Acıbakla Acıçiğdem Adaçayı Gece Terlemeleri Adamotu Ahlat Akdiken



Şifalı Bitkilerle Zayıflama

Şişmanlık; alınan kalori miktarının,yakılan kaloriden daha fazla olması sonucu ortaya çıkan bir metabolizma bozukluğudur. Tıp dilinde “obesite” denilen şişmanlık:
* ihtiyaçtan fazla besin almak
* yeterince hareket etmemek
* tiroid veya diğer bezlerin çalışmasında görülen yetersizlikler,
* böbrek veya kalp hastalıkları
* ruhsal yapı
* soyaçekim”den, kaynaklanır.

Bilhassa,sırt,kol,bacakların üst kısımları,kalçalar ve karın bölgesinde aşırı derecede yağ birikir. Yüz ovalleşir; hareket etme kabiliyeti azalır. Dolaşım sisteminde de bozukluklar görülür.

İstatistiklere göre; şişmanların daha çabuk yaşlandıkları, şeker hastalığı, damar sertliği, kalp hastalıkları, karaciğer ve safrakesesi hastalıkları, tansiyon yüksekliği, akciğer hastalıkları, romatizmal hastalıklar ruhî veya sinirsel hastalıkların tehdidi altında bulundukları belirtilmektedir. Bu nedenle , şişmanlıktan kurtulmak için diyet ve beden hareketleri yapmak gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanabilir:

Reçete1:
Malzeme:limon,greyfurt,bal,su
Hazırlanışı:3 tane limon ile 2 tane greyfurt,kabukları soyulmadan inci ince kesilir. üzerine, 4 su bardağı su konulur.15 dakika kaynattıktan sonra 3 çorba kaşığı süzme bal ilave edilir.15 dakika daha kaynatıldıktan sonra porselen bir kaba süzülür.sabah akşam , birer su bardağı içilir.

Reçete2:
Malzeme:limon,şeker,su
Hazırlanışı:1 çay bardağı yeni sıkılmış limon suyuna 1 çorba kaşığı su ile 1 kahve kaşığı toz şeker konur.karıştırıldıktan sonra içilir.

Reçete3:
Malzeme:papatya,limon,su
Hazırlanışı:4 bardak kaynak suya,1 çorba kaşığı ufalanmış paptya ve kabukları soyulmadan doğranmış 1 limon konur.6 saat bekletildikten sonra süzülür.saat 10:00,15:00 ”de birer çay bardağı içilir.

Reçete4:
Malzeme:atkuyruğu(tilkikuyruğu,zemberekotu),su
Hazırlanışı:4 su bardağı kaynak suya 20 gram (1 çorba kaşığı) ufalanmış atkuyruğu konur. yarım saat bekletildikten sonra ince ve temiz bir tülbentten süzülür. saat 10:00,15:00 ve 21:00”de birer çay bardağı içilir.

Reçete5:
Malzeme:kiraz çöpü, su
Hazırlanışı:6 bardak suya 1 çay bardağı dolusu kiraz çöpü konur.12 saat bekletilir. sonra 15 dakika kaynatılır ve yarım saat bekletilir.süzüldükten sonra saat 10:00,15:00 ve 21:00”de birer çay bardağı içilir.

Reçete6:
Malzeme:biberiye(rosmarinus officinalis),su
Hazırlanışı:4 su bardağı saf sirkeye 1 avuç biberiye konur.10 gün bekletildikten sonra ince ve temiz bir tülbentten süzülür.sabah akşam birer çay bardağı içilir.

Reçete7:
Malzeme:kanavcıotu(adonis vernalis),su
Hazırlanışı:1 su bardağı sıcak suya 1 tatlı kaşığı ufalanmış kanavcıotu konur.20 dakika bekletildikten sonra süzülür. günde 3 kere birer çorba kaşığı içilir.

Reçete8:
Malzeme:kereviz,domates,havuç,su
Hazırlanışı:4 bardak suya 2 tane kerviz doğranır.15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. suyuna;1 su bardağı yeni sıkılmış domates suyu ile 1 su bardağı yeni sıkılmış havuç suyu konur.saat 10:00,15:00 ve 21:00”de birer çay bardağı içilir.

Reçete9:
Malzeme:mısır püskülü,su
Hazırlanışı:4 bardak suya 3 tutam mısır püskülü konur.15 dakik kaynatıldıktan sonra ince ve temiz bir tülbentten süzülür.günde 3 kere birer su bardağı içilir.

Reçete10:
Malzeme:ıspanak,mısırözü yağı,su
Hazırlanışı:1/2 kg ıspanak iyice temizlendikten sonra 4 bardak suya konup az haşlanır. süzüldükten sonra üzerine 3 çorba kaşığı mısırözü yağı konup yenir.

Reçete11:
Malzeme:marul tohumu,su
Hazırlanışı:4 bardak suya 1 tatlı kaşığı marul tohumu konur.5 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür.günde 2 kere birer kahve fincanı içilir.

Reçete12:
Malzeme:limonsuyu,bal
Uygulanışı:
1 hafta boyunca her gün;1 kahve fincanı limonsuyuna 1 kahve fincanı su ve 1 kahve kaşığı süzme bal katılıp içilir.
2. hafta,her gün; 1 çay bardağı limonsuyuna 1 çay bardağı su ile 1 kahve kaşığı süzme bal katılıp içilir.
3. hafta, her gün; 1su bardağı limonsuyuna 1su bardağı su ile 1 kahve kaşığı süzme bal katılıp içilir.
4. hafta, her gün; 1 çay bardağı limonsuyuna 1 çay bardağı su ile 1 kahve kaşığı süzme bal katılıp içilir.
5. hafta, her gün; 1,5 kahve fincanı limonsuyuna 1,5 kahve fincanı su ve 1 kahve kaşığı süzme bal katılıp içilir.
6. hafta, her gün; 1 kahve fincanı limonsuyuna 1 kahve fincanı su ve 1 kahve kaşığı süzme bal katılıp içilir.

