslı bir temizlik gerekecektir. Fakat ben size odadan hemen kaçmanızı tavsiye ederim (eğer gece boğulmamışsanız). Muhtemelen gideceğiniz yer de kenef olacaktır. Dolayısıyla bu sabah da kahvaltı edemeyeceksiniz.
Öğlen Yemeği: Eğer telefona ulaşacak gücünüz kalmışsa, muhtemelen öğlen saatlerinde size serum takılmış olacaktır. Bu günkü öğlen yemeğinizi de serumdaki bileşenler halledecektir, telaşlanmayın.
Akşam Yemeği: Akşamleyin muhtemelen sokakta olacaksınız (sizi hastaneye götüren ambulanstaki görevli, tüm ambulansı batırdığınız için sizi arabadan atmış olmalı). Yanınızda para olmadığı için hamburgerciye falan da gidemezsiniz. O yüzden ben size bol akan bir dere bulup kafayı daldırmanızı ve bol su içmenizi tavsiye ederim.
********
Evet, artık bu muhteşem perhizin sonuna geldiniz. Hala hayatta iseniz, yaklaşık 15-18 kilo vermiş olmanız gerekiyor. Muhtemelen bir ay içinde hastaneye yatmanız da gerekebilir. Ama amacımız kilo vermek olunca, her şeye değer doğrusu. Sizce de öyle değil mi?
(*) Kendisi aslında 121 kilo olan Dr. Bezdyrene, bu diyeti 15 gün boyunca uygulamış ve 21 kilo olarak bu hayata veda etmiştir. Bu diyet reçetesini ise ölmeden bir gün önce, yanında bulunan hemşirelerden birine tarif yoluyla yazdırmıştır.
Ruhu şâd olsun.


Zayıflama Diyetleri Çöpe ücretsiz e-kitap (36)

KARNIMI ŞİŞİRMEDEN DE, DOYDUĞUMU FARK EDİYORUM
“Zayıflamak”… sayfa 153-155


… Doymak benim için karnımın iyice bir şişmesi, gerilmesi demekti. Kendimi ramazan davulu gibi hissetmeden, “eh, şükür, bu sefer de doydum” diyemiyordum. Yarış arabası hızıyla yemeğe başlıyor, jet tayyaresi gibi devam ediyor… sonunda da duvara çarpmadan duramıyordum. Sonra da gelsin “ahh’lar, uff’lar”… sağıma yattım olmadı… soluma yattım soluyamadım… bir daha mı böyle yemek, tövbe, deyip ertesi gün aynı terane… yenecekler bitmeden… tumba şişmeden ne dur ne de durak!
Acıkarak yemeye başladığımdan bu yana, bana bir haller oldu… dün ailecek restorandayız, ben tabii alışkanlıkla bir buçuk iskenderi çekmişim önüme… karnım da acıkmış, afiyetle başlamışım yemeye… sonra laf lafı açtı, kızın üniversite imtihanı, oğlanın araba sevdası… derken garson sırtımda bitiverdi, beğenmediniz mi der gibi bir edayla “ısıttırıp getirmemi ister misiniz?”… İskender’ciğimin yarıdan fazlası, tabakta soğumuş bana bakıyordu… “Teşekkür ederim, doydum” demişim. Dün gece rahat uyudum.

… “Kafanızdaki kısıtlamaları bitirdiğiniz, kıtlığı ihtimali ile birlikte sildiğiniz andan itibaren… acıkarak başladığınız her yemekte, doyma sinyali burnunun ucunu gösterecek, sizi enerji ihtiyacınız doğrultusunda durdurmaya başlayacaktır”.

“Doymak” karnını şişirmek değildir… Yenecekler bittiği için durmak da değildir…

Doyduğunuza “diğerleri durduğuna göre, benim de durmam gerekir herhalde” diyerek karar veremezsiniz…
Sizin doyduğunuza “yaşına, boyuna, vücut tipine, kan grubuna…burcuna… göre hesapladık, bu kadarla doyman gerekir” gerekir diyenler hiç karar veremez…

Dün yeten miktarlar, bugün sizi doyurmayabilir… yarın fazla gelebilir…
Doyduğunuzu size söyleyebilecek yeterlilikte tek merci bedeninizdir.

