die-or-diet

Bugün kendi hayatımı ele almanın vakti…
Artık insanların bana karşı yalancı bakışları ve sözlerine son vermemin vakti geldi.
Daha bir sene önce 51 kiloydum ki olmam gereken kilo 49.
Şimdi ise 65 kiloyum ve beni uzun süredir görmeyen insanların tepkileri beni sinir krizi eşiğine getirdi. Durmadan kilo almaya devam ediyorum… Ve artık dayanamıyorum. Eski resimlerime bakmaya, aynaya bakmaya, insanların yüzlerine bakmaya…
Harika bir vücudu olan insanlar doğuştan mı şanslıdır, yoksa herkes bunu başarabilir mi? Boy çok mu önemli? Bakınız Kylie Minogue ki kendisi 152 cm’lik bir afettir. 
Deneyeceğim.
Bugün, bu saate kadar sadece bir nescafe ve bol su içtim.
Her gün ne yiyip, içtiğimi yazacağım buraya. Tabii gireceğim krizleri(eminim sıkça olacak) ve herşeyi…
Mesela bugün için aklıma gelen bazı standartlar ki ileride kıyaslama için yazmam iyi olacak;
1. Kot pantolonlarımın içine giremiyorum.
2. İç çamaşırlarım bile rahatsız ediyor.
3. Göğüslerim kocaman oldu umarım zayıflayabildiğim gün sarkmış olmazlar.
4. Çatlaklarım son haddine gelmiştir zannediyorum zayıflayınca sorun olacaklar.
5. Nişan yüzüğüm parmağımı kangren yapacak.
6. Sadece eşofman giyebildiğim için dolabım sporcu dolabı gibi oldu.
7. Aseksüel oldum.
8. Canım hiçbirşey yapmak istemiyor.
9. Makyaj yapmayalı, saçıma başıma bakmayalı öyle uzun zaman oldu ki hatırlamıyorum bile…
…ve bu liste uzayıp gidecek.
Son olarak başlangıç bilgilerini yazmakta yarar var…
Boy: 160 cm.
Ağırlık: 65 kg.
HAYIRSIZIN DÖNÜŞÜ
Evet bir hayırsız daha bugün aranıza dönüyor.Biliyorum suçluyum bloğumu ve sizleri ihmal ettim.Ama suçum neyse razıyım beni affedin ve yorumlarınız esirgemeyin lütfen.Aslında yazamamamın nedenleri var.Mesela evde tadilat vardı ve ustalar bilgisayar kablolarını da kopardılar.Bende bloğumla ve sizlerle bağlarımı koparmak zorunda kaldım.Sonra kzım zatüree oldu ve hergün onu iğneye götürüp özel olarak ilgilenmek zorundaydım.Ayrıca bir kaç kere diyete başlayıp 3. günü bozdum ve eskişsinden de daha çok yedim.Bu yüzden kendimi suçlu hissettim ve bir süre yazmama cezası verdim kendi kendime.Bu kadar mazeret yetmez diyorsanız yenilerini de bulmaya hazırım.Aslında bu blog adından dolayı bir diyet bloğu olduğu için diyet yapmadıkça yazmamın da anlamı yok diye düşündüm.Ama müsadenizle buraya ben arada hayatımdan da kesitler koymak istiyorum.Bütün hayatım diyet değil ki.Üstelik bu benim ilk bloğum ve dolayısıyla da en çok sevdiğim bloğum.Bu yüzden hayatımla ilgili şeyleri en çok bu bloğa yazmayı istemem doğal sanırım.
Bu arada bu bloglarım sayesinde yıllardır görüşemediğim ve Amerika’ya gittiği için izini kaybettiğim en sevdiğim üniversite arkadaşlarımdan biri olan (diğeri Gamze ) Aybike’ciğimin de izini buldum.Google’da benim adımla arattırınca Hürriyet’te “diyet kardeşleri” adı altında çıkıp medyatik olduğumuz(?) yazıma ulaşmış ve oradan da benim bloglarıma ulaşmış.Chatboxa mesaj bırakınca ben de ona mail attım ve artık sık sık mailleşiyoruz.Hatta telefonda bile görüştük.Artık onunda bir bloğu var üstelik.Yemek yapmayı çok sevdiği için bir mutfak bloğu açmış merak ederseniz işte adresi:AYBIKE’NIN MUTFAGINDAN.Girip gezmenizi tavsiye ederim.