Reçete13:
Malzeme:yoğurt, patates
Hazırlanışı:10 gün süreyle ,sadece yoğurt ve patates yenir.

Reçete14:
Malzeme:sarapna(smilax),su
Hazırlanışı:1 su bardağı sıcak suya 1 kahve kaşığı ufalanmış saparna konur.5 dakika bekletildikten sonra süzülüp içilir.

Reçete15:
Malzeme:aslandişi(karahindibâ),su
Hazırlanışı:4 bardak suya 4 çorba kaşığı ufalanmış aslandişi kökü konur.10 dakika kaynatıldıktan sonra temiz ve ince bir tülbentten süzülür. sabah akşam birer kahve fincanı içilir.

Reçete16:
Malzeme:enginar,akdiken(rhamnus),dulavratotu(arctium lappa),ayrıkotu(triticum repens),su
Hazırlanışı:4 bardak sıcak suya 1 avuç ufalanmış enginar yaprağı ,1 avuç akdiken çiçeği, 1 avuç dulavratotu yaprağı ve ufalanmış kökü,1 avuç ayrıkotu konur.ağzı kapatıldıktan sonra 1 saat bekletilir.
ayrı bir kapta ; 10 su bardağı su kaynatılır. daha önce hazırlanan karışım bu suyun içine süzülür.sonra temiz bir şişeye doldurulur.eritilmek istenen yerler, hergün bu suyla ovulur.

Reçete17:
Malzeme:deniz yosunu(moss)
Hazırlanışı:büyükçe bir kavanozu dolduracak kadar deniz yosunu toplanır.kavanozun ağzı kapalı olduğu halde 1 hafta bekletilir.hergün, bir parça alınıp, eritilmek istenen bölgelere sürülür.

Reçeteler uygulanırken dikkat edilmesi gereken hususlar:
* Reçetelerde verilen miktarları aşmayınız!
* Uygulamak üzere seçtiğiniz Reçeteyi 14 günden fazla kullanmayınız.
* Çabuk zayıflamak için aşırışığa kaçmayınız!
* Yavaş yavaş zayıflayınız!
* Her gün , hiç olmazsa yarım saat yürüyünüz!
* Bütün dertlerinizden sıyrılıp neşeli olmaya gayret ediniz!
* Yazın, fırsat buldukça yüzün; kışın kolayınıza gelen beden hareketlerini yapın!


FESLEĞENİN (REYHAN) FAYDALARI-ZARARLARI

Fesleğen genellikle ılıman bölgelerde yetişen ve mutfağımızda sıkça baharat olarak kullandığımzı bir bitkidir. Halk arsında çoğunlukla reyhan olarak bilinir. Fesleğenden çıkarılan yağ parfüm ve haşare lacı yapımında kullanılır. Fesleğen Estragol adı verilen bir madde içerir ve bu madde kanser tetikleyici bir maddedir. O yüzden fazla miktarda tüketilmesi zararlıdır. Çünkü fazla miktarda fesleğen tüketimi vücutta etken maddenin depolanmasına neden olabilir. Ama bunun dışında bazı faydaları da mevcuttur.
* Asabiyetten ileri gelen genel güçsüzlüğe, sindirim bozukluğuna, uykusuzluğa ve migrene karşı etkilidir.
* Özellikle sindirimi kolaylaştırıcı özelliği sayesinde hazımsızlık çekenlerin baş ilâcıdır. Aynı zamanda sinir hastalarına, iyi uyuyamayan çocuklara, baş dönmesi çeken yetişkinlere, bağırsak sorunlarından yakınanlara, öksürüğe, anjin ya da boğmacalılara verilir.
* Fesleğenin kaynatılmasıyla elde edilen su süzüldükten sonra, arı sokmasında enfekte olan yere sürülerek ağrıyı hafifletir.
* Ağızda oluşan yaralar ve pamukçuk ağız banyosu yoluyla tedavi edilir.
* Sütü gelmeyen ya da az gelen kadınların süt verimini çoğaltmak için de kullanılır.
* Farklı bir özelliği de sivrisinek ve tahtakurusu gibi haşaratları kokusu sayesinde kaçırmasıdır.
* Mutfakta tazesi veya kurusu kullanılır.
* Çorbalara, domates, patlıcan, kabak, mantar yemeklerine, salatalara, hamur işlerine katılır.

ZAYIFLAMAK İÇİN HANGİ YOL SEÇİLMELİ

Obezite, yani şişmanlık tedavisinin günümüzde doktorları, klinikleri, diyetisyenleri, zayıflama ilaçları, şok diyetleri, diyet yiyecek ve içecekleri, aletleri, edavatı…
ile milyar dolarlık dev bir sektör olmasına hiç de şaşırmamalı. Çünkü, dünyada hem çok fazla kilosu ve çok fazla parası olan milyonlarca insan var, hem de bu fazlalıklara göz dikmiş çok fazla akılları olan insanlar. Amaç, karında, göbekte, kalçalardakilerle beraber cüzdan ve ceplerdeki fazlalıkları uygun şekilde gidermektir. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, diyetleri Mynet okurları için yazdı.