“Ağırlık kontrolü mekanizmaları” hiç durmadan çalışmakta, alınan ve harcanan her bir kalorinin hesabını hiç yanılmadan yapmaktadır. Bedeniniz enerji stoklarının durumunu yaşamınızın her bir anında kalorisi kalorisine bilmekte ve bu stokları ustalıkla idare etmektedir.

Size düşen sadece, bu muhteşem kalori-sayar’ın size haber vermesine olanak sağlamak, ve dediklerini “dinlemek”tir.
Kendinizi ve bedeninizi kandırma ya da açlığa mahkûm etme sevdalarına kapılmaz, yapılamazı yapmaya kalkışmazsanız… bedeninizin “normal programı” doğanın sizin için öngörüp, genetiğinize yazdığı “doğal ağırlığınıza” sizi döndürmek için gereken her şeyi yapacaktır.

Doyma sinyali bu programın “durdurma ögesi”dir. Enerji ihtiyaçlarının “bir süre için karşılandığını” gören organizmanın, “şimdilik yeter” deyip, bunu size haber vermesidir.

Acıkmayla yemeğe başlamayı, beslenme davranışlarınızın temel direği haline getirip, basit ve “kendiliğinden” bir alışkanlığa dönüştürmeye başladığınız bu adımda… doymayla ilgili hedefiniz, sadece varlığının farkına varmak, “bariyerlerin” sizin için de mevcut olduğunu kavramak.


Ne yapsak da çocuklara sebze yedirsek?

Bu hafta Yiyorum Büyüyorum sitesi bizimle bir röportaj yaptı. Zümrüt Hanım’a teşekkür ediyoruz. Beslenme ile ilgili soruları bana bu post’u yazma fikrini verdi.
Aynı zamanda, çok heyecan verici bir şekilde bloglarında ve sitelerinde Miniklerin Yemek Keyfi’nden ve çalışmalarımızdan söz edenlere de teşekkür ederiz.

Ne yapsak da çocuklara sebze yedirsek?
İşte anne ve babaların birçoğunun sorunu. 5-6 yaşlarına doğru çocuklar ağızlarını inatla yeşil olan hemen hemen her şeye kapamaya başlıyorlar. Hemen hemen, diyorum çünkü Ispanaklı Börek harika bir istisna. Günün birinde mutfağında Ispanaklı böreği icat etmiş olan o eşsiz anneye gerçekten hayranlık dolu saygılarımızı ifade etmemiz gerekir… ben bunun bir annenin eseri olduğunu, düşünürüm, çocuğuna sebze yedirme arzusunda bir anne…

Miniklerin Yemek Keyfi’ni yazdıktan sonra da minik canavarlarımızı sağlıklı ve keyifli bir şekilde beslememizi sağlayabilecek yemek tarifleri toplamaya devam ediyorum. Onları kendi hallerine bıraksak, bonbon, çikolata, cipsler ve -oyuncakları için- tahıl gevrekleri -yine oyuncakları için- fast-food’dan başka bir şeyi gözleri görmeyecek. Oyuncak, oyuncak… ne oluyoruz yahu? Yemek mi yiyoruz, oyun mu oynuyoruz?

Bir dakika, belki de o kadar fena bir fikir değil… oyunla yemeği buluşturmak.
Hadi, biz de gıda endüstrisinin pazarlama yöntemlerini bir kereliğine lehimize kullanalım! “hayatım, gel biraz oyna… sonra da yemeğini yersin”.

Evet, yapmamız gereken, yavrumuzla birlikte peynirli çubuklar hazırlamak… üstelik bunu yapmak en az oyun hamuru ile oynamak kadar eğlenceli.
Tabii, özellikle bu aşamada ona bu çubukların özellikle ÇORBAYLA yeneceğini hatırlatmayı unutmayın.