Bu arada geçen haftalarda blogları gezerken çok üzücü bir haberle karşılaştım.Çok sevdiğim blog arkadaşlarımdan Dali‘nin babası vefat etmiş.Duyunca inanamadım ve hemen kendisine ulaştım.Hüseyin amca için dualarınızı eksik etmeyin.Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun inşallah.
Bu günlük bu kadar yeter sanırım bu üzücü haberden sonra yazacak daha fazla birşey bulamıyorum.Kendinize iyi bakın. 
BU HAFTANIN ÖZETİ!!
Birkaç gündür evde tadilat vardı.(Cumartesinden beri).bu yüzden bloğa post yazmaya pek vaktim olmadı.Bir de üstüne üstlük Kıbrıs’tan moralimi bozan bir haber alınca canım pek yazmak istemedi.Oğlum engelli, konuşamıyor ve Kıbrıs’ta özel bir okula gidiyor.Tabii annemlerin yanında yaşıyor.Cumartesi annemler markete girmişler ve onu gelmek istemediği için arabada bırakmışlar ama arabayı da kilitlemeyi ihmal etmemişler.Yaklaşık 10 dakika sonra döndükleri zaman arabanın kapısının açık oğlumun da arabada olmadığını görmüşler.Tabii deliye dönmüş ve adını çağırarak koşa koşa mahallede onu aramışlar.Yaklaşık yarım saat sonra umutlarını kesip polisi aramışlar ve oğlumu tarif edince de onun orada olduğunu öğrenmişler.Konuşamadığı için de birinin gelip onu aramasını bekliyorlarmış.Yolda iki delikanlının onu bulduğunu ve oraya getirip bıraktığını söylemişler.Annem tansiyon hastası bir de koşup onu aramış ve bulamayınca da fenalaşmış.Bana nasıl söyleyeceklerini düşünüyorlarmış.Allahtan ki bulundu.ama ya bulunmasaydı ya başına birşey gelseydi diye düşünmekten kendimi alamadım.Ve tabii moralim sıfırın da altına düştü.Bir de annem rahatsızlanınca iyice üzüldüm.Eh evde bir de ustalar var yani post yazmaya pek de mecalim yoktu.Neyse şimdi annem yavaş yavaş düzeliyor tabii ben de.Geç de olsa yazıp bunları sizinle paylaşmak istedim.
Bu arada moralim bozuk olduğu için başım sürekli ağrıyıp midem bulandı(tansiyonum fırlamış olabilir ama ölçtürmedim) ve diyete hiç uyamadım.Ama az yemeye gayret ettim.Kilo almamaışım ama sadece 100 gr.verebilmişim:-) Eşim moralim düzelsin diye bana bir adımsayar(pedometre ) almış.Daha doğrusu Becel’in promosyonuymuş ama margarine ihtiyacımız olmadığı halde hoşuna gidip almış.Radyolu ve saatli.Hem adımlarını sayıp kaç kilometre yürüdüğünü bulup yaktığın kaloriyi hesaplıyor hem de mesafe hesabı için kendi adım aralığını girebiliyorsun.Ayrıca kalori hesabı için kendi ağırlığını da girebiliyorsun.Ekstra olarak saat fonksiyonu da var.Bize yaklaşık olarak 8 YTL ‘ye geldi.Netten araştırdım emsalleri oldukça pahalı.Yürüdükçe bakıp kaç kalori yaktığımı hesaplayıp yediklerimi yakmışmıyım diye bakıyorum.Pazartesinden itibaren(inşallah diyorum) neler yediğimi ve yaklaşık olarak yaktığım kaloriyi buraya yazmayı düşünüyorum.Tabii sonucunda kaç kilo verdiğimi de.Takipte olun.:-))
İYİ Kİ DOĞDUN BABACIĞIM!!!
Bugün canım babacığımın doğum günü.Ama ne yazık ki kendisi şu an Kıbrıs’ta ve hiç bir evladı yanında değil.Ama ablamın ve benim kalbim onunla.Ona olan duygularımı buraya yazmak istedim müsaadenizle..