EN İYİSİ ŞİŞMANLAMAMAK
Zayıflamanın türlü çeşitli yolları var. Hangisini seçelim diye soruyorsanız, en iyisi hiç şişmanlamamak derim. Esas önemli olan, her besinden yiyerek hayat boyu dengeli beslenmeyi bir alışkanlık haline getirebilmektir. Başka bir deyişle, yemek için değil, yaşamak için yemeyi öğrenmeliyiz. Çünkü, bir kere hem yerleşmiş yağ dokusunu kaybetmek çok zordur ve hem de kısa zamanda bin bir emekle, zahmetle verilen kilolar genellikle daha kısa zamanda üstelik de fazlasıyla geri alınır.

TERAZİLERLE DOST OLMALI
Kimse zorla zayıflatılamaz. Önce şişmanları, şişman olduklarına, bunun bir hastalık olduğuna ve zayıflamaları gerektiğine inandırmak gerekir. Zira, pek çok obez terazilerden hiç hoşlanmaz, fazla kilolu olduğunu da genellikle kabul etmez.

YEDİĞİMİ ÇOCUK YEMEZ
Şişmanların en büyük bahanelerinden biri de “Su içsem yarıyor” dur. Hiç de fazla yemedikleri halde kilo almaktan veya verememekten yakınanlar bütün yedikleri ve içtiklerini kaydederlerse, kabahatin suda olmadığını kolayca anlarlar. Bunlar, “abur-cuburları”yiyecek ve içecekten saymayanlardır.

PAZARTESİ DİYETLERİNDEN VAZGEÇMELİ
Birçok insan her pazartesi veya her aybaşı sabahı diyete başlar, ancak daha o akşam veya en geç ertesi gün de vazgeçer. Çünkü, insanlar çok kısa zamanda, yediklerinden fazla kısmadan ‘kolayca’ zayıflamayı isterler. Hatta, mümkün olsa da bir düğmeye basılıp fazla kilolar birden kaybolsa çok iyi olacaktır.

SİHİRLİ BİR DİYET YOK
Bir kere şuna emin olun ki, öyle birkaç haftada bilmem kaç kilo verdiren ‘şok diyetler’ yararsız olduğu gibi, sağlık için de çok risklidir. Belki bunlarla kısa sürede kilo verilebilir, ama diyet bırakılınca eski kilolar hemencecik fazlasıyla geri alınır. Bu tür diyetlerde kaybedilen yağ değil, kas dokusudur.
Aç kalarak ve kendi başına yapılan diyetlerle de zayıflamak genellikle imkânsızdır. Çektiğiniz eziyet yanınıza kâr kalır.

EN İYİ DİYET HANGİSİ
Şişmanlarda bu fazlalıklar olduğu sürece onlara göz diken yeni birileri mutlaka çıkacaktır. En iyi diyet, bir doktor ve diyetisyen tarafından kişiye özel olarak hazırlanan diyettir. Kilo vermekte hiç aceleci olunmamalıdır. İdeal bir diyette, vücudun ihtiyacı olan her tür besin olmalı, ancak miktarı ve kalorisi düşük tutulmalıdır. Esas önemli olan verilen kiloların bir daha geri alınmamasıdır. İnsanı aç ve hâlsiz bırakan rejimlere itibar edilmemelidir.

PAHALI DİYET ÜRÜNLERE KANMAMALI
Diyet veya ‘light’ adı altında satılan çikolatalar, reçeller, kekler, bisküviler… gerçekten çok pahalıdır. Bunların yerine kalorisi düşük olan alternatifler bulmak her zaman mümkündür. Bu pahalı ürünlerin tek faydası, cebinizde yiyeceğe verecek para bırakmamam yoluyla kilo vermenize katkıda bulunmasıdır. Diyetisyenlerin vizitelerinin de çok yüksek olmasının bir nedeni de budur zaten.

PARASI OLAN DA AÇ, OLMAYAN DA
Bu dünya bir tuhaf.
Gençken parası olmadığından… bulamadığından yiyemeyen insanlar, paraları pulları olduğunda ise, bu sefer de kilo almamak ya da fazla kilolarını verebilmek için aç bilaç gezmek zorunda kalıyorlar.
Sonuçta, parası olan da aç, cebi delik olan da.


AKUPUNKTUR VE SİGARA BIRAKMA

Akupunkturla Sigara Bırakma Tedavisi
Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir?
Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir?
Akupunktur ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir?
Sigarayı Neden Bırakalım?
Sigara neden zararlı?
Sigarayı bırakan bir insanın vücudunda ne gibi olumlu gelişmeler olur?
Sigara içen bir kişiyi bırakmaya iten nedenler nelerdir?
Sigarayı bırakma yolları nelerdir?
Sigarayı bırakmak isteyenlerin yaşadığı tipik kaygı ve sorunlar nelerdir?

Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir?
Yapmanız gereken tek şey sigarayı bırakmaya karar vermektir. Bu, insanın yaşamında alabileceği en önemli kararlardan biridir. Bu kararı verdikten sonra, akupunktur, size sigarayı bırakmanızda büyük kolaylık sağlayacaktır.

İnsanlarda serotonin ve endorfin adı verilen iki madde vardır. Bunlar beyinde bulunur ve rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygular ile ilgilidirler. Normalde insanlarda kahkaha atınca, mutlu bir haber alınca ya da çikolata veya güzel bir tatlı yiyince, bir yeriniz acıyınca serotonin ve endorfin düzeyi yükselir. Ancak sigara içenlerde serotonin - endorfin salgılama işini sigara üstlendiğinden vücut otonomisini kaybetmiştir. Hani keyiflenince de, dertlenince de sigara içilir ya, işte, açıklaması budur.