Kendi yarattığı çubukları yemek öyle hoşuna gidecektir ki, yanında istediğiniz sebzeyle hazırladığınız bir çorbayı da afiyetle tumbasına indirecektir. Ben bu yöntemle Güney’e pırasa yedirmeyi bile becerdim… pırasa ve Güney… bir mucize!

Peynirli Çubuk… harika bir yemek sitesi olan “ô délices”te bulduğum İsveç tarifini uyarladım…

Bütün malzemeyi bir mutfak robotu yardımıyla ya da elde yoğurun.
(Eğer bir ekmek makinesi kullanıyorsanız, haznenin tabanına süt, tereyağ, bal, tuz, unu koyun. Üzerine rendelenmiş tost kaşar ve mayayı dökün. Hamur programını kullanın.)
1- 1,5 saat kabarmaya bırakın. Hamuru yayın ve şeritler halinde kesin. Burgu yaparak şeritleri kıvırın. Tepsiye koyun.
Şeritleri siz burmak yerine isterseniz çocuğunuzun istediği şekilleri yaratmasına izin verin. Ama yine siz yanından ayrılmayın, ve çok fazla hamuru ezmemesi gerekir, yoksa pişerken sertleşecektir.
Bir fırça yardımıyla, hazır şekillerin üzerine süt sürün. Ve üzerine susam veya haşhaş tohumu serpeleyin. FIrınınızın 200 dereceye ısınmasını beklerken, hazırladığınız şekilleri kabarmaya bırakın. 10-12 dakika pişirin.

30 kadar çubuk elde edeceksiniz ve sanırım tüketilmeleri de çok çabuk olacak. Ama isterseniz derin dondurucuda dondurabilir, gerektiğinde çıkarabilirsiniz. Fırında birkaç dakika ısıttığınızda çıtır çıtır olacaktır.

Ve tabii isterseniz bu fırsatla öğrendiği harf ve rakamları gözden geçirmesini de
sağlayabilirsiniz Bu bile mümkün!!!


Zayıflama İlaçları 4 “Spirulina Afrika’lı çocukları şişmanlatıyor, Amerika’lı obezleri zayıflatıyor”

Kilo sorunlarını diyetler ve kısıtlamalarla çözmeye kalkışanlarda kaçınılmaz duraklardan biri mucize besin ya da ilaç arayışıdır. Falanca arkadaş şu hapı kullanıp zayıflamıştır, veya şu besini artırıp zahmetsizce fazlalıklarını verivermiştir .. söylentiler kulaktan kulağa yayılır, siteden siteye atlar… sansasyon heveslisi medya kucak açar… bir bakmışsınız yeni “mucize” kısa sürede kendisine sağlam bir yer edinivermiş… böylesi bir ortamda, zaten “sürekli mucize beklentisine sokulmuş” diyetzedelerin, keselerine ellerini atmalarının gecikmemesi doğaldır. Daha siz fark etmeden, birçok diyetçi bunu “sağlıklı zayıflama” programlarına dahil etmiş, üretici ya da ithalci firmalar reklam zeminlerini çoktan devreye sokmuşlar… “bilimsel makaleler” yayımlanmış, uzmanlar görüşler bildirmişler… “balon” iyice bir şişirilmiştir.
Mucizenin cazibesine kapılmamak, diyetten diyete, o zayıflama ilacından bu incelme ürününe… verdiği kiloların “ne hikmetse” dönüp dönüp hem de artarak geri gelmesi karşısında aciz, ne yapacağını bilemez hale gelmiş diyet kurbanları için hiç de kolay değildir.
Gülenay‘ın “Zayıflama İlaçları” başlıklı yazıma bıraktığı yorumu okuyunca, aklımdan ilk geçenleri sizlerle paylaşmak istedim.