Canım babam,
iyi ki doğdun ve iyi ki benim babamsın.Dünyaya bir kez daha gelebilseydim yine senin babam annemin de annem olmasını isterdim.Ben sizleriden çok memnunum ve sizleri çooookkk seviyorum.Şu an yanınızda değilim ama kalbim her zaman sizinle.sizin de dualarınız bizimle olsun.
Kendinize çok çok iyi bakın.Daha nice yıllara inşallah!!SİZİ ÇOK SEVİYORUMMMM…
KISACA(!) HAFTANIN ÖZETİ…
Canlarım ne kadar kızsanız haklısınız.Çarşamba günü eşim işe dönünce hemen yazılarıma döneceğime dair söz vermiştim ama anca cuma günü fırsat bulabiliyorum.Bu arada neler yaptığımı anlatayım da neden fırsat bulamadığımı anlayın.Çarşamba günü niyetim evde oturup evdeki işlerimi tamamlamak ve yazılarımı yazmaktı.Daha çayımı yeni demlemiştim ki ablam aradı ve Üçkuyulardaki Çarşamba pazarına gitmemizi önerdi.Biraz mırın kırından sonra hadi gideyim dedim.Neyse önce ablama gittim ordan kızımn okuluna uğradıktan sonra henüz dinlenemeden (buralara yürüyerek gitmiştim) hemen ablam ve bir arkadaş daha pazara yürüdük.Bir sürü ıvır zıvır aldım birden bire elim doldu.Sonra tekrar ablamın evine gitmeyi (yokuş yukarı yürüyecektik çünkü) gözüm yemedi ve oradan dolmuşa binip eve geldim.
Hemen aldıklarımı açıp (koltuklar için polar örtü de almıştım) evdekilere gelince süpriz olsun diye serdim.Kızıma da köpekli anahtarlık almıştım(Kendime de).Sonra yemek hazırlamaya durdum daha yemekleri yeni bitirmiş ortalığı topluyordum ki babası kızını alıp gelmiş.Servisle gelse bir saaat daha geç gelecekti.Sonra yemeğimizi yemiş çayımızı içiyorduk ki eltim eşimi aradı ve eşim araya gitti.Sonra bir baktım yeğenini alıp gelmiş.Kızımın da Türkçe yazılısı vardı bu arada ben ona soru hazırlamış onları çözdürüyordum.gün öylece geçti tek satır yazamadım tabii…Perşembe sabahı kızımı yolculadıktan sonra acele acele kahvaltıyı yapıp yeğenle birlikte ablamla buluşmak için Perşembe pazarının yolunu tuttuk.
Buradan otobüsle 45 dk kadar sürüyor.Merve(Eşimin yeğeninin adı) Hatay pazarına ilk kez geliyordu ve çok beğendi (Daha önce Kayseri’deydiler tayinleri buraya çıktı).İki gün üstüste pazara gelmek benim için biraz yorucuydu aslında ama kızcağız çok merak ediyordu.Kızıma ve oğluma eşortman takım , eve tül örtüler(Biri Barbie’liydi)kızıma toka, oğluma çorap,dün pazradan aldığım iki hint işi yastığa iki kardeş, renkli çamaşırlar vb. aldım.Merve de çok güzel bir eşortman altı aldı.Ablam fazla bir şey almadı.Bu arada 9 eylül’den bir sınıf arkadaşım arayarak okulu mahkemeye vermek istediklerini benim katılıp katılmayacağımı sordu.Pazardan sonra önce kızımın okuluna sonra da ablamın evine gittik.Orada mikrodalgada meyvalı kek denedim.Çok güzel oldu , sadece 9 dkda yumuşacık lezzetli bir kek oldu.Çayla birlikte yedik.Sonra eşim aradı bizi oradan çünkü yürüyecek hiç halim kalmamaıştı.Eve gelip apar topar yemek hazırladım ve kızımın matematik yazılısı için soru hazırladım.bugün sabah kalktığım zman hafif bir kırıklığım vardı ve banyo yapıp biraz uzandım.Yataktan kalkmayı bir türlü canım istemedi ama sonunda kalkıp yemeğimi pişirken bir taraftan da yazımı yazayım dedim.