Sigarayı bırakanlarda ilk hafta beyin serotonin salgılama işini gerçekleştiremediğinden vücut oldukça zor anlar yaşar. Beyin ancak 72 saat sonra eski görevini yapmaya başlar.
Bu 72 saatlik süre içinde, hastanın yoksunluk belirtileri önlenirse, sigarayı bırakması çok kolaylaşır. Akupunktur ile tedavi, kişinin sigara içmemekten dolayı oluşabilecek şikayetleri ortadan kaldırır. Böylece sigara içmemeye karar vermiş olan kişi, bunu hiç zorlanmadan başarır; çünkü, akupunktur tedavisi beyni yeniden sigaraya gerek duymadan serotonin ve endorfin salgılaması için uyarır ve bundan sonra da beyin eski otonomisini kazanır.

Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir?
Üç gün üst üste 20 dk.lık 3 seans tedavi uygulanır. Toplam 1 saat süren bir tedavidir. Böylece 72 saatlik en zor geçen dönemde vücut kontrol altındadır. Daha sonra hastanın bağımlılık derecesiyle bağlantılı olarak ek seanslar yapılabilir, ama genellikle buna gerek kalmaz. Tedavi süresince tek bir sigara bile içilmemesi ve nikotin preparatları kullanılmaması gerekir. Aksi halde, başladığımız noktaya geri döneriz.

Akupunktur tedavisi ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir?
%90 - 95 gibi yüksek bir başarı oranı vardır.

Sigara neden zararlı?
Tütün kullanımı yaklaşık 200 yıl öncesine kadar gidiyor. İlk zamanlarda tütünün sağlığa iyi geldiği düşünülüyordu. Sigaranın zararları 1950’li yıllara kadar çok fazla bilinmiyordu. Ancak, daha sonraki yıllarda yapılan araştırmalar, sigaranın insan sağlığına gerçekten zararlı olduğunu ortaya çıkardı. Sigara dumanında sağlık açısından zararlı yüzlerce (bu sayı abartılmamıştır) madde bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse, bunların en çok bilinenlerinden birkaç tanesi ; amonyak, terebentin, kadmiyum, insektisitler, naftalin, aseton, arsenik, formal, hidrojen siyanür, radon, polenyum, deterjanlar…
Bunların bir çoğu kanserojendir. Ayrıca tütün ve sigaranın sarıldığı kağıdın yanmasından dolayı açığa çıkan maddeler ve katran da yine konserojen maddeler arasındadır.
Kalıp - Damar sağlığı açısından özellikle tehlikeli olan maddeler ise nikotin ve karbonmonoksittir. Nikotin kalp artışlarını hızlandırır, tansiyonu yükseltir, kan pıhtılaşmasını arttırır. Yani kalbin yükünü ve oksijen ihtiyacını arttırır. Bütün yanma olaylarında açığa çıkan zehirli bir gaz olan karbonmonoksit ise, kandaki oksijen ile birleşerek kanda bulunan oksijen miktarını düşürür. Sonuç olarak nikotin nedeniyle oksijene gereksinimi artmış olan kalp, kanda yeterli oksijeni bulamaz ve işi çok daha zorlaşır.

Sigara kullanımı ile doğrudan ilişkisi olduğu kanıtlanmış hastalıkları şöyle sıralıyalım: Ağız kanserleri, sindirim sistemi kanserleri, solunum sistemi kanserleri, akciğer hastalıkları, kalp ve damar hastalıkları, ülser, mesane kanseri.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünyada 1 milyar 100 milyon insan sigara içiyor. Erkekleri %47si, kadınların %12’si sigara tiryakisi. Ayrıca, son yıllarda sigara içen kadınların sayısında nispeten daha fazla bir artış olduğu gözlemlenmektedir. Bu da dünyaya yeni gelecek nesillerin sağlığını direkt olarak etkileyecektir. Son rakamlara göre, dünyada yılda 3 milyon kişi sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle ölmektedir.
Şimdi hemen yeri gelmişken önemli bir konuya değinmek gerekiyor. Örneğin; akciğer kanserinin sigaraya bağlı olarak meydana geldiği heryerde söyleniyor. Fakat siz daha geçen ay akciğer kanserinden ölen bir tanıdığınızın hiç sigara içmediğini biliyorsunuz ve uzmanların biraz fazla abarttığını düşünüyorsunuz. Bunun açıklaması şöyle: Akciğer kanserinin 4 türü vardır; hatta bunların da alt grupları vardır. Bunların içinde sigara kullanımı ile doğrudan ilgili olanlar (%60) zaten en sık görülen kanser türleridir. Sigara ile ilgisi olmayan ise, çok daha az oranda görülen bir kanser türüdür.

İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre günde 20 sigara’dan fazla içenlerin %40’ı, daha emeklilik yaşına gelmeden ölmektedir. Oysa sigara içmeyenlerde bu oran %15’dir.

Bir de pasif içici kavramı var. Sigarayı içen kişi, eğer filtreli sigara içiyorsa, bu filtre bir miktar zararlı maddenin geçişini engelleyebilir. Halbuki sigaranın ucundan havaya karışan duman hiçbir süzgeçten geçmediği için daha tehlikelidir. Yani uzun süre bu dumana maruz kalan ve pasif içici denilen kişiler de tehlike altındadır. Ayrıca unutmamak gerekir ki, sigarayı içen kişi de havaya yayılan bu dumanı yine solumaktadır. Sigara içilen evlerdeki küçük çocuklarımız bronşit ve zatürre gibi solunum yolu hastalıklarına daha sık yakalanırlar. Pasif içici olduklarından akciğer kanseri açısından risk grubundadırlar ve ileride sigara içmeye daha çok eğimli olurlar.
Özellikle gelişmiş ülkelerde kamuoyuna yansıyan bu sonuçlar ve alınan tedbirler sonucunda sigara kullanımı %50 ye varan oranlarda azaltılmıştır. ABD, İngiltere, Kanada bu konuda başarılı ülkeler arasındadır.