Sayin doktorum,
Bende bir blogcu olarak sizin blogunuzla az once tanistim…Simdi tum postalariniz satir satir okumaya basladim…Birde ne goreyim spirulina:(eywah benim hapim:(
Gectigimiz yaz dogum yaptim ardindan Amerika’ya gelirken yanimda bir kac kutu getirdim…kalan bes kiloyu vermek ne zormus.Hayatim boyunca hic boyle sorunum olmamisti.Takildim su bes kiloya ve gobek bolgesi yaglarina…
Eh ben simdi ne yapayim yani…spirulinalara ne olcak???
gulenay
gulenayinsofrasi

Gülenay’a sorusu ve ilgisi için teşekkür eder, güzel ve iştah açıcı sitesi için tebriklerimi iletirim.
Spirulina… bol vitamin ve mineral içeren, ama özellikle çok yüksek protein içerikli (yüzde 60-70 oranında) bir yosun. Ülkemizde de üretilmeye başlanmış ve tabii piyasada haplarını bulmak mümkün.
Yüksek protein içeriği ve kolay, çabuk üretilebilmesi dolayısıyla kıtlık çekilen ülkelerde beslenme eksikliği çeken çocuklara besin desteği olarak kullanılıyor.
(Türkiye Bilim Site’sinde veya vikipedi‘de Spirulina ile ilgili bilgi bulabilirsiniz).
Gelelim, konunun bizi ilgilendiren bölümüne:

“Zayıflama diyetlerinde kullanılabilir. Spirulina, vücudu beslerken aynı zamanda yemeklerden önce alındığı takdirde, tokluk hissi vererek zayıflamada etkili olur.”

İşte konunun bam teli. Tokluk hissi… zayıflamada etkili…
Yemeklerden önce alındığında, tokluk hissi yarattığı fark edilince, aslında beslenme eksikliği çeken çocukları besleyebilmek için yararlanılan bu yosun’un önünde yeni ufuklar açılmış.
Bir yandan hiper proteine (yüksek protein oranlı) bir gıda… (yazıyı çok fazla uzatmamak kaygısı ile protein diyetlerinden bir başka yazımda söz etmeyi planlıyorum… unutmazsak, spirulina’nın adını orada da anarız)…
Öte yandan “tokluk hissi sağlıyor”.
Sorularımız ve yanıtlarımız basit:

Ne olur, tokluk hissi sağlarsa?
Daha az yemeyi başarabiliriz.
Yani?
Böylece fazla kilolardan kurtuluruz.
Peki, bedeniniz ne der buna?
???
Kendi ayar mekanizmaları dışında, iradenin kullanılarak doğru yöntemle (örneğimizde bir zayıflama ürünü) zayıflamanın kendisine dayatılmasını gıkını çıkartmadan kabullenir mi acaba?
???
Bir süre için, her şey yolunda gitse, tokluk hissi sağlayan bir destek sayesinde fazla kiloların bir kısmı verilse… sonra ne olur? Diğer kullanıcılarda neler olmuş, verdikleri kiloları geri almamayı başarabilmişler mi?
???
Daha önceleri de, şu veya bu diyetle, şu veya bu ilaçla… “aç kalmadan… tokluk hissini artırarak…” sloganlarına kapılıp kolayca zayıflamış olanların başına sonra neler gelmiş?

Diyetler, kilolar, zayıflama konularında gerçeklere ulaşmak söz konusu olunca…
En güvenilir yöntemin gözlem yapmak ve sorular sormak olduğuna inanıyoruz… tüm yazılarımızda ve kitaplarımızda, kendi bilgi ve deneyimlerimizi koşulsuz ve eksiksiz aktarmaya çalışırken, bir yandan da satırlarımızla karşılaşanları kendi akıl süzgeçlerini kullanmaya teşvike çaba gösteriyoruz. Sizlerden gelen yorum, yanıt ve destekler bizi cesaretlendiriyor, doğru yolda olduğumuz kanısını güçlendiriyor.
Bunca, laf kalabalığından sonra, Gülenay… size naçizane önerim… elinizde kalan kutuları çöpe atın derim, bedeniniz hamilelikte alınan kiloları… kısıtlama yapmamak ve onun söylediklerine birazcık kulak vermek kaydıyla… kendiliğinden kaybetme yeteneğine sahip…
Not: Spirulina’nın zayıflama ile olan ilgisi konusunda yapılmış hiçbir ciddi bilimsel araştırmaya ulaşmak mümkün değil. Konuyla ilgili tüm güvenilir kaynaklar, bu noktanın özellikle altını çiziyor.