Bu arada geçen sene öğretmenlik yaptığım okuldaki öğretmen arkadaşlardan biri beni aradı.Başka bir yerde işe girmiş ve diyetisyen olarak birinin fikirlerine ihtiyacı varmış.Ben yardımcı olabilirmiyim diye sordu.Sonra da telefonu patronuna verdi.Kadın şu anda kaç kilosunuz diye sordu ilk olarak söylemeye utandım.Kaç kilo kaybettiğimi sordu buraya gelin görüşelim dedi.Teli kapattıktan sonra uzun zamandır yapmadığım bir şeyi yapıp gidip tartıldım.Sonuç hüsran tabii.Pazartesinden itibaren diyete yeniden başlıyorum inşallah neler yediğimi buralara yazmaya çalışacağım.Kaç kilo olduğumu da o gün açıklayacağım.Desteklerinizi bekliyorum.
8 DAKİKADA İDEAL KİLO
Jorge Cruise Amerika’da milyonlarca insanın hiç kaçırmadan izlediği televizyon programı “Sabahları 8 Dakika” nın yaratıcısı. Fakat Cruise kendini iyi bir vücuda sahip olmaya adamış “bay vücutlardan” biri değil. Her sabah 8 dakikalık bir egzersiz ve doğru beslenme programıyla sadece 4 haftada forma girmeyi öneren bir uzman.Fazla kilolu olmaktan utanmanın ne demek olduğunu biliyorum çünkü yaşadım” diyen Jorge Cruise küçüklüğünden beri sağlıklısız bir hayat sürmüş: “Enerjim yoktu, her gün baş ağrıları çekiyordum ve ciddi astım rahatsızlığım vardı.” Haftalarca mide ağrısı çeken, bol bol su ve bitki çayları içen, yemek yiyemeyen ve hızla kilo kaybetmeye başlayan Jorge Cruise, ağrısı artıp acilen hastaneye kaldırıldığında apandisitinin patladığını öğrenmiş. Bu olaydan sonra yeme alışkanlıklarını kökten değiştirmiş.
“Fazla süt ürünü ve kırmızı et yemeyi bıraktım, işlenmiş gıdalardan tam tahıllara ve sebzelere geçiş yaptım, bol su içmeye, soya ürünleri yemeye başladım. Bir gün baş ağrılarımın ve astımımın kesildiğini fark ettim. Kendimi sağlıklı ve enerjik hissediyordum” diyen Cruise şimdi insanların sağlıklı olmalarına ve bunu korumalarına yardım etmek istiyor. Jorge Cruise yaşamını başka insanlara en iyi ve en verimli kilo verme bilgilerini öğretmeye adamış.
Program nasıl uygulanacak?
28 günde kilo vermek ve ideal kiloya ulaşmak için mucizeler vaad eden “Sabahları 8 Dakika” programı üç temel kurala dayanıyor:
Heyecan formunuz
Sabahları 8 Dakika uygulamasından önce yapacağınız günlük “Uyanma konuşması”yla kendi iç motivasyonunuzu yaratacaksınız. Bu size yeni yaşam biçiminizi sevme konusunda kendinizi motive etmeniz için gerekli olan heyecanı sağlayacak.
Bu konuşma sırasında kilo verme hedeflerinizi saptayın, bu kilolardan kurtulmak için yeni ikna yolları keşfedin. Kendinizi olumsuz düşünen birinden olumlu düşünen biri haline dönüştürün. Nefes alma şeklinizi değiştirerek gizli bir enerji kaynağı yaratın, hareketlerinizi değiştirmek için gözünüzde canlandırma gücünden yararlanın.
Sahip olduğunuzu bilmediğiniz zamanı ortaya çıkarın, bir saniye içinde ruh halinizi düzeltin, özgüveninizi ortaya çıkarın. Ayrıca sabahları yapacağınız uyanma konuşmasına ek olarak programın bir başka öğesi de “Günlük”. Bu bölümde; kaydettiğiniz ilerlemeyi, yaptığınız atılımları ve yaşamınızda sizi mutlu kılan şeyleri yazmak yeterli.