Öte yandan, aynı zamanda sigara üreticisi olan bu ülkeler, gelişmekte olan ülkelerde edindikleri pazarlarını büyütme çabası içindedirler.

Sigarayı bırakan bir insanın vücudunda ne gibi olumlu gelişmeler olur?
20 dk sonra tansiyon ve nabız normale döner.
8 saat sonra vücut kendini yenilemeye başlar. Kan oksijeni normal düzeye çıkar.
24 saat sonra kalp krizi riski azalmaya başlar. 1 yıl sonra yarıya düşer.
48 saat sonra duyu organları iyi çalışmaya başlar. Tat ve koku duyusu düzelir. Cilt kendini yeniler.
72 saat sonra Akciğer kapasitesi artar, solunum rahatlar.
2 hafta sonra efor kapasitesi artar (Yürüme, merdiven çıkma…).
1-9 ay içinde akciğer hücreleri yenilenir. Akciğer hastalıkları (zatürre gibi) riski azaltır. Öksürük, nefes darlığı düzelir.
5 yıl sonra ağız, boğaz, yemek borusu kanserleri riski %50 azalır.
Pankreas, mesane, rahim kanseri riski azalır.
Sindirim sistemi ülseri riski azalır.
Sigara gebelikten önce ya da gebeliğin ilk 3 ayında bırakılırsa erken doğum riski ve düşük doğum kilolu bebek doğurma riski, içmeyenlerdeki düzeye iner.
Koroner kalp hastalığı riski sigaranın bırakılmasından 15 yıl sonra sigara içmeyenlerin düzeyine iner.
Aynı evde yaşayan küçük cocukla
r ve bebeklerin, solunum yolu hastalıklarına yakalanma riski azalır.

Sigara içen bir kişiyi bırakmaya iten nedenler nelerdir?
Sigaraya bağlı bir hastalığın ortaya çıkması.
Fiyatın pahalı gelmesi.
Sigaranın zararları hakkındaki yayınlar.
Çevresi tarafından bırakmaya yönelik teşvik, kınama.
Kapalı yerlerde sigara içiminin yasaklanması.

Gelişmiş ülkelerde sigaranın zararları hakkındaki yazılar, sigaranın fiyatı, kınama ve yasaklamalar etkili olmaktadır; ancak, bizim insanımızı bir hastalığın ortaya çıkması daha çok etkilemektedir. Örneğin, kalp krizi geçirmiş veya by-pass ameliyatı olmuş hastaların sigarayı bırakma oranları yüksektir ve başarılıdır.

Sigarayı bırakma yolları nelerdir?
Akupunktur,
Grup Terapisi,
Hipnoz,
Kişisel çaba ile bırakma,
Farmokolojik tedavi.

Sigarayı bırakmak isteyenlerin yaşadıkları tipik kaygı ve sorunlar nelerdir?
Sigarayı azaltmak mı, tamamen bırakmak mı? Yoksunluk belirtilerinin daha uzun sürmesine neden olur. Çoğunlukla başarısızlıkla sonuçlanır. Sigara miktarı yine arttırılır.
Ara ara sigara içmek: Vücuda tekrar nikotin etkisini hatırlatır. Zamanla düzenli olarak içmeye dönüşür. Halbuki sigara içilmemesine alışmak daha kolaydır.
Çevre baskısı: Sigarayı bırakanların çoğu çevresi tarafından adeta tekrar içmeye zorlanır. Bu, sigara içenlerin bir kişiyi daha kaybetmelerinden kaynaklanan ilginç bir psikolojik durumdur. Ancak kısa bir zaman içinde arkadaşlarınız da sigara içmediğinizi kabullenip sizi rahat bırakacaklardır.
Katran ve nikotin düzeyi düşük (light) sigara içmek: Bu durumda genellikle günlük sigara adedi arttırılarak eski nikotin düzeyi tutturulmaya çalışılır. Zaten “tehlikesiz sigara” yoktur.
Sorumluluğu başkasına yıkmak: Çoğu kişi sevdiği birisi onu desteklemezse sigarayy bırakmaktan kaçar. Hatta deneyip de başarısız olursa başkasını suçlar. Oysa sigarayı bırakmak öncelikle kişisel bir sorundur, mutlaka kendinize güvenmeyi başarmalısınız.
Şişmanlama korkusu: Gerçekte sigarayı bırakanların sadece 1/3’ü kilo alır ve bu fark gerçekte 3-4 kg. kadardır. Bundan daha fazla alınan kilolar kendine güvensizlikten kaynaklanan, sigarayı elde ve ağızda tutmak alışkanlığının yerini alan, abur cubur atıştırma alışkanlığıdır. Oysa, gerçekte sigarayı bırakmaktan dolayı ilk günlerde açılan iştah, kısa bir süre sonra normale döner.
Yoksunluk belirtileri: Şiddetli nikotin arayışı, gerginlik, kızgınlık, huzursuzluk, sinirlilik, uyku kalitesinin bozulması, iştah artışı ve benzeri belirtiler olabilir. Bu belirtiler geçicidir ve vücudun kendini onardığını gösterir. Örneğin, öksürük ve balgam artışı, solunum yollarındaki titrek tüylerin zehirli maddeleri atmak için görevlerini yerine getirmeye başlamasından kaynaklanır. Yoksunluk belirtileri sigara bırakanların 2/3’ünde görülür. Belirtiler, ilk 72 saat içinde şiddetlidir. 7-10 gün içinde azalarak ortadan kalkar.


Açlığa DayanabilmeK

Özelikle diyete başladığınız zaman, tatlı gıdalara karşı duyulan özlemi bilirsiniz, insanda olağanüstü bir istek uyandırır. Bu isteği bastırmak için size beş öneride bulunacağım:

· Açlık hissini duyar duymaz hemen bir şeyler atıştırmaya kalkmayın ve on dakika bekleyiniz. Belki bu süre içinde ortaya çıkan o açlık arzusunun önüne geçmiş veya açlık durumunuz herhangi bir gıda almadan da azalmış olacaktır.

· Bu durumda hemen bir bardak su içiniz. Mideniz dolduğunda doyma refleksi sayesinde açlık hissinizi kandırmış olacaksınız. Mide dolduğu için açlığı daha iyi tolere edebilirsiniz.

· Yanınızda limon varsa bir dilim kesip suyunu içiniz.İçilen bir dilim limon suyu açlık hissini azaltacaktır.

· Büyük öğünler yerine daha sık aralıklarla az gıda yiyiniz. Doyma dorumu beyinde kontrol edilen bir merkez sayesinde yapılmaktadır. Ara öğünleri zevk alarak bekleyiniz.

· Açlık hissinden uzak durmanın diğer bir şekli ise hareket halinde olmaktır. Sadece kalorinin sınırlanması ile olan bir diyet uzun vadede başarılı olamaz. Onun için kalorinin sınırlanmasının yanı sıra aynı zamanda egzersiz yapmak ve hareket halinde olmak bir o kadar önemlidir.

Hareketlilik paralelinde verilen kilolar kalıcı olarak verilmiş olan kilolardır


GLİSEMİK İNDEKSE GÖRE DİYET

Bu aralar havaların sıcak olmasındanmıdır nedir herhalde bahar dolayısyla da yaz yaklaştı diye tvde hangi kanalı açsam bir diyetisyen konuşuyor:”Böyle yaparsanız kilo verirsiniz.Bunları bunları yemeniz lazım”.Eh bende onlardan geri kalmayayım dedim ve deryalı günler’de çıkan diyetisyenin (adamın adını unuttum:-() verdiği GLİSEMİK İNDEKSe dayalı diyeti sizlere buraya yazayım dedim.Uygulanması oldukça kolaya benziyor(tabii henüz denemedim)Her gün nohut yiyeceksiniz diye de bir kural yok benzer şeyleri verilen miktarda yiyebilirsiniz.en kısa zamanda sıkı bir diyete başlamam lazım(Bu lafı çok duyduk dediğinizi duyar gibi oluyorum)Bu yüzden yıllık olağan diyet araştırmalarıma başlamış bulunuyorum.Hepimize hayırlı uğurlu olsun.Her türlü yardımınız takdir edilir.Sağlıkla kalın:-)
GLİSEMİK İNDEKSE GÖRE DİYET
Kahvaltı:
1 adet haşlanmış veya pişirilmiş yumurta
1 su bardağı az yağlı süt
1 dilim az yağlı peynir
tatlı kırmızı biber kabuklu domates ve salatalık
1-2 dilim kepek ekmeği
Öğle:
1 kase az yağlı yoğurt ile hazılanmış cacık veya sade yoğurt
peynir veya ızgara tavuk etiyle hazırlanmış bol salata
1 avuç içi kadar ceviz
İkindi:
1 orta boy yeşil elma veya bir orta boy armut
Akşam
1 tabak etli nohut
3 yemek kaşığı bulgur pilavı
1 ince dilim ekmek
salata(az yağ eklenmiş)
yatarken:
1 su bardağı az yağlı süt

(NOT:Daha önce glisemik indeksle ilgili bir yazı yazmıştım.İlgilenenler için linki:Zayıflamanın yeni formülü: GI Diyeti


BALIĞIN FAYDALARI

Balığın faydaları saymakla bitmiyor
Kış aylarının vazgeçilmez besinlerinden olan balık etinin, insan sağlığı açısından birçok faydası var
Balığın kılçığında bulunan yüksek orandaki kalsiyum ve fosfor
*Kemiklerin sağlığı ve dayanıklılığı bakımından önemli. Bu özelliği nedeniyle kemik erimesi sorununu yaşayan ve menopoz dönemindeki kadınların balık etini fazla tüketmesi gerekiyor.
*Balığın kılçığında bulunan yüksek orandaki kalsiyum ve fosfor kemiklerin sağlığı ve dayanıklılığı bakımından önemli.
*Balık eti, kırmızı ete oranla daha az yağlıdır ve bazı özel yağ asitleri içerir. EPA ve DHA adı verilen bu özel asitler, et, süt, peynir gibi diğer hayvansal besinlerde yoktur. Bu yağ asitleri kan pıhtı oluşumunu engelleyerek, atardamarın tıkanmasını önler, böylece
*Kalp krizi ve felç riskini azaltır, tansiyonu düşürür. Bu nedenle şeker hastalarının, kalp hastalığı ve felç riskinden daha çok etkilendikleri için diğer insanlara göre daha fazla balık yemelidirler.” *Balıkların diğer hayvanlara göre genel olarak daha az yağlı olduklarını, bu nedenle kilonun sağlıklı düzeyde tutulabilmesine yardımcı olur balık etinin bu özelliğinden dolayı zayıflama diyetlerinin vazgeçilmez besinidir.
* Kılçığı bile faydalı Balığın protein içeriğinin ete eşdeğer olduğunu, fasulyede bulunan proteinlere göre de aminoasitlerin fazla olması nedeniyle daha çok sindirilir ve vücutta daha çok kullanılabilir
* Sardalya ve somon gibi konser ve balıklar ve yumuşak kılçıklarıyla beraber yenilebilecek küçük balıklar, bu nedenle süt ürünleri yanında beslenmemizde daha fazla kalsiyum almanın en iyi yoludur.”
*Türkiye’nin bazı bölgelerinde iyot eksikliği nedeniyle guatr ve zeka geriliği gibi ciddi sağlık sorunlarının yoğun olarak görüldüğünü hatırlatan İnanç, balığın iyot bakımından da zengin bir besin olduğunu vurguladı.
* Vücudun kış aylarında daha fazla ihtiyaç duyduğu A, B1, B2 ve D vitaminlerinin balık tüketimi ile karşılanabileceğini bildiren İnanç, kızartma işlemi sırasında yağlarda oluşan bazı maddelerin kanser yapıcı özellikte olabildiğini, bu nedenle balığın ızgara veya buğulama şeklinde haftada en az iki kez tüketilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
KAYNAK:ekolay.net

Kalori harcaminin sirlari

“Az yiyiyorum ama kilo veremiyorum” diyorsaniz iste size kalori yakmanin püf noktalari.