Fiziksel formunuz
Programın temelinde kendisini kanıtlamış “iki süper hızlı hareket” yer alıyor. Bunlar günde sadece 8 dakika zaman alıyor, fakat muhteşem sonuçlar veriyor. Bu iki güçlendirme hareketi, hergün metabolizmanızı hızlandırmanıza, form kazanmanıza ve yağlarınızı mümkün olduğunca etkili şekilde yakmanıza yardımcı oluyor.
Beslenme alışkanlıklarınız
Takip etmesi son derece kolay olan “yağ yiyin forma girin” beslenme programı kişide yemekten yoksun bırakılma duygusu uyandırmıyor. Bu programda, hemen her diyette söylendiği gibi, sadece omega yağlarını yemek zorunda değilsiniz. Yemeklerinizde her türlü yağı, hatta tereyağı gibi doymuş yağları bile kullanabilirsiniz. Ayrıca mısır yağı veya hoşlandığınız diğer yağları da kullanabilirsiniz. Sadece bunları az miktarda kullanmaya dikkat edin. Ama yine de unutmayın ki, omega yağlarını ne kadar fazla kullanırsanız, o kadar daha az yemek yiyecek, yediklerinizden keyif alacak, metabolizmanızı hızlandıracak, hastalıkları engelleyecek ve kendinizi daha mutlu hissedeceksiniz.
Ketentohumu yağı kullanın
Ketentohumu yağı kullanmanız gereken yağların başında geliyor. Sabahları ekmeğinize reçel sürmek yerine, ketentohumu yağı kullanın (Bunun erimiş tereyağı olduğunu düşünebilirsiniz). Bu tostunuzun daha lezzetli olmasını ve kendinizi daha uzun süre tok hissetmenizi sağlayacaktır. Sebzelerinizin üzerinde sos kullanmak yerine öğlen veya akşam öğünlerinde bir çay kaşığı ketentohumu yağı kullanın. Aşırı yemek yemenizi engellemek için akşam yemeğinden 1 saat önce bir çay kaşığı ketentohumu yağı karıştırılmış bir kase yağsız yoğurt veya soya yoğurdu yiyin. Pişirdikten sonra bir çay kaşığı ketentohumu yağı katarak çorbanızı daha doyurucu, yağ yakıcı bir dost haline getirin. Metabolizmanızı harekete geçirecek ve çorbanızın lezzetini artıracaktır
Zayıflama Yöntemleri
GÜNEY AFRİKA HOODİA GORDONİİ BİTKİSİ
Eğer şu ana kadar Hoodia Gordonii Bitkisi hakkında hiçbir şey duymadıysanız, hazırlanın.Çünkü bundan sonra oldukça fazla duyacaksınız.
Hoodia Gordonii doğal bir iştah kesicidir. Her ne kadar bu bitki üzerinde son 30 yıldır çalışma yapılmakta olsa da, dünya ile tanıştırılması sadece 2004 yılında başlamıştır. Obeziteye karşı savaşta kullanılan doğal ürünlerin içinde en güçlü olanıdır. Güney Afrika’ da Kalahari Çölü’nde yetişmekte olan kaktüs görüntülü bir bitkidir. Hoodia, bu bitkinin genel adı olmakla birlikte bu isim altında çok fazla çeşidi bulunmakta, ancak sadece GORDONII çeşidi iştahın kesilmesini sağlamakta ve açlığa dur demektedir. Bölge halkı da yıllardır bu bitkiyi çölde ava çıktıklarında bu amaçla kullanmaktadır.
Hoodia Gordonii, salgı yolu ile beyine gönderdiği sinyallerle insana yemek yemiş ya da aç değilmiş etkisini vermektedir. Şu ana kadar yapılmış binlerce deneyde hiçbir yan etkisi saptanmamıştır.
AKSÖĞÜT KABUĞU
Aksöğüt, Avrupa ağırlıklı olmak üzere, Orta ve Güneydoğu Asya , ABD’de yetişmekte olan 20-30 metreye kadar ulaşan aslında ASPİRİN olarak bildiğimiz ağrı kesici ve ateş düşürücünün de çıkış noktası olan bir ağaç türüdür. Aksöğüt kabuğu içerdiği asit türleri sayesinde sindirim sistemini düzenler ve hareketlendirerek, sindirim tembelliğini önler.