Organizma, alinan veya verilen kilolara kolayca uyum saglayip onu korumaya programlidir. Böylece siz diyet yapmaya basladiginizda organizmaniz eski kilonuzu korumak için kiyasiya bir mücadeleye girer. Birdenbire çok düsük kalorili bir beslenme aliskanligi edinirseniz, organizma inatla karsi çikarak bazal metabolizmayi uyarir. Yavas çalismaya baslayan metabolizma kilo verme sürecini yavaslatir. Bu nedenle saglikli kilo vermek istiyorsaniz, günlük kalori miktarini birdenbire degil, yavas yavas azaltin.

KASLARINIZI ÇALISTIRIN

Istatistiklere göre kasli kisilerin metabolizmasi daha hizli çalisiyor.
Bu nedenle kaslarinizi güçlendirecek sporlar yapin. Çünkü fiziki aktivitenin iki avantaji var: Biri kalorileri yakmasi, digeri kas kütlesini genisleterek yag kütlesinin azalmasini saglamasi.

PROTEINI IHMAL ETMEYIN

Et, balik, peynir, baklagil, yumurta, süt, peynir ve yogurt degerli birer protein kaynagidir. Aminoasit içeren bu besinler organizma için kaslari insa etmeye yarayan birer kiremit tasi gibidirler. Organizma bu aminoasitleri özümsemek için bol enerjiye, özellikle de karbonhidrat ya da yaglardan alinan enerjiye gereksinim duyar. Yani, proteinli besinler daha çok kalori yakilmasina neden olur. Ancak asiriya kaçmamaya özen göstermekte yarar var.

Asiri protein almak organizmayi, en çok da böbrekleri yorar. Dengeli bir diyette günlük kalori miktarinin yüzde 15-20’si kadar protein alinmalidir.

BOL BOL UYUYUN

Yorgun oldugunuz zaman metabolizma dahil tüm fiziksel islemlerde otomatik olarak bir yavaslama söz konusu olur. Iyi bir uyku organizmayi dinlendirir. Bunun için ön hazirlik yapmaniz sart. Hafif bir aksam yemegi yiyin. Hafif yemek hem iyi uyumanizi, hem de kilo almamanizi saglar. Aksam saatlerinde yavaslayan metabolizma, alinan kalorileri geregince yakamaz ve vücudun belli bölgelerinde biriktirir.

ÖGÜN ATLAMAYIN

Hele kahvaltiyi kesinlikle atlamayin. Günün bu ilk ögünü, sadece gün içinde enerjik olmanizi saglamakla kalmaz, gece boyunca uyuyan metabolizmayi da uyandirir. Eger kahvalti yapmazsaniz metabolizma uyanmadigi için kalori yakmayacaktir. Üstelik ögle ögününde çok acikmis olacaginizdan asiri besin almaniz içten bile degil. Organizmanin dogal ritmi için günde 3 ana ve 2 ara ögün yemelisiniz. Bu sistemle kaloriler birikmez aksine yakilir.

MEYVE VE SEBZE YIYIN

Aciktiginiz zaman atistirma tuzagina yakalanmamak için buzdolabinizda daima taze meyve ve sebze bulundurun. Maydanoz, havuç, salatalik ve domates gibi besinleri
yikayip dograyin. Üzerine limon suyu gezdirip ayri ayri cam kavanozlara
alin ve buzdolabinda saklayin.

30 DAKIKA SPOR YAPARAK NE KADAR KALORI HARCAYABILIRSINIZ?

Bisiklet
Hizli pedal çevirerek yarim saatte 260 kalori yakabilirsiniz. Ancak yavas giderseniz harcayacaginiz kalori miktari 90′a kadar inebilir.

Yüzme
Serbest yüzme ile 300 kalori harcarsiniz. Kelebek stili ile 450 kalori, sirtüstü 240 ve kurbagalamada 200 kalori harcarsiniz. Ideal olan yarim saatte tüm yüzme stillerini denemek.

Hafif kosu
Açik havada yarim saatlik bir kosu 300 kalorilik bir harcama demektir. Eger kosmayi sevmiyorsaniz, hizli yürümekle de bu kaloriyi harcayabilirsiniz.

Tenis
Yarim saatlik tenis ile 250 kalori harcayabilirsiniz. Ancak dikkat; çiftli tenis maçi yaparsaniz daha az yorulacaginizdan 50 kalori daha az harcamis olursunuz.

EV ISI YAPARAK NE KADAR KALORI HARCAYABILIRSINIZ?

Bulasik yikamak 35 kal.
Örgü örmek 40 kal.
Cam silmek 50 kal.
Ütü yapmak 60 kal.
Yemek pisirmek 60 kal.
Elektrikli süpürge ile süpürmek 100-150 kal.
Merdiven çikmak 200 kal.


“Kilo Vermeyi Başardım” Diyebilmek İçin 5 Yıl Bekleyin

Uzun süre diyet yaptınız ve istediğiniz kiloya ulaştınız. Artık giydikleriniz size daha çok yakışıyor ve özgüveninizi yeniden kazandınız. Eskisi gibi canım ne çekiyorsa yiyebilir, aç kaldığım günlerin acısını çıkarabilirim” diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz!…
Son yıllarda beslenme ve diyet üzerine yapılan araştırmalar ortaya koyuyor ki, kilo verdikten sonraki ilk 5 yıl çok önemli. Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Seçil Kenar, “Sağlıklı ve kilo verme” hakkında bilgiler verdi.

Verilen Kilolar 5 Yıl İçinde Geri Alınıyor

Kilo vermek isteyen kişiler kaç kilo olacakları, ne kadar sürede verecekleri gibi konularla ilgilenirler ve hep bu son bir daha kilo asla almam, yeter ki istediğim kiloya ineyim şeklinde söylemlerde bulunurlar. İstedikleri kiloya ulaştıklarında ise tamam işte bitti, başardım diyerek eski yeme alışkanlıklarına yavaş yavaş geri dönerler. Bu konuda uzun süreli çalışmalar gösteriyor ki maalesef olması gereken ağırlığa ulaşan, kilo veren birçok kişi 5 yıl içerisinde kaybettiği tüm kiloları geri alıyor.

Kilo Verdikten Sonra Koruma Programları Uygulayın

Diyet sona erdiğinde uzun bir süre kendini kısıtlanmış hisseden kişi sevdiği besinleri tüketmeye başlıyor, nasılsa bir iki gün sonra tekrar dikkat etmeye başlayacağım diyerek sevdiği besinleri tüketimini arttırıyor fakat diyetten sıkılmış ve yorulmuş olmanın getirdiği olumsuzluklarla beraber bu 2-3 gün hiç bitmiyor ve ağırlık artışları başlıyor. Koruma programı, zayıflama programlarından daha önemlidir. İlk 6 ay kaybedilen ağırlığın korunması ve yemek düzeninin sağlanması açısından önemlidir. Daha sonra ki 5 yıl bitiminde birey artık ben kilo verdim demeye hak kazanır. Peki nedir koruma programı? Unutulmamalıdır ki diyetisyen ile takip edilen zayıflama programlarında kendi yeme sisteminizi fark etmeden geliştirmiş olursunuz.

Diyeti Hayatınızda Bir Kez Yapın, Tam Yapın

Koruma programında diyetisyen ile beraber günlük tüketilmesi gereken süt, protein, ekmek grubu, meyve, yağ gibi besin gruplarının porsiyon miktarları ve bu gruplar içerisinde yer alan besinlerin neler olduğu (örneğin kestane, patates, pirinç bir ekmek grubu üyeleridir şeklinde) belirlenir. Bu besinleri gün içine nasıl yayılacağını, hangi besinin hangi besinle yenileceğini, sizin sevdiğiniz besinleri tükettiğinizde örneğin pizza gibi o durumda neyi azaltacağınızın pratikleri yapılarak bundan sonra sizin kendi diyetinizi kendinizin nasıl ayarlayacağı konuşulmalıdır. 2 gün çok yerim diğer günler aç gezerim şeklinde yaklaşımlar yanlıştır ya da nasıl olsa artık bitti istediğimi yerim şeklinde düşünceler hatalıdır. Tekrar kilo alıp yeniden zayıflamak tekrar kilo almak gibi durumlar bireyde bir kısır döngünün oluşmasına neden olur. Kişinin psikolojisini olumsuz etkiler ve ben nasılsa başaramıyorum kilo versem de tekrar alacağım nasıl olsa şeklinde düşüncelere iterek kişide bıkkınlık ve mutsuzluk yaratır. Unutulmamalıdır ki diyet yaparken bir öğünde aldığınız besinlerin koruma programında sadece miktarları artacaktır. Diyeti hayatınızda 1 kez yapın, tam yapın, başardım cümlesini erken söylemeyin.

Öneriler:

· Kilo koruma programlarına devam edin.
· Bir günden bir şey olmaz diye düşünmeyin, disiplininizi bozmayın.
· Önemli olan kilo vermek değil, verilen kiloları korumaktır düşüncenizi aklınızdan çıkarmayın.
· Zayıflama programı bitiminde tatile çıkmayın.
· Tükettiğiniz yöresel yemekleri, özel tariflerinizi, sevdiğiniz besinleri diyetisyeninize söyleyiniz ve yiyebileceğiniz miktarları diyetisyeninize sorunuz.
· Diyetin sonuna doğru metabolizma hızınızın yavaşladığını özellikle ilk 3 ay içerisinde daha kolay kilo alabileceğinizi unutmayın.
· Sayısını veya süresini azaltsanız da, egzersizi asla kesmeyin.
· Adaptasyonda zorlanıyorsanız psikologtan yardım isteyiniz.
· Hoşunuza giden yeni hobiler edinin. Resim, boyama, dil kursu tarzı yeni bir kursa yazılabilirsiniz.
· Ağırlık artışının olmadığı her ay için kendinize sevdiğiniz bir hediye alın, başarınızı kutlayın.

Koruma Diyeti Örnek Mönü

Sabah
1-2 dilim peynir
5-6 adet zeytin veya 2 adet ceviz
Yeşillik
2 dilim kepek ekmek veya ½ simit

Ara
Meyve

Öğle
1 kase çorba
1 tabak sebze yemeği
1 kase yoğurt
Bol salata
1-2 dilim kepek ekmek veya 4-5 kaşık pilav/makarna veya 1 dilim börek

Ara
Meyve+3-4 kepekli bisküvi

Akşam
1 porsiyon et yemeği(köfte/tavuk/balık v.b)
Salata
1 dilim kepek ekmek

Gece
2 top dondurma
1 porsiyon meyve