PARAGUAY ÇAYI TOHUMU (YERBA MATE)
Yerba Mate Güney Amerika da Brezilya, Paraguay ve Arjantin’in yarı tropikal tepelerinde yetişen bodur bir ağaç türüdür. 12 ay boyunca yaprak dökmeyen bu bitki yerliler tarafından Tanrı’nın Ağacı olarak da anılmakta iken Avrupa’da da Yeşil Altın olarak isimlendirilmiştir. Bunun sebeplerinin başında bitkinin sadece doğal bir enerji kaynağı olması ve vermiş olduğu inanılmaz zindelik gelir. Yerba Mate bitkisi inanılmaz bir şekilde 196 doğal bileşen içermekte ve bunların 144 adedi Yeşil Çayın da içeriğini oluşturmaktadır.
Mountwest Üniversitesi Herbal Bilimler Bölümü Başkanı Dr. Mowrey ve ekibinin yapmış olduğu araştırmalar sonucunda yapılan açıklamanın en can alıcı kısmında şunlar yazmaktadır.
“Yerba Mate(Paraguay Çayı Tohumu) kısaca insana hayatının sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için gerekli tüm mineral ve vitaminleri içermektedir”
Yerba Mate’in içerdiklerinin sadece bir kısmı aşağıdaki gibidir: Vitamin A, C, E, B1, B2, B3, B5, B KOMPLEKS, Kalsiyum, Manganez, Demir, Selenyum, Potasyum, Magnezyum, Fosfor,15 farklı amino grup asit. Yerba Mate Illinosis Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalar sonucu Yeşil çaydan çok daha etkili bir antioksidan olarak lanse edilmiştir ve birçok kanser çeşidini yavaşlatıcı ve geriye döndürücü özelliği saptanmıştır.
GYMNEMA SYLVESTERE
Güney Hindistan ormanlarında yetişen bir bitkidir. Harvard Üniversitesi ve London King College başta olmak üzere birçok kurum tarafından yapılan araştırmaların net sonucu olarak bu bitki yapraklarının “kan şekerini düzenleyici” özelliği ortaya çıkarılmış ve şu ana kadar tüm dünyada birçok Tip1 ve Tip2 diyabet hastası üzerinde kullanılmış ve son derece olumlu sonuçlar vermiştir.
Bunlara ek olarak Gymnema Sylvestere bitkisi vücuttaki kolesterol miktarını ciddi ölçülerde azaltmaktadır. Bitki yaprakları ağızda bıraktığı tatlımsı özelliği ile kan şekerini normal seviyelere taşıyarak, yemek yeme isteğini frenlemektedir.
YAPRAK DÖKMEYEN KAMBOÇYA YEŞİL AĞACI BİTKİSİ (GARCİNİA CAMBOGİA)
Güney Hindistan ve Kamboçya’da yetişmekte olan bir ağaca ait meyve türüdür. Önce ABD’de daha sonrada tüm dünya da zayıflama tabletlerinde kullanımının asıl sebebi içerdiği (-)-Hydroxycitric acid (HCA) dir.
HCA yağ enzimlerinin etkisiz hale getirilmesine ayrıca yiyecekler yolu ile alınan karbonhidratın da yağ olarak depolanmasına mani olur. Bunların yanı sıra iştah kesici özelliği de saptanmıştır, insan bünyesine vermiş olduğu hiçbir yan etkiye rastlanmamıştır. 1 gram Kamboçya yeşil ağacı bitkisinin içermiş olduğu HCA’nın yaklaşık 250 gram civarında yağın depolanmasına mani olduğu laboratuar deneyleri ile kesinlikle ispat edilmiştir. Obezitenin en büyük ve güçlü düşmanıdır.
REF: Lowenstein JM. Experiments with (-hydroxycitrate. In: Burtley W, Kornberg HL, Quayle JR, eds. Essays in Cell Metabolism. New York: Wiley Interscience, 1970, 153-66)
GUARANA
Yaprak dökmeyen bir bitki olana Guarana, ilk olarak Amazon yağmur ormanlarında bulunmuş ve Amazon yerlileri tarafından çerez olarak ve açlığı giderdiği hissedildiği için kullanılmıştır. Guarana bitkisinin etken maddesi olan Guaranin, kafeine eş değer özellikler taşımaktadır, bunun yanı sıra bitki aslında Asya ve Sibirya Ginsengi’nin karışımı olan etkileri de göstermektedir. Bu bitkiler genelde atletlerin yarışlar önceleri ekstra doğal enerji depolamak için kullandığı ürünlerdir.
Guaranin’in kilo kaybı konusundaki faydası, metabolizmanın çalışmasını hızlandırması ve dışarıdan alınan yağ ve karbonhidratı enerjiye çevirmesi daha doğrusu bu döngüyü hızlandırmasından kaynaklanmaktadır.
YEŞİL ÇAY
Çay “siyah”, “oolong”, “yeşil” ve “beyaz” olarak dört kategoriye ayrılabilir. Hepsi “Camelia Sinensis” adlı bitkinin yapraklarından elde edilir. Çayları farklı kılan üretim aşamasındaki fermantasyondur. Yeşil çay hiç fermente edilmez. Çayın en tazesi ve vücuda siyah çaydan daha faydalı olanıdır.
Yeşil çay içindeki kateşinler sayesinde:
* Kanser riskini azaltır.
o Yeşil çay yemek borusu kanserini erkeklerde %57, kadınlarda %60 oranında önlemektedir.
o Yeşil çay düzenli içilmesi halinde prostat kanseri riskini üçte iki azalmaktadır.
o Yeşil çay deri kanserine yol açan ultraviyole ışınların zararından korur.
o Tümörü küçültür.
* Antioksidandır.
o Yeşil çaydaki antioksidan
E vitaminindekinden 20 kez daha kuvvetlidir.
* Kolesterolü düşürür.
* Tansiyonu ayarlar.
* Kan şekerini ayarlar.
* Bakterileri öldürür.
* Grip virüsünü öldürür.
* Ağız kokusunu önler.
Yeşil çay içindeki C vitamini sayesinde:
* Stresi azaltır.
* Gribi önleyicidir.
Yeşil çay içindeki kafein sayesinde:
* Performansı etkiler, yorgunluk ve uyku halini ortadan kaldırır.
* İdrar söktürücüdür.
o İdrar söktürücü özelliğinden dolayı zayıflama rejimlerinde kullanılıyor.
Yeşil çay içindeki flavonoidler sayesinde:
* Kan damarlarını güçlendirir.
Yeşil çay içindeki polisakkaridler sayesinde:
* Kan şekerini düşürür.
Yeşil çay içindeki fluorid sayesinde:
* Diş çürümesini engeller.
Yeşil çay içindeki E vitamini sayesinde:
* Antioksidan olarak rol oynar.
* Yaşlanmayı geciktirir.
Yeşil çay içindeki EGCG(Epigallokateşin Gallat) adlı kimyasal madde sayesinde:
* Kanser hücrelerinin gelişmesini önlüyor.
* Akciğer, mide, bağırsak karaciğer ve deri kanserlerini önleyici etki yapıyor.
* Alzheimer’i önleyici
* Sigara kullanımının toksik etkisini azaltıyor.
* Yeşil çay içen hamile kadınlar sorunsuz bir doğum gerçekleştirebilirken, sakat çocuk dünyaya getirme riski de azalacak.
Yeşil Çay:
* Anti enflamatuar, hücre yenileyicidir.
* Arterioskleroz riskini azaltır.
* Damar sertliğinden koruyor. Kılcal damarları büzerek ödem oluşmasını önlüyor.
* Deriyi besler
* Kalp ve dolaşım sistemini olumlu etkiler.
* Kemik erimesini engelliyor.
* Kilo verdirir.
* Mide ve bağırsak problemlerini hafifletir.
* Migreni geçiriyor.
* Sürekli kullanımı, romatizmal hastalıkların tedavisinde fayda sağlar.
* Vücuttaki yağların yakılma sürecini hızlandırarak diyetleri destekler.
* İstenmeyen yağların %30′unu absorbe eder.
Ne yapsak da çocuklara sebze yedirsek?
Bu hafta Yiyorum Büyüyorum sitesi bizimle bir röportaj yaptı. Zümrüt Hanım’a teşekkür ediyoruz. Beslenme ile ilgili soruları bana bu post’u yazma fikrini verdi.
Aynı zamanda, çok heyecan verici bir şekilde bloglarında ve sitelerinde Miniklerin Yemek Keyfi’nden ve çalışmalarımızdan söz edenlere de teşekkür ederiz.
Ne yapsak da çocuklara sebze yedirsek?
İşte anne ve babaların birçoğunun sorunu. 5-6 yaşlarına doğru çocuklar ağızlarını inatla yeşil olan hemen hemen her şeye kapamaya başlıyorlar. Hemen hemen, diyorum çünkü Ispanaklı Börek harika bir istisna. Günün birinde mutfağında Ispanaklı böreği icat etmiş olan o eşsiz anneye gerçekten hayranlık dolu saygılarımızı ifade etmemiz gerekir… ben bunun bir annenin eseri olduğunu, düşünürüm, çocuğuna sebze yedirme arzusunda bir anne…
Miniklerin Yemek Keyfi’ni yazdıktan sonra da minik canavarlarımızı sağlıklı ve keyifli bir şekilde beslememizi sağlayabilecek yemek tarifleri toplamaya devam ediyorum. Onları kendi hallerine bıraksak, bonbon, çikolata, cipsler ve -oyuncakları için- tahıl gevrekleri -yine oyuncakları için- fast-food’dan başka bir şeyi gözleri görmeyecek. Oyuncak, oyuncak… ne oluyoruz yahu? Yemek mi yiyoruz, oyun mu oynuyoruz?
Bir dakika, belki de o kadar fena bir fikir değil… oyunla yemeği buluşturmak.
Hadi, biz de gıda endüstrisinin pazarlama yöntemlerini bir kereliğine lehimize kullanalım! “hayatım, gel biraz oyna… sonra da yemeğini yersin”.
Evet, yapmamız gereken, yavrumuzla birlikte peynirli çubuklar hazırlamak… üstelik bunu yapmak en az oyun hamuru ile oynamak kadar eğlenceli.
Tabii, özellikle bu aşamada ona bu çubukların özellikle ÇORBAYLA yeneceğini hatırlatmayı unutmayın.
Kendi yarattığı çubukları yemek öyle hoşuna gidecektir ki, yanında istediğiniz sebzeyle hazırladığınız bir çorbayı da afiyetle tumbasına indirecektir. Ben bu yöntemle Güney’e pırasa yedirmeyi bile becerdim… pırasa ve Güney… bir mucize!
Peynirli Çubuk… harika bir yemek sitesi olan “ô délices”te bulduğum İsveç tarifini uyarladım…
- 4 su bardağı un
- 1,5 su bardağı ılık süt
- 25 gram yumuşak tereyağ
- 1 çorba kaşığı bal
- 1 poşet instant kuru hamur mayası
- 1,5 tatlı kaşığı tuz
- ¾ su bardağı rendelenmiş tost kaşar
Bütün malzemeyi bir mutfak robotu yardımıyla ya da elde yoğurun.
(Eğer bir ekmek makinesi kullanıyorsanız, haznenin tabanına süt, tereyağ, bal, tuz, unu koyun. Üzerine rendelenmiş tost kaşar ve mayayı dökün. Hamur programını kullanın.)
1- 1,5 saat kabarmaya bırakın. Hamuru yayın ve şeritler halinde kesin. Burgu yaparak şeritleri kıvırın. Tepsiye koyun.
Şeritleri siz burmak yerine isterseniz çocuğunuzun istediği şekilleri yaratmasına izin verin. Ama yine siz yanından ayrılmayın, ve çok fazla hamuru ezmemesi gerekir, yoksa pişerken sertleşecektir.
Bir fırça yardımıyla, hazır şekillerin üzerine süt sürün. Ve üzerine susam veya haşhaş tohumu serpeleyin. FIrınınızın 200 dereceye ısınmasını beklerken, hazırladığınız şekilleri kabarmaya bırakın. 10-12 dakika pişirin.
30 kadar çubuk elde edeceksiniz ve sanırım tüketilmeleri de çok çabuk olacak. Ama isterseniz derin dondurucuda dondurabilir, gerektiğinde çıkarabilirsiniz. Fırında birkaç dakika ısıttığınızda çıtır çıtır olacaktır.
